www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Katliam protestosunda polis terörü
Halepçe katliamı ve 7 TİP’li öğrencinin bombalanarak öldürülmesi olayları, Beyazıt Meydanı’nda düzenlenen iki ayrı eylemle protesto edildi.

Tunceli ‘Güçbirliği’ dedi
Demokratik Güçbirliği’nin Tunceli’de düzenlediği seçim mitingine yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Mitingte konuşan EMEP ve DEHAP Genel başkanları, AKP ve CHP’ye karşı birlik çağrısı yaptı.

AKP’nin ilaç oyunu
Eczacı odaları ortak açıklama yaparak, İlaç Fiyat Kararnamesi ile Euro’ya endekslenen ilaç fiyatlarının yakında üçe katlanacağına dikkat çektiler.

Yeni Halepçeler olmasın
Irak’ın Halepçe Kenti’nde 16 yıl önce Baas rejimi tarafından gerçekleştirilen ve 6 bin kişinin ölümüne yol açan katliam yurdun çeşitli illerinde düzenlenen eylemlerle protesto edildi.


Katliam protestosunda polis terörü
16 Mart 1978 tarihinde 7 TİP’li öğrencinin bombalanarak öldürülmesi ve 16-17 Mart 1988 tarihindeki Halepçe katliamı olayları protesto edildi. İki ayrı katliamı lanetlemek üzere Beyazıt Meydanı’nda eylemler düzenlendi. İlk eylem yaklaşık 200 üniversite öğrencisi tarafından yapıldı.
İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü ve Beyazıt Tramvay Durağı’ndan iki kol halinde meydana giren öğrenciler, “Beyazıt Faşizme mezar olacak” ve “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganlarını attılar. Öğrenciler, “16 Mart’ı, Halepçe’yi unutmadık. Kahrolsun emperyalizm” ve “YÖK Yasası geri çekilsin, soruşturmalara hayır” yazılı pankartları taşıdılar. Öğrenciler konuyla ilgili basın açıklaması yaptıktan sonra 7 TİP’li öğrencinin öldürüldüğü Eczacılık Fakültesi önüne karanfili bırakarak 1dakikalık saygı duruşu yaptılar. Üniversite öğrencileri eylemi sonlandırdıktan sonra alkış ve sloganlarla üniversiteye geri döndüler.
İkinci eyleme müdahale
16 Mart Halepçe katliamını protesto etmek üzere Beyazıt Meydanı’nda basın açıklaması yapmak isteyen ikinci gruba ise müdahale edildi. DEHAP İstanbul İl Örgütü ve çeşitli gençlik gruplarından oluşan 500 kişilik kitle, Beyazıt Meydanı’nda toplanarak açıklama yapmak istediler. Uzun süren görüşmelerin ardından ikna olmayan polis gruba, Çevik Kuvvet eşliğinde gaz bombaları ve coplarla saldırdı. Çok sayıda kişinin yaralandığı eylemde 30 kişi gözaltına alındı.
Polisin saldırısından, Polanya pazarında esnaf ziyareti yaptıktan sonra, basın açıklamasının bulunduğu alanda gözlemci olarak bulunan Demokratik Güçbirliği’nin SHP’den Eminönü Belediye Başkan adayı Kiraz Biçici de yaralanarak Haseki Hastanesi’ne kaldırıldı. Biçici’nin yaralanmasını önlemek için üzerine kapanan bir kadının da aldığı darplar nedeniyle beyin travması geçirdiği bildirildi. Müdahale sırasında alanda bulunan bir kadın ise yüksek bir geçitten düşerek ayağını kırdı.
Güçbirliği’nden açıklama
Demokratik Güçbirliği ise yaptığı yazılı açıklama ile SHP Eminönü Belediye Başkan Adayı Kiraz Biçici’nin gözaltına alınmasını protesto etti. Açıklamada, polisin her zamanki saldırgan tutumunu yine göstererek, demokratik tepkilerini dile getiren gençlere saldırdığı belirtildi. “İktidarın emrindeki polisin tutumunu kınıyoruz” sözleri ile devam eden açıklama sonunda Güçbirlği, SHP Eminönü Belediye Başkan Adayı Kiraz Biçici’nin de derhal serbest bırakılmasını istedi.


