www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Zirvenin merkezi Irak
ABD, NATO üyelerinin Irak’a asker göndermesi konusunda zirveden karar çıkması için ısrarcı. Fransa ve Almanya ise veto etme eğiliminde.

ABD-AB Zirvesi’nde uzlaşma
ABD Başkanı George Bush’un İrlandalı ve AB yetkilileriyle yaptığı AB-ABD zirvesinden, Washington’un Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) destek mesajı verildi.

‘Ortadoğu belirsizlik içinde’
İspanya’da yaşayan Kanadalı araştırmacı ve yazar Daniel Estulin, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planlarına farklı açılardan bakıyor.


Zirvenin merkezi Irak
İstanbul’da yapılacak NATO zirvesinin en “hassas ve tartışmalı” gündemi Irak işgali olacak. NATO’nun Irak işgaline katılmasını isteyen ABD’nin ısrarına karşılık, Fransa ve Almanya buna karşı çıkıyorlar. Yine de NATO zirvesinden Irak için bir formül çıkması bekleniyor.
NATO’nun, Irak’ta bir rol üstlenmesi olasılığı konusunda, “yeni hükümetin talepte bulunması halinde kapıları kapalı tutmayacağı” mesajı verilecek. Ancak ABD bundan daha ileri bir adım atılması konusunda ısrarcı. Bu tavrın sürmesi halinde ittifakta bölünme yaşanabileceği ifade ediliyor. Nitekim Irak krizinin başlangıcında, Almanya, Fransa ve Belçika’nın muhalefeti, ittifak bünyesinde büyük sorunlar yaratmıştı.
ABD baskı yapıyor
Buna karşın Washington, Irak konusunda baştan beri karşısında bulduğu müttefiklerden Almanya, Fransa ve Belçika’ya uzun ve güçlü baskılarını sürdürüyor. Bu baskılardan en fazla “nasibini alan” Belçika, geçen ay net bir şekilde tavır değiştirdi. NATO’da, krizin başında yaşanan gerginlikten sonra, Brüksel’deki İttifak Genel Merkezi’nin yenilenmesine ilişkin projeyi askıya alan ABD, bu ülkeye gizli ekonomik ve siyasi ambargo uyguladı. Başta elmas ve pırlanta ticareti olmak üzere değişik alanlarda milyarlarca dolar kayba uğrayan Belçika’nın bakanlarının Amerikalı meslektaşlarıyla görüşme talepleri uzun süre reddedildi. Nihayet, geçen ay sonunda ABD’ye giderek Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşebilen Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Louis Michel, NATO’nun Irak’ta rol üstlenmesine karşı tavır almayacaklarını açıkladı.
Formül aranıyor
İstanbul’da, çalışma yemeği sırasında dosyayı inceleyecek olan devlet ve hükümet başkanlarının, Irak konusunda ayrı bir bildiri yayımlayarak, ittifakın bu ülkede olası müdahalesine ve rol üstlenmesine açık kapı bırakacak bir formül bulmaları öngörülüyor.
Uzmanlar, ittifakın Irak’ta “eğitim görevleri” üstlenebileceğini, bunların zaten bazı müttefikler tarafından sürdürüldüğünü, İstanbul’da bu konuda bir karar çıkabileceğini ifade ediyorlar.
Bugünkü aşamada Almanya, Iraklı polisleri Birleşik Arap Emirlikleri’nde eğitiyor. Polonya, Irak ordusuna ülke içinde eğitim veriyor. ABD ve İngiltere’nin de bu alanda faaliyetleri bulunuyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin son kararında, NATO’nun ismi verilmeden, çokuluslu kurumların devreye girmesine yeşil ışık yakılmıştı. NATO’nun Irak’ta üstlenebileceği görevler arasında sınırların savunulması, eğitim, seçim döneminde güvenlik desteği, BM personelinin güvenliğiyle ilgili birtakım destekler yer alıyor, ancak ittifak bünyesinde Fransa’nın öncü olduğu muhalefet kanadının etkisiyle bu tür öneriler askıda tutuluyor.
“NATO bayrağının bir şekilde Irak’a sokulması formülünün ABD ve İngiltere tarafından bulunacağını, bunun sadece bir zaman meselesi olduğunu” ileri süren bazı diplomatlar, ülkenin güneyinde, Polonya tarafından yönetilen çokuluslu birimlerin komutasının ittifaka aktarılabileceğini anlatıyorlar.


