www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İşgale karşı sokağa çağrı
Bugün Türkiye ve dünyada, Irak işgaline karşı ses verme günü. Irak’ta İşgale Hayır Koordinasyonu ile Barış ve Adalet Koalisyonu, ülke çapında kitlesel basın açıklamaları yapacak.

KKTC’de işçi eylemi
KKTC’de Denktaş ekibinin 14 Aralık genel seçimleri öncesinde kamu kuruluşlarında işe aldırdığı ve seçimlerden sonra işten çıkarılan yüzlerce işçi, Lefkoşa’da hükümeti protesto etti.

ABD kaybedecek
ABD ve müttefikleri, geçen yıl bugün, “Şok ve Dehşet” adı altında, Ortadoğu’nun kalbindeki Irak’a yönelik saldırılarını başlattılar.


İşgale karşı sokağa çağrı
Bugün, dünyanın onlarca kentinde olduğu gibi Türkiye’de de yaygın işgal karşıtı protestolar gerçekleştirilecek. Eylemler; Irak’ta İşgale Hayır Koordinasyonu ile Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK) tarafından ortaklaşa düzenleniyor.
Koordinasyon ve BAK yetkilileri; saat 13.00’te İstanbul (Taksim), İzmir (Konak), Ankara (Akay Caddesi), Adana, Gaziantep, Akhisar, Çorum, Trabzon, Samsun, Bursa, Adapazarı, Aydın, Ordu, Denizli ve Aliağa’da, Irak işgaline karşı basın açıklamaları düzenleneceğini belirterek, tüm işçi ve emekçileri kitlesel basın açıklamalarına katılmaya çağırdı.
ABD’de 250 miting
ABD’nin New York kentinde de, bugün büyük bir gösteri yapılacak. “Adalet ve Barış İçin Birlik” adlı örgüt tarafından düzenlenen eylemin sloganı, “Dünya Hâlâ Savaşa Hayır Diyor” olarak belirlendi.
Gösteriye katılmak üzere Boston, Washington ve kuzeydoğu eyaletlerinden çok sayıda kişi New York’a gelecek. Göstericiler için Connecticut, New Jersey ve Long Island’dan trenler kaldırılacak. New York eylemine onbinlerce savaş karşıtının katılması bekleniyor. Eyleme 20’den fazla işçi sendikası, dini kuruluş, öğrenci ve savaş gazileri kuruluşları destek veriyor.
New York dışındaki bölgelerde de 250 dolayında miting yapılacak.
Irak işgalinde şimdiye kadar ölen Amerikalı asker sayısı 560’ı, Iraklı sayısı ise 10 bini geçti. 10 bine yakın Amerikalı askerin de yaralandığı biliniyor. Savaş ve işgalin Amerikan halkına maliyeti 100 milyar doları geçmiş bulunuyor.
İşgal ve savaş karşıtları, Avrupa’da da sokaklarda olacak. Katılımın en yoğun olacağı ülkelerin, ABD’nin yanında yer alan İtalya ve İspanya olması bekleniyor. İspanya’daki gösteriyi, 61 siyasi ve sendikal örgütün oluşturduğu Madrid Sosyal Forumu düzenliyor.
İtalya, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, Danimarka, Finlandiya, Macaristan gibi birçok ülkede de eylemler yapılacak. Asya ülkeleri ve Avustralya’ya da eylemler düzenlenecek.
İngiltere’de 22 gözaltı
Diğer yandan; İngiltere’de polis, Kuzey Yorkshire bölgesinde bulunan ABD’ye ait bir izleme ve gözleme üssü önünde protesto gösterisi yapan gruba saldırdı. Harrogate yakınlarındaki Menwith üssü yakınlarında dün sabah nükleer silahlanma karşıtı grubun yaptığı gösteriye saldıran polis, 22 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında 62 yaşındaki Lindis Percy’nin de bulunduğu bildirildi. Percy, kasım ayında Bush’un İngiltere ziyareti sırasında Buckingham Sarayı’nın parmaklıklarına tırmanıp pankart açtığı için gözaltına alınmıştı.
Bremer’e rahat yok!
Fransa’daki Basklılar ise, Irak’taki Amerikan valisi Paul Bremer’in tatil evini bastı. Bask ulusal hareketi Abertzaleen Batasuna üyesi 15 kişi, Bremer’in, Saint Jean de Luz kasabasındaki evinin kapılarına tırmanarak havaifişek ve torpil ateşledi. Grup sözcüsü, “Bremer, Irak’ı unutmak için buraya geliyor. Ona Irak halkının tepesine bombaların yağmaya devam ettiğini hatırlatmak istedik” dedi.