Başa dön


Tunceli ‘Güçbirliği’ dedi
Bölge illerinde seçim hazırlıklarını sürdüren Demokratik Güçbirliği Tunceli’de miting düzenledi. EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel ile DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katıldığı mitingde, “Dersim kadınla özgürleşecek” sloganı atıldı. Kışla Meydanı’nda yapılan mitinge katılmak için her kesimden Tuncelili, sabah saatlerinden itibaren ilçe ve köylerden yollara döküldü. Öğle saatlerinde başlayan mitinge yaklaşık 5 bin kişi katıldı. İl başkanları ve belediye başkan adaylarının tanıtılmasının ardından söz alan Demokratik Güçbirliği’nin belediye başkan adayı Songül Erol Abdil, halkçı ve demokratik bir belediyecilik anlayışı sergileyeceklerini ifade ederek, “Birlikte çağdaş ve modern bir kent yaratacağız” dedi.
Bakırhan: Kork ey CHP, ey AKP
Alkışlar arasında kürsüye çıkan DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, AKP ve CHP’ye sert eleştirilerde bulundu. AKP ve CHP’nin Güçbirliği’ni bölücülükle suçladığını ifade eden Bakırhan, “Kürtleri dışlayarak mı birleştirici olacaksınız” diye sordu. AKP’nin bir yandan iş vaat ettiğini ama bir yandan da bölgedeki fabrikaları özelleştirdiğini ve kapattığını belirten Bakırhan, “Anlamıyoruz, fabrikaları kapatarak nasıl işsizliği ve yoksulluğu yeneceksiniz” dedi. AKP’nin işsizlik ve yoksulluğun yerine, işsizleri ve yoksulları yenmeye çalıştığını belirten Bakırhan, şöyle devam etti; “AKP kömür dağıtarak halkı dilenci yerine koyuyor ve bununla gurur duyuyor. Sayın Erdoğan bu gurur duyulacak bir şey değil bu utanılacak bir durumdur. Toplumsal barışı sağlamakla gurur duyulur. Açlığı yenmekle gurur duyulur.”
Demokratik Güçbirliği’nin CHP ve AKP’nin korkulu rüyası haline geldiğini kaydeden Bakırhan sözlerini “28 Marttan sonra belediye sayısını 37’lerden 100’lere çıkaracağız. Sayın Erdoğan, Sayın Baykal korkun diyorum. Demokratik Güçbirliği büyüyerek geliyor” ifadeleriyle tamamladı.
Tüzel: Gelin birlikte yürüyelim
Konuşmasını yapmak üzere alkış ve sloganlar eşliğinde mikrofonu alan EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, yerel seçimlerde üç akımın yarıştığını söyledi. Bunlardan birinin AKP olduğunu ifade eden Tüzel, “Amerikancı büyük patronların partisi olan AKP, halkı tehdit ediyor. Oy vermezseniz hizmet gelmez diyor. Ülkeye ve insanlığa karşı ihanet içinde” dedi. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın 19 büyük tekel yöneticisi ile toplantı yaptığını ve birlikte kararlar aldığını söyleyen Tüzel şöyle devam etti; “Yabancı yatırımcılar için bir süre önce bir yasa çıkarıldı. Bu yasa ile yabancı tekellere Türkiye’ye yatırım yapma hakkı verildi. Ama aynı yasa bu tekellere kendi işçisini yanında getirme, tekellere karını yurt dışına çıkarma hakkı tanıdı. Soruyorum bunun bize faydası ne?” AKP’nin köy hizmetleri gibi kamu kuruluşlarını kapatmaya çalıştığını belirten Tüzel, “Buralar kapatılırsa karla kapanan köy yollarını kim açacak” diye sordu.
İkinci akımın ise bir kısım “ulusalcı” ve bir kesim milliyetçi geçinen kesim olduğunu dile getiren Tüzel, “Bunların yan yana gelme nedeni Kürt düşmanlığıdır” dedi.
Tüzel üçüncü akımın da Demokratik Güçbirliği olduğunu ifade etti. Halkı birleştirmek için bir araya geldiklerini vurgulayan Tüzel, bütün kesimlerin Güçbirliği’ne destek vermesi gerektiğini söyledi. Tunceli’de bağımsız adaylara da çağrı yapan Tüzel, “Amerikancılığa karşı, IMF’ye karşı, özelleştirmeye karşı gelin birlikte yürüyelim. Artık kaybetmeye tahammülümüz yok” dedi. Miting Metin Kahraman ve arkadaşlarının verdiği müzik dinletisi ile sona erdi.


