www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ankara, halkı duyuyor musun?
Erzurum’da depremden kurtulan bir aile, yerleştirildiği çadırda; sobadan sızan gazdan zehirlendi. Üç kişi öldü. Muş’ta yetkililere seslerini duyurmak için oy kullanmayan köylüler, doktor ve su istiyor.

Köylüler doktor ve su istiyor
Muş’ta köylerine hizmet götürülmediği gerekçesiyle oy kullanmayan vatandaşlar, köylerinin acil ihtiyacı olan sağlık ve su sorunlarının çözülmesini istiyor.

Kıbrıs için saflar belli oluyor
Ada halklarının kaderini belirleyecek referandumlar öncesinde, Kuzey ve Güney Kıbrıs’taki partiler son kararlarını verecek.

Öğretmen olmak istiyorlar
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencileri öğretmenlik haklarını geri istiyor.


Ankara, halkı duyuyor musun?
Erzurum’da meydana gelen 5.1 ve 4.3 şiddetindeki depremlerin ardından çadıra yerleşen depremzede bir aile, katalitik sobadan sızan gazdan zehirlendi. Aynı aileden 3 kişi öldü, 3 kişi de hastanede tedavi altına alındı.
Çat’ın Yavi Beldesi’nde 25 Mart’ta meydana gelen depremde evleri hasar gördüğü için çadırda yaşamını sürdüren Diler Ailesi, gece eksi 23 derece hissedilen soğukta, çadırlarındaki katalitik sobadan sızan gazdan zehirlendi. Olayda, baba Bahattin Diler (35) ile kızı Betül (9) ve oğlu İlhan Diler (7) hayatını kaybetti. Anne Diler Diler ile çocukları Burhan ve Hacer Diler, Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Prefabrik istemişlerdi soba verdiler
Erzurum’da, 25 Mart’ta 5.1 ve 28 Mart’ta 5.3 büyüklüğünde yaşanan depremin ardından, 33 ayrı bölgede çadırkentler kurulmuştu. Çadır hayatına alışmaya başlayan depremzedeler, geceleri eksilere kadar düşen hava sıcaklığı karşısında çaresiz kalmışlardı. Özellikle karın da yağmaya başlamasıyla birlikte ısınma problemi iyice su yüzüne çıkan depremdezeler, yetkililerden prefabrik ev istemişlerdi.
Ama yetkililer, prefabrik yerine katalitik soba göndermeyi tercih etti. Depremzedeler, sobalar kurulduktan sonra bazı ailelerin zehirlenmesi tehlikesi geçirdiğine dikkat çekmişlerdi.


Başa dön


Köylüler doktor ve su istiyor
Muş’ta köylerine hizmet götürülmediği gerekçesiyle oy kullanmayan vatandaşlar, köylerinin acil ihtiyacı olan sağlık ve su sorunlarının çözülmesini istiyor.
Edinilen bilgiye göre, Yaygın Beldesi’ne bağlı Yelalan köyündeki vatandaşlar, seçim öncesi köy yaşlı heyetinin öncülüğünde oy kullanmamaya karar verdiler. Belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclis üyeliği için oy kullanmayan vatandaşlar, sadece muhtarlık seçimi için sandık başına gitti. Yelalan Köyü Muhtarı Seyithan Yaşlı, önceki dönemlerde sorunlarının çözümü için girişimde bulunmalarına rağmen, 90 hanesi bulunan 750 nüfuslu köylerinin sağlık ve su sorunlarının çözülmediğini, siyasilerin ve yetkililerin dikkatini çekmek için 268 seçmenli köyde oy kullanılmadığını hatırlattı.
Çeşmede sıra bekliyorlar
Köyde sağlık ocaklarının bulunduğunu belirten Yaşlı, sağlık personeli olmadığı için 20 kilometre uzaktaki Yaygın Beldesi’ne giderek, buradan sağlık hizmeti almaya çalıştıklarını söyledi.
Köylerinin önemli sorunlarından birisinin de su sorunu olduğuna değinen Yaşlı, şöyle devam etti: “Köyümüzün içme suyu sorununu bir türlü çözemedik. Köyümüzdeki tek çeşmeden içme suyu ihtiyacımızı gideriyoruz. 90 haneli köyümüzdeki vatandaşlar, çeşme başında saatlerce sıra bekledikten sonra bir miktar su alabiliyorlar. Elektrik kesintisinin sık sık yaşanıyor. Köyümüzde cami olmasına rağmen imam da yok. Bu tür sorunlarımızı gündeme getirmek için oy kullanmadık.”
28 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde, 268 seçmeni bulunan Yelalan köyündeki 303 No’lu sandıkta oy kullanılmamıştı.


