www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kıbrıs görüşmeleri
   yine tarihlere kilitlendi

Kıbrıs’ta Annan Planı’na yönelik referandumun tarihi olan 20 Nisan yaklaştıkça, adanın her iki yakasındaki sancı da giderek şiddetleniyor.

Diyarbakır AKP’ye yanıt verdi
AKP’den bir gün sonra, Demokratik Güçbirliği tarafından Diyarbakır’da düzenlenen mitinge yaklaşık 70 bin kişi katıldı.

Cem Uzan’a Telsim sorgusu
GP Genel Başkanı Cem Uzan, Telsim kontör kartlarını saklayarak “şirketlerine yönelik ihtiyadi tedbir kararına muhalefet” suçu işlediği gerekçesiyle dün Şişli Adliyesi’nde ifade verdi.

Duvarı delmek ister
   mahpus çocukların çığlıkları

Özlemlerini, yıkılan umutlarını dizelere döken adı sanı gizli kalması gereken bir çocuk, aynı zamanda insanların kin ve nefret duvarlarını yıkabilme hayallerini de dile getiriyor.


Kıbrıs görüşmeleri
   yine tarihlere kilitlendi
Oya Gürel
Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliği üyeliğinin resmen kabul edileceği 1 Mayıs ve Annan Planı’na yönelik referandumun tarihi olan 20 Nisan tarihleri yaklaştıkça adanın her iki yakasında, ancak özellikle kuzeydeki sancı da giderek şiddetleniyor.
Her iki tarafın görüşmecileri, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos, Annan Planı’na karşı kesin tavır koyarlarken, görüşme takvimince belirlenen hedeflerin hemen hiçbirinin gerçekleştirilememiş olması, sonunda kararın dörtlü konferanstan da öte, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a kalacağı izlenimini yaratıyor.
Denktaş, plan karşıtlarını destekliyor
Denktaş’ın danışmanı Mümtaz Soysal’a atfedilen Denktaş’ın nisan sonundan önce görüşmecilikten çekileceği iddialarının yalanlanmaması da bu izlenimlerin geçerliliğini artırıyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bir yandan istemeyerek de olsa kabul ettiği görüşmeleri sürdürürken, diğer yandan da “Annan Planı’na hayır” kampanyalarını destekliyor, hatta el altından bu tür kampanyaların gerçekleştirilmesinde rol üstleniyor.
KKTC Göçmenler Derneği’nin geçtiğimiz cumartesi günü Mağusa’da dün ise Lefkoşa’da düzenledikleri “Geleceğine Sahip Çık” mitingnlerinde referandumda “hayır” oyu kullanılacağı açıklanırken, Cumhurbaşkanı Denktaş da Mağusa mitingine telefonla bağlanarak “hayırcı”lara destek verdi. Öte yandan ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi, KKTC tarafından hazırlanan kurucu devlet anayasa taslağının iptali için Anayasa Mahkemesi’nde dava açmaya hazırlanırken, Denktaş da “ikilem içinde” olduğunu ileri sürerek taslağı BM yetkililerine vermekten vazgeçti. Denktaş bu tavrına gerekçe olarak “KKTC’yi ortadan kaldıran taslağı verirsem anayasal suç işlerim, Meclis de yasal olarak onaylamaz” mazaretini gösterdi.
Rum yönetimi lideri Tasaos Papadopulos’un ise BM Genel Sekreteri’nin yardımcısı Prendergrast’a, “Bugünkü şekliyle anlaşma metnini referandumda desteklememi beklemeyin. Bunu yapamam, elimde değil” dediği kaydedildi. Her iki görüşmeci liderin bu olumsuz tavırları yanında bugüne kadar hiçbir konuda uzlaşmaya varamamış olmaları gerçeği ise adada, “uzlaşmakta uzlaştılar” yorumlarının yapılmasına neden oluyor.
19 Şubat’tan bu yana gerçekleştirilen görüşmelerde hâlâ al-ver sürecinin başlatılamaması nedeniyle, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto dün gerçekleştirileceği açıklanan 15. tur görüşmeleri iptal ederek, akşamüstü her iki liderle ayrı ayrı görüşeceğini belirtti.
Anketler ne diyor?
Bu arada görüşmelere Cumhurbaşkanı Denktaş’la birlikte katılan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat dün KKTC basınında yer alan açıklamalarında “referandumdan hayır çıkarsa yandık” diyerek, bir “evet” kampanyasının sinyallerini verirken, koalisyon ortağı Demokrat Parti’nin ise “hayır” kampanyasından yana tavır koyabileceği kaydediliyor.
Öte yandan Kıbrıs’ın her iki yakasından referanduma verilecek yanıtlarla ilgili anket sonuçlarında dramatik bir farklılık ortaya çıkıyor.
Güney Kıbrıs’ta üç gazetenin geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdikleri farklı anketlerde %54-63 arasında değişen “hayır” oyları ağır basarken, Kısa adı KADEM olan Toplumsal Araştırmalar Derneği’nin en son üç ay önce KKTC genelinde gerçekleştirdiği ankete göre ise kuzey Kıbrıs halkının yüzde 54.5’i plana evet diyeceğini açıklardı, yüzde 39’unun yanıtı ise hayır oldu.
Adanın güneyinde hissedilen, 1 Mayıs’ta kesinleşecek AB üyeliğinin getirdiği rahatlığa karşın kuzeyde kaygılar gittikçe artıyor. Güney Kıbrıs’tan 20 Nisan’da gerçekleştirilecek referandumda “hayır” yanıtının çıkması durumunda, çözüm ve buna bağlantılı olarak AB üyeliği umutlarının suya düşme tehlikesi, Rumlar “hayır”, Türkler “evet” derse KKTC’nin tanınması, ambargoların kalkması gündeme gelebilir” yorumlarını bile, kuzeydeki çözüm yanlıları için rahatlatıcı olmaktan uzaklaştırıyor.


