www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



YÖK yasası Meclis’te
AKP’nin Yükseköğretim Yasa Tasarısı inadı dün Meclis Genel Kurulu’na da taşındı. AKP, CHP’ye rağmen YÖK Tasarısı bitene kadar Meclis’in çalışması kararını içeren önergesini kendi milletvekillerinin oyları ile kabul ettirdi.

Bu da resmi gecekondu
Antalya İl Özel İdare binasının ana kolonunda çökme meydana geldi. Olay yerinde inceleme yapan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, “Bina şu anda güvenlik nedeniyle boşaltıldı” dedi.

İşte bütün mesele bu!
Elazığ’ın Bağlar Mahallesi’nde üzerine benzin dökerek intihar eden bir genç, ambulans gelmediği için minibüsle hastaneye kaldırıldı.

Üniversitenin paralı
   şenliği sönük başladı

Sponsor firmaların cirit attığı üniversite şenlikleri öğrencilere heyecan vermiyor.


YÖK yasası Meclis’te
AKP’nin YÖK Yasa Tasarısı inadı dün Meclis Genel Kurulu’na da taşındı. Toplumun geniş kesimlerinin “çekilsin” taleplerine kulak tıkayan AKP, tasarı bitene kadar Meclis’i çalıştırma kararı alırken, CHP karara muhalefet etti.
AKP Meclis Danışma Kurulu’nu toplayarak Meclis’in çalışma saatlerini yeniden belirlemek istedi. YÖK Tasarısı’nın öncelikli görüşülmesi ve Meclis’in tasarı bitene kadar açık tutulması yönündeki AKP’nin önerisine CHP’nin muhalefet etmesi nedeniyle önerge Danışma Kurulu kararı ile değil, AKP grup önerisi olarak getirildi.
Önerge üzerine konuşan CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in “gerginlik yaratmak isteyen her cihetten belasını bulsun” sözlerine atıfta bulunarak, ortamı gerenin kendisi olduğu için, kendi kendine beddua eden bakan olarak tarihe geçeceğini söyledi. CHP Grup Başkanvekili Ali Topuz da tansiyonu yükselten bir konuşma yaptı. Hükümet’in 17 aydır bir işi başaramadığını belirterek, “Bu değişikliği başaramayınca, suçu üniversitelere atmaya çalışıyorsunuz. Oysa suçu üniversitelere atarak bu işin altından kalkamazsınız” diyen Topuz, hükümeti “inatçılık”la suçladı. Topuz’a AKP sıralarından laflar atıldı. “Bana laf atmayın ağır cevap veririm” diyen Topuz, iktidarın ders almaya ihtiyacı olduğunu söyledi. AKP’lilerin alkışlarla protestosu üzerine Topuz, “Siz cehaletinizi alkışlıyorsunuz” yanıtını verdi.
AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik ise Topuz’un konuşmasına cevap verirken, önceki gün Meclis’e protesto için gelen öğretim üyelerini, CHP’lilerin kapıdan alıp grup salonlarına götürdüğünü hatırlatıp, “Meclis’in kapısından içeri herhangi bir simge, herhangi bir kurumu anımsatacak kıyafetlerle girmek sözkonusu değildir. TBMM Başkanlık Divanı’nın bu konuda kararı vardır. Arkadaşlar bunu bilmiyorlar mı?” dedi. CHP sıralarından ise Çelik’e “Meclis’te çarşaflılar da geziyorlar” diye laf attılar.
Maliyeti 2.5 milyar dolar
Programlarını iptal ederek görüşmelere katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tasarının geneli üzerinde söz aldı. Tasarının büyük telaşla, çok değişik çevreleri tahrik ederek, kararlılıkla geçirilmek istendiğini aktaran Baykal, yapılmak istenenin üniversiteye girecek olanların katsayılarının MEB tarafından düzenlenmesi, yani kimin, nereye gireceğine MEB’nın vermesi olduğunu söyledi. İmam hatiplerde 65 bin, diğer meslek liselerinde 985 bin, genel liselerde ise 2.5 milyon öğrencinin olduğunu hatırlatan Baykal, “65 bin kişiye verilmiş sözünüz var. İmam hatipleri üniversiteye girişte ayrıcalıklı konuma getirmek istiyorsunuz” dedi.
Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç’ın AKP grubu adına yaptığı konuşmada “İmam hatiplerin önü açılıyor” sözlerine atıfta bulunarak öyle bir şey olmadığını söylemesi tepkilere yol açtı.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise tasarıya AKP’ye oy verenler ile MHP, SP, DYP’nin yanı sıra isim vermeden Türk Eğitim-Sen ile Eğitim Bir-Sen’i kastederek iki büyük sendikanın destek verdiğini söyledi. CHP’lilerin “ sayın bakan doğruyu söyleyin” sözleri üzerine Bakan Çelik, Cuma günü bir yürüyüş olacağını, bu yürüyüşe katılmaları yönünde kendilerine baskı yapıldığını söyleyen çok sayıda öğretim üyesinin kendisine mail attığını savundu.


