www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yeni bir şaibeli seçim
2000 seçimlerinde başkanlık koltuğuna oturması hâlâ tartışmalı kabul edilen ABD Başkanı Bush’un kabinesinin yasal yetkilerini kullanarak Demokrat Parti’ye oy vereceği tahmin edilen siyahların oy kullanmasını engelleyeceği bildiriliyor.

Müdahale hazırlığı
ABD Irak’ın yeniden yapılandırılması için ayrılan paranın bir bölümünü ABD’nin Sudan müdahalesini destekleyen Afrika Birliği’ne askeri ‘yardım’ olarak aktarmayı planlıyor.

Irak ihalelerinde yolsuzluk bitmiyor
İşgal altında tuttuğu Irak’ın petrol ihalelerini kendisine yakın tekellere dağıtan Bush yönetiminin Clinton’un eski danışmanı Berger’in aracılığıyla bir petrol şirketine ihale vermeye hazırlandığı kaydedildi.


Yeni bir şaibeli seçim
2 Kasım 2004’te yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde çoğu siyah milyonlarca Amerikan seçmenin oy hakkından mahrum bırakılacağı açıklandı. İnsan hakları savunucuları ve hukuk uzmanları, yasal engeller, prosedürler ve hilelerle milyonlarca kişinin oy kullanmasının engelleneceğini kaydetti.
Siyah Amerikan seçmenlerinin daha çok Demokratlara oy verdiği biliniyor. Siyah seçmeni seçim öncesi kazanamayan Bush yönetiminin ise bu tür yollara başvuracağı kaydediliyor.
Mahkûmların oyu yok
Seçme hakları ellerinden alınan bu kişilerin başında daha önce ağır suçtan hüküm giymiş çoğu siyah 5 milyon eski mahkûm bulunacak. Bu kısıtlamaların yasal temeli ise 19. yüzyılda siyahların oy kullanmasını engellemek için çıkarılan yasaya dayandırılıyor.
İnsan hakları ögütleri ABD Başkanı George Bush’un koltuğa oturduğu 2000 seçimlerinde de milyonlarca oyun ‘bürokratik ve idari hatalar’ sonucu kaybedildiğini, bunun siyahların oylarını geçersiz kılmak amacını taşıdığını belirtti.
ABD İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mary Frances Berry, “Kendi partilerine karşı oy kullanacaklarını düşündükleri seçmenleri yasal yetkilerini kullanarak engellemek isteyen bireyler var. Bu aslında tam olarak siyahların demokratik olarak oy kullanmalarının engellenmesi anlamına geliyor” dedi.
Oy kullanana ceza!
Siyahları oy kullanmaktan ‘vazgeçirmenin’ yolları ise ‘yasal’ görünüyor. İnsan hakları savunucusu Vicky Beasley, “2002 yılında Baltimore’da yapılan seçimlerde, faturalarını, park biletlerini ya da kiralarını ödemeyen kişilerin seçim sandıklarının başında tutuklanacağı duyuruldu. Her seçim döneminde bu yapılıyor” diyerek bu yöntemleri açıkladı. Geçen yıl Philadelphia’da yapılan yerel seçimlerde ise, sivil polis gibi davranan kişilerin sandıkların başında durup insanlara kimliklerini sormuştu. Sırada bekleyen siyah seçmenlerin videoya kaydedilerek fişlendiği de kaydedilmişti. Amerikan yasalarına göre seçmenler oy kullanırken resimli kimlik kartı göstermek zorunda değiller. Bazı bölgelerde seçim görevlilerinin seçmenlerden resimlerinin bulunduğu kimlik kartı istediği bu nedenle siyah seçmenlerin oy kullanmayarak geri döndüğü duyuruldu. Zira, ehliyet gibi resimli kimlik kartı bulunan siyahların sayısı beyazlara göre oldukça az.
Bush’un 537 oyla başkanlığa geldiği tartışmalı seçimde Florida’da siyahların oylarının beyazların oylarına göre 10 kat fazla ‘geçersiz’ sayıldığı ve isimleri seçmen listelerinden silinerek oy kullanmalarının engellendiği biliniyor.
Daha önce cezaevine girmiş kişilerin oy kullanmalarının engellendiği eyaletlerin başında Iowa gibi siyah nüfusun fazla olduğu yerler geliyor. Öte yandan, yeni kayıt yaptıran siyah seçmenlerin de adlarının seçmen listesine alınmadığı bildirildi.
  • Afgan adaylar: Seçim demokratik değil
  • ABD, Afganistan’da yapılacak seçimleri ‘demokrasi başarısı’ olarak sunarken Afganistan’da Devlet Başkanı Hamid Karzai karşıtı adaylar, Amerika’nın demokrasi getirmek bir tarafa Karzai’yi destekleyerek seçimin güvenilirliğini tehlikeye soktuğunu belirtiyorlar.
    Karzai’ye karşı ortaya çıkan 17 adaydan biri olan yazar Abdül Latif Pedram, Afgan seçimlerinin yalnızca iki kişiye, Karzai ve ABD Başkanı George Bush’a yaracak şekilde ayarlandığını söyledi.
    Pedram, Bush’un Afganistan seçimlerini ABD başkanlık seçimleri için malzeme olarak kullandığını belirtirken, “Karzai’nin burada kolay bir zafer elde etmesi Bush’un tekrar başkan seçilmesini kolaylaştıracak. Bu nedenle Afganistan’da belirsiz bir seçim ortamı yaratılıyor” diye konuştu.
    Adaylara engel
    Ülkede ABD Büyükelçisi Zalmay Halilzad’in ve batılı yetkililerin seçimde aday olacakları, çekilmeleri için tehdit ettiği açıklanmıştı. Bu tehditlere rağmen ısrarcı olan adaylar başka engellerle karşılaşıyor.
    Ülkenin 34 bölgesini gezmeleri için kendilerine kaynak ayrılmadığını belirten Pedram, “Karzai, Amerikan helikopterleriyle ve korumalarla bir günde 10 bölgeyi geziyor. Biz ne yapabiliriz ki?” diye konuştu.
    Afgan Araştırma ve Değerlendirme Birimi Baykanı Andrew Wilder de seçim sürecinin anlamlı bir süreç olmaktan çok istenen sonucu elde etmek amacıyla şekillendiğini söyledi.
  • Salih de sınırlı seçim dedi
  • Irak’ta direnişin yoğun olduğu bölgelerde halkın oy kullanmasının engelleneceği ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in ardından Irak Devlet Başkanı Yardımcısı Barham Salih tarafından ifade edildi. “Eğer bir bölgede güvenlik, seçim yapabilmek için uygun değilse şu soruyla karşı karşıya kalırsınız: Seçimi ertelemeli miyiz yoksa tüm süreci bu bölgeye rehin mi vermeliyiz? Zamanı geldiğinde bu köprüden geçmek zorunda kalacağız” diyen Salih, direnişin yoğun olduğu kentlerde seçim yapılmayacağını söyledi.
    Geçtiğimiz günlerde Rumsfeld, direnişçilerin saldırılarının devam etmesi halinde ülkede sınırlı seçim yapılacağını söylemiş ama Amerikalı ve Iraklı yetkililer bu açıklamayı yalanlamıştı.


