Ulucanlar’da kontrol komedisi
Gazetemizin Ankara Temsilcisi Fevzi Argun’a, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde tutulan Funda Davran Gök’ün gönderdiği mektup, AKP’nin sansürlü demokrasisinden nasibini aldı. 15 Şubat 2004’de evi basılarak, Wernicke Korsakoff hastası olan eşi ile birlikte gözaltına alınan Gök, yazdığı mektupta, yaşadıklarını anlatıyor. Mektubunda, aynı dönem 42 kişinin gözaltına alındığını belirten Gök, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını ve hasta olan arkadaşlarının, durumları raporlarla sabit olduğu halde serbest bırakılmadıklarını ifade ederek, eşi Mustafa Gök ile TAYAD’lı Mehmet Güvel’in sağlık durumları nedeniyle hapishanede tutulmalarının imkânsız olduğunu vurguluyor. “Başından sonuna kadar her anına hukuksuzluğun hakim olduğu bir komplo ile tutuklanmamızın üzerinden 8 ay geçti. Bu 8 aylık sürede de hukuksuzluk sürdürüldü. Dosyamız 6 ay boyunca açılmadı.” diyen Gök, “örgüte yardım” iddiası ile tutuklanmış olmalarına rağmen şimdi “üyelik” iddiası ile yargılandıklarına dikkat çekiyor. Gözaltı sürecinde, Ekmek ve Adalet Dergisi’ne ait olan haber disketlerine de el konulduğunu dile getiren Gök, “örgüt üyeliği” iddialarının dayanağı yapılan disketin, savcılık emanetinde görünürken aylarca polisin elinde tutulduğuna, aradan geçen bu sürede de haber disketinin örgüt disketine dönüştürüldüğüne dikkat çekiyor. Gök, iddianamede örgüt üyeliğinin delili olarak bir disket ile katıldıkları yasal, demokratik, eylemlerin gösterildiğini ve “diskette adın var” denilerek 14 kişinin tutuklandığını ifade ediyor. Gök, “Yaşadığımız bu hukuksuzluğun sona ermesi, komploların boşa çıkarılması ülkemizin hukuk ve demokrasi mücadelesi açısından önemlidir” diyerek herkesi bu hukuk mücadelesini sahiplenmeye ve duyarlı olmaya çağırıyor. Mektupta yer alan “işkence”, “kötü muamele”, “komplo”, “polis” gibi kelimelerin ise mektubu postaya vermeden önce denetleyen cezaevi yönetimi tarafından karalandı. Karalanan kelimeler arasında “komplo” ifadesi 8 kez karalanarak ilk sırayı alırken, “işkence” ve “kötü muamele” ifadeleri de sakıncalı bulunuyor. Bu arada sansürlenen bazı kelimelerin ise ne anlama geldiği anlaşılmıyor. Funda Davran Gök ve arkadaşlarının yargılanmasına yarın (Cuma) Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde (eski DGM) saat 09:30’da başlanacak.
İstanbul’da Kürtçe heyecanı
Teknik ve yasal hazırlıklarını 11 ayda tamamlayan Özel İstanbul Kürt Dili Öğrenim Merkezi’nde dersler başladı. 230 civarında başvurunun yapıldığı kursta, seviye tespit sınavından geçenler, sıralardaki yerlerini aldı. 8 öğretmenin görev yaptığı Kürtçe kursu, 4 derslik, idare odaları, kütüphane ve kantin gibi bölümlerden oluşuyor. Her derslikte asgari olarak 16 kişi öğrenim görebiliyor. Özel İstanbul Kürt Dili Öğrenim Merkezi’nin açılışı 27 Eylül’de gerçekleşmişti. Başvuruların beklenildiği gibi olduğunu belirten Kurs Müdürü Mevlüt Çetinkaya, “Başvurular daha fazla olursa alternatif olanaklar yaratacağız. Bir kısım başvurunun kesin kayıtlara dönüşmesi bir haftalık süreyi alabilir” dedi. Kürtçe öğrenim görmek için başvuranlar arasında üniversite öğrencilerinin yanı sıra doktor, avukat ve mühendis gibi çeşitli meslek gruplarından kişiler bulunuyor. Kamu çalışanları ve işçilerden oluşan bir grup kursiyer ise hafta sonlarında ders alıyor. Hafta sonu öğrenim gören kursiyerler arasında ilköğretim öğrencileri de var. Çocukların anadillerini öğrenmelerini daha fazla önemsediklerini belirten Çetinkaya, yönetmeliğin çocuk kursiyerler için öngördüğü şartı hatırlatarak; “İlk veya ortaöğretim öğrencileri veya bu öğretimden ayrılmış kişiler eğer 18 yaşından küçük ise hafta sonlarında ya da yaz tatillerinde anne babalarının izniyle kursa alınabilirler. Bu gruptan bize 10’a yakın başvuru oldu. Okuldaki derslerinden dolayı ikisini birden yürütmeleri zor oluyor. O yüzden çoğu yaz tatillerini tercih etti” diye konuştu. Kursların Kürtler açısından okul görevi üstlendiğini ve açılışından bu yana heyecanlı ve duygusal anların yaşandığını belirten Çetinkaya şöyle devam etti: “Bununla birlikte belirsizliklerin olduğu bir durum yaşanıyor. Çünkü ilk deneyim bu. Daha önce bunun örnekleri yoktu. Neyi nasıl yapacağımız konusunda çok net bir planlama yok. Kurslar Kürtlerin ihtiyaçlarına cevap verecek durumda değiller. Buna rağmen demokrasi, kültür zenginliği açısından ve Türkiye’deki tüm toplumsal kesimler açısından sahiplenilmesi önemlidir.”
