www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Amaçları Çin’i kuşatmak
Arap uzmanlar, Sudan’a ekonomik ambargo uygulanması için kapıyı aralayan BM kararının asıl hedefinin Çin’in petrol ihracatını frenlemek olduğunda birleşiyor.

Tepki oyları ırkçılara
Almanya’da başta ‘Hartz Reformu’ olmak üzere hükümetin hak gaspları, seçmenleri hükümet karşıtı partilere yöneltti. İki eyalette yapılan seçimlerde ırkçı partiler, yıllar sonra meclise girmeyi başardı.

Kamyon şoförleri hedefte
Irak’ta özellikle Türkiye’den gelen kamyonlara yönelik saldırılar ve rehin alma eylemleri sürüyor. İşadamı Ali Haydar Veziroğlu’na ait bir şirketin Bağdat’ın güneyindeki şantiyelerinde çalışan 10 Türk vatandaşının 10 gün önce kaçırıldığı öğrenildi.


Amaçları Çin’i kuşatmak
ABD ve İngiltere’nin inisiyatifiyle BM Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen Sudan karar tasarısı, tartışma yarattı. Gözlemciler, Darfur’daki çatışmalar nedeniyle Sudan hükümetinin suçlandığı ve olası bir askeri müdahalenin kapısını aralayan kararın asıl hedefinin Sudan değil Çin olduğunda birleşiyor.
Arap dünyasından uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD’nin hem Irak işgali, hem Sudan’a yönelik baskısıyla Çin’i “kuşatma altına” aldığını, Arap ülkelerinden Çin’e yönelik petrol akışını kontrol etmek istediğini belirttiler.
Askeri kuşatma
Mısırlı uzman Muhammed el Sayed Salim, “Washington, Çin’i her yönden kuşatmak için herşeyi yapıyor. Bu amaçla Afganistan’ı işgal etti, Pakistan’a asker konuşlandırdı. Güney Kore ve Japonya’daki ABD birlikleri de Çin’e karşı kullanılıyor” diye konuştu.
Kahire Üniversitesi’nde düzenlenen bir sempozyumda konuşan Salim, Irak işgalinin en önemli sebeplerinden birinin, Çin’in, Irak ve Basra Körfezi’ndeki petrol rezervlerine erişmesini önlemek olduğunu belirtti. Salim, “Washington, Irak işgali ile bölgede bir mevzi edindi. Böylece Çin’i, çok muhtaç olduğu Irak petrolünden mahrum bıraktı. Amaç, Çin’deki ekonomik gelişmeyi durdurmak” değerlendirmesini yaptı ve ABD Başkanı Bush’un, 2000 yılında Çin’i ‘stratejik rakip’ diye nitelendirdiğini hatırlattı.
Çin, bir süre önce Japonya’yı geçerek, ABD’nin ardından en büyük ikinci petrol tüketicisi oldu.
Sudan petrolü
Yine Mısırlı bir uzman olan Prof. Enver Abdülmalik de, Çin’e karşı yürütülen politikanın Sudan cephesine dikkat çekti. Abdülmalik, Sudan petrolünün en büyük alıcısının Çin olduğunu, Darfur’un güneyindeki petrol sahasını işletme hakkının Çin Milli Petrol Şirketi’nde olduğunu hatırlattı.
Aynı sempozyumda konuşan saygın yazarlardan Muhammed Hasaneyn Hekal da, ABD’nin Irak işgali ile birlikte, gelecekteki rakiplerine güç gösterisi yaptığını dile getirdi. Hekal, bu rakipler arasında Çin, Japonya ve Almanya’nın en önde gelenler olduğunu dile getirdi.
BM Güvenlik Konseyi, 18 Eylül tarihli kararıyla, Darfur’da ‘istikrarın hakim olmaması’ halinde Sudan’a yaptırım uygulanabileceğinin sinyalini verdi. Çin hükümeti başlangıçta bu kararı veto edeceğini ilan etmişti, ancak çekimser kalmakla yetindi.
ABD tarafından hazırlanan ve Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen kararda Sudan’ın, 50 bin kişinin öldüğü, 1.2 milyon kişinin evlerini terk ettiği Darfur bölgesinde Afrika Birliği gözetim gücüyle işbirliğini artırması isteniyor.
BM kararı uygulanacak
Sudan hükümeti, Güvenlik Konseyi’ne sert tepki göstermesine rağmen, kararını uygulayacağını açıkladı.
Arap Birliği ise, karanın bölgeye barış getirmeyeceğini bildirdi. Arap Birliği basın sözcüsü Hüsam Zeki, bu kararı onaylamadıklarını belirterek, “Yaptırımlar uygulamak krizin çözümüne yardımcı olmaz” diye konuştu.