Başa dön


Diyarbakır AKP’ye yanıt verdi
Seçimlerle birlikte gözlerin çevrildiği Diyarbakır’da, dün tarihi bir gün yaşandı. Önceki gün AKP tarafından düzenlenen ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı mitingte ev sahipliği yapan Diyarbakır, dün de Demokratik Güçbirliği’nin mitingine ev sahipliği yaptı.
Katılımın az olduğu ve coşkusuz geçen AKP mitinginden sonra, Demokratik Güçbirliği’nin mitingine katılmak isteyen halk, sabah saatlerinden itibaren sokaklara döküldü. Mitingin alanı olan İstasyon Meydan’ına akan kitlenin sayısı öğle saatlerinde yaklaşık 70 bini buldu.
“Demokratik Güçbirliği Demokratik Türkiye” pankartının asıldığı mitingte sık sık, “Oylar namustur namus satılmaz”, “Biji serok Apo”, “Şehit namırın” sloganları atan Diyarbakırlılar, kimliklerini de göstererek, “Kimliksiz yaşamak istemiyoruz” dediler. Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çeken Diyarbakırlılar, zaman zaman ses aracında çalan Lazca şarkılara da eşlik ettiler. Suriye’de Kürtlere yapılan saldırılara da tepki gösteren Diyarbakırlılar, “Kahrolsun Suriye” sloganı attı.
Başkanlar halkı selamladı
Mitinge katılmak üzere Lice’de buluşan SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, SDP Genel Başkanı Akın Birdal ve Özgür Parti Genel Başkanı Ahmet Turan Demir, burada oluşturulan konvoyla miting alanına hareket ettiler. Tek tek kürsüye çıkarak halkı selamlayan genel başkanlar alkış ve sloganlarla karşılandı.
İktidar vurgusu
Mitingde konuşan, Tuncer Bakırhan, Güçbirliğinin Kürt ve Türk emekçileri arasında bir köprü oluşturduğunu ve işsizliğe, yolsuzluğa karşı mücadelenin adresi olduğunu söyledi. AKP’nin Güç birliğinin önünü kesmek istediğini de dile getiren Bakırhan, AKP’nin Kürt sorunu çözmek yerine çözümsüzlüğe götürdüğünü, milyonların 28 Mart’ta Erdoğan’a gerekli cevabı vereceğini ifade etti.
Erdoğan’ın ‘Diyarbakır’ı ortadoğunun yıldızı yapacağım’ sözlerine atıfta bulunan Levent Tüzel ise, “Erdoğan öncelikli olarak bu halkın Kürt olduğunu kabul etmeli. Bu halkın kültürünü dilini tanımalı. Şehitlerin katillerini ortaya koymalı” dedi. Diyarbakır halkanın ABD emperyalizmini bölgeden ve Ortadoğudan kovacaklarını dile getiren Tüzel, Güçbirliği’nin sadece yerel yönetimlerde değil iktidara da yürüyeceğini ifade etti.
Halkların dil ve kimliklerinin baskı altı alınamayacağını vurgulayan Akın Birdal da, Güçbirliğinin kardeşliğin ve beraberliğin gücü olduğunu söyledi. CHP’nin Kürt sorununa karşı tutumunu eleştiren A. Turhan Demir’den sonra söz alan, Hayri Kozanoğlu ise, Türkiye’nin her yerinde kardeşliğe dayalı güç birliğini yaratmaya çalıştıklarını ifade etti. Kürsüde son konuşmayı Murat Karayalçın yaptı. Karayalçın, “28 Mart’ta AKP’nin ampülünü patlatmaya hazır olun” dedi.


