www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ayrı telden çalıyorlar
Türk-İş ve DİSK “Kıdem tazminatlarına dokunmak grev nedenidir” derken, Hak-İş fon uygulamasına karşı çıkmıyor. DİSK yetki barajının kaldırılmasını savunurken, Türk-İş ve Hak-İş “makul seviyeye indirilmesi”nden yana.

Sürgüne karşı yürüyüş
İzmir’in Tire ilçesinde 2004 yılı bütçesine tepki gösteren üç öğretmenin sürülmesi, yürüyüşle protesto edildi.

Çukobirlik işçileri eyleme başladı
Çukobirlik işçileri, 15 ay önce kapatılan fabrikalarının açılmasını istedi. Çukobirlik Genel Müdürlüğü ve AKP önünde eylem yapan Çukobirlik işçilerine, BOSSA, MENSA ve Seyhan Belediyesi işçileri de destek verdi.


Ayrı telden çalıyorlar
Sultan Özer
AKP Hükümeti, Kıdem Tazminatları Fonu Tasarısı üzerinde çalışıyor. 2821 sayılı Sendikalar Yasası ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası’nda da değişiklik yapılması gündemde. Konfederasyonlar ise her üç tasarı konusunda görüş birliği içinde değil. Herkesin ayrı telden çalmasından yararlanan hükümet, kıdem tazminatı meselesini kazasız belasız hallederken, sendika ve grev yasalarında ise göstermelik değişiklikler yapma peşinde.
Çalışma Meclisi toplantısında gün yüzüne çıktığı gibi AKP, yönetimini ağırlıklı olarak TİSK ve hükümet temsilcilerinin oluşturduğu bir Kıdem Tazminatı Fonu oluşturmak istiyor. Hak-İş fona karşı çıkmazken, Türk-İş ve DİSK “Kıdem tazminatlarına dokunmak genel grev nedenidir” diyor.
2821 ve 2822 sayılı Yasalardaki değişiklik de yine bu dönemde Meclis gündemine gelecek. Makyaj niteliğinde olması beklenen değişiklikler, örgütlenme önündeki engelleri kaldıracak gibi gözükmüyor. Tasarı işkolu barajı, noter şartı, sendikalaşma nedeniyle işten atmalar, grev yasakları, yasal prosedürün uzunluğu gibi konularda istenen değişiklikleri içermiyor. Ancak konfederasyonlar bu tasarı konusunda bile farklı düşünüyor.
Türk-İş barajı savunuyor
Yasadaki yüzde 10 işkolu barajının tümüyle kaldırılmasını değil, düşürülmesini savunduklarını belirten Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, barajın tamamen kaldırılması halinde küçük ve orta ölçekli işyerlerinde karşılarına naylon sendikalar çıkabileceğini söyledi. Kılıç, “büyük külfet” olduğunu söylediği noter şartının da kaldırılmasını değil de masraflarının hafifletilmesini talep ediyor. Sendikalar üzerindeki mali müşavir denetimine karşı olduklarını belirten Kılıç, resmi arabuluculuğun da ya ortadan kaldırılması ya da etkinliğinin azaltılmasını, ayrıca yetki prosedürünün kısaltılmasını istediklerini ifade etti.
‘Noter şartı ve baraj kaldırılsın’
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, barajın ve noter şartının pazarlık konusu bile edilmeden tümüyle kaldırılmasını istedi. Cumhurbaşkanının bile istifası kabul edilirken, bir tek işçilerin istifasında noter şartı aranmasını eleştiren Çelebi, yetkilerin referandum ile belirlenmesi gerektiğini savundu. Grev hakkı üzerindeki kısıtlamalara, Bakanlar Kurulu’nun grevleri erteleme yetkisine işaret eden Çelebi, grevlerin fiilen engellendiğini söyledi. Yetki sürecinin çabuklaştırılmasının da şart olduğunu belirten Çelebi, bunlar olmadan 12 Eylül hukukunun devam etmiş olacağını dile getirdi.
Hak-İş: Beklentiler karşılanmıyor
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, mevcut tasarının beklentilerini karşılayacak içerikte olmadığını belirtti. Tasarının, “sendikalaşmayı kolaylaştıracak, yetki prosedürünü azaltacak, sendikaları etkin hale getirecek düzenlemelerden yoksun” olduğunu söyleyen Uslu, barajın indirildiğini, ancak işkollarının birleştirilmesi halinde bu indirimin hiçbir fonksiyonunun olmayacağını belirtirken, tümüyle kaldırılmasının da sakıncaları olacağını savundu. “Üzerinde uzlaşılabilecek daha gerçekçi” bir baraj öneren Uslu, aksi halde işveren sendikacılığının doğacağını savundu. Noter şartının kesinlikle kaldırılmasını isteyen Uslu, bu konuda orman işçilerini üye yaparken yaşadıkları zorlukları örnek verdi.