TEK BİR KATİL YARGILANMADI
Irak’ı işgal eden ordular, geçtiğimiz bir yıl içinde onbinlerce masum Iraklıyı katletti ve yaraladı. Ve bugüne dek, tek bir katil bile yargı önüne çıkarılmadı. Uluslararası Af Örgütü, Irak işgaliyle ilgili raporunda, “Geçen yıl koalisyon güçlerinin gösteriler, kontrol noktaları ve ev baskınları sırasında aşırı ya da gereksiz ölümcül güç kullanması nedeniyle çok sayıda silahsız kişi öldü. Binlerce kişi gözaltına alındı. Birçok kişiye işkence ve kötü muamele yapıldı ve bunlardan bazıları gözaltında öldü. Milyonlarca kişi tahrip edilmiş veya yağmalanmış altyapının sonuçlarına, kitlesel işsizliğe ve belirsizliğe mahkûm olmuş durumda. Hem geçmişteki, hem de bugünkü hak ihlallerinden sorumlu olanların adalet önüne çıkarılacağına dair hiçbir inanç yok” deniliyor.
Hem savaş, hem de ardından gelen işgal sırasında, işgal ordularının 10 binin üzerinde Iraklı sivili öldürdüğünü tahmin eden Af Örgütü, askerlerin birçok olayda Iraklı göstericilere ateş açarak ölümlere sebep olduğunu hatırlattı. Örgüt, Iraklı bir sivili kanunsuzca öldürdüğü için bugüne dek tek bir Amerikan askerinin bile yargılanmadığına dikkat çekti.
İşgalin başından beri, Af Örgütü’ne, işgal güçlerince gözaltına alınan ve hakları ihlal edilen Iraklılarla ilgili bilgiler geldiği belirtilen raporda, “Bazı insanların herhangi bir suçlama yöneltilmeksizin aylarca gözaltında tutulduğu, bazı tutuklulara işkence ve kötü muamele yapıldığı, hiçbirinin avukatları ve aileleriyle görüşemediği” vurgulandı.
Af Örgütü, Iraklıların tahminlerine göre ise 15 bin kişinin, kanunsuz bir biçimde Amerikalıların gözetimindeki cezaevlerinde bulunduğunu kaydetti.


Başa dön


KKTC’de işçi eylemi
KKTC’de Denktaş ekibinin 14 Aralık genel seçimleri öncesinde kamu kuruluşlarında işe aldırdığı ve seçimlerden sonra işten çıkarılan yüzlerce işçi, Lefkoşa’da hükümeti protesto etti.
KKTC Kamu-İş Sendikası tarafından düzenlenen eyleme katılanlar, Cumhuriyet Meclisi binasına yürüdü. Eylemciler, ellerindeki pet şişeleri yol üzerindeki Demokrat Parti Genel Merkezi’ne fırlattı. Meclis önünde toplanan kalabalığın içeri girmesi polis tarafından engellendi. İşten çıkarılanların eylemine, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu da destek verdi.
Meclise girmeye çalıştılar
Meclisteki CTP’li bir milletvekilinin kendilerine el kol hareketi ve sözlü saldırıda bulunduğunu iddia eden bir grup, zorla Meclis’e girmeye çalıştı. Polis, 500 kişiden oluşan kalabalığı dağıtmak için biber gazı kullandı. Çıkan arbedede meclis binasının bir bölümünün camları kırıldı.
Meclis binasından Cumhurbaşkanlığı’na yürüyen işçiler, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a destek verirken, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a tepki gösterdi. Denktaş, bina dışına çıkarak işçilere hitap etti ve “Eğer bu Annan planı değişmezse sizin on misliniz insan işsiz kalacak. Onun için aklımızı başımıza toplayalım” dedi. Denktaş’ın konuşmasının ardından, eylemciler, “Denktaş nerede, biz oradayız” diyerek dağıldı.


