www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘İşbirliğini artır’ baskısı
Irak’ı işgal altına alan devletler, bu ülkedeki gelişmelerden dolayı sıkıntıya düşen Türkiye üzerindeki baskıyı artıracaklarının sinyallerini veriyor.

Sıra Amsterdam’da!
Rotterdam kentinde sokaklara dökülen 60 bin emekçi, hükümetin sosyal hak gasplarını protesto etti. Sırada Amsterdam eylemi ve merkezi miting var.

2 şoför daha öldürüldü
Irak polisi, ülkenin kuzeyinde Türk vatandaşı iki şoförün daha öldürüldüğünü bildirdi. Tevhid ve Cihad grubu tarafından rehin alınan bir Amerikalı, başı kesilerek öldürüldü.


‘İşbirliğini artır’ baskısı
Irak’ta bir yandan Türk vatandaşlarının kaçırılıp öldürülmesi, diğer yandan Türkmenlere yönelik Amerikan saldırıları, AKP Hükümeti ve Genelkurmay üzerinde büyük baskı yaratıyor. Irak’ı işgal eden devletler, bu ortamdan faydalanarak, Türkiye’nin işgale “daha fazla destek vermesi gerektiği” yönünde yayınlar yapmaya başladı.
Dün İngiliz Financial Times gazetesinde dikkat çekici bir başyazı yayınlandı. Makalede Türkiye’nin Irak politikası eleştirildi ve “Türkiye’nin Irak’ta büyük hatalar yaptığı” belirtildi. Gazete “Dikkatini Avrupa Birliği üyeliği ve Kürt sorununa odaklayan Ankara, gözünün önündeki Irak’ta gelişmeleri şekillendirecek bir strateji izlemek yerine, olaylara tepki gösteren ve her şeyi uzaktan izlemekle yetinen bir konuma düştü” dedikten sonra ağzındaki baklayı çıkardı ve “Irak’ın işgalinde topraklarını ABD’lilere kullandırmadığı zaman Türkler kanlı olacağını bildikleri bir savaştan uzak kaldıkları için rahatlamışlardı. Ancak şimdi güneyindeki komşusu kaosa sürüklenirken, Türkiye
Irak’tan uzak durmanın bedelini ödüyor” iddiasında bulundu. Bu ifadelerin, Türkiye’yi Irak ve Büyük Ortadoğu Projesi’nde daha aktif işbirliğine zorlamayı amaçladığı belirtiliyor.


Başa dön


Sıra Amsterdam’da!
Nuri Karabulut
Hollanda’da Jan Peter Balkenende liderliğindeki hükümetin sosyal hak gasplarına karşı ilk eylem Rotterdam’da gerçekleşti. 60 bin dolayında işçi ve emekçi, önceki günkü gösteriye katılarak güçlerini gösterdiler.
Eylemin yapıldığı Coolsingel alanına işçi ve emekçiler hakimdi. 24 saatlik grev kararı alarak alana gelen Rotterdam liman işçileri, her zamanki gibi en öndeydi. Dört saat işbırakarak eyleme katılan Rotterdam ve Lahey toplu taşımacılık işçileri, itfaiye emekçileri, Rotterdam temizlik işçileri ve ambulans emekçileri de kitlesel katılımlarıyla dikkat çekti.
Grev ve boykotlar
Rotterdam Belediyesi’nde çalışan kamu emekçileri, değişik okullarda çalışan ve sayıları 3 bini aşan eğitim emekçisi, Erasmus Üniversitesi Hastanesi’nden sağlık emekçileri de eylemde yerlerini almıştı. Çeşitli okullarda öğrenciler de derslere girmeyerek gençliğin sesini duyurdular. Zoeterwoude’deki Heineken bira fabrikası işçileri, Pijnacker’da bulunan Albert Hein’e ait gıda dağıtım merkezinde ve Hema’ya bağlı bir fırında çalışan işçiler de işbaşı yapmayarak mitinge katıldı.
Göçmen katılımı
Diğer eylemlerle kıyaslandığında, eyleme göçmen emekçilerin, özellikle de Türkiye kökenlilelirn katılımı kitleseldi. Bu kitleselliğin temel nedeni, gösterinin işyerleri temel alınarak örgütlenmiş olmasıydı. Temizlik, toplu taşımacılık, itfaiye işçileri arasında çok sayıda Türkiyeli işçiye rastlamak mümkündü. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) gösteri boyunca etkindi.
Emekçilerin kitleselliği ve heyecanı kürsüden konuşan sendika başkanlarını da etkiledi. FNV sendikası Başkanı De Waal, yaptığı konuşmada, “Eğer bu bögesel bir gösteriyse, 2 Ekim merkezi eylemi de başarıyla yapılacaktır” dedi. Rotterdam mitingi, hükümet ve patronların “Bu ülkede kimse sokağa çıkmaz, sendikalar işçileri harekete geçiremez” iddiasını da boşa çıkarmış oldu.
Eyleme hazırlık
Rotterdam’daki bu ilk güçlü çıkış, bir hafta sonra Amsterdam’da yapılacak bölgesel gösteri ve
2 Ekim’deki merkezi protesto gösterisi hakkında da bir fikir verdi. Ancak bu mitinglere katılımın kendiliğinden olmayacağını yine Rotterdam eylemi gösteriyor. Çünkü miting öncesinde değişik işyerlerinde, istasyonlarda, sokaklarda 1 milyonun üzerinde bildiri dağıtıldı. Mücadeleci sendikacılar ve işçiler, kantinlerde biraraya gelerek eylemi tartıştılar.
Rotterdam eylem komitesinde yer alan ve De Maat is Vol komitesinin lideri Niek Stam, yaptığı teşekkür konuşmasında “Biz tabanın gücüne güvendik, tabana geri döndük” derken bu gerçeği
ifade ediyordu.