Başa dön


Cem Uzan’a Telsim sorgusu
Telsim kontör kartlarını saklayarak “ihtiyadi tedbir kararına muhalefet” suçu işlediği gerekçesiyle ifade veren Cem Uzan, suçlamaları reddederek Beykoz’daki villanın depo olarak kullanıldığını ileri sürdü.
Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, dün, Şişli Adliyesi’ne gelerek Cumhuriyet Savcısı Mecit Ceylan’a, Beykoz’daki villasında ele geçirilen Telsim kartlarıyla ilgili soruşturma kapsamında ifade verdi. Adliye’de yaklaşık 1 saat 15 dakika kalan Uzan’ın savcılığa verdiği yazılı ifadesinde, Telsim kartlarını yaklaşık 3 ay önce korumak amacıyla villasına getirdiğini, burayı depo olarak kullandığını belirtti. Uzan, suçlamaları kabul etmedi.
Uzan ifade verdi
Uzan’ın ayrıca, 3 Kasım 2002 seçimlerinde partisinden milletvekili adayı gösterdiği Ali Cenap Ermutlu ve Rumeli Hayat Sigorta Yönetim Kurulu üyesi Gülsen Yalçın hakkında yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında da Cumhuriyet Savcısı Muhittin Ayata’ya ifade verdiği öğrenildi. Müşteki sıfatı ile ifade veren Uzan’ın, söz konusu şikayetinden vazgeçtiğini söylediği kaydedildi. Uzan, bu kişiler hakkında daha önce, İmar Bankası soruşturmasını fırsat bilerek şirket hisse senetlerini üzerlerine geçirdikleri ve bu şekilde dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Cem Uzan’ın ayrıca, Şişli Cumhuriyet Savcısı Ali Bal’ı da ziyaret ettiği öğrenildi.
Bu arada GP Genel Başkanı Cem Uzan savcılığa ifade verirken adliye önünde bekleyen GP üyeleri sloganlarla genel başkanlarına destek verdi.
“Ölmek var dönmek yok”, “Başbakan Cem Uzan”, “Star bizimdir bizim olacak” sloganları atan grup, basın mensuplarına da tepki gösterdi.


