www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Asla unutmayacağız
Amerikalı barış eylemcisi Rachel Corrie, geçen yıl 16 Mart’ta bir İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürüldü

İspanyol askerler dönüyor
Amerikancı Aznar, politikayı bırakırken partisini de hezimete uğrattı. Yeni Başbakan adayının ilk işi ise işgali eleştirmek ve Irak’taki askerlerin çekileceğini açıklamak oldu.

Acaristan’a kuşatma tehdidi
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, önceki gün “darbe girişiminde bulunacağı” gerekçesiyle girmesine izin verilmeyen Acaristan özerk bölgesini abluka altına alacaklarını belirtti.


Asla unutmayacağız
Elizabeth Corrie
Bundan bir yıl önce, mart ayı yaklaştığında içimde güzel duygular uyanırdı. Mart ayı kışın sonunun geldiğinin ve yaza fazla bir zaman kalmadğının işareti sayılırdı benim için.
Fakat bu martın -ve sanırım bundan sonraki tüm martlar böyle olacak- çağrıştırdığı duygular çok farklı. Çünkü mart ayı, kuzenim Rachel Corrie’nin acımasızca öldürülüşünün yıldönümü. Geçen yıl 16 Mart’ta İsrailli bir asker ve komutanı, Filistinlilerin evlerinin askerlerce yıkılmasını engellemeye çalışırken Rachel’in üzerine dokuz tonluk bir buldozeri sürerek ezdiler. Rachel silahsızdı ve üzerinde rahatlıkla görülebilecek fosforlu ceketi vardı.
Binlerce ev yıkıldı
Rachel Corrie’nin öldürülmesi birbirleriyle bağlantılı birçok suçu ortaya çıkardı. İlkin, Rachel, İsrail ordusunun Filistinlilerin evlerini yıkmasını engellemeye çalışıyordu. Bu konu üzerinde biraz durulursa İsrail’in, İkinci İntifada’nın başladığı Eylül 2000’den bu yana 12 binden fazla Filistinliyi evsiz bıraktığı görülür. Bu ev yıkmalar adeta Filistinlilerin toplu olarak cezalandırılması gibi... Ki bu aynı zamanda Cenevre Anlaşması dahil tüm uluslararası anlaşmaların ihlali anlamına da geliyor.
Amerikan malı buldozer
İkinci olarak Rachel, bir Caterpillar buldozer ile ezildi. Bu makineler Amerika Birleşik Devletleri’nde üretiliyor ve Amerika’dan İsrail’e askeri yardım paketi çerçevesinde gönderiliyor. Bu araçların gönderilmesini de içeren yardım programına göre Amerika İsrail’e yılda 3-4 milyar dolar yardım yapıyor. Tabii bu paralar Amerikan halkının cebinden çıkıyor. Caterpillar buldozerlerinin insanların evlerinin yıkılmasında kullanılması veya silahsız sivillerin ezilmesi, Amerikan yasalarına da aykırı. İsrail’in bu buldozerleri kullanarak ihlal ettiği yasalar arasında Amerikan askeri yardımlarının sivillere karşı kullanılmasını yasaklayan Birleşik Devletler Silah İhraç Kontrol Yasası da bulunuyor.
ABD cinayete ortak
Üçüncü olarak, İsrail hükümeti bağımsız araştırmacıların olayı soruşturmasını engelleyerek, cinayetteki sorumluluğunu bir şekilde ortaya koydu. Ayrıca Bush yönetimi de bir Amerikan vatandaşının öldürülmesi karşısında sessiz kalarak bu suça ortak oldu ve yönetim bu tavrıyla dünyanın herhangi bir yerinde öldürülen Amerikan vatandaşlarına sahip çıkmayacağını göstererek bu tür cinayetlerin önünü açtı.
Başkaları da vardı...