Başa dön


ABD-AB Zirvesi’nde uzlaşma
ABD Başkanı George Bush’un İrlandalı ve AB yetkilileriyle yaptığı AB-ABD zirvesinden, Washington’un Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) destek mesajı verildi.
Bush başkanlığındaki ABD heyetiyle, üst düzey AB yetkilileri ve AB Dönem Başkanı olan İrlanda’nın Başbakanı Bertie Ahern’in katılımıyla yapılan zirvenin ardından ortak bir deklarasyon açıklandı. Deklarasyonda, bu ay başında G-8 zirvesinde başlatılan süreçle Avrupa Konseyi’nin 18 Haziran’da kabul ettiği Akdeniz ve Ortadoğu ile AB Stratejik Ortaklığı projelerine “destek” ifade edildi. Reform isteğinin bu ülkelerin kendi içinden gelmesi gerektiğine işaret edilen deklarasyonda; hükümet, sivil toplum kuruluşları ve iş çevreleriyle işbirliğine hazır olunduğu belirtildi.
Deklarasyonda ayrıca, İsrail-Filistin meselesinin “reformları gerçekleştirmemek için bahane olarak öne sürülmemesi gerektiği” savunulurken, “terörle ve kitle imha silahlarıyla” mücadelede işbirliği halinde olunacağı vurgulandı.
NATO’nun Irak’taki rolü
İrlanda’da tarihi Dromoland şatosunda yapılan zirvede taraflar, Irak’ın yeni “kukla” Başbakanı İyad Allavi’nin talebi doğrultusunda, Irak güvenlik kuvvetlerinin eğitilmesine destek vermeyi kararlaştırdı. Bu kararın, İstanbul’daki NATO zirvesinde somutlaştırılması bekleniyor.
Yayınlanan resmi belgede, Allavi hükümetine tam destek verilirken, 31 Ocak 2005’ten önce seçimlerin yapılması istendi. Belgede, Irak’ta BM çatısı altında bir çok uluslu güç kurulmasına da destek verildi. Ayrıca, Cenevre Konvansiyonu’ndaki “mahkumlara iyi muamele edilmesini garantiye alan” anlaşmaya uyulması gerektiği dile getirildi. ABD ve AB yetkilileri, Irak yönetimi tarafından uluslararası bir konferans düzenlenmesini de önerdi.

SE toplantısı sona erdi
Sosyalist Enternasyonel’in (SE) Barış, Demokrasi ve İnsan Hakları Komitesi Toplantısı’nın ardından, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Komite Başkanı Piero Fassino bir açıklama yaptı. Baykal, yayınlanacak deklarasyonun, SE’nin Irak ve Ortadoğu konusundaki anlayışını belirteceğini ve “NATO’nun Irak’a müdahale yapmasının şartlarını” irdeleyeceğini söyledi.
Fassino da Irak’ta BM çatısı altında, Arap ülke askerlerinin de yer alacağı bir güç oluşturulmasını savundu. Fassino , NATO’nun yeni misyonu belirlenirken, AB ve BM gibi kuruluşlarının güçlenmesi gerektiğini de belirtti.