Başa dön


Duvarı delmek ister
   mahpus çocukların çığlıkları
Züleyha Karaer
“Henüz 15 yaşındayken hep güzel şeyler üzerineydi düşüncelerim. Ne zaman ki aşina oldu kelepçelere bileklerim, kilitlenmiş umutlarla yaşamaya çalışıyorum gençliğimi” diyor adı, sanı gizli kalması gereken bir çocuk. Adı, sanı gizli ama kendi gibi mahpus çocukları birer birer kimliğe büründürüyor dizeleri ile. Yazdığı şiirlerle mahpus çocuklarını tarihe not düşüyor.
O da diğer mahpus çocukları gibi “yoksunluğun” alabildiğine yoğun yaşandığı evlerden ya da semtlerden birinde doğdu. Belki bir parça baklavaya ihtiyacı vardı, belki de birilerinin onun getireceği bir kuruş paraya. Yargının yavaş işlemesi, çocuk mahkemelerinin az veya yaygınlaşmamış olması, toplumun önyargısı ve duyarsızlığı, çocuklara özgü olan adil yargılama hakkından yararlanamaması gibi birçok olumsuzluk mahpus çocukların haklarını tehdit etti ve etmeye devam ediyor.
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı aracılığı ile yayınlanan şiir kitabında adı, sanı belli olmayan çocuk, “Bizim ütopyamız/Hicranımızı kalbimize gömüp/Mutluluğun uğramadığı/Bu devrandan/ Esaretimizin zincirlerini.../Kırarak/Güneşin doğduğu yere koşmaktı/Bizim ütopyamız/Kin ve nefret duvarlarını yıkıp/Sizleri yarınlarla barıştırmaktı/Bu ütopya/Bizim ütopyamızdı” dizesiyle kısaca özetliyor onu mahpusluğa iten koşulları ve kurtuluşu.
Çocuğun haklarına tehdit
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy, gazetemize Türkiye’de çocuk ceza adaleti sisteminde çocuk haklarını tehdit eden konuları şöyle anlatıyor: Yargılama sırasında çocuğun neden suça yöneldiği ve ona uygulanabilecek tedbirleri içeren rapor, hâkimin taktirine bırakılmış. Yeni düzenlemede 16-18 yaş grubu için usulü ve hükmün kurulmasındaki kriterleri belirleyen hükümler değiştirildiği için bu çocuklar, çocuklara özgü yargılama usulünden yararlanamamaktadırlar. Dolayısıyla 16-18 yaş grubu çocuklar haklarında mümeyyizlik ve sosyal araştırma yapılamamakta ve tedbire hükmedilememektedir. Sonuç olarak yaş sınırının on sekize yükseltilmiş olması sadece çocuk mahkemelerinin iş yükünü artırmıştır.
Tutuklu yargılanması uygun olmayan çocuklar ikameti belli olan, ailesinin yanında bulunan, eğitimine devam eden çocuklardır. Bunlar tutuklu yargılandıklarından okuldan uzak kalmaktadırlar.
Kurumlardan tahliye olan çocukların yeni yaşamlarında onlara destek olacak ve danışmanlık gerçekleştirecek kurumsallaşmış bir yapı bulunmamaktadır.”
Topluma kazandırma
Çocuklar ortada kaldı
SSK Okmeydanı Hastanesi’ndeki Enfeksiyon bölümünün çocuk ünitesinde yatak sayısı 24’ten 8’e düşürüldü. Erişkinlerin kullandığı intaniye bölümünde ise yatak sayısı 22’den 32’ye yükseltildi. Kızamık, kabakulak, hepatit gibi hastalıkların tedavi edildiği çocuk ünitesindeki bu daraltılmayla zor durumda kaldıklarını belirten çocuk servisi doktorlarından Ercan Küçükosmanoğlu, “çocuk hastalarımız ortada kaldı” diyerek, uygulamaya tepki gösterdi. Her odada 4 hastanın yattığını dile getiren Küçükosmanoğlu, “Farklı hastalığı olan kişileri aynı odaya koyamıyoruz. Örneğin kızamık olan bir çocuğu, kabakulak hastalarının yattığı odaya alamıyoruz. Ancak, enfeksiyon hastalarının bir süre hastanede kontrol altında tutulması şart. Yer darlığı nedeniyle ne yapacağımızı şaşırdık” dedi. Yatak yokluğu nedeniyle gelen hastaları başka hastanelere sevk etmek zorunda kaldıklarını dile getiren Küçükosmanoğlu, uygulamanın keyfi olduğunu savundu. Varolan sıkıntının herkesin sorunu olduğuna dikkat çeken Küçükosmanoğlu, “Bu soruna herkesin sahip çıkması gerekir. Bu çocuklara yapılan büyük bir haksızlıktır” eleştirisinde bulundu.
Papadopulos: Denktaş’ın çekilmesi çelişki arz eder
