İran da tehdit altında
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA), pazar günü Viyana’da yaptığı toplantıdan, İran’a “ültimatom” çıktı. UAEA yönetimi, ABD baskısına boyun eğdi ve İran hükümetine, ‘uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurma’ çağrısı yaptı. İran hükümeti kararı reddederek, nükleer enerji konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesi halinde, UAEA denetçileri ile işbirliğini sona erdireceğini ilan etti. İran Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Sekreteri Hasan Rovhani, “Dosyayı Güvenlik Konseyi’ne göndermek akıllıca değil. Bu olasılık gerçekleşirse ek protokol ile ilgili taahhütlerimiz sona erecek ve kuruluş ile işbirliğimizin düzeyi azalacaktır. Bize karşı yaptırım uygulayacaklarını söyleyenler blöf yapıyor, çünkü hiçbir şey elde edemeyecekler” diye konuştu. Nükleer Silahsızlanma Anlaşması (NPT) ek protokolüne göre, UAEA denetçileri, çeşitli ülkelerdeki nükleer tesisleri önceden haber vermeden denetleyebiliyorlar. İran bu protokole bugüne dek uydu. Ancak Rovhani, nükleer enerji konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne götürülmesi halinde, NPT’den dahi çekilebileceklerini belirtti. İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair herhangi bir kanıt olmamasına rağmen sürekli bu yönde açıklamaların yapılması İran’a Amerikan saldırısı hazırlığı olarak görülüyor. Newsweek dergisi, Amerikalı ve İsrailli yetkililerin geçen hafta ‘olası bir askeri müdahale’ üzerine görüştüğünü yazdı. İsrailli bir kaynağa dayanan habere göre, iki müttefik, İran’ın elinde “tehlikeli silahlar” olduğuna inanmaya başladıklarını söyledi ve saldırı seçeneğini tartışmaya başladı. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Elyezer Shkedy de, bir gazeteye verdiğği demeçte “Eğer hükümet askeri çözümün gerekli olduğuna karar verirse ordu bu işi çözer” dedi. Amerikalı Ortadoğu uzmanı Geoffrey Kemp de Amerikanın İran’ın nükleer altyapısını imha edecek güçte olduğunu belirterek “Asıl sorun bunu ne zaman yapacağıdır” diye konuştu. Newsweek’e göre istihbarat örgütleri CIA ve DIA, “İran nükleer tesislerine ön saldırı düzenlenmesi” halinde neler yaşanabileceğine ilişkin senaryolar geliştirmeye başladılar.
Suriye ile gizli görüşme iddiası
ABD’nin Suriye ile, Irak’ta hakimiyet kurma konusunda askeri işbirliği yapmak amacıyla görüşmeler yaptığı öne sürüldü. Time dergisi, Amerikalı üst düzey yetkililerin bu konuda geçen hafta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile başkent Şam’da görüştüklerini bildirdi. Haberde, söz konusu görüşmeler sonucunda ortak bir birliğin Irak’ın Suriye sınırında görev yapabileceği kaydedildi. New York Times gazetesi ise, Irak’ta ABD’ye bağlı güvenlik güçlerinin eğitilmesi ve donatılmasının geciktiğini yazdı. Gazeteye göre bu işten sorumlu olan askeri komutanlık, eğitim ve donatım için gerekli personelin ancak yarısından azına sahip.
İki göçmenin açlık grevi
İsveç’in başkenti Stockholm’un Sergelstorg Meydanı’nda iki göçmen, 6 Eylül’de açlık grevine başladı. Her ikisi de yüksekokul mezunu olan göçmenlerin talepleri ayrımcılığın önlenmesi ve kendilerine iş bulunması. Medya, açlık grevindeki Rafael Altes ve Elvira Santos’un yaşam hikâyelerine geniş yer verdi. Rafael Altes, 14 yıl önce Peru’dan gelerek siyasi iltica talebinde bulunmuştu. Tarım mühendisi olan Altes, Peru’da bir yüksekokulda öğretmenlik yaparken Peru Komünist Partisi ile ilişkisi olduğu iddiası ile hakkında soruşturma açıldı. İsveç’e iltica etmek zorunda kaldı. Kendi mesleği olan multimedya ve iletişim alanında iş bulma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanınca, hastanelerde temizlik, lokantalarda bulaşıkçılık yapmaya başladı. İşşiz kalınca da İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvurdu ve ilkokul öğretmeni olmak istediğini söyledi. Ancak bu isteği reddedildi. Altes, son 5 yıl içinde 100’den fazla iş başvurusu yaptığı halde bir kez dahi iş görüşmesine çağırılmadığını belirtiyor. Altes, Peru’daki 14 yaşındaki oğlunu yanına alabilmek için de girişimde bulundu, ama bu talebi yasalara göre kabul edilmesi gerektiği halde, reddedildi. Bu arada İsveçli eşinden ayrılınca evsiz kaldı. Belediye, kendisine ev vermedi. Elvira Santos ise mimar ve heykeltıraş. Kolombiya’dan iltica eden Santos, buradaki 5 yılı boyunca birçok işyerinde çalıştı, ancak kendisine ücret ödenmedi. Santos, “Ben köle değil, sanatçıyım” diyor.
|