Gül NATO görevine razı
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, NATO’nun Irak’ta “askeri eğitim” rolü almasına sıcak baktıkları mesajını verdi. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı ve Alman Marshall Fonu tarafından düzenlenen “Yeni Bir Yol Kavşağında Atlantik İttifakı” toplantıları kapsamındaki öğle yemeğinde konuşan Gül, “Türkiye’nin Ortadoğu’da sosyal ve ekonomik gelişme için önemli olduğunu, ancak bir model oluşturmak gibi dertleri olmadığını” söyledi. Gül, NATO ve Türkiye’nin Irak’taki rolü ile ilgili olarak da, “asker gönderme tekliflerinin reddedildiğini” hatırlatarak, “Henüz NATO’nun asker gönderme kararı yok. Ama Irak Başbakanı Iraklı polis ve güvenlik gücünün eğitimini talep etti NATO’dan. Bunlar önümüzdeki günlerde tartışılacak” dedi.
ABD Senatosu Dış ilişkiler Komitesi Başkanı Richard Lugar ise, yeni Irak yönetiminden, “en erken zamanda NATO’yu davet etmeye” çağırdı. Lugar, Irak’ta aktif görevden kaçınan Avrupa ülkelerine de seslenerek, “Ortadoğu’da barışın sağlanmasının, Amerika’nın değil tüm dünyanın meselesi olduğunu” söyledi. Lugar, “NATO’nun Afganistan’da daha fazlasını yapması gerektiğini” de savundu.