    Başa dön


    Müdahale hazırlığı
    Yakın zamanda Sudan’a askeri müdahalenin yolunu açan ABD, Irak’ın yeniden yapılandırılması için ayrılan bütçeden 150 milyon doları Sudan’a aktarmaya karar verdi.
    ABD Senatosu, Irak’ın yeniden yapılandırılması için ayrılan paranın bir kısmının Sudan’ın Darfur bölgesine gönderilmesini onayladı.
    Liberya da listede
    Senatör Patrick Leahy, Senato’ya Irak için ayrılan paranın kullanılmayan kısmının Sudan’a gönderilmesini yıllık Dış Operasyonlar Uygulama Tasarısı’nın eki olarak sundu.
    Leahy, Senato’nun yıllık dış yardım bütçe tasarısını hazırlayan Dış Operasyonlar Altkomitesi’nin önde gelen isimlerinden biri. Tasarının sunulmasına destek verenler arasında komitenin başkanı ve başka üyeleri de bulunuyor. Edinilen bilgiye göre geçen yıl Irak’ın yeniden yapılandırılmasına yardım etmek için 18.4 milyar dolar ayrıldı ancak sadece 1.1 milyar dolar harcandı. Bu yıl kullanılmayan paranın yüzde 5’inin Sudan ve Liberya’ya gönderilmesinin kapısı aralandı.
    Leahy’in tasarısı, yönetime ‘Sudan yardımını’ yasalaştırması için 30 gün süre veriyor. Eğer bu süre zarfında böyle bir talep gelmezse, söz konusu para yine Irak fonunda kalacak.
    ABD yetkilileri Darfur’da bir insanlık dramı yaşandığını bu nedenle mutlaka ülkeye yardım yapılması açıklamalarını sürdürüyor.
    Ancak bu ayrılan paranın, insani yardımın yanı sıra ‘güvenlik yardımı’ ve Afrika Birliği’ne maddi yardım şeklinde planlanması soru işaretlerine neden oldu.
    Zira son iki maddenin Sudan’a askeri müdahalenin yolunu açtığı yorumları yapılıyor. Akıllarda oluşan bir başka soru ise, Irak’ta işgalden sonra yerle bir olan altyapıya ayrılan paradan nasıl artırıldığı. ABD Başkanı George Bush Irak’ta önceliklerinin güvenlik olduğunu söylerken halkın önceliği elektrik ve su gibi altyapı problemleri.