CHAVEZ: PETROL 100 DOLARA ÇIKABİLİR
Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, Irak işgali nedeniyle ham petrol fiyatlarının büyük bir tırmanış içine girebileceğini söyledi. Chavez, halen varil başına 40 doların altında seyreden fiyatların 100 dolara dahi çıkabileceğini söyleyerek, “Bunun gerçekleşmesi halinde petrol üreticileri ile büyük alıcılar arasındaki hassas denge bozulacaktır. Umarım böyle bir şey olmaz” dedi.
Günlük üretimi 2 milyon varil olan Venezüella, dünyanın en büyük beşinci petrol üreticisi. Venezüella aynı zamanda, ABD’ye en çok petrol satan ülke konumunda. Fiyatların yükselmesi, kırılgan ekonomi için bir şans oldu ve bu yıl milli gelir yüzde 10 oranında arttı.


Başa dön


Tepki oyları ırkçılara
Almanya’nın Saksonya ve Brandenburg eyaletlerinde yapılan seçimlerde iki büyük merkez parti, oy kaybına uğramalarına karşın iktidarda kalmayı başardı. Ancak seçimin sonuçları daha fazlasına ışık tutuyor.
Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) Saksonya’da, Sosyal Demokrat Parti (SPD) Brandenburg’da iktidarda kalmayı başarırıken önemli ölçüde oy kaybetti. Seçmenin hükümetin politikalarından ne kadar hoşnutsuz olduğunu gösteren seçimlerde Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) “tarihi bir zafer” kaydetti.
Nazilerin yüzde 5’lik barajı aşarak meclise girdiklerinin öğrenilmesi üzerine iki eyalette de protesto eylemleri düzenlendi.
Seçmen tepkili
Federal hükümetin büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti Brandenburg’ta yüzde 32, ana muhalefetteki Hıristiyan Demokrat Birlik de Saksonya’da yüzde 41 oy aldı. Ancak seçimlerin en çarpıcı sonucu, aşırı sağ partilerin oylarını artırması oldu.
Bunun sebebinin, hükümetin emekçilere yönelik saldırıları olduğu belirtiliyor. Hükümetin işsizlerin aldıkları yardımı azaltması gibi birçok sosyal kısıntıya karşı haftalardır yapılan eylemler, seçmenin ya sandığa gitmeyerek ya da sözde reformlara hayır diyen partilere oy vererek protestosunu sürdürmesine neden oldu.
Her iki eyalette de seçime katılım oranının yüzde 60’ın altında olması, seçmenin, merkez partilerin aynılaşan sosyal ve ekonomik politikalarını protesto ettiğini gösteriyor.
36 yıl sonra...
Böyle bir ortamda yapılan seçimlerde ırkçı Nasyonal Demokrat Parti (NPD), Saksonya’da elde ettiği yüzde 9’un üzerindeki sonuçla 36 yıldır ilk kez yeniden bir eyalet parlamentosuna girmeyi başardı.
Irkçı Alman Halk Birliği (DVU) de, Brandenburg parlamentosundaki varlığını, artan oylarla pekiştirerek dört yıl daha sürdürecek. Her iki parti, seçim kampanyasında işsizlik ve hükümetin Hartz Reformları’nın yarattığı hoşnutsuzluğu kullandı.
Uzmanlar, ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlerle göz boyayan NPD’nin, Saksonya’da bazı seçim bölgelerinde yüzde 20’ye kadar varan oy almasının ciddi bir tehlike işareti olduğunu dile getiriyor.