AKP’li belediyeden Ramazan hediyesi!
Baltalimanı sahil yolunun TEM Otoyolu ve Şişli Çağlayan Kavşağı ile doğrudan bağlantısını sağlamak gerekçesiyle, güzergâh üzerinde bulunan 62 binanın yıkımına başlandı. Yıkımı gözyaşları içinde izleyen mahalle sakinleri, Büyükşehir Belediyesi’nin hukuka aykırı hareket ettiğini belirterek, “Madem her şeye rağmen yıkacalardı, neden kışı beklediler? Okullar yeni açıldı, önümüz Ramazan, bu yağmurda nereye gidelim” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Yıkımın yapılacağı Baltalimanı da tıpkı Alibeyköy gibi dün sabah erken saatlerde yüzlerce polis ve zabıta tarafından abluka altına alındı. Panzerlerle bölgeye gelen Çevik Kuvvet ekipleri yıkım yapılan mahallenin giriş ve çıkışını araç trafiğine kapatırken, belediye görevlileri de binalara elektrik ve su girişini keserek, ortamın gerginleşmesine neden oldular. Ailelerin bir bölümü evlerini daha önceden boşaltıp yıkıma hazır hale getirirken, bazı kişilerin ise evlerini boşaltmadıkları ve yıkıma tepki gösterdikleri görüldü. Belediye görevlileri ve polislerle tartışan bu kişiler, Ramazan’ı geçirmek için belediyeden bir ay süre istediklerini, ancak bunun uygun görülmediğini belirterek, “Okullar yeni başladı, çocuklar okula gidiyor. Önümüz kış. Yıkımı neden yazın yapmadılar da şimdi yapıyorlar?” diye tepki gösterdiler. Bazı kişiler ise yıkımın yasal olmadığını vurgulayarak, dava açtıklarını belirttiler. Tepkilere rağmen eşyasını belediye ekiplerinin yardımıyla tahsis edilen kamyonlara yükleyerek tahliye edenlerden bazıları gözyaşı dökerek eşyalarının boşaltılmasını izledi. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından belediye görevlileri, iş makineleriyle yıkıma başladılar. Akşam saatlerine doğru evler oturulamaz hale getirildi. Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, projenin 1. etabında Baltalimanı sahil yolunun Etiler istikametine ve TEM Otoyolu’na, 2. etabında da Büyükdere Caddesi ile bağlantısının sağlanması amaçlanıyor.
Gerekirse 30 bini yığarız
Seyyar satıcılar, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin baskılarını ve hukuka aykırı şekilde mallarına el koymasını protesto etti. Yüksel Caddesi’nde biraraya gelen seyyar satıcıları “Su satan Tayyip, simit satan Baykal eski meslekdaşına sahip çık”, “Sosyal devlet S.O.S veriyor, kimileri sos yiyor, kimileri yal. Açız aç”, “Doğruyuz, çalışkanız fakat neden yasağız” dövizlerini taşıdılar. Seyyar satıcılar adına açıklama yapan, Tüm-Sey Derneği yöneticisi Yavuz Selim Şen, ailelerini geçindirmek için seyyar satıcılık yaptıklarını belirterek “Hizmet etmek vaadiyle gelip oylarımızı alan Melih Gökçek haftanın 6 günü boş duran 42 pazar yerinde haftanın bir günü istihdam yaratın, bu iş kökünden çözülsün” dedi. ATO Başkanı Sinan Aygün’e ve Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’a da “sözlerini tutmaları” çağrısında bulunan Şen, gerekirse temsil ettikleri 30 bin seyyar satıcıyı alanlara yığabileceklerini de dile getirdi.
|