Dördüncü olarak, Rachel’in ölümü İsrail’in yabancı barış eylemcilerine yönelik Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde saldırılardan yalnızca birisi. Meksikalı Brian Avery 5 Nisan’da öldürüldü. Yaklaşık bir yıl komada kaldıktan sonra ölen İngiliz genç Tom Hundrall, 11 Nisan’da başından vurulmuştu. Ve yine bir İngiliz vatandaşı olan James Miller nisan ayında vurularak öldürüldü. Bu vakalardan yalnızca birisi mahkemeye yansıdı. Tom’un ailesinin uzun süre verdiği mücadele ve ortaya koydukları güçlü belgeler sonucunda İsrail, bir askerini yargıladı. Ama bu yargılama da göstermelik olarak kaldı.
Çifte standart
Amerikan vatandaşları kendilerine şunu sormalılar: Nasıl oluyor da silahsız bir Amerikan vatandaşı amerikan halkının cebinden alınan vergilerle, askeri yardım yapılan bir ülkenin ordusu tarafından öldürülüyor ve bu suç cezasız kalıyor?
15 Ekim 200’te üç Amerikalı ajan -muhtemelen Filistinliler tarafından- Gazze Şeridi’nde öldürüldüğünde FBI 24 saat içerisinde soruşturma başlattı. Ama Rachel’in öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçtiği halde ve katiller belli olmasına rağmen; ne FBI ne de Amerikan hükümeti hiçbir şey yapmadı.
Bu çifte standardın sebebi ne?
(counterpunch)


Başa dön


İspanyol askerler dönüyor
İspanya seçimlerinden zaferle çıkan İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Jose Luis Rodriguez Zapatero, “haziran ayı sonuna kadar Irak’taki askerlerini çekeceklerini” açıkladı.
PP hezimete uğradı
Pazar günü yapılan seçimler sonucunda PSOE yüzde 42.64 oy oranına ulaşarak, 164 milletvekili çıkardı. Meydanın haftalar boyunca “yüzde 5-6 fazla oy alacağını” iddia ettiği hükümetteki Halkçı Parti (PP) ise büyük oy kaybına uğrayarak, yüzde 37.64 oy oranında ve 148 milletvekilinde kaldı.
Diğer partilerin milletvekili sayıları ise şöyle: Katalonya bölgesinde faaliyet gösteren Yönelim ve Birlik Koalisyonu (CIU) 10, Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) 8, Bask Milliyetçi Partisi (PNV) 7, Birleşik Sol (IU) 5, Kanarya Koalisyonu (CC) 3, Galiçya Milliyetçi Bloku (BNG) 2, Aragon Birliği (CHA) 1, Bask Bölgesi Eusko Alkartasuna (EA) 1 ve Nafarrao-Bai 1. Bu sonuçlara göre; sadece PSOE ve ERC, 2000 yılından beri oylarını artırdı.
Hükümeti kuracak olan PSOE’nin, parlamentoda gerekli olan 176 milletvekili çoğunluğa ulaşmak için koalisyon hükümeti kurması zorunlu. PSOE’ye en yakın partiler olarak CIU, ERC ve IU görünüyor.
Öte yandan, parlamento seçimlerinde hezimete uğrayan Başbakan Jose Maria Aznar’ın partisi, senatoda 25 koltuk birden kaybetmesine rağmen birinciliğini korudu.
Askerler çekilecek
PSOE lideri Zapatero, sonuçların belli olmasının ardından yaptığı açıklamada, “30 Haziran’a kadar yeni bir gelişme olmazsa Irak’taki İspanyol askerlerinin çekileceğini” söyledi. 30 Haziran tarihinde işgalcilerin “şeklen de olsa”, yönetimi Iraklılara devretmesi bekleniyor.
Zapatero, yeni parlamentonun 2 Nisan’da göreve başlamasından sonra Irak’taki 1300 İspanyol askerinin çekilmesi için talimat vereceğini kaydetti. Irak işgalini “felaket” olarak niteleyen Zapatero, ABD Başkanı George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’e, “özeleştiri yapmaları” çağrısında bulundu. PSOE lideri, “Bir halk bombalanamaz. Bir daha bunun tekrarlanmaması için düşünmeli ve özeleştiri yapmalılar” dedi.
