www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Güzel golü bol bir hafta
Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesi veren takımlar, ligin 25. haftasını kayıpsız atlatmayı başardılar. 25. hafta pek çok güzel golün yanı sıra, son dakikalarda atılan kritik gollerle de kayıtlara geçti.

Almanya’da ‘dünya kupası’ skandalı
Milyonlarca Euro tutarında rüşvet iddiaları, Almanya’da yapılacak olan 2006 Dünya Kupası organizasyonuna şimdiden gölge düşürdü.


Güzel golü bol bir hafta
Ligde bu hafta pek çok maçta seyirciler güzel gol seyretme zevkini yaşadı. Fenerbahçeli Nobre ve Ümit Özat’ın, A.Gücülü Adem’in, Trabzonsporlu Emre’nin, Beşiktaşlı Tayfur’un, Elazığsporlu Debnar’ın, Galatasaraylı Hakan Şükür’ün, Samsunsporlu Serkan’ın ve Diyarbakırspırlu Murat’ın attığı hafızalardan kolay silinmeyecek güzellikteki goller, seyredenlere başlı başına keyif verdi.
Bu ‘ikili’ye dikkat
Fenerbahçe bulunduğu yerin değerini bilen maçlar çıkarıyor. Beşiktaş’ın 8 puan öndeyken yaptığı hatalardan ders almış gibi, yakaladığı avantajı kolay kolay bırakacağa benzemiyor sarı-lacivertli ekip. Bu hafta Kadıköy’de ağırladıkları Konyaspor karşısında, tam anlamıyla şampiyonluk havasına girdiklerini gösteren bir oyun ortaya koydular. Neredeyse attıkları kadar kaçırdıkları maçtan, şampiyonluk için çekiştikleri rakiplerine gözdağı verircesine, bol gollü bir galibiyetle ayrıldılar. Sarı-lacivertli ekibin bu motivasyonla bundan sonra özellikle Kadıköy’deki maçlarda puan kaybetmesi çok zor bir olasılık gibi görünüyor.
Bu arada Nobre’ye değinmeden geçmeyelim. Nobre’nin transferi gerçekten de Fenerbahçe için tam isabet. Brezilyalı oyuncu çağdaş santrfor tipinin tüm özelliklerine sahip. Bu kadar kısa süre içinde yabancısı olduğu bir takıma bu kadar yüksek düzeyde bir uyum sağlamasıyla da ayrıca bir övgüyü hak ediyor. Takıma katılmasının ardından, Van Hooijdonk ile birlikte rakipler için durdurulması çok zor yıkıcı, yıpratıcı bir ikili haline gelmeleri çok uzun sürmedi.
Sinirsel zaaf sürüyor
Beşiktaş haftalardır süren kötü gidişine son vermek için Elazığspor maçını iyi bir fırsat olarak görüyordu. İlk 20 dakika içinde 2-0 geriye düşerek streslerini katladıkları bir maçtan 3 puanla ayrılabilmeleri küçümsenmemeli. Ancak buna karşın takımın, şampiyonluk yarışını sağlıklı bir biçimde sürdürecek sinirsel bir esenliğin hâlâ çok uzağında bulunduğunu da belirtmek gerek. Samsunspor maçından ders almışa hiç benzemiyorlar. Bu maçı 11 kişi ile tamamladılarsa, bunu hakemin engin hoşgörüsüne borçlular. Ahmed Hassan’ın kendisine yapılan faule sinirlenip rakibini iterek düşürmesi, hemen ardından takımın en toylarından Ümit Aydın’ın kendisiyle hiç ilgisi olmayan bir itişmenin ortasına bitirim tavırlarla dalıp hakemin gözü önünde rakibini iterek yere düşürmesi ve Ilie’nin arkadan rakibinin ayaklarına çift dalması büyük birer sorumsuzluk örneğiydi. Giunti’nin İtalyan usulü savunma hamlelerinin(!) hakemin gözünden nasıl kaçtığı da ayrı bir merak konusu. Kendisi de bu durumdan şikayet ettiğine göre, anlaşılan Lucescu, psikolojik anlamda takıma bir katkı yapabileceğinden umudunu kesmiş durumda. Beşiktaş, maçı Cem Papila’nın yönetmediğine şükretsin. Hakemin göremediği kritik pozisyonların maçın gidişatı üzerinde etkili olduğu da bir başka gerçek.