Başa dön


Bu da resmi gecekondu
Çağrı Yağar
Antalya İl Özel İdare binasının ana kolonunda meydana gelen çökme tehlikesi nedeniyle binaya giriş ve çıkışlar Antalya Valiliği’nin emriyle yasaklandı. Binanın yapıldığı dönem belediye başkanları tarafından mühürlenmiş olmasına karşın Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hizmete açılmış olması yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, çökmenin yaşandığı olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Valiliğin gereken tedbirleri aldığını hatırlatan Altunkaya, “Bir çökme meydana gelmiştir. Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü yetkilileri çökmeyle ilgili inceleme yapacaktır. Yapılacak olan incelemenin ardından geniş bilgi verebilirim. Bina şu anda güvenlik nedeniyle boşaltıldı” dedi.
Antalya’nın merkezi olan ve yoğun trafik akışının olduğu Güllük ve Konyaaltı Caddesi ile bağlantılı caddeler trafiğe halen kapalı ve bina tamamen boşaltılmış durumda.
Ruhsatsız ve projesiz
Çökme sırasında meydana geldiği söylenen patlamayı yalanlayan Vali Yardımcısı Altunkaya, binanın ruhsatsız ve projesiz yapıldığı iddialarını da reddetti.
Dönemin Valisi Hüseyin Ögütçen tarafından yaptırılan bina o dönemden beri tartışma konusu. 1971’de yılında yapımına başlanmasıyla birlikte dönemin belediye başkanı Avni Tolunay’la Vali’lik arasında sert tartışmalar yaşandı. Tolunay’dan sonraki belediye başkanı Selahattin Tonguç ise binayı mühürledi. Ruhtasız bina resen Bayındırlık Bakanlığı tarafından izinle 1974 yılında hizmete açıldı. Yıllardır tüm uyarılara rağmen hizmete devam eden 13 katlı binanın en alt katında yer alan 4 metre çapındaki kolonlardan birinin kırılması tartışmaları yeniden başlattı.
Kimse aldırmadı
Olayın görgü tanıkları tapu dairesi çalışanları perşembe ve cuma günü binada tıkırtılar duyduklarını ama kimsenin işi ciddiye almadığını belirttiler. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erdoğan Kahya cemiyet lokalinin de bulunduğu binada oturdukları sırada bomba sesine benzer gürültü duyduklarını alt kata indiklerinde binanın ana kolonlarından birisinde beton parçalarının döküldüğünü ve kolon demirlerinin dışarı çıktığını gördüklerini söyledi.