PDS İKİNCİ PARTİ OLDU
Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS), Brandenburg’da ve Saksonya’da ikinci güçlü parti haline geldi.
Brandenburg Başbakanı olan SPD’li Platzeck, koalisyon görüşmelerinde PDS’i dikkate alacağını açıklamasına rağmen PDS’le koalisyon ortaklığı hem CDU hem de SPD için en son ihtimal.
Berlin’deki Federal Hükümet’in küçük ortağı Yeşiller’in ise her iki eyalette de yüzde 5 barajını aşamadığı dikkat çekiyor.
Seçimler sonucunda Federal Eyaletler Meclisi’ndeki güç dengesinde bir değişiklik olmayacak. Meclisteki muhafazakâr kanat, halen üstünlüğünü koruyor.


Başa dön


Kamyon şoförleri hedefte
Irak’ta özellikle Türkiye’den gelen kamyonlara yönelik saldırılar ve rehin alma eylemleri sürüyor.
İşadamı Ali Haydar Veziroğlu’na ait bir şirketin Bağdat’ın güneyindeki şantiyelerinde çalışan 10 Türk vatandaşının 10 gün önce kaçırıldığı öğrenildi. “Ebu Bekir El Saddık Taburları” adlı örgütün kaçırdığı kişilerin isimleri şöyle: Osman Ayaz, Hıdır Gürsey, Metin Oğlakçı, Ertürk Arslan, Yaşar Atik, Murat Karaahmetli, Turgay Keskin, Hüseyin Erbal Sarıkaya, Murat Gonca ve Özkan Öztürk.
Örgüt, şirketin 3 gün içinde Irak’tan çekilmemesi halinde rehinelerin öldürüleceği tehdidinde bulundu. Türk şirketi de olayı doğruladı, ancak ABD’lilerle hiçbir ilgileri olmadığını öne sürdü.
Konvoya saldırı
Irak polisi ise, Türkiye’den Musul’a giden 4 kamyonun Balad’da saldırıya uğradığını ve kamyondakilerin hepsinin öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamaya göre 12 Türk vatandaşı öldürüldü, ancak olayla ilgili hiçbir ayrıntı edinilemedi.
Polis, Samara’da dün sabah da Iraklı bir şoförün cesedinin bulunduğunu bildirdi. Kuzeydeki Beyci yakınlarında ise, işgalcilere çalışan iki Iraklının cesetleri bulundu.
Dehşet görüntüleri
Daha önce kaçırılan ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) üyesi 3 Kürt de, başları kesilerek öldürüldü. “Ensar El Sünnet Ordusu” adlı örgütün internet sitesinde, Kürtlerin başlarının kesilmesi görüntülerine yer verildi. Adı açıklanmayan bir Kürt yetkili, görüntülerdekilerin, araçları bozulduktan sonra kaçırılan ‘sıradan Kürtler’ olduğunu belirtti. Yetkili, çarşamba günü Bağdat’ın kuzeyinde bulunan cesetlerin bu kişilere ait olduğunu sandıklarını ekledi.
Askerler rehin
Bir başka örgüt ise, çok sayıda Iraklı askeri rehin aldı. Örgüt, işgal karşıtı Şii lider Mukteda Sadr’ın Bağdat büro şefi Hazım El Araci’nin 48 saat içinde serbest bırakılmaması durumunda askerleri öldürecekleri tehdidinde bulundu. Televizyonda yayınlanan video kaydında, Irak ulusal muhafızları olduğu belirtilen bir grup üniformalı kişi, direnişçilerin önünde gösterildi. Örgüt, kendisini, “Muhammed bin Abdullah Tugayları” olarak tanıttı.
AFP ve Reuters ajansları rehin alınan asker sayısının 15 olduğunu bildirirken, AP bu sayının 25 olduğunu belirtiyor.
Felluce’de 10 ölü daha
Irak’taki diğer gelişmeler şöyle:
  • ABD Felluce kentine yönelik bombardımanı sürdürüyor. Önceki geceyarısından bu yana 10 Iraklı öldü, 9 Iraklı yaralandı. Bombardıman dün devam etti.
  • Müslüman Ulema Komitesi üyelerinden Şeyh Zaidi ile Şeyh Muham-med Cedua, Bağdat’ın Sadr Mahallesi’nde öldürüldü.
  • Hille’de bir polis komiseri öldürüldü.
  • Irak Başbakanı İyad Allavi, yönetimi Amerikalılardan devraldığı 28 Haziran’dan bu yana dört suikast girişiminden kurtulduğunu söyledi. Allavi, son suikast girişiminin geçen salı günü meydana geldiğini anlattı.
  • Latifiye kenti yakınlarında Ulusal Muhafız Birliği’nden 3 subay, önceki gece düzenlenen roket saldırısında öldü.
  • Önceki gün Samarra’da düzenlenen intihar saldırısında biri asker ve biri eylemci olmak üzere 3 Iraklı öldü, 4 ABD askeri ve 3 Iraklı asker yaralandı.
  • Suveyra kenti yakınında yol kenarına bomba yerleştirmeye çalışan dört direnişçi, bombanın infilak etmesi sonucu öldü.
  • Bağdat’ın güneyindeki Musayib kasabasında bomba yüklü bir araç infilak etti. Patlama sonucu bir kişi ölürken üç kişi yaralandı.