Başa dön


2 şoför daha öldürüldü
Irak polisi ülkenin kuzeyinde Eş Şerkat kenti yakınlarında Mardinli olduğu anlaşılan bir Türk vatandaşının cesedinin bulunduğunu açıkladı. Tıkrit polisinden Hakim El Azavi, göğsünde kurşun yarası olan cesedin yanındaki belgelerden, Mardinli olduğunun anlaşıldığını belirtti.
Musul kenti yakınlarında da bir Türk kamyon şoförünün öldürüldüğü, birinin yaralandığı bildirildi.
Ağustos ayı ortalarında da, Bağdat’ın güneyindeki şantiyelerde çalışan 10 Türk’ün kaçırıldığı ortaya çıkmıştı. Kaçırılanların bağlı bulunduğu şirketin patronu Ali Haydar Veziroğlu, şirketlerinin Irak’tan çekileceğini açıkladı.
Musul’da önceki akşam da, Telafer’deki Türkmenlere yardım götüren Kızılay konvoyuna saldırı düzenlenmiş, 4 kişi yaralanmıştı.
ABD’linin başı kesildi
Bu arada, Ebu Musab Ezzerkavi’ye bağlı Tevhid ve Cihad örgütü tarafından kaçırılan Amerikalılardan biri, kafası kesilerek öldürüldü. Cinayetin görüntüleri, bir internet sitesinde yayınlandı. Bir internet sitesinde yapılan açıklamada, “perşembe günü ele geçirilen ilk ABD’linin kafasının kesildiği, diğerlerinin de öldürüleceği” belirtildi.
Öldürülen rehinenin Eugene Armstrong olduğu bildirildi. İnternette yayınlanan 9 dakikalık görüntülerde, turuncu tulum giydirilmiş Eugene Armstrong’un arkasında siyahlar içindeki 5 Iraklı ve duvarda Tevhid ve Cihad grubunun pankartı görüldü.
Büyükelçiden şok ifadeler
İngiltere’nin Roma Büyükelçisi, yaptığı bir açıklamada, ABD Başkanı Bush ile El Kaide örgütünü aynı kefeye koydu. Büyükelçi Ivor Roberts, Tuscany’de 100 diplomat, siyasetçi ve gazetecinin katıldığı bir konferansta, Bush’un “El Kaide’nin en iyi üye kazanma elemanı” olduğunu söyledi. Bu sözler, bir İtalyan gazetesine sızınca, Londra’da büyük bir şaşkınlık yaşandı. Toplantıya katılanlardan birinin aktarımına göre, Roberts, “ABD seçiminde oy kullanma ihtimalleri olsaydı, Avrupalıların hangi adayı destekleyeceği” sorusunu değerlendiriyordu. Bu soruya verdiği yanıtta, “Biz olsaydık John Kerry’ye oy verirdik, ama bazıları Bush’u ister. En başta da El Kaide. Bush’un yeniden seçilmesini isteyen, El Kaide’dir” diye konuştu. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, bu sözlerin sarfedildiğini gizlemedi. Bir bakanlık sözcüsü, “bu ifadeler hükümet politikasını yansıtmıyor” demekle yetinirken, Büyükelçi Roberts ise geri adım atarak “Basında çıktığı biçimiyle bu sözler bana ait değildir” açıklamasını yaptı. Söz konusu toplantıya İngiltere Dışişleri’nin Avrupa sözcüsü Denis Mac Shane ve Avrupa Komisyonu temsilcileri Chris Patten ile Neil Kinnock’un da katıldığı belirtiliyor. Liverpool doğumlu olan Ivor Roberts, 1990’larda Yugoslavya Büyükelçiliği yapmış ve bu dönemde ABD tarafından “Slobodan Miloseviç’e fazla yakın olmak” ile suçlanmıştı. Bu arada, İngiltere’de her 10 kişiden 7’sinin, askerlerin Irak’tan çekilmesi için kesin tarih belirlenmesini istediği bildirildi.