Gece çalıştırılan amele hayatını kaybetti
Sorumsuzluk ve kâr hırsı yine işçilerin canına mal oldu... Antalya’da, inşaat halindeki 2 katlı bir binanın çökmesi sonucu 1 işçi öldü üç işçi yaralandı. Olay, Lara semtinde önceki gece saat 22.00 sıralarında meydana geldi. İnşaatın gece çalışma izini olmadığı halde çalıştırılan işçilerden birinin canına mal olan olayda biri ağır üç işçi ise yaralandı.
Lara yolu Barınaklar Mahallesi Fener kavşağındaki Gima alışveriş merkezi yakınlarında bulunan ve çıkma olarak tabir edilen bölümünde beton dökme çalışması yapılırken çökme meydana gelen inşaatın Mırız Turizm Otelcilik Limited Şirketine ait olduğu belirtildi. Şirket yönetim kurulu başkanı Halil Osman Mırızlının şehir dışında olduğunu bildiren yetkililer inşaatın yapımının taşeron firma tarafından üstlenildiğini taşeron firma sahibinin oğlu Orhan Kamuray’ın gözaltına alındığını baba Ahmet Kamuray’ın ise arandığını bildirdiler. Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen çöken inşaat sahasına gelerek incelemelerde bulundu.Gazeticilerin sorularını yanıtlayan Evcilmen, inşaatın yapı denetimine tabii olduğunu belirterek “Gece çalışma izinleri yoktu. Gece vakti beton dökmek nereden çıktı anlayamadım.” dedi. Öte yandan inşaatta yaralanan işçilerden ikisinin hayati tehlikesinin bulunmadığı Vahdet Başlamış’ın ise durumunun ciddiyetini koruduğu kaydedildi.


Başa dön


İşte bütün mesele bu!
Oktay Akmeşe
Elazığ’ın Bağlar Mahallesi’nde yaşanan ambulans skandalı, sağlık sisteminin bütün çarpıklıklarını gözler önüne serdi. Üzerine benzin dökerek intihar eden bir genç, ambulans gelmeyince minibüsle hastaneye kaldırıldı. Buradan da başka bir yere sevk edilmesi gereken genç, yaklaşık 5 saat ambulans bekledi.
Bağlar Mahallesi’nde; önceki akşam saat 18.00 sıralarında 17 yaşındaki Ersin Eren üzerine benzin dökerek intihar girişiminde bulundu. Mahalle sakinlerinin müdahalesi sonucu son anda ölmekten kurtulan Eren, hastaneye kaldırılmak istendi. Ama çağrılan ambulans bir türlü gelmedi. Bunun üzerine bir münibüse bindirilen Eren, Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada ilk müdahalesi yapılan Eren’in enfeksiyon kapmaması için yanık tedavi merkezi olan en yakın ile sevk edilmesine karar verildi.
Ambulans verilmedi
Çocuklarının sevki için devlet hastanesinden ambulans isteyen aileden 100 milyon lira para talep edildi. Baba Aziz Eren, parayı bulup getirdi ama kendilerine ambulans verilmedi.
Devlet hastanesinin nöbetçi Baştabip Yardımcısı Yüksel Demir, “Bir ambulansımız var. Ayrıca hastayı görmemiz ve bandajını sökmemiz gerek. Siz en iyisi 112 Acil Servis’e başvurun” diyerek ailenin ambulans talebini geri çevirdi. Bunun üzerine 112 Acil Servis’e başvuran aileye buradan da olumsuz yanıt geldi; “İl dışına ambulans vermemiz için, valilik izni gerekiyor.”
Çaresizlik içinde tekrar Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne dönen Eren ailesine bu sefer amire gitmesi söylendi. Ama bütün çabalara rağmen o amirede ulaşılamadı.
Aile son çare olarak köy hizmetleri çalışanlarının bağlı bulunduğu Yol-İş Sendikası’ndan ambulans istedi. Sendika ailenin talebini olumlu karşıladı ama bu seferde doktor olmadığı için ambulansa çıkış izni verilmedi.
5 saat sonra Kayseri’ye
Yaklaşık 5 saat süren girişimler sonunda Eren’in 112 Acil Servis’e ait bir ambulansla sevkine karar verildi. Önce Diyarbakır ya da Adana’ya sevk edilmek istenen Eren, bu illerde yanık tedavi ünitesi olmaması üzerine daha uzakta olan Kayseri Erciyes Üniversitesi Yanık Tedavi Ünitesi’ne sevk edildi.


Başa dön


Üniversitenin paralı şenliği sönük başladı
Çağrı Yarar
Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen 7.Uluslararası gençlik şenliği başladı.
Yurtdışından 14, yurtiçinden 13 üniversitenin davet edildiği ve katıldığı şenlik 15 Mayıs tarihin kadar sürecek. Geçtiğimiz yıl ABDnin Irak’ı işgali dolayısıyla yapılmayan şenlikler, bu yıl sponsorların cirit attığı, etkinliklerin paralı yapıldığı fakat öğrencilerin ilgi göstermediği sönük bir etkinliği dönüştü. Akdeniz Üniversitesi şenlik alanı adeta alışveriş merkezini ve tatil köyünü andırıyor. Öğrenciler, etkinliklerin ücretsiz olması gerektiğini söylüyor.