    Hamas’a suçlama
    Irak’ta işgalcilerle işbirliği yapan bir Şii lider, ülkedeki bombalı araç saldırılarının bir bölümünden Filistinli Hamas örgütünün sorumlu olduğunu öne sürdü.
    ABD’ye bağlı devlet televizyonunun haberine göre, Irak İslami Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK) yöneticisi bir Şii din adamı, 200 Hamas mensubunun İran üzerinden Irak’a girdiğini, bu kişilerin çok sayıda bombalı saldırıdan sorumlu olduğunu söyledi.


    Başa dön


  • İran da tehdit altında
    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA), pazar günü Viyana’da yaptığı toplantıdan, İran’a “ültimatom” çıktı. UAEA yönetimi, ABD baskısına boyun eğdi ve İran hükümetine, ‘uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurma’ çağrısı yaptı. İran hükümeti kararı reddederek, nükleer enerji konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesi halinde, UAEA denetçileri ile işbirliğini sona erdireceğini ilan etti. İran Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Sekreteri Hasan Rovhani, “Dosyayı Güvenlik Konseyi’ne göndermek akıllıca değil. Bu olasılık gerçekleşirse ek protokol ile ilgili taahhütlerimiz sona erecek ve kuruluş ile işbirliğimizin düzeyi azalacaktır. Bize karşı yaptırım uygulayacaklarını söyleyenler blöf yapıyor, çünkü hiçbir şey elde edemeyecekler” diye konuştu. Nükleer Silahsızlanma Anlaşması (NPT) ek protokolüne göre, UAEA denetçileri, çeşitli ülkelerdeki nükleer tesisleri önceden haber vermeden denetleyebiliyorlar. İran bu protokole bugüne dek uydu. Ancak Rovhani, nükleer enerji konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne götürülmesi halinde, NPT’den dahi çekilebileceklerini belirtti. İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair herhangi bir kanıt olmamasına rağmen sürekli bu yönde açıklamaların yapılması İran’a Amerikan saldırısı hazırlığı olarak görülüyor. Newsweek dergisi, Amerikalı ve İsrailli yetkililerin geçen hafta ‘olası bir askeri müdahale’ üzerine görüştüğünü yazdı. İsrailli bir kaynağa dayanan habere göre, iki müttefik, İran’ın elinde “tehlikeli silahlar” olduğuna inanmaya başladıklarını söyledi ve saldırı seçeneğini tartışmaya başladı. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Elyezer Shkedy de, bir gazeteye verdiğği demeçte “Eğer hükümet askeri çözümün gerekli olduğuna karar verirse ordu bu işi çözer” dedi. Amerikalı Ortadoğu uzmanı Geoffrey Kemp de Amerikanın İran’ın nükleer altyapısını imha edecek güçte olduğunu belirterek “Asıl sorun bunu ne zaman yapacağıdır” diye konuştu. Newsweek’e göre istihbarat örgütleri CIA ve DIA, “İran nükleer tesislerine ön saldırı düzenlenmesi” halinde neler yaşanabileceğine ilişkin senaryolar geliştirmeye başladılar.