Beşiktaşlı taraftarlar da maç boyunca Elazığspor yedek kulübesini maytap ve tükürük dehşetiyle abluka altına alarak, şampiyonluk yolunda takımlarını desteklemek adına hiçbir “fedakarlıktan” kaçınmayacaklarını gösterdiler.
Trabzon kaptı kaçtı
Geçen haftaki parlak skorlu Beşiktaş galibiyetinin ardından şampiyonluk için yeniden umutlanan Trabzonspor bu hafta başkentte Ankaragücü önündeydi. Genellikle parlak skorların ardından gelen kaçınılmaz motivasyon düşüşüne bağlı olarak alınacak kötü bir sonuç bu deplasmanda bordo-mavili ekibin en büyük endişesiydi. Üstelik rakibi bu maç için belirlediği ilginç hedefle ilintili ekstra bir
motivasyona sahipti. Ankaragücü bu sezon hiç üst üste 2 maç kazanamamıştı. Geçtiğimiz hafta deplasmanda İstanbulspor’u yenen başkent ekibi bu kez Trabzonspor’u yenerek bu sezon ilk kez üst üste iki galibiyet almak istiyordu. Öte yandan Trabzonspor, şampiyonluk yarışını sürdürebilmek için bu maçı mutlaka kazanmak zorundaydı. Erken gol Trabzonspor’u rahatlattı ve işleri daha kolay yoluna sokmasına yardımcı oldu. İkinci yarının başında Fatih’in attığı gol maçın kaderini belli ederken, Ankaragücü’nün bundan sonra iyice bunaltıcı bir hal alan baskılı oyunu ise ancak 1 gol getirdi. Sonuçta Trabzonspor zorlu bir deplasmanı kayıpsız geçmenin moraliyle döndü evine.
Denizli’nin inadı
Denizlispor cezası nedeniyle İzmir’de konuk ettiği İstanbulspor karşısında 3 puana zorlanmadan ulaştı. Zaten bu sezon deplasmanlarda, kendi evindekinden daha iyi bir performans ortaya koyan Ege temsilcisi için İzmir’e sürgün gitmek belki de daha hayırlı oldu. Denizlispor, UEFA adayları arasında, en kararlısı görünümünde. İstanbulspor’un ise bundan sonra çok dikkatli olması gerekiyor. Ligde, yapılan hataların telafisinin olmadığı bir döneme girildi çünkü artık.
Ç.Rizespor deplasmanından 3 puanla dönen G.Antepspor UEFA umudunu korurken, Samsunspor evinde Diyarbakırspor’u net bir skorla geçerek, rakibinin UEFA hayallerine ağır bir darbe vurdu.
Hayat veren goller
Galatasaray, UEFA yolunda bir darbe de A.Sebatspor’dan aldı. Sarı-kırmızılı ekip ligdeki son 8 deplasman maçında galibiyet alamadı. Aslında Galatasaray’ın adına bakınca ilk başta şaşırtıcı gelen bu grafik, sahada sergilenen oyuna bakınca hiç de şaşırtıcı değil. A.Sebatspor da zaten teknik direktörlerleri Mehmet Birinci’nin dediği gibi bu maçta ancak Galatasaray’ın cismine değil, ismine puan kaptırabilirdi. Uzatma dakikalarında olsa da golü buldular ve çok daha rahat bir şekilde almayı hak ettikleri 3 puana ulaştılar. Bu 3 puan kümede kalma yolunda A.Sebatspor’a hayat verdi.
Kümede kalmak için çırpınan takımlardan Bursaspor da, evinde iki kez geriye düştüğü maçta Malatyaspor’u son dakikalarda attığı golle devirmeyi başardı. Bursaspor’un kümede kalma umutlarını diri tutması açısından bu golün anlamı büyüktü.


Başa dön


Almanya’da ‘dünya kupası’ skandalı
Milyonlarca Euro tutarında rüşvet iddiaları, Almanya’da yapılacak olan 2006 Dünya Kupası organizasyonuna şimdiden gölge düşürdü.
Aralarında, 1860 Münich Kulübü Başkanı Karl-Heinz Wildmoser’ın da bulunduğu bazı önde gelen futbol kulübü yöneticileri “rüşvet aldıkları” iddiasıyla tutuklandı. Wildmoser, oğlu ve en az iki kişi daha, turnuvanın ilk maçının oynanacağı stadın inşaatıyla ilgili ihaleyi kazanan şirketten 2.8 milyon Euro rüşvet almakla suçlanıyor. Sanıkların, rüşvet karşılığında Avusturya merkezli Alpine şirketine içeriden bilgi sızdırdıkları belirtiliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net