Başa dön


ABD kaybedecek
ABD ve müttefikleri, geçen yıl bugün, “Şok ve Dehşet” adı altında, Ortadoğu’nun kalbindeki Irak’a yönelik saldırılarını başlattılar. Onbinlerce insanın öldüğü, yaralandığı veya sakat kaldığı hava bombardımanının ardından, 9 Nisan tarihinde Bağdat’ın düşmesiyle, saldırı işgale dönüştü.
Irak işgali; emperyalistlerin dünya halklarına, özellikle de “Büyük Ortadoğu” adını verdikleri coğrafyaya yönelik topyekûn saldırının en önemli adımı oldu. Zamanla görüldüğü üzere ABD ve müttefikleri,
Irak’ı Suriye, İran gibi diğer bölge ülkelerinde kukla rejimler tesis etmek için bir “domino taşı” olarak kullanmak istiyorlardı.
Haziran ayı sonunda İstanbul’daki NATO zirvesinde masaya sürülecek olan “Büyük Ortadoğu Projesi”, saldırının boyutları hakkında bir fikir veriyor.
Ancak “terörle mücadele seferi”, hiç de Washington’un umduğu gibi ilerlemiyor. Sokak eylemlerinin, anketlerin gösterdiği üzere; dünyanın her yerinde Amerikan karşıtı öfke inanılmaz boyutlara ulaştı.
Irak halkı ise, vatan sevgisi ve sağduyusu ile, işgalcilerin iç savaş ve karışıklık yaratma planlarını bugüne dek boşa çıkardı. Dahası, günde 20 ila 40 silahlı saldırı gerçekleştirme gücüne ulaşan direniş, binlerce işgal askerini savaş dışı bıraktı ve giderek güçleniyor.
Diğer yandan; Almanya, Fransa gibi “eski müttefikler” ile Rusya ve Çin, hatta Japonya, Washington’un yürüttüğü savaşın doğrudan kendi çıkarlarını hedef aldığının farkında. Bu ülkelerin bir yıldır değişmeyen “savaş karşıtı” tutumu, işgal koalisyonunu her geçen gün daha da zorluyor. İspanya halkının, Amerikan uşağı hükümete sandıkta attığı tokat, İngiltere ve İtalya gibi diğer ‘müttefikler’ için bir uyarı oldu.
Önümüzdeki aylarda ABD’nin giderek yalnızlaşması, yalnızlaştıkça saldırganlaşması, Türkiye gibi ülkeler üzerindeki baskısını artırması, sürpriz olmayacak...

Bu haklı direnişe destek verin
Dr. Hişam Bustani
Dünya, tarihi anlardan geçiyor. Irak’a yönelik emperyalist saldırganlığı ezmenin zamanı gelmiştir. Böyle bir bozgun; halkların hegemonya ve sömürüye karşı zaferinin sağlanması yolunda önemli bir dönemeç olacak; Filistin, Afganistan ve dünyanın diğer bölgelerindeki kurtuluş mücadelelerini güçlendirecektir.
Irak halkının zaferi; dünya çapındaki savaş/küreselleşme/emperyalizm karşıtı hareketin Irak direnişine destek vermesiyle mümkün olabilir. Böyle bir desteğin ilk adımı da, “Irak Direnişini Destekleyelim” şiarı. Bu destek bağlamında önemli bir nokta; Irak direnişinin, özellikle de siyasi alanda tamamen izole edilmiş olmasıdır. Nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Irak direnişiyle uluslararası iletişim yoktur; bu direnişe uluslararası alanda siyasi destek verilmemektedir.
2. Irak direnişi, bugüne dek siyasi bir “yüz” çıkartamamıştır. Dünyanın Irak direnişine açık destek sunması; direnişi bu rotaya sokacak ve siyasi bir temsil oluşturmasına yardımcı olacaktır.
3. ABD, direniş savaşçılarını sadece bombalarla değil; en iğrenç iftiralarla, devasa bir propaganda saldırısıyla da bombalıyor. Bu bombardımanın amacı direnişe dayanışmayı ve iletişimi önlemek, böyle bir dayanışma veya iletişimin “siyasi günah” veya “skandal” olarak algılanmasını sağlamaktır.
Savaş karşıtı hareket; emperyalistlere taviz vermemelidir. Direniş meşrudur. Direniş terörizm değildir. Şiddet içermeyen protesto yöntemlerine kıyasla, utanç verici bir şey de değildir. Direniş, saldırganı durdurmak için gereklidir.

