www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Bizimkiler’in öyküleri
“Uluslararası İşçi Hareketleri”, “11 Eylül: Gerçeğin Çölüne Hoş Geldiniz”, “Sokakta Politika”, “Siyasal İslam ve AKP”, “Reddin Gücü” gibi kitapları bulunan Volkan Yaraşır’la son çalışması “Gücün Reddi” üzerine söyleştik.

40 fotoğrafçı 40 kitap
Her geçen gün daha çok kişinin ilgi gösterdiği fotoğraf sanatı adına Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor. Fotoğrafa yıllarca gönül vermiş usta fotoğrafçıların çalışmaları Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi dizisi altında buluşuyor.

Edebiyata kısa bir yolculuk
Mehmed Uzun’un ‘Kürt edebiyat tarihine ilişkin kısa bir inceleme metni’ olarak nitelendirdiği “Kürt Edebiyatı’na Giriş” adlı kitabı okuyucuya sunuldu.


‘Bizimkiler’in öyküleri
Reddin Gücü adlı çalışmanızla yeni kitabınız Gücün Reddi arasında bir paralellik var, dünyada ve Türkiye’de reddedenlerin ve başeğmeyenlerin hikâyelerini anlatıyorsunuz, böyle bir çalışmaya neden gereksinim duydunuz?
Kitapların çıkış noktası bir gün Eminönü’den Kadıköy’e vapurla geçerken yaşadığım iç sıkıntısı oldu. Hiçbir şey beni heyecanlandırmıyordu. Kendi kendime beni en çok heyecanlandıran, mana dünyamda yeri olan şeyleri düşündüm. Siyasi kimliğimin oluşmasında önemli etkileri olmuş insanlar, eylemler ve hareketler aklıma geldi. Bunlar kendi kişisel tarihimin alüvyonlarıydı. Ve bunları herkesle paylaşmayı istedim.
12 Mart ve 12 Eylül faşizmine direnen önderleri ve devrimcileri anlatmışsınız. Ayrıca, dünyadan da devrimci kimlikleri öykü tadında ele alınmış, son derece lirik ve romantik bir anlatım var. Özel olarak mı böyle kaleme aldınız?
Evet. Doğru söylüyorsunuz. Örneğin Deniz’i anlamak onun en insani yönleri kavrandığında mümkündür. O insani yönler Deniz’in asi kimliğinin yapıtaşlarıdır. Koca bir sisteme kafa tutabilen bu genç militan ve devrimci önder, romantikliği ve muzipliğiyle en militandır. Benzer bir şeyi Erdal içinde söyleyebiliriz. Onların direnci bizim ruhumuzu ayaklandıran bir dirençtir. Onlar idam sehpalarında özgürlüğün meşaleleri olmuşlardır.
Mahir, Hüseyin, Ulaş, Remzi, Mustafa da başeğmezlikleri ve tutkularıyla bizlere ışık saçmaktadırlar. Diğer devrimci kimlikler için de benzer şeyleri söyleyebiliriz.
Onların yaşam öyküleri içindeki her tavır, her duruş asiliklerinin birikimleridir.
Kitap onları fetişleştirmekten öte devrimci kimliklerini ve bu kimliğin beslendiği damarları öyküleştirerek ele almıştır. Bu anlamda lirizm ve romantizm öykülerin atmosferini belirledi.
Bu kadar kişinin ortak noktaları nelerdir?
Onların ortak noktası hepsinin gücü/iktidarı reddetmeleri, itaat etmemeleri, rıza göstermemeleri, muazzam bir güce kafa tutmalarıdır. Onlar “bizimkilerdir.” Bize mücadele azmi, isyan etme gücü veren devrimcilerdir. Başka bir dünyanın olanaklı değil, gerçek olabileceğini pratiklerinde gösteren, bunun için de her türlü fedakârlığı, ölümü, zulmü göze alanlardır. Kısaca onlar, insanlığın karanlık yüzünü açığa çıkaran, özgürlüğün, adaletin ve mutluluğun savaşçılarıdır. Onlar Latin Amerikalı, Türkiyeli, Afrikalı, Avrupalı, Asyalı, Amerikalı “bizimkilerdir.” Bizimkilerin öyküsü bir anlamda insanlığın, sevginin ve aşkın öyküsüdür.
Reddin Gücü ve Gücün Reddi’ne yönelik yaklaşımlar nasıl oldu?
Reddin Gücü son derece ilgi uyandırdı. Kısa zamanda ikinci baskısını yaptı. Benzer şeyi Gücün Reddi’nde bekliyorum. Bizi biz yapan bu devrimci kimlikleri tanımayan geniş bir genç kitle var.
Reddin Gücü’nü okumuş ve etkilenmiş 14-15 yaşlarında genç okurlarla tanıştım. Onların etkilendiğini görmek bana anlatılmaz bir onur verdi. Gücün Reddi’de aynı etkiyi yaratacak kanısındayım.
Genç kuşak belki Deniz’in, Mahir’in adlarını duymuş, kısmen de tanıyor olabilir. Ama Erdal Eren, Mustafa Özenç, Remzi Basalak hatta Ulaş ve Cevahir’i hiç tanımıyor. Bu kuşağa ulaşmak, bu değerleri bu kuşakla tanıştırmak gerekiyor. Genç kuşağın dışındaki okuyuculara da, “bunlar yaşanmış, yaşananlar ve bu kimlikler unutulursa, sizin de bir parçanız ölecek, ruhunuz kadavra haline gelecek” mesajı verilmektedir. Bir anlamda onları provoke etmekte, bu değerlerin farkına ve anlamına varılması hedeflenmektedir.
Ortak noktaları mücadele olan kişileri ve hareketleri anlatan, benzer çalışmalarınız devam edecek mi?
Evet. Birçok kişi Gücün Reddi’nde anlatılan örneğin Kesveran Komününü bilmez, Polisario duvarından habersizdir.
“Bizimkilerin” bizler tarafından bilinmeyen daha birçok öyküsü var. Bunları ortaya çıkarmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Şu an yürüttüğünüz bir kitap çalışması var mı?
Evet. Latin Amerika’da gerilla deneyimlerini, ETA, IRA, Polisaryo Cephesi, Tamil Kaplanları’nı değerlendiren bir çalışmayı sürdürmekteyim.
Yarı sömürge ülkelerde devrim anlayışı, mücadele ve örgütlenme tarzının tarihsel evrimi ve güncel şekillenişini ele alan teorik bir çalışma. 2005 yılının başında yayımlanacak.


