www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Şiddetli demokrat!
Meydanlarda taleplerini dile getiren işçileri, memurları, köylüleri fırçalayan Başbakan Erdoğan, bol bol demokrasi nutukları attı. Erdoğan, “Biz milletin talepleri doğrultusunda siyaset yapıyoruz” dedi.

TCK yargıya gidiyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, imar ve çevre konusundaki yeni düzenlemelerde, “vahim” yanlışlıklar yapıldığını belirterek, konuyu, Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.

Çakan ve Ersümer için ön inceleme
Anayasa Mahkemesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan hakkındaki dava dosyalarının ön incelemesini, yarın yapacak.


Şiddetli demokrat!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’nın “zikri ile fikri” Kızılcahamam’da da birbirini tutmadı. Seçim mitinglerinde kendi taleplerini öne süren işçileri, memurları, halkı azarlayan, “zina önergesi”ne karşı çıktıkları için “kadınlar adına utandım” diyen, zam isteyen memurlara “ne hakkınız var” diyerek öfkelenen Başbakan, yine bol bol demokrasiden, milletin taleplerinden bahsetti.
Meydanlarda seçmenlerine verdiği YÖK, türban, zina vb. sözleri ise “artık eskiyi unutun” diyerek geçiştirdi.
AKP’nin Kızılcahamam Kampı’nı bir konuşmayla açan Başbakan Erdoğan; yeni ve “ideal” demokrasi tanımları yaptı. Böylece, “şiddetli” bir ses tonuyla rakip partileri “1940’ların demokrasisi”ni savunmakla suçlayan Erdoğan; parti içi muhalefete hitap ederken bu “ideal demokrasi” tarifini yok sayarak onlara, “her aklına eseni söylemek demokrasi değildir” diyerek, muhtemel tartışmaları da önceden “demokrasi dışı” ilan etti.
AKP 3. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda Erdoğan, AKP’de tek geçerli sesin kendisi olduğunu bir kez daha ima etti. Ama bunu demokrasi üzerine verdiği uzun konuşmanın arasına ustaca serpiştirdi. Örneğin Erdoğan, AKP’nin aidiyeti üzerinde özenle durulmasını rica etti. Dil ve kavram birliğinin öneminden bahsetti. Bunun tek seslilik olmadığını aksine demokrasinin gereği olduğunu savundu. Başbakan’ın bu sözleri TCK tartışmalarında yaşanan gerilime yönelik mesajlar olarak yorumlandı. Nitekim Erdoğan konuşması boyunca döne döne AKP’nin ne yapmaya çalıştığını anlatma gereği duydu. Kendi yaptıklarının AKP’nin siyasetinin bir göstergesi olduğu mesajını veren Erdoğan, “Eski tartışmaları unutalım, geleceğe bakalım” dedi.
Demokrasi tanımı!
Başbakan’ın demokrasi tanımı ise gerçekten dikkat çekiciydi. Her sözünde demokrasiden, haktan, hukuktan bahsederek aşırı bir “demokrasi duyarlılığı” sergileyen Erdoğan, henüz bir kaç gün önce zina önergesine karşı pankart açan kadınlara, “sizlerin adına utanıyorum” demesini, zam isteyen memurlara “ne hakkınız var” açıklamasını unuttu! Hatta iktidara geldiği günlerden bu yana sürekli olarak işçileri, köylüleri fırçalamasını, AKP mitinglerinden kendisine karşı pankart açanları attırmasını da hatırlamadı. Ama sık sık AKP’nin ne kadar demokrat ve halkın taleplerini merkeze koyan bir parti olduğunu savundu durdu. Erdoğan’ın şu sözleri fikri ile zikri arasındaki büyük uçurumu özetledi:
“Demokratlığımız, toplumu siyasetin merkezine koymamıza ve toplum içindeki bütün farklı temayüllere karşı gösterdiğimiz saygıya işaret etmektedir. AKP, ‘toplumsal merkeze’ dayanmakta ve siyasetin toplumsal talepleri karşıladığı ölçüde meşruiyet kazanacağına inanmaktadır. Toplumsal talepleri dikkate almayan, toplumu siyasetin esas aktörü olarak görmeyen bir anlayış, bize göre demokratik meşruiyete ters düşer.”
Başbakan Erdoğan, toplumun büyük kesiminin karşı çıktığı dış politikayı da halka maletti. Halk ne istiyorsa onun için siyaset yaptıklarını iddia eden Erdoğan, “Bu inançla büyük ve sağlam bir devleti temsil etmenin özgüveniyle diplomatik ilişkilerimizi konuşuyoruz” dedi.