Başa dön


‘Ortadoğu belirsizlik içinde’
Taylan Bilgiç
İspanya’da yaşayan Kanadalı araştırmacı ve yazar Daniel Estulin, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planlarına farklı açılardan bakıyor. Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin planlarının denklem dışında bırakılamayacağını belirten Estulin, Batı Avrupa devletlerinin, Amerikan planlarına destek verdiği kanısında.
Evrensel: ABD, “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) ile neyi hedefliyor?
Daniel Estulin: 2004 Bilderberg toplantısının ana gündemlerinden biri, BOP idi. Bu proje; Fas’tan Afganistan’a dek küresel bir stratejiyi hayata geçirmeyi hedefliyor. Bush’un kuklacıları; masaya, Avrupalı müttefikleri ile işbirliği yaptıkları izlenimi yaratacak bir şeyler koymak istiyor. Böylece, tam da seçim yılında, Ortadoğu konusunda dünyayla işbirliği içinde olduklarını öne sürecekler.
Almanya Dışişleri Bakanı Joshka Fischer ve Başbakan Gerhard Schröder, BOP’a onay vermiş görünüyor. Ama Fransızlar daha temkinli. Önce Filistin sorununun çözülmesi gerektiğini söylüyorlar ve bunda haklılar. Avrupalılar, ABD’nin BOP’un finansmanı için kendilerine baktığını görüyor. Ve AB’nin Dış Politika ve Güvenlik Şefi Javier Solana, BOP’a yüzde 100 destek vermekte.
BOP’un, mevcut ABD politikalarının başarısızlığı nedeniyle bir tepki olabileceğini düşünüyorum. Saddam rejimini yok etmenin ve Filistin için Yol Haritası’nı uygulamanın, Batı yanlısı bir demokratikleşmeyi teşvik edeceğini söylemişlerdi. Ama Yol Haritası çıkmaza girdi, Irak bataklığa dönüştü, Afganistan için hazırlanan “Marshall Planı” da fiyaskoyla sonuçlandı.
“Büyük Ortadoğu” konusunda büyük laflar etmek, cahil bıraktırılmış Amerikalı seçmeni, bu inisiyatifin samimi olduğuna inanmasına yol açıyor. Bu anlamda BOP’un ABD içinde belli bir etki yaratması mümkün. Ama Ortadoğu’da bir etki olasılığı çok zayıf. Bunun üç sebebi var.
Birincisi İsrail-Filistin çatışması. Washington ve George W. Bush, İsrail’in ördüğü yeni güvenlik duvarının Arap kamuoyu açısından ne ifade ettiği konusuna tamamen kayıtsız. Bölge halkları, ABD’nin İsrail’e kayıtsız şartsız destek verdiğini görüyor. Bu nedenle, ABD’nin Filistin konusunda “adil uzlaşma” söylemine inanmıyorlar.
İkinci sebep ise, Irak işgaliyle birlikte, bu ülkenin ekonomisi üzerinde kurulan kontrol. “Serbest piyasa” ve özelleştirmeye yönelik hızlı hamleler, yeniden inşa ihalelerinin zengin ABD şirketlerine verilmesi, Irak’ın ekonomik bağımsızlığı konusunda kuşku uyandırıyor.
Üçüncü sebep ise, Irak’taki uzun vadeli Amerikan askeri varlığı. ABD askeri planlamacıları, 3 yıllık bir süre boyunca 100 bin işgal askerinden bahsediyorlar. Dahası Irak’ta, dört kalıcı askeri üs kuruluyor. Dolayısıyla, Washington istediği kadar “demokratikleşme”den bahsetsin, pratik bu lafları doğrulamıyor. Irak’taki devasa petrol rezervlerini de ekleyince, bu süslü sözlerin, Irak’ta bir “uşak devlet” oluşturma niyetinin önünde bir örtüden ibaret olduğu görüşü, neredeyse evrenselleşiyor.
Bölge ülkeleri BOP’a nasıl tepki verebilir? BOP, bölgeyi nasıl etkileyecektir?
Bence, BOP’a yönelik olası ve kestirilemez tepkileri anlayabilmek için, Ortadoğu’ya İran, Afganistan, Hindistan ve Rusya’yı da katarak düşünmemiz gerekir. Tabii kimse Rusya ve Hindistan’ı Ortadoğu’ya dahil etmez, ama bir örnekle ne demek istediğimi açıklayayım. Afganistan’a bakın, Kuzey İttifakı’nın müttefiklerine. Bu ittifakın en iyi müttefiki Rusya. Rusya, Orta Asya’da egemenlik mücadelesinde Bush yönetiminin en önemli rakibi. ABD, 1980’lerde Afganistan’ı Rus yörüngesinden çıkarmak için milyarlarca dolar harcamıştı.
Bush yönetiminin, Kuzey İttifakı ve Hamid Karzai’yi korumak için bu politikadan vazgeçmesi söz konusu değildir. Öyleyse en iyi yol; Afganistan’ı Pakistan’a ihale etmek ve Pakistan’a hiç de iyi gözle bakmayan Rusları dışarıda tutmaktır.
Kuzey İttifakı ve özellikle Hazara bölgesindeki Şiiler, İran’a da yakın. İran, Şahbahar limanını Afganistan’ın Herat kentine bağlayacak bir karayolu inşa ediyor. Herat üzerinden de, güneydoğudaki Kandahar’a uzanacak. Yani Washington’daki neomuhafazakârların İran’a savurdukları tehditler boşuna değil.
Bush yönetimi bugün İran’da kan dökmeye istekli olmasa bile, Afganistan’daki İran nüfuzunu dağıtmak isteyecektir. Eğer Karzai hükümeti uzun süre işbaşında kalırsa, İran’ın nüfuzu artar. Taliban bunu istemiyor. Onlar Rusya’ya da, Şiilere de, İran’a da karşı. Taliban’ın bu “meziyeti”, elbette Washington’un dikkatini çekiyor.
Son olarak, Hindistan faktörü var. Görece önemsiz bir faktör olsa da, Taliban seçeneğinin artı ve eksilerini hesaplarken devreye giriyor. Bush yönetimi, Hindistan ile yakın ilişkiler istiyor. Karzai hükümetinin işbaşına geldiği 2001 kışından bu yana, Afganistan’daki Hint faaliyetleri katlanarak arttı.
Pakistan, bu gelişmeye şüpheyle bakıyor. Washington ise, Hindistan’ın Afganistan konusunda Rusya ve Afganistan ile stratejik bir ittifaka gitmesini istemez. Tek bir ülkedeki bu hesaplar gösteriyor ki, bütün bölge belirsizlik içinde. ABD Suriye’ye ne yapacak? İran Irak’taki savaştan uzak duracak mı, yoksa kargaşayı daha da artırmayı mı tercih edecek? Hüsnü Mübarek ömrünün sonuna dek Mısır’ın diktatörü olarak kalacak mı, yoksa yerine oğlunu mu geçirecek? Bu takdirde Mısır/Suriye, Mısır/ABD ve Mısır/İsrail ilişkileri nasıl etkilenecek? Sorular uzayıp gidiyor.
Amerikalıların ifadesiyle “eski Avrupa”, NATO üzerinden Ortadoğu’da kendilerine biçilmek istenen rolü kabul edecek mi?
Bu “eski-yeni Avrupa” sözlerinin, yaratılan gerilimlerin sırf dekor olduğunu düşünüyorum. Gerçi evet, ABD, Fransa’nın Irak işgalini reddetmesiyle epey incindi. Burada sihirli sözcük Bilderberg’dir. Bilderberg grubunun yıllık gizli toplantılar yaptığını biliyoruz. Eisenhower’dan bu yana her ABD Başkanı bu gruba mensuptur. Tony Blair de, İngiliz hükümetinin diğer üst düzey yetkilileri, Lionel Jospin (Fransa eski Başbakanı), Jacques Santer (Dünya Bankası eski Başkanı), Romano Prodi (Avrupa Komisyonu Başkanı), Wim Duisenberg (Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı), James Wolfensohn (Dünya Bankası Başkanı), Javier Solana (Avrupa Konseyi Genel Sekreteri), George Soros da üyedirler.
Bu toplantılarda belli konularda uzlaşma sağlanır ve aynı zamanda; ticari çıkarlar devreye girer. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, NATO’nun yerine bir Batı Avrupa Birliği ordusu geçirilmesi, istihbarat meseleleri, İsrail’in savunulması, Türkiye’nin özellikle “terörle savaş” ve Orta Asya kaynaklarına ulaşma bağlamında taşıdığı önem... Bu konuların tamamı, yıllık Bilderberg toplantılarında, kapalı kapılar ardında tartışılıyor.