Başa dön


AKP’nin ilaç oyunu
Eczacı odaları, geçen ay yürürlüğe giren İlaç Fiyat Kararnamesi’nin bir an önce iptal edilmesini istediler.
Galatasaray Kültür Merkezi’nde, İstanbul, Bursa, Samsun, Kastamonu, Kocaeli ve Diyarbakır Eczacı Odaları, yeni ilaç fiyat kararnamesine ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi. Oda temsilcileri, Türkiye’de ilaç fiyatları ‘ucuzluyormuş’ gibi görüntü yaratılmasına rağmen, çok kısa süre sonra ilaç fiyatlarının katlanarak artacağı uyarısında bulundular. Eczacılar, Türkiye’de ilaç fiyatlarının Euro’ya endekslenmesi ile en geç Haziran 2004’ten itibaren fiyatların üç katına çıkacağını, kamu sosyal güvenlik kurumlarının finansal açıdan çökeceğini ve sadece İstanbul’da yaklaşık 1500 olmak üzere, binlerce eczanenin kapanacağını hatırlattılar. Şu anki ucuzlamanın geçici olduğuna vurgu yapan eczacılar, AKP’nin uygulamayı seçim öncesi rantı olarak kullandığını söylediler.
Ucuzlama geçici
Resmi Gazete’de 14 Şubat 2004 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren yeni İlaç Fiyat Kararnamesi’nin yaratacağı olumsuz sonuçlar, eczacı odaları tarafından İstanbul Eczacılar Odası Galatasaray Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla bir kez daha kamuoyuna duyuruldu. 6 oda adına ortak açıklama yapan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Kaplan, daha önce de gazetemizde yayınlanan röportajlarında olduğu gibi, ilaçta bugünkü ucuzlamanın nedenlerinin, KDV’nin yüzde 18’den yüzde 8’e düşürülmesi ve ithal ilaçların döviz kuruna bağlı olarak yenilenmesi olduğunu hatırlatarak; “Bu ucuzlama en az 1 yıl önce yapılmalıydı. Gerekli ucuzlama bu süre içinde yapılmadığı için devlet 500 milyon dolarlık zarara uğramıştır” dedi. Kararname’deki geçici madde ile ilaç fiyatlarının belli bir süre artmasının engellendiğini belirten Kaplan, bunun AKP’nin seçim rantı olduğunu ve halkın seçime kadar kandırılmak istendiğini söyledi.
Fiyatlar artacak
Kararnameyle birlikte ilaç fiyatlarının Avrupa Birliği’nin (AB) Euro cinsinden ilaç fiyatlarına endeksleneceğini anlatan Kaplan, “Halkın değil çok uluslu ilaç tekellerinin çıkarları için ve sağlıkta özelleştirmenin bir adımı olarak çıkan kararname iptal edilmelidir” dedi.
Kaplan, karanamenin getireceği olası sonuçları şöyle sıraladı:
  • Türkiye’de asgari ücret 200 Euro iken AB ülkelerinde ortalama 1200 Euro’dur. Kararnameyle ilaç fiyatları Avrupa’yla neredeyse eşit hale gelecek. Bugün 1 milyon olan aspirin en az 3 milyona çıkacaktır.
  • Türkiye ekonomisinin yapısal bozukluğu nedeniyle döviz kuru istikrarsızdır. Euro’daki artışlar ilaç fiyatlarını otomatik olarak artmasına neden olacak.
  • Üretici ve ilaç ithalatçıları, AB ülkelerindeki ilaç fiyatlarını belirleyen etkenlerle Türkiye’deki etkenler aynı olmadığı için haksız kârlar sağlayacaklar.
  • İlaç fiyatlarının belirlenmesinde Sağlık Bakanlığı’nın yetkisi fiili olarak ortadan kalkacak; fiyatlar AB ülkelerinin fiyatları ile belirlenecektir.
  • İthalatçılarını karları kontrol edilemez hale gelecek.
  • Sosyal güvenlik kurumlarının uyguladığı ucuz eşdeğer ilaç uygulaması fiili olarak ortadan kalkacak ve milyonlarca dolarlık kamu tasarrufu bitecek.
  • Binlerce eczacı mesleklerinin dışına itilecek, eczaneler kapanacak. Belirli sermaye grupları, eczaneler zinciri kurma yolun gidecek.
    Toplantıya katılan Bursa Eczacılar Odası ve Kocaeli Eczacılar Odası Başkanları Deniz Biçer ve Üzeyir Korkmaz da özelleştirmeye karşı olduklarını söylediler.


