|
|

|
           

Dünkü Radikal gazetesi, “Türkiye baştan sona değişecek” manşetiyle çıktı. ‘Bizim sorunumuz’ artık AB’nin de sorunu üstbaşlığını taşıyan manşet haberi, AB İlerleme Raporu’nun, “kaçak elektrikten KOBİ’lere, kültürden eğitime, internetten maliyeye her alanda yeni Türkiye’nin taslağını çizdiği” müjdesini veriyordu.
|
ÜÇÜNCÜ SAYFA
....................................................................
Hakkı Özdal
|
Avrupa, güzel Avrupa...
Dünkü Radikal gazetesi, “Türkiye baştan sona değişecek” manşetiyle çıktı. ‘Bizim sorunumuz’ artık AB’nin de sorunu üstbaşlığını taşıyan manşet haberi, AB İlerleme Raporu’nun, “kaçak elektrikten KOBİ’lere, kültürden eğitime, internetten maliyeye her alanda yeni Türkiye’nin taslağını çizdiği” müjdesini veriyordu. Bu tuhaf beklenti, güç aldığı uzun vade kredisi şimdi böyle bir “müzakere takvimi” ile karşı karşıyayken, vaat ettiklerine dair birtakım işaretler vermek gayretinde görünüyor. ‘İmansızlar’ tarafından, “Madem Tanrı’nın elçisisin, bize mucize göster” diye sıkıştırılan peygamberler gibi, asalarını savurup, bir küçük mucize, bir belirti, bir “bakın gördünüz mü” işareti bekliyorlar.
Öyle yüksek perdeden söylenmiş her sözün, ‘zaman’ gibi büyük bir düşmanı vardır. Büyük vaatler, vadeleri geldiğinde gerçeklerle sınanır ve sözün gerçek hükmü o vakit ortaya çıkar. Bu ülkenin insanlarına yıllardır, AB’ye girmekle ve hatta bırakın girmeyi, bir müzakere tarihçiği koparmakla, tüm hayatın nasıl da birdenbire değişeceği; ağaçlardan yemişler sarkıp nehirlerden bolluk akacağı anlatıldı. Demokrasinin, hukukun üstünlüğüne dayalı bir düzenin ve öteki çağdaş burjuva normlarının bir hava indirme harekatı gibi ani ve etkili bir şekilde ülkeye hakim olacağı söylendi. İşte şimdi, bu parlak vaatlerin arkasında durmak, zamanın izini sürmek gerekli. Gerçi gazete hâlâ -ecek, -acak çekimli fiiller kullanıyor ve belli belirsiz bir zaman dilimine gönderme yapıyor; ama “AB sürecinde yol haritası” olarak selamladıkları bu gelişmelerin, gerçeklerle arasındaki çelişkiyi görmezden gelebilmek için çok fazla zaman yok artık. Bir gün bile...
...
Aynı medya grubuna bağlı Milliyet gazetesinin, yine dünkü sayısında yer alan bir haber: ‘İstanbul’da Peker’e benzeyen 150 kişi var’. Lube Ayar’ın haberi, eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın Sedat Peker operasyonuyla ilgili değerlendirmelerine dayanıyor. Saçan, sadece İstanbul’da, Peker’in organizasyonuna benzer en az 150 mafya örgütlenmesi olduğunu söylüyor. Ve en son, doğruluğu yanlışlığı bir yana, eski bir polis, üstelik tam da konuyla ilgili birimin başındaki bir polis tarafından dile getirildiği için önemli olan bir iddiayı dile getiriyor: “Son 6-7 aydır iki önemli Karadeniz kökenli mafya lideri Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker’e operasyon yapıldı. Kürt mafyası aldığı siyasal destekle Karadeniz mafyasını tasfiye ediyor.”
?!...
Savcılıkların, emniyet güçlerinin ve herhalde biraz da gazetelerin katıldığı bir operasyon serisi için “siyasal destek” kimden alınır? Bu çapta bir “tasfiye harekatı” için kimin, kimlerin siyasal kredisinin limitleri yeterlidir?
Aynı gazetenin aynı nüshası, bir jandarma albayın Sedat Peker’den “Evliyam” diye söz ettiğini de bildiriyor. Bunca iç içe geçmiş ilişkilerin, bunca sıcak sakız gibi devletin üstüne yapışmış bir mafyanın, “müzakere” ile birlikte tereyağından çekilecek bir kıl olduğu söylenebilir mi?
Tuhaf. Milliyet gazetesi, iç sayfalarında bu haberlerin yer aldığı kapağına şu başlığı da koymuş: “Bu sütle AB’ye girmek zor”. Sütümüz biraz daha kaliteli hale gelecek herhalde; fakat anlaşılan o ki emdiğimiz sütü burnumuzdan getirmeye çalışanlar da faaliyetlerine devam edecekler.
“Türkiye baştan sona değişecek” demişti Radikal... Bu mafya diplomasisi ne yanda kalıyor acaba?
‘AKP resmi gazetesi’ hızını alamadı
Uzan ailesinin elinden alındıktan sonra devletin yönetimine geçen ve “resmi gazete” olarak adlandırılmaya başlayan Star gazetesi, hiçbir gazetenin cesaret edemediği işler yapıyor. Eski bol asparagaslı haber tarzı ile “aşırı” hükümet yanlısı tutum birleşince, Star gerçeklerden biraz olsun haberdar olan kimsenin inanmayacağı saçmalık derecesinde “haberlere” yer veriyor. Gazetenin dünkü sayısında yer alan “Cipçi çiftçi” haberinde şöyle deniyor: “Krizin en çok etkilediği çiftçi, 2 yıl öncesine kadar borcunu ödeyemiyor, hatta traktör bile alamıyordu. Ama şimdi... Şimdi, lüks ciplere ve pikaplara biniyor.” Oysa, gazetemizin son bir haftaki sayılarından aldığımız haberler bile, Star’ın yalanını ortaya koyuyor.
Şarkışla’ya RTÜK yasağı
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yıllar önce Deniz Gezmişler hakkında yazılan ve Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği “Şarkışla” parçası nedeniyle Ankara’dan yayın yapan “İmaj Radyo”ya bir ay yayın durdurma cezası verdi.
Radyodan gönderilen savunmayı yeterli görmeyen RTÜK, İdare Mahkemesi’nden aksi sonuç çıkmazsa, radyoyu 27 Ekim akşamı susturmayı planlıyor.
6 Mayıs 2004’te yayımlanan “Özenle İstek” programında yer verilen müzik parçası ile “toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkan verildiği” iddia edildi.
Şarkışla parçasından üç radyoya işlem
Şarkışla parçası, önceki yıllarda da radyoların cezalandırılmasına gerekçe yapılmıştı. “Şarkışla” ve “Dalga Dalga” adlı ezgilerden dava açılan Ankara Radyo Özgür yetkilileri Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanıp 2003’te beraat etmişlerdi.
2002’de ise, Ankara İdare Mahkemesi, aynı gerekçe ile 15 gün yayın durdurma istenen Malatya “Radyo Mega” ile ilgili bu kararın yürütülmesini durdurdu. Aynı ezgi, 2001’de de Ankara “Radyo Ekin”in 7 gün süreyle cezalandırılmasına da gerekçe teşkil etmişti.
AKP’den daha AKP’ci
|
|
|