|
Öykülerle çingeneler
Çingeneler ne kadar görülmek istenmeseler de yaşamımızın içindeler. İnsanların aklında genellikle olumsuz izlenimler yaratan bu “yarım” milletin “eğlenceye düşkün” insanları zaman zaman kendilerini anlatamamanın acısını da dillendiriyorlar; “Eğitimsiziz, göçebeyiz, örgütsüzüz ama bizim de öykülerimiz var” diyorlar, “Biz de insanız...” Çingeneler, son zamanlarda ‘yerleşmeye’ başlasalar da yüzyıllardır konar göçer olarak yaşıyorlar. Eskiden at arabaları kullanırlardı son yıllarda biraz daha ‘motorizeler’. Kamyonet, minibüs gibi araçlarla göçüyorlar. Yerleşenler iş güç sahibi olsa da hâlâ göçenler kalaycılık yaparak, çöp toplayarak ‘geçimlerini sağlıyorlar. Şehirde ya da köyde, doğuda ya da batıda, İstanbul’da ya da Madrit’te, parklarda, caddelerde ‘destursuz’ karşımıza çıkan; fallarımıza bakan, tencerelerimizi kalaylayan, çöpleri karıştıran, sokaklardan kâğıt toplayan (Bir gazetede çingene bir kadının ‘Sizin pisliklerinizi topluyoruz, bu yüzden pisiz’ dediği yazılmıştı), çiçek satan, eğlenen-eğlendiren bu insanları nasıl biliriz? Çingene denilince ne gelir aklımıza... Hep gülen, eğlenen, neşeli insanlar mı? Rengarenk giysileri ile durmadan dans eden, “çalgı çalan”... ya da çadırlarda yaşayan, çöp toplayan, hırsızlık ve fuhuş yapan pis insanlar mı? Aslında çingeneler bunların hepsi ve belki de bizim bilmediğimiz öyküleri, tarihleri, dünyaları ile bunlardan daha fazlası. İnkılap Yayınları’ndan çıkan çingene öyküleri şimdiye kadar hep gördüğümüz ama ‘düşünmediğimiz’ bu insanları ‘aklımızda bir yere oturtmak’ için iyi bir başlangıç olabilir. Kitabın ismi Çingene Öyküleri ama kitap çingenelerin anlatımlarından oluşmuyor. Bir ‘içten anlatı’ değil yani... Kitabın ismini “uzaktan” görmenin yarattığı heyecan ile; dokuzuncu yüzyılda Hindistan’da başladıkları yolculuklarını sürdüren, yüzyıllardır konup göçen, dünyanın her tarafına yayılmış, inkâr edilmiş-kendini inkâr etmiş insanların, öykülerini, mitolojilerini, felsefelerini okuyacağım diyerek elini kitaba uzatanlar için bir hayal kırıklığı söz konusu olabilir. Çünkü kitabın tam ismi (bu kısmı biraz küçük yazılmışsa da) Türk ve Dünya Edebiyatında Çingene Öyküleri. “Çingeneler üzerine yazılmış” öykülerin bir seçkisi... Kitapta ilk bölüm Türk edebiyatının ustalarının öykülerinden yapılan seçkilerden oluşuyor ikinci bölümde ise dünya yazarları var. Öyküler okuyucuda bir ‘amaç güderek’ seçilmemiş izlenimi veriyor. Kitaba alınan öykülerin yayımlanış tarihlerinin verilmemesi de çingenelerin algılanışının izini sürmek isteyen okur açısından büyük bir eksiklik olarak görülebilir. Ama yine de yüzyıllardır horlanan, dışlanan, toplu katliamlara uğrayan, tam millet sayılmayan, devletsiz, ülkesiz insanları edebiyatın ustalarının öykülerinden dinlemenin keyfini veriyor kitap... Toplam yirmi beş öykünün yer aldığı kitapta Ekrem Koçu, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Sait Faik, Orhan Kemal, Elias Canetti, Gorki, Paniat İstrati... öyküleri bulunuyor. Farklı zamanlarda, farklı ülkelerde yazılan öyküleri okuyunca görüyorsunuz ki anlatılan; aynı çingene... Bağımsız, özgür, duygusal, pis, hırsız... Seven, sevilen, ağlayan, düşünen, acıkan yani insan...
|