Öğrenciler ne diyor?
Yeliz Duran (BESYO 2.sınıf): Çok sönük geçiyor. Öğrencilerin hiçbir katılımı yok. Bu da demek oluyor ki bize hitap etmiyor. Bu yıl ilk defa şenliğe katılıyoruz. Bütün etkinlikler ücretli. Parası olana şenlik var parası olmayana yok.Büyük şirketler buraya boy boy reklamlarını asmışlar sponsor olmuşlar ve herşeyide parayla satıyorlar. Hemde normalin üstünde bir fiyatla. Bir üniversitede şenlik yapılacaksa belirli yararlı bir amacı olmalı ve de ücretsiz olmalı.
Ender Şahin (Fizik bölümü): Bu etkinlikleri şenliği kim düzenledi,bir üniversite öğrencisi olarak onu bile bilmiyorum. Eğer üniversitede bir şenlik düzenlenecekse tüm üniversite bileşenlerinin katkı sunacağı üreteceği bir yapı oluşturulmalı. Yani bu şenlik mi, böyle şenlik olur mu?.Kim için yapılıyor,amacı nedir, bunların açıklanması gerekiyor.
Kartal Döşkaya (İnşaat Mühendisliği 2 sınıf): Düzenlenen şenlik bana hitap etmiyor. Bir şenlik olacaksa A’dan Z’ye bütün üniversite bileşenlerinin görüşü alınmalı. Böyle bir yapı oluşturulmadığı için üniversite şenlikleride belli bir kesime hitap ediyor. Böyle oluncada sönük bir etkinlik karşımıza çıkıyor.