    Başa dön


    Yeni Halepçeler olmasın
    Irak’ın Halepçe Kenti’nde 16 yıl önce Baas rejimi tarafından gerçekleştirilen ve 6 bin kişinin ölümüne yol açan katliam yurdun çeşitli illerinde düzenlenen eylemlerle protesto edildi. Halepçe katliamının yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamalarda “Yeni Halepçeler istemiyoruz” denildi.
    İran-Irak Savaşının sürdüğü 1988 yılında, Saddam diktatörlüğü Kürtlerin denetimini ele geçirdiği Dudeyde, İnap ve Halepçe Kasabasına kimyasal gaz bombası atmıştı. Uçakların zehirli gazları bıraktığı kasabalarda kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşan, tamamı sivil 6 bin insan yaşamını yitirmişti.
    Katliamın yıldönümü dolayısıyla Van’da düzenlenen eylemde, Suriye’nin Kamışlı kentinde yaşanan katliamlar da protesto edildi. Sanat Sokağı’ndaki eyleme yüzlerce kişi katıldı. 16 Mart’ın Kürtler açısından kara gün ilan edildiğini hatırlatan DEHAP İl Başkanı Hasan Özgüneş, “Emperyalistler Saddam gibi nice eli kanlı diktatörler yetiştirdi. Bunların eliyle halkları bir birine kırdırttı. Ama günün birinde kendi başlarınada bela olduğu görüldü” dedi. Eyleme Güçbirliğinin belediye başkan adayları da katıldı. Bu arada, katliama ilişkin olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde de basın açıklaması yapıldı. Bin kişinin katıldığı eylemde atılan sloganlardan dolayı jandarma ile öğrenciler arasında kısa bir gerginlik oldu.
    Diyarbakır Demokrasi Platformu’nun Koşuyolu Parkı’nda düzenlediği eylemde ise, Saddam’ın yargılanması istendi. Demokratik Güçbirliği Belediye başkan adaylarının yanı sıra EMEP, DEHAP üye ve yöneticileri ile kitle örgütü temsilcilerinin de katıldığı eylemde konuşan Platform sözcüsü Ali Öncü, Halepçe’de Kürtlerin uğradığı zulmün halklar arasında kalıcı kin ve nefret duygusuna dönüşmemesi için Saddam Hüseyin’in Halepçe’de yargılanmasını istediklerini dile getirdi. Öncü, Surye’nin Kamoşlo-Hısıça ve Serakaniye kasabasındaki katliamları da kınadı.
    Bu arada, Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu da katiama ilişkin açıklama yaptı. Tanrıkulu, “Amerikan güçlerinin elinde olan Saddam Hüseyin adil ve aleni bir bağımsız mahkeme dönünde yargılanmalıdır” dedi.
  • Çetinkaya’dan işçilere birlik çağrısı
    Demokratik Güçbirliği’nin Emeğin Partisi (EMEP) çatısı altında seçime girdiği Kağıthane’de Belediye Başkan Adayı Sevda Çetinkaya, dün önce İSKİ çalışanlarıyla ardından da esnaflayla bir araya gelerek sorunlarını dinledi. Kağıthane İSKİ’de çalışan işçilerle Hasır Cafe’de toplantı yapan Çetinkaya, Demokratik Güçbirliği’ni ve bu oluşumu meydana getiren koşulları anlattı. Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini dile getiren Çetinkaya, hükümetin ülkeyi yabancı sermayedarlar ile onların yerli ortaklarına peşkeş çektiğini, ‘zarar ediyor’ bahanesi ile bütün kamu kurumlarını özelleştirme kapsamına aldığını ifade etti. TEKEL ve TÜPRAŞ işçilerinin özelleştirmeye karşı mücadelesini anlatan Çetinkaya, İSKİ işçilerine aynı tutumu alma ve bütün işçilerle birlikte haraket etme çağrısı yaptı. Kamu Yönetimi Temel Kanunu’na ilişkin maddelerin bir bir meclisten geçtiğine de işaret eden Çetinkaya, AKP’nin bu seçimlerden daha güçlü çıkması halinde kanunun meclisten geçeceğini ve özelleştirme sürecinin daha da hızlanacağını söyledi. Yerel seçimlerde kullanılacak her oyun önemli olduğunu, AKP politikalarına karşı bir bakışın bir duruşun göstergesi olacağını kaydeden Çetinkaya, işçileri, memurları ve bütün ezilen halk kesimlerini Demokratik Güçbirliği çevresinde örgütlenmeye çağırdı.