Henüz 19 yaşındayken partinin gençlik kollarında siyasete başlayan Rodriguez Zapatero’nun asıl mesleği avukatlık. Zapatero, diktatör General Franco döneminden sonra 1982 yılında İspanya’da yapılan ilk seçimlerin galibi olan PSOE’nin Leon’daki parti grup sekreterliği görevine seçildi. PSOE’nin tek başına iktidar olduğu 1986 yılında Leon’dan milletvekili seçilen Zapatero, 18 yıldır milletvekilliği, 4 yıldır parti liderliği yapıyor.
Bu arada, seçimlerde Aznar’ın yerini PP’nin başbakan adayı olarak alan Mariano Rajoy ise partisinin merkez binasında yaptığı kısa açıklamada “Ülke olarak terör saldırılarından dolayı zor bir durumdayız. Birlik içinde olacağımızı belirtiyoruz. Parti olarak krala, anayasaya ve İspanya’nın birliğine inanıyoruz” diye konuştu.
Basının yorumu
İspanya basını, PP’nin 8 yıllık iktidarının ardından hezimete uğramasının sebebinin, “Irak işgaline tam destek vermesi” olduğunda birleşti.
Ayrıca, geçen perşembe günü yapılan ve 200 kişinin ölümüne, 1400 civarında kişinin de yaralanmasına sebep olan bombalama olaylarının da, Aznar hükümetinin itibarını iyice sarstığına inanılıyor.
“Zapatero, seçmenin örneği görülmeyen dönüşüyle Mariano Rajoy’u bozguna uğrattı” ifadesini başlığa çıkaran El Pais gazetesi, 2000 seçimlerine oranla PP’nin yüzde 7 oy kaybettiğini yazdı. Gazete, Madrid’deki bombalama eylemine duyulan öfke nedeniyle, seçimlere katılımın yüzde 77 gibi yüksek bir oranda olduğunu da kaydetti.
El Pais de, hükümetin büyük oy kaybına uğramasının bir sebebi olarak; bombalama olayları El Kaide tarafından üstlenilmesine rağmen, Aznar ve ekibinin Bask bölgesinin bağımsızlığını savunan ETA örgütü suçlamakta inat etmesini gösterdi.
İspanya’daki seçimlerde hiçbir zaman tek başına iktidarda olan bir partinin hemen muhalefete düşmediğini hatırlatan El Mundo gazetesi ise, “PP’nin, Bush yönetimi ile birleşen kimliğinin faturası çok korkunç oldu” ifadelerine yer verdi.
La Razon gazetesi de, “ABD ile haksız Irak savaşında sıkı ittifakın, Madrid’deki katliamla birleşmesi, PP’nin sonunu getiren unsurlar oldu” diye yazdı.


Başa dön


Acaristan’a kuşatma tehdidi
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, önceki gün “darbe girişiminde bulunacağı” gerekçesiyle girmesine izin verilmeyen Acaristan özerk bölgesini abluka altına alacaklarını belirtti. Özerk yönetim lideri Aslan Abaşidze ise, Moskova ziyaretinden Batum’a zorlukla dönebildi.
Tiflis’ten ültimatom
Saakaşvili, Poti’de düzenlediği basın toplantısında açıkça, “Acaristan özerk bölgesindeki rejimin devam etmemesi için” önlemler alacaklarını söyledi. Özerk bölgenin mali kaynaklarını kesme tehdidinde bulunan Saakaşvili, “Batum Havaalanı ve hava sahasının uçuşlara kapatılmasını teklif edeceğim. Sarp sınır kapısını kapatacağız. Bu nedenle Gürcistan’a hiçbir şekilde yük giremeyeceği gibi diğer bölgelere de taşınamayacaktır” dedi. Batum Limanı’nı da kapatacaklarını söyleyen Gürcistan Cumhurbaşkanı, Acaristan’ın yurtdışındaki hesaplarının dondurulması için girişimde bulunacağını da sözlerine ekledi.