Başa dön


Kıbrıs için saflar belli oluyor
Kıbrıs’ın iki kesiminde 24 Nisan’da yapılacak referandumların kaderi büyük oranda bu hafta adada ve Ankara’da yapılacak toplantılarda belirlenecek. Kuzey Kıbrıs’ta CTP ve DP, Güney Kıbrıs’ta da AKEL ve DİSİ yetkili organlarını toplarken, Ankara’da Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Bakanlar Kurulu ve TBMM Genel Kurulu’nda Annan Planı’nın son şekli değerlendirilecek.
Kuzeyde kilit DP
Kuzey Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat, önceki akşam Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan bir programa katılarak, referandum hazırlıklarıyla ilgili soruları yanıtladı. Partisi CTP’nin referandumda “evet” denmesi kararı aldığını belirten Talat, bu kararı 6 Nisan’da yapılacak olağanüstü kurultaya götüreceğini açıkladı.
Talat, Kıbrıs Türk görüşmeci heyeti başkanı olmasına rağmen İsviçre’deki görüşmelere katılmayan Rauf Denktaş’ı da ölçülü ifadelerle eleştirdi. Denktaş’ın referandum yasasıyla ilgili olarak başsavcılıktan görüş istemesinin yanlış olduğunu dile getiren Talat, Denktaş’a şunları söylediğini aktardı: “Lütfen gerginlik yaratmayacak bir üslup kullanın; karşı olduğunuzu söyleyin, anlatın, ama lütfen gerginliğe yol açacak bir üslup kullanmayınız. Çünkü gerginlik yaratırsanız, kaçınılmaz olarak biz de bu yola gireceğiz...”
Denktaş’ın tutumunun, hükümet ortağı DP’yi etkileyeceğini kaydeden Talat, DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın Annan Planı’nın iyileştirilmesine büyük katkılar sunduktan sonra “hayır” derse üzüleceğini aktardı. Referandumda, DP’nin kilit bir noktada bulunduğuna işret eden Talat, “Cumhurbaşkanı eğer bunu, ‘ölüm, felaket’ olarak nitelerse DP çok zorda kalır” dedi.
AKEL ve DİSİ
Talat’ın anlattığına göre; Güney Kıbrıs’ta da kilit partiler, parlamentoda çoğunluğu olan AKEL ve muhalefetteki DİSİ. AKEL yönetimi yarın bir araya gelerek, Annan Planı’nın son şeklini masaya yatıracak. Alınacak karar, 14 Nisan’da yapılacak kurultaya götürülecek. Annan Planı’na ılımlı yaklaşan DİSİ ise son kararını 15 Nisan’daki kurultayında verecek.
Mehmet Ali Talat, “Bu iki kilit açılırsa, ‘evet’ derse, sonuç mutlaka olur” diyerek, Kıbrıs Türk halkının kendilerini iktidara getirerek “ayrılıkçı olmadığını gösterdiğini” dile getirdi.
Bu arada, Talat’ın katıldığı program sırasında internet ve telefon aracılığıyla yapılan ankete 917 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 51.1’i, referandumda “evet”, yüzde 48.7’si de “hayır” diyeceğini ortaya koydu.
Ankara cephesi
Bu hafta Ankara’da da ana gündem Kıbrıs. Bugün yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gelişmeler, olağanüstü MGK toplantısında ele alınacak. Yarın da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu’nu bilgilendirecek. Gül’ün sunumunun ardından milletvekilleri de söz alacak.
Bugün Ankara’da Annan Planı hükümette ve MGK’da değerlendirildiği saatlerde, Kuzey Kıbrıs parlamentosu da aynı gündemle toplantı halinde olacak.