3000 kurbanın ismi belirlendi
ABD ve İngiltere’nin Irak işgalinde ölen sivillerin sayısının tespit edilmesi ve kimliklerinin belirlenmesi yönünde çalışmalar sürüyor. Mart 2003’ten bu yana 15 bin civarında sivilin öldüğü belirtilirken, bunlardan 3000’inin isimleri tespit edildi. İngiliz ve Amerikalı araştırmacılardan oluşan “Iraq Body Count” (IBC) adlı kuruluş, bugüne dek ölen Iraklı sivillerden üç bininin isminin belirlendiğini açıkladı. Ölenlerin isimleri Chicago’da bulunan Federal Plaza’nın duvarlarına, savaşta ölen ABD askerlerinin isimlerinin yanına yazıldı. İsimler iki saat süren bir törenle tek tek okundu. İsimlerin belirlenmesi için yapılan çalışmalarda, “Çatışmalarda Ölen Masumlar İçin Kampanya” adlı kuruluşun gönüllülerden oluşan üyelerinin 2003’ün yaz aylarında Irak’ın birçok şehrinde dolaştıkları, tek tek kapıları çalarak insanlarla görüştükleri ifade edildi. Bugüne kadar işgal güçlerinin hayatını kaybeden sivillere yönelik bir çalışma yapmadığını hatırlatan Keele Üniversitesi profesörlerinden John Sloboda, sivil ölü sayısının en az 13 bin, en çok 15 bin olduğunu tahmin ettiklerini söyledi. IBC’nin ölü sayısına ilişkin açıkladığı rakamlar Amerikan saldırılarında ve intihar eylemleri gibi olaylarda hayatını kaybedenleri kapsıyor. “Biz hiçbir şekilde çatışmaya girmeyenlerin, örneğin evinde uyurken Amerikan füzesi ile ölenlerin ya da bomba yüklü bir arabanın patlaması ile ölenlerin kayıtlarını tutuyoruz” diyen Sloboda, yaptıkları sayımlara Amerikan askerleri ile girilen çatışmalarda ölenlerin dahil olmadığını açıkladı.
İşgal karşıtı mitinge yasak
İtalya’nın Perugia kentinde, Irak işgaline karşı çıkmak ve direnişe destek vermek amacıyla planlanan miting yasaklandı. İçişleri Bakanlığı’nın devreye girmesinin ardından, Perugia polisi, 25 Eylül’de yapılacak olan eylemi “kamu düzeni” bahanesiyle yasakladı. Gösteri, “Irak’ı rahat bırakın” ve “Hepsi çekilsin: Berlusconi, askerleri ve hükümeti” sloganları altında düzenlenecekti. Eylemi düzenleyen işgal karşıtları, faşizmin yükselişi döneminde dahi böyle bir yasakla karşılaşılmadığını vurguladılar. Yapılan yazılı açıklamada, “Bu yasak, antidemokratik ve anayasaya aykırıdır. Asıl sebebi ise kamu düzeni değil, Irak halkının direnişinin meşru olduğunu haykıran herkesi yasadışı ilan etmektir” denildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net