Domino etkisi...
İspanya’da iktidara gelen Sosyalist Parti’nin Irak’tan asker çekmesi ile birlikte, Avrupa çapında ABD’yi zora sokacak bir “domino etkisi”nden söz edebilir miyiz?
Hollanda, İtalya, Polonya, Bulgaristan gibi ülkeler Irak’ta asker bulundurmaya devam ediyor...
Domino etkisi... ABD’nin domino etkisi için İspanyollara ihtiyaç duyduğunu sanmıyorum, kendi başlarına gayet iyi iş çıkarıyorlar! Iraklı Şiilerin ABD ile çatışmaları yoğunlaşırsa, Basra’daki İngilizler de çekip gidebilirler. Yok gitmezlerse, Başbakan Tony Blair, tıpkı geçmişte Margaret Thatcher’a olduğu gibi, kendi partisi tarafından aforoz edilir.
Irak’taki her asker kaybı, Bush’un “gönüllüler koalisyonu”nda ufak bir gedik daha açıyor.

Daniel Estulin kimdir?
1966’da Litvanya’da doğdu ve Kanada’ya yerleşerek Toronto Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldu. 9 yıldır İspanya’da yaşayan Estulin, “iletişim yeteneği” konusunda dört kitap yazdı. Aralarında BP ve Shell gibi en büyüklerin de bulunduğu Batılı şirketlere iletişim konularında danışmanlık yapıyor.Diğer yandan, çeşitli dergi ve internet sitelerinde güncel politik makaleler yazıyor.