Başa dön


Öğretmen olmak istiyorlar
Soner Eskidir
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencileri, öğretmenlik haklarını istiyor. 2000 yılında öğretmenlik formasyonu ellerinden alınan öğrenciler, bunun yerine diğer üniversitelerde var olan “Tezsiz Yükseklisans Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Programı”ndan da yararlanamıyor. Seslerini duyurabilmek için 4 yılda üç ayrı imza kampanyası düzenleyen öğrenciler, Mimar Sinan’ın diğer fakültelerine farklı davranıldığını söyleyerek üvey evlat muamelesi gördüklerini ifade ediyorlar.
Fakülte dekanına ulaşan imzalı dilekçelere geçiştirici cevaplar verildiğini anlatan öğrenciler, “Dekanla rektör arasında bilinçli bir birbirini anlamama durumu var. Maksat, bizi oyalayarak yapacağımız eylemlerin de önüne geçmek” diyorlar.
Tek seçenek öğretmenlik
Dinçer: AKP’nin demokrasi derdi yok
Ankaralı üniversiteliler ve Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK arasında kayıkçı dövüşüne dönüşen YÖK Yasa Tasarısı tartışmalarını ve MEB ile Danışma Kurulu toplantısını protesto ettiler. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, AKP’nin demokrasi derdi olmadığına, demokrasiyi, özgürlükleri sadece kendileri için istediğine dikkat çekti. MEB ile sendika temsilcilerinin katıldığı Danışma Kurulu toplantısının sürdüğü saatlerde Yüksel Caddesi’nde, “YÖK, AKP, sermaye üniversitelerden defol” yazılı pankartın arkasında toplanan gençler YÖK Tasarısı arkasında dönen oyunları kınadılar. Ankara Gençlik Derneği’nden öğrenciler, Özgür Gençlik, ÖEP, YDG, DMG, SDG, Koordinasyon, DÖB ve Kaldıraç’tan oluşan bir grup genç, tasarının iptal edilmesini istedi. YÖK’ü protesto ettikleri için tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyen ve polis saldırılarını kınayan gençler, “parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim” istediklerini ifade ettiler.
Kısmi düzenleme
Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) Tasarısı’nda, işkencecilere yönelik yaptırımlar konusunda hukukçuların talepleri göz ardı edildi. Hukukçuların, işkencede zamanaşımının kaldırılmasına ilişkin taleplerine rağmen, Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) Tasarısı’nda bu konuya yer verilmedi. Bu eksikliğine karşın tasarıda kimi olumlu düzenlemelere de gidildi. Tasarı, işkence suçunu işleyen kamu görevlisi hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. TBMM’nin ara tatili nedeniyle TCK Tasarısı üzerindeki çalışmalarına ara veren TBMM Adalet Alt Komisyonu, bu hafta yeniden toplanarak tasarıyı görüşmeye devam edecek. 502 maddelik TCK Tasarısı’nın üçte ikisini bitiren Alt Komisyon, yaklaşık bir aylık çalışmayla geçen yıl kasım ayında başlayan çalışmalarını sonlandıracak.
‘Birleştirilmiş sınıf’ sorunu sürüyor
Sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilmesi kapsamında 2000 yılına kadar son verilmesi hedeflenen, birkaç sınıfın öğrencilerinin birarada okuduğu “birleştirilmiş sınıf” uygulaması hâlâ devam ediyor. Türkiye’de halen 646 bin 410 ilköğretim öğrencisi birleştirilmiş sınıflarda öğrenim görüyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2003-2004 eğitim-öğretim yılı verilerine göre, 17 bin 636 ilköğretim okulunda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılıyor. Geçen yıl birleştirilmiş sınıflı okul sayısı 17 bin 682 idi. Uygulamanın sürdürüldüğü 17 bin 636 ilköğretim okulunda toplam 646 bin 410 öğrenci öğrenim görüyor. Bu öğrenciler 2, 3, 4 ya da 5 sınıf birarada öğrenim görüyor.
İşkenceye zamanaşımı
"Yasadışı örgüt adına faaliyet yürüttüğü" öne sürülerek 13 Eylül 1993 tarihinde gözaltına alınan Fatma Çakır'a işkence yaptıkları iddiasıyla haklarında dava açılan ve Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Mardin Jandarma Karakolu'nda görevli sanık polisler Şerif Çakmak, Muharrem Közbek ve Atilla Baş'ın davası karara bağlandı. Mahkeme heyeti, suç tarihinin 1993 olması itibariyle olağan dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu belirterek, sanıklar hakkında açılan davanın "zamanaşımı" sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verdi. Fatma Çakır'ın işkence davasını zamanaşımı ile ortadan kaldıran Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, bir zamanaşımı kararını da 39 günlük işkence davasına verdi. Fedai Canatan başkanlığındaki heyet, gözaltına alınan Kamile Çiğci'ye işkence yapmaktan yargılanan polisler İbrahim Hakerler, Yılmaz Papakçı, Nezir Karakuş, Vedat Karaman, Muhammet Özcan, Tamer Tanışlı ve Elmas Demircan'ın davasının zamanaşımı sebebi ile ortadan kaldırılmasına karar verdi. Polislerin Çiğci'ye "tecavüz etmek"ten yargılandıkları dava ise hâlâ sürüyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net