Saakaşvili tehditlerini sürdürerek, Abaşidze’ye dün akşam saatlerine kadar “süre verdiğini” söyledi.
Batum’a geçiş noktasındaki Çolohi Gümrüğü’ne çok sayıda ağır teçhizatlı askeri birlik konuşlandırıldığına dikkati çeken Saakaşvili, Rusya’dan getirilen bin 500 adet otomatik silahın da halka dağıtıldığını, bölgede görülen 15 Ural tipi zırhlı araçta da Rus askerlerinin bulunduğunu dile getirdi.
Batum teyakkuzda
Batum’da ise, “teyakkuz” durumuna geçildi. Ana caddelerde çok sayıda asker ve milis güçlerinin konuşlandığı, Çolohi Gümrüğü yakınında toplanan kalabalığın ise barış yanlısı sloganlar attığı haberleri geliyor.
Seçim yarışı kızışıyor
ABD’de kasım ayında yapılacak başkanlık seçiminde aylar önce adaylar birbirlerine yönelik suçmalara başladılar. Demokrat Parti’nin adayı olmayı garantileyen Senatör John Kerry, Başkan George W. Bush’un Cumhuriyetçi Partisi’ne suçlamalarda bulunurken, Dışişleri Bakanı Colin Powell ile de ağız dalaşına girdi. ABD’nin çeşitli kentlerinde seçim kampanyasını sürdüren Kerry, art arda yaptığı açılamalarda, önce iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’yi “dolandırıcı yalancılar sürüsü” diye nitelendirdi, ardından da bir idam mangasına benzetti. Bush’un Irak ve diğer dış politika konularında ABD’ye büyük zarar verdiğini söyleyen Kerry, “Birçok yabancı liderle konuştum. Hepsi de Bush’a karşı seçimde benim kazanmamı istiyor” dedi. Kerry’nin bu sözüne tepki gösteren Powell ise Kerry’nin çok iddialı sözler sarf ettiğini ve yabancı liderlerin desteğini aldığını söylediğini belirterek, “Senatör bir tek örnek versin, kim onu destekliyormuş?” sorusunu yöneltti. Demokrat aday Kerry, kim olduğunu açıklamadığı yabancı liderlerle görüşmelerinin özel nitelik taşıdığını söyledi. Washington’daki siyasi gözlemcilere göre, bu defa erken zamanda alevlenen seçim kampanyasında Kerry, Bush’un, en kilit güvenlik meselelerinde bile Amerikan halkına yalan söyleyebilen bir lider olduğu kanısını yaymaya çalışıyor. Cumhuriyetçi Parti’nin Bush için ABD televizyonlarına verdiği seçim reklamlarında ise ABD’nin bir savaşta olduğu anlatılarak, Kerry’nin başkanlık için çok yanlış bir seçim olacağı görüşünü öne sürülüyor.
Cambridge’in kapısı halka kapalı
Cambridge seçkinlerin üniversitesi olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl üniversiteye devlet liselerinden öğrencilerin ve kadın adayların alınan öğrenci sayısında düşüş yaşandığı kaydedildi. Özel okuldan alınan öğrencilerin ise sayısı yıldan yıla artıyor. Daha çok yoksulların çocuklarını gönderdiği meslek okullarından gelen başvuruları kabul etmeyen Cambridge özel lise ve devlete bağlı ancak üniversiteye yönelik özel eğitim veren liselerin mezunlarını kabul ediliyor. Üniversetide kabul aşamasında yapılan sınavda da öğrencilerin haksız uygulamalarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Sınavda en yüksek derece olan A notunu alan 5 bin öğrencinin başvurusu kabul edilmezken daha düşük alan 270 öğrenci üniversiteye kabul edildi. İngiltere Yüksek Eğitim Fon Derneği de üniversitenin planldığının çok altında devlet lisesi mezunu öğrenci aldığını doğruladı. Devlet liselerinden yapılan başvuruların sadece yüzde 23’ü kabul edilirken özel okullardan kabul edilenlerin oranı bunun iki katı. Ünivesite yönetimini eleştirenler, devlet lisesi mezunlarının adeta gözlerinin korkutulduğuna ve özel okul mezunu öğrencilerin bu nedenle kendilerini daha ‘cesaretli’ hissettiğine dikkat çekti.