Başa dön


40 fotoğrafçı 40 kitap
Aysel Bakıray
Her geçen gün daha çok kişinin ilgi gösterdiği fotoğraf sanatı adına Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor. Fotoğrafa yıllarca gönül vermiş usta fotoğrafçıların çalışmaları Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi dizisi altında buluşuyor.
Sanatı tanıtmak için
Fujifilm Türkiye’nin sponsorluğuyla desteklenen proje; daha geniş kitlelere fotoğraf sanatını tanıtmak, sevdirmek ve uluslararası düzeyde yapılan çalışmalardan haberdar etmeyi amaçlıyor. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen çalışma, fotoğraf, sanat ve turizm konularında nitelikli yayınlar çıkarmak düşüncesiyle, Fotoğraf Dergisi, Photo Digital, Collection, Bilgisayar Gazetesi, Doğa ve Gezi dergilerinin yayıncısı Ant Yayıncılık’ın sahibi Şerif Antepli ile turizm sektöründeki pek çok kuruluşa hizmet veren Art Studio’nun sahibi fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan tarafından kurulan Antartist Yayıncılık’ın ilk çalışması olacak. 2005 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanan kütüphanede ilk etapta, Türkiye’nin seçkin 40 fotoğraf sanatçısının 40 fotoğrafının yer alacağı 40 cilt basılacak.
Her cilt bir sanatçıya ayrılacak. Türkiye genelinde satışa sunulacak Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi dizisinin sanatseverlerle buluşacak ilk 5 kitabı; İzzet Keribar, Gülnur Sözmen, Recep Dönmez, İbrahim Zaman ve Gültekin Çizgen’in yıllar içinde oluşan seçkilerinden hazırlanmış. Aralıkta ayında isi ikinci beş kitap çıkacak ve daha sonra seri iki ayda bir, 5’er kitap halinde çıkarak 2005’de proje tamamlanmış olacak. Fotoğrafseverlerin ve sanatçıların büyük ilgisinin çekileceği düşünülen kitapların satış bedeli bu amaçla 10 milyon lira olarak belirlenmiş.
‘Fotoğrafçılar tanınsın’
Proje hakkında bilgi veren Timurtaş Onan, 3 ay önce Şerif Antepli ile başlayan bu projenin öteden beri hayata geçirmeyi düşündüklerini ve bunu bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktığını söylüyor. Fotoğrafseverlerin yada bu sanatla uğraşanların bu konuyla ilgili kitapçılarda çeşitli kitaplar bulamadıklarını, olan birkaç kitabın ise çok fahiş fiyatlarda olduğunu dile getiren Onan, “Bütün fotoğrafçıların tanınmasını istedik. Türkiye böyle bir şey kazansın dedik” dedi.
Türkiye’de çok güzel işler yapan ve yurtdışında bir çok ödül alan bir çok sanatçının Türkiye’de tanınmamasının üzücü olduğunu belirten Onan, “Bir yayınevi bu fotoğrafçı tanıtmayı üstlenirse insanlarda bu insanları tanıyacak ve daha yakın takip edecekler. Bu sanatçıların tanınması için yayınevince kitaplarının çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Şimdilik 40 sanatçının eserlerini çıkartacağını belirten Onan, daha sonra yetenekli buldukları genç fotoğrafçılarında eserlerini durum elverdikçe çıkarmaya çalışacaklarını ifade etti. Fotoğrafçıların seçimlerin en eski sanatçılardan ve son 15 -20 yılda başarılı olan isimler arasından yaptıklarını dile getiren Onan, en büyük hayallerinden birinin ise fotoğrafları galerilerden kurtarıp fotoğrafı sokaklara taşımak olduğunu kaydetti.
Bir film izledi hayatı değişti
20 yıllık fotoğraf sanatçısı Onan’ın fotoğrafa başlaması ise hayli ilginç olmuş. 18 yaşlarında iken İtalyan yönetmen Mikelanjelo Antonioni’nin “Cinayeti Gördüm” adlı filmin baş kahramanı olan fotoğrafçıdan etkilenerek fotoğraf dünyasına girmiş.
Onan, birkaç yıl önce okuduğu bir dergideki röportajda binlerce kişinin aynı filmden etkilenip fotoğrafa yöneldiğini söylüyor.