Başa dön


Sürgüne karşı yürüyüş
İzmir’in Tire ilçesinde 2004 yılı bütçesine tepki gösteren üç öğretmenin sürülmesi, yürüyüşle protesto edildi.
Öğretmenler, KESK’in bütçenin emekçilerin ve halkın talepleri doğrultusunda belirlenmesi talebiyle 11 Aralık 2003’te ülke çapında düzenlediği işbırakma eylemine katılmışlardı.
İzmir ve çevre ilçelerden gelen KESK’liler, önce Tire pazarındaki esnaf ve halka, sürgünleri ve hükümetin uygulamalarını eleştiren bildiriler dağıttı. Daha sonra öğretmenevi önünde toplanan kamu emekçileri, Tire Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Polis barikatını aşan kamu emekçilerine, EMEP İzmir İl Başkanı Cabbar Demirci ve DEHAP İzmir İl Başkanı Hüseyin Dağ da katılarak destek verdi.
Amaç kadrolaşma
Meydanda konuşan Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Nihat Sefer, sendikanın çağrısıyla yapılan eylemlerin disiplin suçuna gerekçe oluşturmadığı yargı kararlarıyla ortaya konduğu halde İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün eyleme katılanlara ceza vermeyen idareciler hakkında soruşturma başlattığını söyledi. Sefer, soruşturma sonucu Tire İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi Müdür Yardımcısı Sadullah Coşar’ın Ödemiş İlçesi Ovakent Lisesine öğretmen olarak sürüldüğünü, Eğitim Sen üyesi iki öğretmenin de Ödemiş ve Bayındır’daki okullara gönderildiğini kaydetti.
Buna karşılık 17 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin müdür olarak atandığına dikkat çeken Sefer, sürgünlerin asıl amacının kadrolaşma olduğunu ifade etti.
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer de kadrolaşma, özelleştirme ve gericileştirmenin AKP’nin eğitim anlayışının unsurları olduğunu söyledi. Sürgünlerin geri alınmasını isteyen Dinçer, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nü uyararak “Yoksa İzmir’i her gün eylem alanına çeviririz” dedi.