Irak ağır bedel ödedi
George Galloway (İngiltere Parlamentosu, bağımsız milletvekili
Irak işgalinin bedeli yüz farklı biçimde hesaplanabilir. Ama elbette; katledilen, yaralanan ve sakatlanan Iraklılar ile, hayatı mahvolan milyonlar ile başlamalı. Kesin olarak kaç insanın öldüğünü veya yaralandığını bilmiyoruz, çünkü sayma zahmetini kimse göstermedi. Savaştan bir yıl sonra bile milyonlarca insan düzenli su ve elektrik alamıyor, temel ihtiyaçlardan yoksun bir biçimde yaşıyor. Ve ezici bir çoğunluk işsiz.
İkinci olarak; Irak’ın fiili kantonlara dönüştürülmesinden bahsetmeliyiz. Irak, bir daha geri çevrilmesi çok zor bir biçimde, Balkanlaştırıldı.
Terörizmin yayılması, bir diğer sonuç. Savaştan önce Irak’ta El Kaide falan olmadığı, artık apaçık ortada. Ama şimdi, intihar saldırılarıyla ağır kayıplar verdiren birçok El Kaideci orada. Suudi Arabistan gibi komşu ülkelerdeki istikrarsızlık da cabası.
Sonra, İngiltere’nin Avrupa Birliği’ndeki ortakları ile ilişkilerine ve Birleşmiş Milletler’e verilen hasar var.
Haziran ayında egemenliğin Irak’a geri verileceği iddiası, tam bir saçmalık. Çünkü o sözde Hükümet Konseyi Irak’ın hükümeti değil. Bu konsey; yasadışı bir biçimde ülkeyi işgal eden yabancı bir ordunun namlularıyla dayatılmıştır. Anayasayı yapan kişilerin hiçbir meşruiyeti yoktur. Zaten egemenliği Iraklılara vermeyi de planlamıyorlar. Onların planı; egemenliği kendi seçtikleri bazı Iraklılara devretmek. Amerikalılar, ülkeyi yönetmeye devam edecek. Amerikan şirketleri Irak’ı yağmalamayı sürdürecek.
Amerikalılar tuzağa düştü: Ne geri çekilebiliyor, ne ileri gidebiliyorlar. Gökler onların; ama Felluce’de tek bir sokağa hâkim değiller. Irak direnişi, işgalciye karşı vatanı savunma hakkına sahiptir. Bu haklarını kullanıyorlar.
Olacağı buydu!
Hans von Sponeck
Eski Irak İnsani Yardım Koordinatörü
Bu yasadışı savaş, neredeyse günlük bir duygusal travmaya yol açıyor. Toplumun her zerresi, kaos ve kargaşadan etkileniyor. Bu etki, özellikle Bağdat ve Basra gibi büyük kentlerde hissediliyor. Gelişme gösteren bazı adacıklar var; Basra’nın kimi bölgelerinde su hizmeti daha iyi, Bağdat’ın bazı kesimlerinde ise elektrik. Hastanelerde bazı iyileşmeler var, ama güvenlik sorunu her şeyi kapsıyor. Hizmete erişmek için güvenlik gerekir. Eğer güvenlik yoksa, hizmet de yok demektir. Basra’daki bir kadın ve çocuk hastanesinde, ambargo döneminden daha az ilaç bulunuyor mesela.
