Tarım topraklarını yok etmeyelim
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, son dönemde AB’ye uyum sağlayabilen deniz taşıtlarının üretim, bakım ve onarım işlemlerinin hızlandırılması amacıyla çok sayıda yeni tersane yapımının gündeme geldiğini belirterek, tersanelerin kurulmasının planlandığı Yalova ve Altınova başta olmak üzere tersanelerin tarım topraklarını yok etmeden kurulması gerektiğine dikkat çekti. Günaydın dün yaptığı yazılı açıklamada, son dönemde denizcilik sektörünün geliştirilmesi amacı ile yeni tersanelerin kurulmasının gündemde olduğunu hatırlatarak, bu kapsamda pek çok ilde tersane yapım yerlerinin planlandığını belirtti. Bu amaçla Yalova ve Altınova’da kurulacak olan tersaneler için düşünülen arazilerin çok önemli doğal zenginliklere sahip olduğuna işaret eden Günaydın, Yalova’nın bitkisel üretime olağanüstü elverişli olmasının yanısıra, Altınova ilçesinin ise eşsiz doğal zenginliklere sahip olduğuna dikkat çekti. Günaydın, Yalova ve Altınova örnekleri ile birlikte yapımı düşünülen diğer tersanelerin yer seçimlerinin alanın doğal, kültürel, ekonomik değerleri dikkate alınarak, yapılması gerektiğini belirtti. Konu ile ilgili tüm tarafların katıldığı kurulların yetkilendirilmesi, konuyla ilgili yasal boşluğun doldurulması gerektiğini vurgulayan Günaydın, hazırlanmakta olan çevre düzeni planlarında, deprem riskinin de dikkate alınarak, tarım topraklarının titizlikle korunmasını istedi.
TÜSİAD raporuna tepki
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı İsmail Tombul, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın (SDP) asıl amacının hastaneler arası koordinasyonu sağlamak değil SSK’yı tasfiye ederek Genel Sağlık Sigortası uygulamasını yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Tombul, dün SES Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, “Meslek örgütlerini ideolojik davranmakla suçlayan hükümet, planlarını sermayenin ihtiyaçlarına göre yaparak ideolojik davranmaktadır” dedi. TÜSİAD tarafından hazırlatılan ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın da katıldığı bir toplantıda sunulan “Sağlıklı Bir Gelecek; Sağlıklı Refom Yolunda Uygulanabilir Çözüm Önerileri” başlıklı raporun SDP’nin savunusunu yaptığını söyleyen Tombul, raporda sunulan önerilerin temel bir tercih üzerine oturduğunu belirtti. Tombul, sağlık hizmetlerinin bir kâr alanı olarak tanımlanarak piyasa koşullarına teslim edilmek istendiğini ifade ederek, herkesin parası kadar sağlık hizmeti alması anlayışının hakim kılınmak istendiğini iddia etti. AKP Hükümeti’nin TBMM’den çıkarmak istediği Kamu Yönetimi Temel İlkelerini düzenleyen yasa tasarısıyla, eğitim hastaneleri hariç diğer tüm sağlık kuruluşlarını İl Özel İdareleri’ne devretmek istediğini belirten Tombul, tüm sağlık birimlerinin tek elden koordine edilmesi gerekçesiyle SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devriyle hedefin SSK’yı çökertmek olduğunu kaydetti. Tombul, SDP sonucunda SSK’nın hizmet üreten değil hizmet satın alan bir kurum haline getirileceğini dile getirerek, bu durumun yılda 3,5 milyar Dolar ek yük getireceğini ifade etti. Tombul, SSK’nın işçilerin primleriyle kurulan ve yaşayan özerk bir kurum olduğuna dikkat çekti.
Arkas’ta iki günde iki işçi öldü
Avcılar Ambarlı’daki limanda bulunan Arkas Nakliyat’ta geçtiğimiz hafta bir gün arayla yaşanan iş kazaları sonucu iki işçi yaşamını yitirdi. İşçiler, Hakan Erçift ve Mustafa Kemal Özdemir isimli arkadaşlarının tedbirsizlik sonucu öldüğünü söylüyorlar. Gece vardiyasında çalışan Hakan Erçift, perşembe saat 01.00 civarında rıhtımda ayağı takılarak kafasını gemiye çarptı ve boynu kırıldı. Mustafa Kemal Özdemir ise ertesi gün, çalıştırılmaya başlamasının hemen ardından iş makinasının altında kalarak yaşamını yitirdi. Günde 12 saat çalışan Arkas Nakliyat işçileri, ışıklandırmaların yetersiz olduğunu, çok yüksek tempoda çalıştırıldıklarını, yaşanan bu kazaların ilk olmadığını geçen yılda bir işçinin kamyonun altında kalarak öldüğünü söylediler. Her yıl bir iki kişiyi kurban verdiklerini belirten işçiler, hiç kimsenin “elemanların ihmalkârlığı var” diyemeyeceğini dile getirdiler. Arkas Nakliyat işçileri çalışma koşullarını şöyle anlatıyorlar; “İki vardiya halinde günde 12’şer saat çalışıyoruz, haftada bir gün izin hakkımız olmasına rağmen onu da bazen yaptırmıyorlar, bayram tatillerinde çalışmamıza rağmen fazla mesai ücreti alamıyoruz, aylık 500 milyon aldığımız ücret dışında elimize hiçbir şey geçmiyor.”
İşkenceye karşı kampanya
İHD İzmir Şubesi, Türkiye’de işkencenin sistematik olduğunu yineleyerek, İHD Genel Merkezi tarafından başlatılan “İşkenceye sessiz kalma” kampanyası hakkında bilgilendirme yaptı. Dernek binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Şube Başkanı Mustafa Rollas, hükümetler tarafından zaman zaman işkencenin önlenmesi konusunda açıklamalar yapıldığını belirterek, “Bu açıklamalar sadece uluslararası topluluğa mesaj vermek amacını taşımaktadır. Bu bakımdan, işkenceyle ilgili hükümet eylemlerinin, işkencenin önlenmesi doğrultusunda sonuç vermemesi şaşırtıcı değildir. İşkencenin sistematik bir sorun olarak Türkiye yurttaşlarının önünde durması, devlet güvenliği ideolojisinin ve buna bağlı olarak işkencecilerin hukuki ve idari muafiyetlerinin sonucudur” diye konuştu. Tüm aksi söylemlere rağmen Türkiye’de işkencenin, yargısız infazların ve tecavüzlerin devam ettiğini söyleyen Rollas, hükümeti işkence olaylarını kararlılıkla soruşturmaya, bu amaçla işkencecileri, amirlerini ve siyasi sorumlularını derhal görevden almaya çağırdı. Türkiye genelinde 25 Eylül-17 Aralık 2004 tarihleri arasında yapılacak kampanya çerçevesinde birçok il ve ilçede çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirilecek.
|