    Sudan hükümeti: Darfur’a özerklik verebiliriz
    Sudan hükümetinin uluslararası baskılar karşısında Darfur bölgesine ‘sınırlı özerklik’ vermeye hazır olduğu bildirildi. BM Mülteciler Komisyonu Başkanı Ruud Lubbers, Çad’da yaptığı açıklamada, Sudan’ın ülkenin toprak bütünlüğüne saygı koşuluyla Darfur’a sınırlı özerklik verebileceğini, ancak bu bölgedeki isyancıların görüşme masasına oturmayı kabul etmeleri gerektiğini söyledi. Darfur’da Hartum ile çatışmayı sürdüren iki isyancı grubu görüşme masasına çağıran Lubbers, “Hükümetin bu krizde ağır sorumluluğu var, çünkü bölgedeki şiddetten sorumlu Arap Cancavid milislerini yaratan onlar. Ancak benim isyancılara mesajım şudur: Masaya oturmak için yeterince kazanım sağladınız. Eğer sizi temsil edecek birisi konusunda anlaşırsanız, daha başarılı olursunuz” diye konuştu.


    Başa dön


    Irak ihalelerinde yolsuzluk bitmiyor
    ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in eski şirketi Halliburton başta olmak üzere Bush yönetiminin kendisine yakın isimlere dağıttığı ihale haberlerine bir yenisi daha eklendi. Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Samuel R. Berger’in kurduğu ‘küresel strateji firması’ Stonebridge’in Gulfsands Petroleum Ltd adlı petrol tekelinin Irak’ta ihale alabilmesi için lobi faaliyeti yürüttüğü açıklandı.
    Suriye’den sonra Irak
    Ortağı Devon Energy Corp ile birlikte Suriye’de petrol ve doğalgaz yatırımları bulunan Gulfsands, gözünü şimdi de Irak’a dikti. Berger’in şirketi Stonebridge’in Başkan Yardımcısı H.P. Goldfield kendisine sorulan bir soruya e-posta yoluyla şu cevabı verdi: “Stonebridge, Gulfsands’a Washington’da şirketin Irak çıkarlarının ve ABD’nin Suriye politikasını konuşmak üzere yetkililerle buluşması için yardım etmektedir.” Eski ABD Başkanı Ronald Reagan döneminde önemil görevlerde bulunmuş olan Goldfield, Gulfsands adlı şirketin Irak’ta yatırım yapmak istediğini ancak ABD destekli bir ihale almak peşinde olmadığını öne sürdü.
    Halliburton lobiye para aktıyor
    Rehineye dua İran’a tehdit
    İngiltere Başbakanı Tony Blair, partisinde yapacağı konuşma öncesinde Irak işgalinde düşülen durum ve İngiliz rehine krizi nedeni ile sıkıntı yaşıyor. İngiliz rehine Kenneth Bigley için insanların dua etmesini isteyen Blair, rehinenin durumu hakkında kendilerine hiçbir bilginin gelmediğini söyledi. Blair rehine eylemlerini gerçekleştirenlerin uluslararası medyayı kullanarak hükümetleri zor durumda bırakmayı amaçladıklarını öne sürdü. İşçi Partisi toplantısında hükümet sadece içişlerine yönelik konuların gündeme gelmesini umut ederken, Irak işgali ve rehine krizinin gündeme gelmesinin Blair’i zor durumda bırakacağı ifade ediliyor. İngiltere Başbakanı, insanların kendilerinin yaptıklarının önemini görmesi gerektiğini belirterek Irak’ta “teröristler” demokrasinin önünü kesmeye çalışıyorlar” dedi. Blair Irak’ta demokrasinin kurulduğunu, Irak’ta Birleşmiş Milletler tarafından tanınan bir hükümet bulunduğunu ve Irak’ın yeniden yapılandırıldığını iddia ederek “Biz orada kalarak Irak halkına yardım edersek bu terörizmi durdurur” dedi. Bush’un seçimleri kazanarak İran’a yönelik ‘askeri operasyona’ girişmesi durumunda katılıp katılmayacağı yönündeki soruya da Blair “Biz dünyanın her yerindeki çatışmalara katılmak zorunda değiliz, ama bizi tehdit eden küresel terörizm çağımızın en büyük tehdidi” diyerek cevap verdi.