Başa dön


Edebiyata kısa bir yolculuk
Mehmed Uzun’un ‘Kürt edebiyat tarihine ilişkin kısa bir inceleme metni’ olarak nitelendirdiği “Kürt Edebiyatı’na Giriş” adlı kitabı okuyucuya sunuldu.
Yazarın Kürtçe olarak kaleme aldığı kitabın ilk baskısı 1992 yılında Beybun Yayınları tarafından “Destpeka Edebiyata Kurdi” adıyla yayımlanmıştı. Gendaş Kültür tarafından yayımlanan Türkçe baskısındaki çeviri yine yazara ait.
Temel bilgiler
“Dicle’nin Yakarışı”, “Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık”, “Kader Kuyusu” gibi roman, deneme ve inceleme yazılarıyla tanınan Mehmed Uzun’un “Kürt Edebiyatı’na Giriş” adlı inceleme kitabı 1980’li yıllarda ortaya çıkan bir eser.
Çeşitli Avrupa ülkelerinde, Kürt edebiyatı üzerine verdiği konferanslardaki konuşmalarını söz konusu kitabında bir araya getiren Uzun, bu çabasını şöyle açıklıyor: “Metnin amacı, olabildiğince rahat bir biçimde, düz bir gelişme çizgisini izleyerek, Kürt edebiyatına ilişkin en temel bilgileri, ‘Kürt edebiyatına yabancı’ okuyucuya iletmektir.”
Politika ve edebiyat
Yeni Süpermen seçildi
Süpermen’in yeni macerasında geçtiğimiz günlerde hayata veda eden ünlü aktör Christopher Reeve’in tahtına sinema dünyasında pek ismi duyulmayan genç oyuncu Brandon Routh’un oturacağı ifade edildi. Internetteki “imdb” sitesinin haberine göre, “Süpermen Dönüyor-Superman Returns” adlı filmin başrolü için 12 ünlü aktörün adı geçerken, rol hiç umulmayan bir isme gitti. Rol için ön plana çıkan “Tutku: Hazreti İsa’nın Çilesi” filminde Hazreti İsa’yı canlandıran Jim Caviziel için yorumunu soranlara, “evet çok iyi bir oyuncu ama ben Süpermen’in şöhretsiz bir isim olmasını istiyorum” diyen yönetmen Bryan Singer sözünü tuttu. “X-Men” serisiyle tanınan Singer’ın “Will and Grace” adlı televizyon dizisinde küçük bir rol üstlenen Brandon Routh’u rol için seçtiği kaydedildi. “Süpermen” rolünün adayları arasında “Vampir Avcısı Buffy” filminde rol alan Tom Welling, “Hızlı ve Öfkeli” filminin oyuncusu Paul Walker, “Pearl Harbour” filminin sempatik aktörü Josh Harnett, tecrübeli Oscarlı aktör Nicolas Cage, “Seinfeld” dizisinden Patrick Warburton, genç aktör Ashton Kutcher, “Mumya” serisinin oyuncusu Brendan Fraser ve “Soğuk Dağ” filminin Oscar adayı aktörü Jude Law da yer alıyordu. Aynı adlı çizgi romandan beyazperdeye uyarlanan “Süpermen” filminin ilki 1978 yılında çevrildi. Bu yapımı sırasıyla 1980, 1983 ve 1987’de çevrilen filmler izledi. 52 yaşındaki aktör Christopher Reeve, “Süpermen” rolünü büyük bir başarıyla canlandırdı ve ünlü karakterle adeta özdeşleşti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net