Bugün hayatta olabilecek pek çok insan ölü, pek çoğu psikolojik hasar gördü. BM zayıflatıldı. Bugün durum böyle iken, beş yıl sonra Irak’ın istikrarlı bir ülke olacağını, anayasasına sahip olup seçimler yapabileceğini düşünmek olanaksız.
Evet, Iraklılar Saddam rejiminde acı çekti, ama bugün daha az çekmiyorlar. Evet, Saddam bir diktatördü. Ama ABD, İngiltere ve genel olarak Batı, bu canavarın yaratılmasından sorumludur. Onu bir iş ortağı olarak, İran’a karşı bir müttefik olarak gördüler. Kürtlere karşı kitle imha silahları kullanmasını desteklediler. Eğer demokrasi vaaz edip feodal diktatörlüklerle işbirliği yaparsanız, olacağı budur.
Böyle demokrasi istemiyoruz
Dr. Salih Ibrahim Iraklı mülteci
Geçen ay Irak’ı ziyaret etmek istedim; ama Basra’daki kardeşim gelmememi söylüyor. Ben gidersem, fidye ödeyebilecek durumda olduğumu bilen haydutlar kızlarını kaçırabilirmiş. Burası Basra, sözde en güvenli yerlerden biri. Ülke tam bir kaos içinde. 12.5 yıl süren ambargoyla Irak’ı yoksullaştırdırdılar, mahvettiler. Ardından; 50 bine yakın Iraklının canını alan saldırı ve işgal geldi. Halen İngiltere’de olan dostum Dr. Ekrem Abid Hamudi, Basra bombardımanında ailesinden 10 kişiyi kaybetti. Ölen birçok doktor tanıyorum.
Amerikan üsleri orada olduğu sürece; silahlı direniş de olacaktır. Aşura günündeki saldırıları duyduğumda, “Umarım iç savaş başlamaz” diye düşündüm. Ama Iraklılar, katliamı CIA ve MOSSAD’ın gerçekleştirdiğini düşünüyor.
Elbette işgalin sebebi petrol. 20 yıl içinde Çinliler, Fransızlar ve Amerikalılar, son damla petrol için birbirine girecek, İsrail Ortadoğu’yu havaya uçuracak ve Armagedon gerçek olacak. Hıristiyan-Siyonist köktendinciler böyle istiyor. Böylece, tanrının planına yardım ettiklerini zannediyorlar. Bush her sabah tanrıyla konuşuyormuş ve tanrı da ona yanıt veriyormuş. Adam peygamber gibi!
Koalisyon, Irak hastaneleri ve okullarının daha iyi durumda olduğunu söylüyor. Bunların hepsi yalan. Konuştuğum Iraklı doktorlar gerçek durumu anlatıyor. Bir doktor, “Paran varsa malzemeyi bulursun” dedi. Ama sonra benden, gebe eşinin kullanması için iğne talep etti.
İşte bize böyle bir Amerikan demokrasisi vermek istiyorlar. Bush’un ABD seçimlerini gasp ettiği türden bir demokrasi. Biz bunu istemiyoruz.
Iraklılar savaşla sertleşmiş insanlardır; Amerika’dan gelen o genç askerler gibi değildirler. Amerikan imparatorluğunu bozguna uğratacaklardır. Ama bu arada yüzbinlerce masum insan ölecek...