    Batı Şeria’da işgal genişliyor
    İsrail’in Batı Şeria’da ‘güvenlik’ gerekçesiyle ördüğü tecrit duvarının toprak ilhakı amacını taşıdığı belirtildi. Bir Birleşmiş Milletler insan hakları denetmeni, duvarının asıl amacının Filistinlilere ait toprakları ele geçirmek olduğunu söyledi. Denetmen, İsrail’in ‘güvenlik’ nedeniyle duvar ördüğü iddialarının ise yalan olduğunu söyledi. BM Genel Kurulu’na bir rapor sunan John Dugard, duvarın ardındaki temel nedenin Filistinlileri kendi topraklarından kopararak buralara el koymak olduğunu ifade etti. Duvar ile amaçlananın mümkün olduğu kadar çok sayıda yerleşimin birleştirilmesi olduğu da ifade edildi. Dugard İsrail’in duvar ile toprakların yanı sıra su kaynaklarına da el koyduğunu söyledi. İsrailli bir yetkili ise 600 kilometre olması planlanan duvarın 200 kilometresinin tamamlandığını ve intihar saldırılarını engellemek dışında bir amaçlarının olmadığını öne sürdü. İsrail’in ayrıca Batı Şeria’da yasal boşluklardan faydalanarak Filistinlilere ait arazileri devlet arazisi olarak tanımlayarak el koyduğu belirtildi. 2004’ten bu yana büyük oranda toprağın devlet arazisi kapsamına alındığına belirtildi. Son zamanlarda Batı Şeria’da yapılan çok sayıda yerleşimin bu arazilere kurulduğu ve bu şekilde yasadışı yerleşimlere yasal konum kazandırmak amaçlandığı ifade edildi. Bu arada BM kaynakları İsrail’in, Gazze Şeridi’nde bulunan Han Yunus mülteci kampında 35 evi yıktığını açıkladı. İsrail’den yapılan açıklamada ise operasyonda militanların evlerinin hedef alındığı iddia edildi. Aynı operasyon sırasında silah üretildiği iddia edilen bir atölyeye atılan füze nedeniyle de iki kişinin de yaralandığı açıklandı. İsrail’in Han Yunus’a saldırısı füze saldırıları ile başladı. Füze saldırılarının ardından ise İsrail tank ve buldozerleri kampa girerek evleri yıktı. BM yetkilileri 230 insanın evsiz kaldığını açıkladılar.
    Daimi üyelik talebi tartışılıyor
    Almanya’nın Birleşmiş Milletler daimi üyesi olmak için başlattığı girişimler ülke içinde ve dışında tartışılıyor. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in, İtalyan hükümetinden açık destek talep etmesi ülkede tartışmalara neden oldu. İtalya ise Fischer’in talebine çok sıcak yaklaşmadı. İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, “Almanya’nın BM daimi üyeliği Avrupa’nın ikiye bölünmesi riskini taşıyor ” diyerek destek vermeyeceklerini belirtti. Hollanda da Almanya’nın üyelik talebini reddetti. Ancak bir çok AB üyesi ise Almanya’nın daimi üyelik çabalarını destekliyor. Financial Times Deutschland gazetesinde yayımlanan bir ankete göre, AB’nin 15 üyesi Almanya’nın daimi üyeliğine sıcak bakıyor.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net