‘Üniversite gençliğine yakışır etkinlikleri
     beraberce ortaya koyabiliriz’
‘İşkenceye karşı yeni mücadele biçimi’
ÇHD, işkence ve yargısız infaz politikalarındaki yeni yönelimlere karşı yeni mücadele biçimleri geliştirileceğini duyurdu. ÇHD’nin hafta sonu Ankara’da düzenlediği “İşkenceye ve Yargısız İnfaza Karşı Avukatlar Toplantısı”nın sonuç bildirgesinde gözaltında işkence dosyaları incelendi. Bilinen işkence yöntemlerinin yerine iz bırakmayan işkence yöntemlerinin kullanıldığının belirtildiği bildirgede, tecrit ve izolasyonun insanın bedensel ve ruhsal sağlığına yönelik sonuçları uzun sürede ortaya çıkan ve tedavisi en zor olan işkence yöntemi olduğu ifade edildi. Tecrit ve izolasyonun gerekçesi olarak açıklanan iyileştirmenin, hükümlüyü tedavi edilmesi gereken bir hasta olarak gördüğüne dikkat çekilen bildirgede tecrit ve izolasyonun toplumsal muhalefet dinamikleri ile geriletilebileceğinin altı çizildi. Baroların olanaklarının genişletilmesi gerektiğinin belirtildiği bildirgede, gözaltı, tutukluluk ve ceza infaz birimlerinin ilgili bağımsız meslek örgütlerinin belirleyeceği hukuk ve adli tıp uzmanlarından oluşan izleme kurulları tarafından denetlenebilmesi için yasal düzenlemenin yapılması gerektiği vurgulandı. Bildirgede, Adli Tıp Kurumunun bağımsız bir kurum olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Askerler görüş beyan etmeye devam ediyor
YÖK Yasa Tasarısı tartışmalarına katılan askerlerden dün de bu konuda açıklamalar geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, ‘Genelkurmay Başkanlığı’nın YÖK konusunda çok net bir açıklama yaptığını, bunun Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdı olduğunu’ söyledi. Orgeneral Yalman, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ziyareti sırasında, gazetecilerin YÖK konusundaki görüşlerini sorması üzerine şunları söyledi: “YÖK konusunda Genelkurmay Başkanlığı’mız çok net bir açıklama yapmıştır. Bu, Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdıdır. Hepsi bu kadar, bunun dışında söyleyecek fazla bir şey yok. Yani Genelkurmay Başkanı’mızın açıklaması çok nettir ve bu Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdıdır.” Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Meclis’e sevk edilen YÖK Yasa Tasarısı’nın laik eğitimi zedeleyici bir nitelikte olduğu belirtilmiş ve ilgili kurumların gelişmeleri dikkatle izlediği bildirilmişti. 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da Erdoğan’ın dolaylı olarak da silahlı kuvvetleri de hedef aldığını söylemişti.
Rektörlere eylem çağrısı
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras, Yükseköğretim Yasa Tasarısı’na karşı tepkilerini dile getirmek için, rektörleri ve öğretim üyelerini Cuma günü Anıtkabir’e “sessiz protesto yürüyüşü” yapmaya çağırdı. Aras, yazıya eklediği notta, protesto yürüyüşüne katılacakların akademik giysiyle gelmelerini istedi. Öte yandan İzmir Öğretim Elemanları Derneği, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin temsilcileri Tabip Odası’nda açıklama yaparak, tasarının geri çekilmesini istediler. Toplantıda ilk konuşmayı yapan Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Ömür Mavioğlu, “Bu yasayla Türkiye ılımlı İslam ülkesi mi, laik bir Cumhuriyet mi olacak, buna karar verilecektir” dedi. ANAP, DYP, İP, CHP ÖDP ve DİSK, TMMOB, BARO, Veteriner Odası temsilcilerinin de birer açıklama yaptığı toplantıda konuşan Eğitim-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Ali Kılıç ise, sorunun asıl muhataplarının tartışmanın dışında tutulmasına tepki gösterdi.
Yargıtay’la mahkeme arasında ‘tahrik’ tartışması
Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, reşit olmayan kız kardeşini rızasıyla alıkoyarak kızlığına bozan evli bir kişiyi öldüren kardeşe verilecek cezada "hafif tahrik" indirimi uyguladı. Yargıtay 1.Ceza Dairesi, "ağır tahrik" indirimi uygulanmasını isteyerek kararı bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 3’ncü görüşmede yerel mahkemenin kararına katıldı. Kardeşiyle birlikte olan evli Y.Ş’yi, öldüren K.A, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hafif tahrik altında adam öldürmek suçundan 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1.Ceza Dairesi, ‘’Olay anına ilişkin sanık lehine tahriki gerektirecek bir neden yoksa da, resmen başkasıyla evli olan maktulün olaydan önce sanığın reşit olmayan kız kardeşini rızaen kaçırıp alıkoyması ve kızlığını bozmasının, ağır tahrik oluşturacağına hükmetti. Yerel mahkeme, ilk kararında direndi. Haksız tahrik yasal indirim nedeninin, haksız bir eylemin doğurduğu öfke ve elemin etkisi altında kalarak suç işlenmesi durumunda, faili harekete geçiren sakilerin daha az vahim sayılması nedenine dayandığına işaret eden yerel mahkeme, şu gerekçeleri sıraladı: "Ancak, çağdaş demokratik toplumların içgüdüler ile hareket eden bireyler yerine eğitilmiş, yasalara saygılı ve özgür bireylerden oluştuklarının gözden uzak tutulmaması, eğitim ve yasalar tarafından öngörülen ceza tehdidi ile bastırılması gereken bazı içgüdülerin de indirim nedeni sayılmasının çağdaş demokratik toplum gerekleri ile bağdaşmayacağı gerçeğinin haksız tahrik hükümleri uygulanırken göz önüne alınması bir zorunluluktur."Yerel mahkeme ağır tahrik uygulamasının, sanığa ödül verme anlamını taşıyacağını belirtti." Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da, daire görüşü doğrultusunda yerel mahkemenin direnme kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık hakkında ağır mı hafif tahrik mi indiriminin uygulanacağını 3’ncü görüşmede karara bağlayabildi. Genel kurulun bu hafta yapılan toplantısına katılan 24 üyeden 11’i, sanık hakkında 1.Ceza Dairesi gibi "ağır tahrik", 13’ü ise yerel mahkeme gibi "hafif tahrik" indiriminin uygulanması yönünde oy kullandı. Genel kurul, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bularak onadı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net