‘ŞOK VE DEHŞET’İN 12 AYI
17 Mart 2003: ABD Başkanı Bush, Saddam Hüseyin’e,
Irak’ı terk etmesi için 48 saat süre tanıdı.
20 Mart: ABD saldırıya geçti. Bağdat başta olmak üzere Irak’ın bütün kent, kasaba ve köyleri günlerce ağır bombardıman altına alındı.
22 Mart: İngiliz ITN kanalından gazeteci Terry Lloyd, Amerikan ateşinin ilk gazeteci kurbanı oldu.
6 Nisan: ABD uçakları, kuzeydeki Kalak’ta yanlışlıkla peşmergelere saldırdılar. 18 Kürt öldü, 45’i yaralandı. Aynı gün, Rusya’nın Bağdat Büyükelçisi’ni ülkeden çıkaran konvoya ateş açıldı, çok sayıda kişi öldü.
8 Nisan: ABD tankları, Bağdat’ta gazetecilerin kaldığı Filistin Oteli’ni vurdu. İki gazeteci öldü, üç kişi yaralandı. Aynı gün El Cezire bürosuna füze saldırısı düzenlendi ve bir Arap gazeteci can verdi.
9 Nisan: ABD güçleri Bağdat’ın kalbine girdi. Saddam Hüseyin heykeline önce ABD bayrağı sarıldı, ardından heykel yıkıldı.
12 Nisan: ABD kuvvetlerinin gözetiminde; kamu binaları, büyükelçilikler, hastaneler, işyerleri ve müzeler yağmalandı. Binlerce yıllık Mezopotamya tarihinin en önemli eserleri tahrip edildi veya “ortadan kayboldu”. Dünyanın en eski şehirlerinden geriye kalan arkeolojik siteler, Amerikan bombardımanında hasar gördü.
24 Nisan: Irak Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz Amerikalılara teslim oldu.
1 Mayıs: ABD Başkanı Bush, “savaşın bittiğini” ilan etti.
25 Haziran: Ülkenin güneyinde ayaklanan halk, 6 İngiliz askerini linç etti.
13 Temmuz: ABD güdümlü, 25 üyeli Geçici Hükümet Konseyi (GHK) kuruldu.
22 Temmuz: Saddam’ın iki oğlu ve 14 yaşındaki torunu öldürüldü.
7 Ağustos: Bağdat’taki Ürdün Büyükelçiliği bombalandı, 14 kişi öldü.
19 Ağustos: Bağdat’taki BM merkezi bombalandı. BM’nin Irak temsilcisi Sergio Vieira de Mello’nun da aralarında olduğu 22 kişi öldü.
29 Ağustos: Necef’teki bombalı saldırıda; aralarında Şii lider Ayetullah Muhammed Bakır el Hakim’in de bulunduğu 83 kişi öldü.
21 Eylül: İşgal yönetimi, “özel” konumu olan petrol hariç,
Irak’taki bütün ekonomik sektörlerin yabancı sermayeye açıldığını ilan etti.
25 Eylül: Amerikancı GHK üyesi Akile el Haşimi öldürüldü.
2 Ekim: Amerikalılara bağlı çalışan Irak Gözlem Grubu, ülkede hiçbir kitle imha silahı bulunmadığını açıkladı.
26 Ekim: Gerillalar, Bağdat’taki El Reşid Oteli’ne roketlerle saldırdı. ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, ucuz kurtuldu.
27 Ekim: Bağdat’ta Kızılhaç Örgütü’ne ve 4 polis karakoluna yönelik intihar saldırılarında 43 kişi öldü.
30 Ekim: BM, Irak’tan çekildi.
2 Kasım: Gerillalar bir ABD helikopterini düşürerek 16 askeri öldürdü.
12 Kasım: Nasıriye’deki bombalı saldırıda 18 İtalyan askerinin de aralarında bulunduğu 27 kişi öldü.
15 Kasım: İki ABD helikopteri düşürüldü, 17 asker öldü.
13 Aralık: Saddam Hüseyin Tikrit’te yakalandı. Halidiye’de bir polis karakolu bombalandı, 17 kişi öldü.
27 Aralık: Kerbela’da 4 saldırı düzenlendi, 7’si işgal askeri 19 kişi öldü.
18 Ocak 2004: ABD’nin Bağdat’taki Ana Karargahı önünde intihar saldırısı düzenlendi, 24 kişi öldü.
23 Ocak: David Kay, kitle imha silahı arayan Irak Gözlem Grubu’ndan istifa etti. Kay, ABD ve İngiltere istihbarat servislerini, kitle imha silahlarının varlığını abartmakla suçladı.
1 Şubat: KDP ve KYB’nin Erbil büroları havaya uçuruldu, en az 101 kişi can verdi.
10 Şubat: İskenderiye’de bir polis karakolu bombalandı, 53 kişi öldü.
11 Şubat: Bağdat merkezindeki intihar saldırısında 47 kişi öldü.
2 Mart: Aşura gününde Bağdat ve Kerbela’da düzenlenen intihar saldırılarında 200’den fazla Iraklı öldü.
8 Mart: GHK, Amerikalıların hazırladığı “geçici anayasa”yı kabul etti.