Başa dön


TCK yargıya gidiyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, imar ve çevre konusundaki yeni düzenlemelerde, “vahim” yanlışlıklar yapıldığını belirterek, konuyu, Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.
Baykal, partisinin genel merkezindeki parti meclisi toplantısına gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP’nin önceki günkü TCK görüşmelerinde AKP’ye yönelik suçlamaları anımsatılarak, bundan sonra AKP ile mutabakat yapıp yapmayacağının sorulması üzerine Baykal, Meclis çalışmalarının, hem sevindirici hem de üzüntü verici yönleri olduğunu söyledi. TBMM’nin, TCK gibi önemli ve büyük bir yasayı, çok hızlı bir çalışmayla ve temel işbirliğini koruyarak gerçekleştirdiğine işaret eden Baykal, “Bu, Türkiye’nin yeni ve önemli bir temel yasayı, kendi deneyimlerini değerlendirerek, kendi çabasıyla ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor, sevindirici bir sonuçtur” dedi.
Baykal, yasanın zaman içinde uygulanacağını ve ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre yeniden değiştirilip, olgunlaştırılacağını ifade etti.
İktidarın, dışarıda sözüne güvenilmeyen, her zaman her şeyi yapabilecek bir iktidar görüntüsü vermeye başladığını, CHP ile oluşturdukları mutabakatı istedikleri anda bozabileceklerini düşündüğünü savundu. O zaman mutabakatın anlamının bulunmadığını, iktidarın güvenilirliğinin ciddi şekilde zedelendiğini öne süren Baykal, “Ne için bunu yapıyorlar? İki konuda kendi istediklerini elde edebilmek için. Nedir o konular? İmar ve çevre konusunda yeni düzenleme” dedi.
Baykal, her iki konunun da vahim yanlışlıklar içerdiğini, Türkiye için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek nitelikte yanlışlıklar oluşturduğunu savundu. İmar konusunda dün alınan kararla gizli bir imar affının çıktığını ifade eden Baykal, “İmar konusunda yapılan yanlışlıklar cezalandırılıyor izlenimi verilirken TCK’nın içine yerleştirilen bir düzenlemeyle maalesef imar suçları gizli olarak affedilmiştir” dedi.
Deniz Baykal, çevreye yönelik suçları cezalandırılabilir olmaktan çıkarmaya yönelik bir düzenlemenin de getirildiğini, bunu da Anayasa Mahkemesi’ne götürmeyi düşündüklerini kaydetti.


Başa dön


Çakan ve Ersümer için ön inceleme
Anayasa Mahkemesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan hakkındaki dava dosyalarının ön incelemesini, yarın yapacak.
Anayasa Mahkemesi, toplantıda, Ersümer ve Çakan’ın Yüce Divan’a sevk dosyalarında herhangi bir eksiklik bulmazsa tensip tutanağı düzenleyecek ve duruşma gününü belirleyecek.
Bu süreçte, iddianame yerine geçecek olan TBMM’nin raporu, incelemeleri için sanıklara ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı yargılamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iddia makamında bulunacak. Davanın ilk duruşmasına sanıkların sorguları ile başlanacak. Usule ilişkin itirazlar olursa bunlar da ilk duruşmada değerlendirilecek.
Pepe’ye istifa çağrısı
CHP İzmit Milletvekili Safa Sirmen, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’yi istifaya çağırdı. Sirmen, Parlamento’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, erteleme kararının altında “Elinde zehirli atık bulunan işadamlarının isteminin yattığını” söyledi. Ertelemeye “Arıtma tesisi kurulması için ekonomik olanakların yeterli olmamasının” gerekçe olarak gösterildiğini kaydeden Sirmen, “Bunun gerçekle ilgisi yok. Bugün bu imkâna sahip olmayan iki yıl sonra nasıl sahip olacak, bunun garantisi mi var?” diye sordu.
176 dokunulmazlık dosyası bekliyor
TBMM’de bekleyen 176 dokunulmazlık dosyası bulunuyor. TBMM’ye 22. Yasama Dönemi’nde 183 dokunulmazlık dosyası gönderildi. TBMM Anayasa-Adalet Karma Komisyonu, aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un dosyalarının da bulunduğu 138 dokunulmazlık dosyası hakkında 26 Mayıs 2004 tarihinde ‘’Dönem sonuna erteleme’’ kararı aldı. Bu dosyalardan 7’sinin daha sonra Başbakanlığa iade edilmesiyle Genel Kurul gündemine girmeyi bekleyen dosya sayısı 131’e düştü. Bu dosyaların kesinleşmesi için yeni yasama yılında Genel Kurul’un bilgisine sunulması gerekiyor. Genel Kurul’da okunduktan sonra on gün içinde itiraz edilmemesi durumunda bu kararlar kesinleşecek. İtiraz edilen kararlar ise gündemde yerini aldıktan sonra görüşmeye açılacak.
‘Güçlü, güçsüzü tehdit ediyor’
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, asimetrik savaş stratejisinde güçlülerin de güçsüzleri tehdit ettiğini söyledi. Kara Harp Okulu’nda 2004-2005 eğitim öğretim yılı, dün düzenlenen törenle başladı. Orgeneral Büyükanıt, törende bir konuşma yaptı. Konuşmasına, Atatürk’ün, “Bir ordunun kıymeti, subay ve komuta heyetinin kıymeti ile ölçülür” sözüyle başlayan ve asimetrik tehdit konusuna da değinen Orgeneral Büyükanıt, “Batılı ülkelerce asimetrik tehdit algılamaları her ne kadar ‘güçsüzden güçlüye’ yönelik bir tehdit olarak tanımlansa da günümüzde görülen birçok örnekte olduğu gibi ‘güçlüden güçsüze’ doğru yönelen farklı biçimdeki bir asimetrik tehdit algılamasının varlığından da söz etmek mümkündür. Çünkü, bir ülkeyi zayıflatmak için kullanılan askeri seçenekler artık daha az tercih edilmektedir” diye konuştu. Büyükanıt, Atatürkçü dünya görüşünün Türkiye’nin önünü tıkadığı yönünde “iç ve dış mihraklı odaklar” tarafından çeşitli düşüncelerin ortaya atıldığını da söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net