Başa dön


Irak kentleri ateş altında
Irak’ta yönetimin ‘halka devredileceği’ iddia edilen 30 Haziran yaklaşırken, Irak kentleri üstüne bombalar yağıyor. Dün Irak’ın Necef kentinde, Şii lider Mukteda Sadr’a bağlı milis güçleriyle Amerikan askerleri arasında çatışma çıktı. Mehdi Ordusu milislerinin, kent merkezine giren Amerikan ordusu konvoyuna ateş açtığı belirtilirken bölgeden yoğun silah ve RPG sesleri duyuldu. Önceki gün ise, ‘şüpheli terörist hücreleri’ vurmak gerekçesiyle Felluce kenti hava bombardımınana tutuldu. Amerikan askerlerinin saldırısında yaklaşık 25 kişi öldü. Irak’taki Amerikalı Tuğgeneral Mark Kimmitt, işgal birliklerinin El Kaide liderlerinden Ebu Musab ez Zerkavi’nin örgütüne ait olduğu sanılan hücrelere saldırı düzenlediğini öne sürdü. Artan saldırıların ardından halk, ABD’nin bombardımana geçeceği endişesiyle Felluce’yi terk etmeye başlamıştı. Irak’ın Bakuba şehrinde de direnişçiler, 2 siyasi parti bürosuyla bir hükümet binasına saldırı düzenledi. Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK) bürosuna RPG ile yapılan saldırıda 3 parti üyesi öldü, 2 kişi yaralandı. Kentte dün sabah direnişçiler, hükümet binasına da saldırı düzenledi. Amerikan askerlerinin direnişçilerin üzerine ateş açmasıyla 4 direnişçinin öldüğü açıklandı. Bakuba’da halkın nefretini kazanan geçici hükümetin Başbakanı İyad Allavi’nin partisinin bürosuna saldırı düzenlendi. Kuzey Irak’taki Erbil’de bomba yüklü bir araçla Kürdistan Demokrasi Partisi’ne (KDP) bağlı kültür bakanlığına düzenlenen saldırıda ise Kültür Bakanı Ahmet Muhammed’in bir koruması öldü. KDP ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin Kerkük yakınlarındaki bürolarına önceki sabah da silahlı saldırı düzenlenmişti.
Afganistan’da da siviller öldü
Afganistan’ın doğusunda, Amerikan ordusunun düzenlediği havan topu saldırısında bir Afgan kadın ile çocuğunun öldüğü bildirildi. Pakistan sınırında bulunan Kunar bölgesi polis şefi Matullah Safi, Amerikalıların attığı bir havan topu mermisinin Kunar eyaletinin başkenti Aşadabat’ın 35 kilometre batısındaki bir eve isabet ettiğini belirtti. Kunar Valisi Seyid Fazıl Ekber de, bir kadın ve oğlu olmak üzere iki kişinin öldüğünü, bir kişinin de yaralandığını söyledi. Afganistan’ın doğusunda militanlara karşı düzenlenen dünkü saldırıda da 2 Amerikan deniz piyadesinin öldüğü, 1’inin yaralandığı açıklanmıştı. Ülkede kadın seçim görevlilerini taşıyan bir otobüste de patlama oldu. İlk belirlemeleregöre 3 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.
Arafat’tan ateşkes çağrısı
Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail’e Atina’daki olimpiyatlar sırasında ateşkes yapılması çağrısında bulundu. Ramallah’taki karargâhında sembolik olimpiyat ateşinin yakılması dolayısıyla yaptığı açıklamada Arafat, “Bu antik ve saygın Yunan geleneğinin canlandırılmasının, gelecek kuşakların barış, adalet ve güvenliğe sahip olacakları bir dünyanın yaratılmasında yardımcı olacağını ümit ediyorum” dedi. Arafat, “Komşularımıza ellerimizi uzatıyor ve onlara ‘Gelin, adil, kapsamlı ve kalıcı bir barış için anlaşmaya varalım’ diyoruz” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net