Başa dön


Bağdat’ta işgale büyük öfke
Irak’ın başkenti Bağdat’ta binlerce Sünni ve Şii, işgale karşı yürüdü. Kazımiye’de cuma namazından çıkan Şiiler ve Sünniler, işgalin sona ermesini istedi. Kendi camilerinden çıktıktan sonra buluşan halk, ‘Saddam’a da hayır, Amerikalılara da’, ‘İslam’a evet’ sloganları attılar. Eylemde “İnsan hakları kayboldu”, “Amerikan terörüne hayır” pankartları taşındı. Amerikan askerleri ise, işgalin yıldönümünü kendi yöntemleriyle kutluyor. Askerler, önceki akşam Bağdat’ta gazetecilere saldırdı. Arap televizyonu El Arabiye’nin iki muhabiri, bir ABD kontrol noktasına yaklaşırken ateşle karşılaştı. Saldırıda kameraman Ali Abdülaziz ve muhabir Ali El Hattab öldü. Arap gazeteciler, katliamı ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın önünde protesto ettiler. Bağdat’ı ziyaret eden Powell, dün basın toplantısı düzenledi ve Irak işgalinin “faydalarını” anlattı. Powell konuşurken Arap gazeteciler protesto amacıyla salonu terk ettiler. Bu arada, Bağdat’ta önceki akşam düzenlenen roket saldırısında iki otel isabet aldı. Olayda ölen olmadı. Üç gün önce yaralanan bir ABD askeri ise dün hastanede öldü. Öte yandan; ABD liderliğindeki işgal ittifakı, İspanya’daki seçimlerin ardından yeni bir darbe aldı. Güney Kore, Kerkük kentine asker gönderme planını iptal etti. Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada; ABD’nin, Kore askerlerinin saldırı amaçlı operasyonlarda yer alması için baskı yaptığı ve bu nedenle asker gönderme planının iptal edildiği belirtildi.
Kosova’ya yabancı asker akını
Arnavutlar’ın Sırp azınlığa yönelik saldırıları sırasında 30’dan fazla kişinin öldüğü Kosova’daki yabancı askeri güç artırılıyor. Çarşamba gününden beri, Prizren başta olmak üzere, Kosova’nın çeşitli kentlerinde, Sırplara ait çok sayıda ev ve kilise kundaklandı. 100’den fazla BM cipini de ateşe veren milliyetçi Arnavutlar, BM askeri gücü KFOR tarafından dağıtıldı. 1999’dan bu yana bölgede yakılan kilise ve manastır sayısı 150’yi geçti. Öte yandan, Kosova’nın kuzeyindeki Mitroviça’da Arnavutların oturduğu bölgelerde bir dizi patlama meydana geldi. Sırbistan-Kosova arasındaki Merdare sınırında ise, Sırplar ile KFOR güçleri karşı karşıya geldi. 400 kadar Sırp, Kosova’ya girmek isteyince KFOR güçleri tarafından engellendi. Sırbistan’da da onbinlerce kişi protesto gösterisi düzenledi. Gösteriye, Başbakan Voyislav Koştunitsa da katıldı. Çatışmalar üzerine NATO ve Avrupa devletleri, Kosova’daki asker sayılarını artırmak için hareket geçtiler. NATO Konseyi’nin kararıyla takviye 1100 NATO askeri Kosova’ya gönderildi. Kosova’da 2500 askeri bulunan Fransa, 400 asker daha yollamaya hazırlanıyor. Almanya Savunma Bakanı Peter Struck da, Kosova’ya 600 asker daha göndereceklerini açıkladı. Böylece Alman askerlerin sayısı 3800’e yükselecek. 150 askerden oluşan ilk İngiliz takviye birliği ise, Priştine’deki havaalanına ulaştı. Kalan 600 asker de yolda.
Eymen El Zevahiri kuşatıldı mı?
Pakistan ordu birliklerinin Afganistan sınırında yürüttüğü büyük saldırı sürüyor. Önceki akşam, ordu birliklerinin 200 civarında El Kaide militanını kuşattığı açıklandı. Ardından CNN’e konuşan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, “çok değerli bir hedefi köşeye sıkıştırdıklarına inandığını” söyledi. Bu hedefin, El Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin’in yardımcısı olduğu öne sürülen Mısırlı Eymen el Zevahiri olduğu iddia ediliyor. Pakistan Hava Kuvvetlerinin, bölgeye ağır bombardıman düzenlemeye hazırlandığı sanılıyor. Önceki gün ve dünkü son çatışmalarda 15 Pakistanlı asker öldü. Bu arada, Afganistan’ın orta kesiminde ABD askerleriyle Taliban milisleri arasında çıkan çatışmada, 2’si ABD askeri 7 kişi öldü, 2 ABD askeri yaralandı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net