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, “görüşmelerin üç safhası da tamamlanmadan görüşmelerden çekilmesinin çelişki arz edeceğini” ifade etti. Papadopulos, “Kıbrıs Rum tarafının 1 Mayıs’a kadar özlü görüşmelerle devletin çalışabilirliği ve yaşayabilirliliğini güvence altına alan bir çözüm bulunması arzusunda olduğunu” belirtti. Papadopulos, önceki akşam Atina’dan dönüşünde yaptığı açıklamada, Denktaş’ı, “istikrarlı şekilde uzlaşmazlığını sürdürmekle” suçladı. Rum gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Papadopulos, “Kıbrıs konusundaki dörtlü konferansa Karamanlis katılacak mı?”sorusu üzerine, “Bu tartışılan bir konudur. Henüz kesinleştirilmedi, olumlu bir gelişme perspektifinin olup olmadığı değerlendirmesine bağlı olacak” dedi. Papadopulos, “Kıbrıs Rum tarafı Türkiye’den toprak konusunda herhangi bir hareket bekliyor mu?” sorusu üzerine, şöyle konuştu: “Türkiye’nin uluslararası görüntüsünü iyileştirme çabası sürdürdüğünü herkesin anlamasını umarım. Bu çaba uzun zaman önce başladı. Bu yeni politika birçok alıcı buluyor. Bu ortak bir çaba olunca veya ikna olmaya hazır olanlar bulununca alıcı bulmak zor değildir.”Papadopulos, Denktaş’ın dörtlü konferanstan çekileceği iddialarıyla ilgili soruya karşılık da “Görüşmelerin üç safhası da tamamlanmadan çekilmesi çelişki arz eder. Ancak ilk kez çelişkili davranmıyor ki, o sürekli uzlaşmazdır ve Annan Planı’#na karşı tutumunu aleni şekilde ortaya koymaktadır. Tek ilginç nokta şu, kimse Kıbrıs Türk tarafı ve Sayın Denktaş’ın bu tutumunu eleştirmiyor. Bizim demeçlerimiz ise mercek altına alınıyor” diye konuştu.
EMEP Eyüp’te kadın şöleni düzenledi
EMEP Eyüp İlçe örgütünün 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü dolayısıyla yaptığı şölene 600’e yakın kişi katıldı. Yeni Pınar Düğün Salonunda yapılan etkinlikte ilk konuşmayı EMEP Eyüp İlçe Başkanı Aynur Seyrek yaptı. Seyrek, “ İşçi kadınların çoğu sigortasız ve kuralsız çalıştırılıyor ve ülkede yaklaşık 12 milyon ailenin ev işlerini tamamını kadınlar yüklenmiştir”dedi. Kadınların ücretli emeğin bir parçası olduğunu söyleyen Seyrek, “ Sistem hiç bir zaman kadınların toplumsal yaşamda özgürce yer alabilmesine imkan tanımayacağı gibi ev içindeki köleliğe son vermeyecektir” şeklinde konuştu. Seyrek, ayrımcılığa, sömürüye ve aşağılanmaya karşı bütün kadınları mücadeleye çağırarak yerel seçimlerde Güçbirliğine destek vermelerini istedi. Seyrek’in ardından konuşmasını yapmak için sahneye çıkan Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Müesser Güneş, Güçbirliğinin Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğini yaratacağını ve Ortadoğu’da ve Türkiye’de barışı sağlayacağını söyledi. Barış Anneleri adına tüm annelere seslenen Güneş, “ Mücadelemizi büyütüp kardeşçe bir arada yaşayalım” diye konuştu. Etkinlik Pir Sultan Abdal Minikler Semah ekibinin gösterisi, Doden Projeckt ve Grup Haykırış’ın söylediği türküler ve çekilen halaylarla sona erdi.
Eğitim emekçileri Başbakan’a yardım etti!
Eğitim-Sen merkez ve şube yöneticileri kendilerine verilen 200 bin liralık kira yardımını, “6.5 milyar lira ile geçinemediğini” söyleyen Başbakan Erdoğan’a ilettiler. Eğitim-Sen merkez ve şube yöneticileri ile Gazi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Mustafa Altıntaş, kendilerine verilen 200 bin liralık kira yardımını dün Başbakan Erdoğan’a verilmek üzere Başbakanlık’a dilekçe ile zarf içinde verdiler. Sendikacıları Başbakanlık önünden uzaklaştırmak isteyen korumalarlarla sendikacılar arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Çıkışta gazetecilere açıklama yapan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, ifade edilmesi bile utanç verici olan 200 bin liralık kira yardımının iktidarı utandırmadığını söyledi. İki aydır bu yardımı Başbakan’a postaladıklarını hatırlatan Dinçer, bu kez kendi elleriyle getirdiklerini, maaşıyla geçinemediği için ticaret yapan Başbakan’a vermeyi uygun bulduklarını söyledi. Dinçer, “Yetmezse, 9 milyon liralık çocuk yardımını da seve seve Başbakan’a veririz” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net