Rusya seçiminde beklenen sonuç
Rusya’da önceki gün yapılan devlet başkanlığı seçiminde son açıklamalara göre Devlet Başkanı Viladimir Putin’in başkanlığı kesinleşti. Oyların tamamının sayıldığı Vladimir Putin’in oyların yüzde 71.2’sini aldığı belirtildi. Rusya Merkezi Seçim Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, 48 milyon 918 bin seçmenin oyunu alan Putin’in yüzde 71.2, Komünist Parti adayı Nikolay Harotin’in yüzde 13.7, bağımsız adaylardan Sergey Glazyev’in yüzde 4.1, İrina Hakamada’nın yüzde 3.9, aşırı milliyetçi Vladimir Jirinovski’nin liderliğini yaptığı Liberal Demokratik Parti’nin adayı Oleg Malışkin’in yüzde 2 ve Federasyon Konseyi Başkanı Sergey Mironov’un yüzde 0.8 oranında oy aldığı bildirildi. Seçimde oy kullananların yüzde 3.5’i hiçbir adaydan yana tercihini kullanmadı. Seçimlere katılım oranı yüzde 61 oldu. Çeçenistan’da ise seçime katılım oranı yüzde 90’ı buldu. 109 milyon kayıtlı seçmen için 95 bin sandık kuruldu. Rusya’da belirli bir katılım sağlanamaması durumunda seçimlerini yinelenmesi gerekiyor. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, RUsya devlet başkanlığı seçimlerini şeffaf olmamakla suçlarken, “Ruslar, uluslararası topluluğun tanıdığı şekilde gerçek bir demokrasi için tüm adayların devlet başkanı gibi medyadan yararlanması gerektiğini anlamalı. Rusya’da bağımsız medyanın arka plana itildiği konusunda kaygılıyız” dedi. Rusya Devlet Başkanı Putin, ABD’nin Rusya’da devlet başkanlığı seçimine yönelik eleştirilerinin, “bu ülkedeki iç siyasi durumdan kaynaklandığına inandığını” söyledi. Putin, seçimi kazandığının ilan edilmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında, Amerikalı yetkililerin Rusya’yı eleştirirken kendileri için de bundan gerekli sonuçları çıkararak ülkelerindeki demokratik prosedürleri geliştirmelerini umduğunu kaydetti. “Eğer eksikliklerimizi birbirimize dostça yollardan iletirsek bu bizim için yararlı bir şey” diyen Putin, “Çünkü, dostça fikir alışverişi çatışmaya neden olmaz. Aksine karşılıklı birbirimizin demokratik sistemini ve seçim prosedürümüzü geliştirmeye yardımcı olur” diye konuştu. Başkasını eleştirirken kendisinin kusursuz olduğuna kimsenin inanma hakkı olmadığını belirten Putin, “Sözde olgun bir demokrasiye sahip ülkelerin çoğunun demokratik yöntemler ve seçim sistemleriyle ilgili sorunları var. ABD’de 4 yıl önce yapılan seçimdeki hatalı performansı hepimiz büyük şaşkınlıkla izledik” diye konuştu. Öte yandan, Çeçenistan’da askeri bir aracın yola döşenen mayının üzerinden geçmesiyle meydana gelen patlamada 3 askerin öldüğü, 12’sinin de yaralandığı bildirildi. İtar-Tass, yaralı askerler arasında bir subayın da bulunduğunu belirtirken, güvenlik güçleri olayın sorumlularını yakalamak için bölgede operasyonlara başladı. Rusya’da ise Kremlin Sarayı’na yaklaşık 50 metre uzaklıktaki tarihi Manaj Sergi salonu binasında çıkan yangını söndürmeye çalışan 2 itfaiye erinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net