Başa dön


Çukobirlik işçileri eyleme başladı
Sendikalı olmak suç mu!
AKP’li Yazıkonak Belediyesi’nde, seçimlerde başka partileri destekledikleri için işten atılan 9 işçi mahkeme kararıyla işe iade edildi. Ancak bu kararın hemen ardından sendikadan vazgeçmeyen 5 işçi daha işten atıldı. Kapı önüne konan işçilerden Reşit Yenikan, “Belediye başkanına ve amirlerine hakaret ettiği” gerekçesinin ileri sürüldüğünü ancak bunun doğru olmadığını söyledi. Yenikan, şunları anlattı: “Altı yıllık işçiyim, iki yıldır da sendika üyesiyim. Belediye Başkanı Abdülkadir Çiftçioğlu beni ve dört arkadaşımı makamına çağırarak sendikadan istifa etmemizi söyledi. Biz de istifa ettik. Fakat daha sonra yeniden sendikaya üye olduk. Bunun üzerine Belediye Başkanı bizi makamına çağırarak işten attığını söyledi.” Yedi çocuklu Yenikan, ayda 80 milyon lira ev kirası ödüyor. Eşi Azize Yenikan da “Telefon faturasını ödeyemediğimiz için aboneliğimizi iptal ettirdik. Çocuklar 2 yıldır bozuk olan televizyonumuzun ne zaman yapılacağını soruyor?” diye konuştu. Altıncı sınıfta okuyan Figen de babasının işten atıldığına çok üzülüyor. Okulda arkadaşlarının işten atılan babası yerine başkasının işe alınacağını söylediklerini aktaran Figen, babasının işe geri alınmasını istedi.
Polipak işçisi isyan etti
Ağır çalışma koşulları, Çerkezköy’de kurulu tekstil fabrikalarında çalışan işçileri isyan noktasına getirdi. En son Polipak Ambalaj ve Çuval Fabrikası’nda sabah vardiyasından çıkan işçiler, gece vardiyası işçileriyle birleşerek iş durdurdu. İşçiler fazla mesai ücretlerinin sadece yüzde 20 fazlasıyla hesaplanıp ancak iki ay sonra ödenmesini, yılbaşında yapılması gereken zammın yapılmamasını, firkete ve çapraz paralarının ise çalışan işçilerden kesilmesini protesto ettiler İşçiler sorunlarını patrona iletmek üzere Necmettin Ekmen ve Kahraman Barak isimli işçileri temsilci olarak seçtiler. Ancak İşletme Müdürü Ali Togay, polisi arayarak temsilcilerden şikâyetçi oldu. Temsilciler ifadeleri alınmak üzere karakola götürülürken, Togay da diğer işçileri “işbaşı yapmamaları durumunda aynı sonu paylaşacakları” yönünde tehdit etti. Fabrikaya giren sabah vardiyası işçileri, temsilci arkadaşlarıyla dayanışmak ve dile getirdikleri sorunların çözülmesi için iş yavaşlatma eylemine başladı. Diğer işçiler ise Emeğin Partisi İlçe Başkanı Hülya Aygün’ü arayarak, neler yapabileceklerini görüştüler. Aygün’le birlikte Emniyet Müdürlüğü’ne giden işçiler, arkadaşları bırakılana kadar emniyetin önünde ve savcılık binasında bekleyeceklerini belirttiler.
Vestel’de işçi kıyımı
Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu Vestel Fabrikası’ndan ekim ayından bu yana 500’e yakın işçi çıkarıldı. Buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi yapan fabrikada yaşanan işten çıkarmalar, “siparişin azlığı ve bakım” gerekçeleriyle açıklanıyor. Ancak yine işyerinden yapılan açıklamaya göre bu ayın başından itibaren çok sayıda yeni işçi alımı yapıldı. Vestel Grubu’na bağlı Vestel Com’da da 400 işçi aynı gerekçelerle işten atıldı. Her altı ayda bir böyle büyük işçi kıyımlarının yaşandığını söyleyen işçiler, Vestel’in bunu işyeri politikası haline getirdiğini belirtiyor. Vestel patronlarının işsizliği kullanarak sürekli giriş-çıkış yaptığını söyleyen işçiler, işlerin yoğun olduğu dönemde günde 12 saat zorunlu olarak çalıştırıldıklarını, işler azalınca da faturanın kendilerine kesildiğini dile getirdiler. Emeğin Partisi (EMEP) Manisa İl Örgütü de Vestel’de yaşanan gelişmelere tepki göstererek “işten atmaların durdurulmasını” istedi. İşçi servislerine bildiri dağıtan EMEP, tüm Organize Sanayi Bölgesi işçilerini, sendikaları, siyasi partileri gelişmelere tepki göstermeye çağırdı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net