    13 öğrenci tutuklandı
    YÖK’ü ve üniversitelerdeki soruşturmaları protesto için geçen cumartesi günü Ankara Kızılay’da eylem yapmak isteyen ancak polisin gaz bombalı, coplu saldırısına mağruz kalan ve gözaltına alınan 10’u 18 yaşından küçük 67 genç, önceki akşam savcı karşısına çıktı. İki gün boyunca Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan öğrenciler, 10’arlı gruplar halinde Basın Savcısı Kürşat Kayral’a ifade verdiler. İfadeleri alınan öğrencilerden 13’ü 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet ettikleri, polise mukavemet ve devlet malına zarar verdikleri gerekçesiyle tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı.
    SES’ten JİTEM’cilere suç duyurusu
    SES Genel Merkez yöneticileri, SES Onur Üyesi Necati Aydın’ın Diyarbakır’da öldürülmesi ile ilgili Ülkede Gündem gazetesinde yayımlanan JİTEM itirafçısının anlatımları üzerine, Aydın’ın katillerinin yargı önüne çıkartılması talebiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. SES yöneticileri dün Ankara Adliyesi’ne giderek Diyarbakır’da öldürülen SES Onur üyesi ve Diyarbakır Şube Başkanı Necati Aydın’ın katillerinin Ülkede Gündem gazetesinde yayımlanan JİTEM itirafçısının anlatımlarının delil olarak kullanılmasını ve faillerin haklarında dava açılmasını istediler. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na iletilmesi isteğiyle Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran yöneticiler dilekçelerinde “Abdulkadir Aygan, Uzman Çavuş Uğur Yüksel, Uzman Çavuş Abdulkadir Uğur, Kemal Emlük, Astsubay Nuri Ateş, Tunay Yanardağ, Binbaşı Abdulkerim Kırca’dan şikâyetçi oldular.
    Yatağan’da üretime geçildi
    Türkiye Enerji Su ve Gaz İşçileri Sendikası (Tes-İş) Yatağan Şubesi Başkanı Erol Soğancı, yaklaşık 20 gün önce üretim dışı bırakılan Yatağan Termik Santrali’nin tekrar üretime geçtiğini açıkladı. Soğancı yaptığı açıklamada, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin ülke genelinde diğer santrallerden çok daha ucuza elektrik üretmesine karşın minimum kapasiteyle çalıştırıldığını söyledi. Kendi girişimleri sonucu Yatağan Termik Santrali’ndeki 3 üniteden birinin tekrar üretime başladığını dile getiren Soğancı şöyle konuştu: “Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santralleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bağlıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kendisine bağlı diğer santralleri çalıştırmayı tercih etmekte ve bu üç santrali devre dışı bırakmak istemektedir. Geçmişten bu yana uygulanan enerji politikası devam etmektedir. Ucuza elektrik üreten termik santraller tam kapasite ile çalışmalıdır.”

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net