    Suriye ile gizli görüşme iddiası
    ABD’nin Suriye ile, Irak’ta hakimiyet kurma konusunda askeri işbirliği yapmak amacıyla görüşmeler yaptığı öne sürüldü. Time dergisi, Amerikalı üst düzey yetkililerin bu konuda geçen hafta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile başkent Şam’da görüştüklerini bildirdi. Haberde, söz konusu görüşmeler sonucunda ortak bir birliğin Irak’ın Suriye sınırında görev yapabileceği kaydedildi. New York Times gazetesi ise, Irak’ta ABD’ye bağlı güvenlik güçlerinin eğitilmesi ve donatılmasının geciktiğini yazdı. Gazeteye göre bu işten sorumlu olan askeri komutanlık, eğitim ve donatım için gerekli personelin ancak yarısından azına sahip.
    İki göçmenin açlık grevi
    İsveç’in başkenti Stockholm’un Sergelstorg Meydanı’nda iki göçmen, 6 Eylül’de açlık grevine başladı. Her ikisi de yüksekokul mezunu olan göçmenlerin talepleri ayrımcılığın önlenmesi ve kendilerine iş bulunması. Medya, açlık grevindeki Rafael Altes ve Elvira Santos’un yaşam hikâyelerine geniş yer verdi. Rafael Altes, 14 yıl önce Peru’dan gelerek siyasi iltica talebinde bulunmuştu. Tarım mühendisi olan Altes, Peru’da bir yüksekokulda öğretmenlik yaparken Peru Komünist Partisi ile ilişkisi olduğu iddiası ile hakkında soruşturma açıldı. İsveç’e iltica etmek zorunda kaldı. Kendi mesleği olan multimedya ve iletişim alanında iş bulma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanınca, hastanelerde temizlik, lokantalarda bulaşıkçılık yapmaya başladı. İşşiz kalınca da İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvurdu ve ilkokul öğretmeni olmak istediğini söyledi. Ancak bu isteği reddedildi. Altes, son 5 yıl içinde 100’den fazla iş başvurusu yaptığı halde bir kez dahi iş görüşmesine çağırılmadığını belirtiyor. Altes, Peru’daki 14 yaşındaki oğlunu yanına alabilmek için de girişimde bulundu, ama bu talebi yasalara göre kabul edilmesi gerektiği halde, reddedildi. Bu arada İsveçli eşinden ayrılınca evsiz kaldı. Belediye, kendisine ev vermedi. Elvira Santos ise mimar ve heykeltıraş. Kolombiya’dan iltica eden Santos, buradaki 5 yılı boyunca birçok işyerinde çalıştı, ancak kendisine ücret ödenmedi. Santos, “Ben köle değil, sanatçıyım” diyor.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net