‘İşkenceye karşı yeni mücadele biçimi’
ÇHD, işkence ve yargısız infaz politikalarındaki yeni yönelimlere karşı yeni mücadele biçimleri geliştirileceğini duyurdu. ÇHD’nin hafta sonu Ankara’da düzenlediği “İşkenceye ve Yargısız İnfaza Karşı Avukatlar Toplantısı”nın sonuç bildirgesinde gözaltında işkence dosyaları incelendi. Bilinen işkence yöntemlerinin yerine iz bırakmayan işkence yöntemlerinin kullanıldığının belirtildiği bildirgede, tecrit ve izolasyonun insanın bedensel ve ruhsal sağlığına yönelik sonuçları uzun sürede ortaya çıkan ve tedavisi en zor olan işkence yöntemi olduğu ifade edildi. Tecrit ve izolasyonun gerekçesi olarak açıklanan iyileştirmenin, hükümlüyü tedavi edilmesi gereken bir hasta olarak gördüğüne dikkat çekilen bildirgede tecrit ve izolasyonun toplumsal muhalefet dinamikleri ile geriletilebileceğinin altı çizildi. Baroların olanaklarının genişletilmesi gerektiğinin belirtildiği bildirgede, gözaltı, tutukluluk ve ceza infaz birimlerinin ilgili bağımsız meslek örgütlerinin belirleyeceği hukuk ve adli tıp uzmanlarından oluşan izleme kurulları tarafından denetlenebilmesi için yasal düzenlemenin yapılması gerektiği vurgulandı. Bildirgede, Adli Tıp Kurumunun bağımsız bir kurum olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Askerler görüş beyan etmeye devam ediyor
YÖK Yasa Tasarısı tartışmalarına katılan askerlerden dün de bu konuda açıklamalar geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, ‘Genelkurmay Başkanlığı’nın YÖK konusunda çok net bir açıklama yaptığını, bunun Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdı olduğunu’ söyledi. Orgeneral Yalman, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ziyareti sırasında, gazetecilerin YÖK konusundaki görüşlerini sorması üzerine şunları söyledi: “YÖK konusunda Genelkurmay Başkanlığı’mız çok net bir açıklama yapmıştır. Bu, Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdıdır. Hepsi bu kadar, bunun dışında söyleyecek fazla bir şey yok. Yani Genelkurmay Başkanı’mızın açıklaması çok nettir ve bu Silahlı Kuvvetler’in ortak ahdıdır.” Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Meclis’e sevk edilen YÖK Yasa Tasarısı’nın laik eğitimi zedeleyici bir nitelikte olduğu belirtilmiş ve ilgili kurumların gelişmeleri dikkatle izlediği bildirilmişti. 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da Erdoğan’ın dolaylı olarak da silahlı kuvvetleri de hedef aldığını söylemişti.
Rektörlere eylem çağrısı
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras, Yükseköğretim Yasa Tasarısı’na karşı tepkilerini dile getirmek için, rektörleri ve öğretim üyelerini Cuma günü Anıtkabir’e “sessiz protesto yürüyüşü” yapmaya çağırdı. Aras, yazıya eklediği notta, protesto yürüyüşüne katılacakların akademik giysiyle gelmelerini istedi. Öte yandan İzmir Öğretim Elemanları Derneği, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin temsilcileri Tabip Odası’nda açıklama yaparak, tasarının geri çekilmesini istediler. Toplantıda ilk konuşmayı yapan Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Ömür Mavioğlu, “Bu yasayla Türkiye ılımlı İslam ülkesi mi, laik bir Cumhuriyet mi olacak, buna karar verilecektir” dedi. ANAP, DYP, İP, CHP ÖDP ve DİSK, TMMOB, BARO, Veteriner Odası temsilcilerinin de birer açıklama yaptığı toplantıda konuşan Eğitim-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Ali Kılıç ise, sorunun asıl muhataplarının tartışmanın dışında tutulmasına tepki gösterdi.
Yargıtay’la mahkeme arasında ‘tahrik’ tartışması
Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, reşit olmayan kız kardeşini rızasıyla alıkoyarak kızlığına bozan evli bir kişiyi öldüren kardeşe verilecek cezada "hafif tahrik" indirimi uyguladı. Yargıtay 1.Ceza Dairesi, "ağır tahrik" indirimi uygulanmasını isteyerek kararı bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 3’ncü görüşmede yerel mahkemenin kararına katıldı. Kardeşiyle birlikte olan evli Y.Ş’yi, öldüren K.A, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hafif tahrik altında adam öldürmek suçundan 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1.Ceza Dairesi, ‘’Olay anına ilişkin sanık lehine tahriki gerektirecek bir neden yoksa da, resmen başkasıyla evli olan maktulün olaydan önce sanığın reşit olmayan kız kardeşini rızaen kaçırıp alıkoyması ve kızlığını bozmasının, ağır tahrik oluşturacağına hükmetti. Yerel mahkeme, ilk kararında direndi. Haksız tahrik yasal indirim nedeninin, haksız bir eylemin doğurduğu öfke ve elemin etkisi altında kalarak suç işlenmesi durumunda, faili harekete geçiren sakilerin daha az vahim sayılması nedenine dayandığına işaret eden yerel mahkeme, şu gerekçeleri sıraladı: "Ancak, çağdaş demokratik toplumların içgüdüler ile hareket eden bireyler yerine eğitilmiş, yasalara saygılı ve özgür bireylerden oluştuklarının gözden uzak tutulmaması, eğitim ve yasalar tarafından öngörülen ceza tehdidi ile bastırılması gereken bazı içgüdülerin de indirim nedeni sayılmasının çağdaş demokratik toplum gerekleri ile bağdaşmayacağı gerçeğinin haksız tahrik hükümleri uygulanırken göz önüne alınması bir zorunluluktur."Yerel mahkeme ağır tahrik uygulamasının, sanığa ödül verme anlamını taşıyacağını belirtti." Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da, daire görüşü doğrultusunda yerel mahkemenin direnme kararının bozulması yönünde görüş bildirdi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanık hakkında ağır mı hafif tahrik mi indiriminin uygulanacağını 3’ncü görüşmede karara bağlayabildi. Genel kurulun bu hafta yapılan toplantısına katılan 24 üyeden 11’i, sanık hakkında 1.Ceza Dairesi gibi "ağır tahrik", 13’ü ise yerel mahkeme gibi "hafif tahrik" indiriminin uygulanması yönünde oy kullandı. Genel kurul, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bularak onadı.
|