www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘AKP, ABD için canla başla çalışıyor’
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ni ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını gazetemize değerlendiren Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. İlhan Uzgel, projenin ABD’nin hegemonya planlarının parçası olduğunu söyledi.

Eşitsizlik hırsızlığı artırıyor
Cezaevindeki üç adli mahkumdan biri “hırsızlık” suçundan tutuklu ya da hükümlü. Polis kayıtları da hırsızlık vakalarının arttığını gösteriyor.

‘Rüşvete bulaşmamış güçlerle
   seçime gidiyoruz’

İzmir’in Menemen ilçesinde Demokratik Güçbirliği’nin belediye başkan adayı olarak Sürmeli Bal gösterildi.

92 öğrenci yargılanıyor
YÖK’ün 22’nci kuruluş yıldönümünde Ankara’da YÖK eylemine katıldıkları için toplam 480 yıl ceza istemiyle 96 öğrencinin yargılanmasına başlandı.


‘AKP, ABD için canla başla çalışıyor’
Arzu Kaymak
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. İlhan Uzgel; ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ile hegemonyasını sürdürmeye ve uluslararası kapitalizmin içinde bulunduğu daralmayı tek başına aşmaya çalıştığını ifade etti.
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ni gazetemize değerlendiren Uzgel, AKP Hükümeti’nin “sadık müttefik” konumunu sürdürdüğünü kaydederek, “AKP, Türkiye’nin emperyalizmin bir parçası olması için canla başla çalışıyor” dedi. İlhan Uzgel’e yönelttiğimiz sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:
ABD, Büyük Ortadoğu Projesi ile neyi amaçlıyor?
Projenin fikir babası Berner Louis. ABD’de yeni-muhafazakâr hareketin, Amerikan Enterprice Instute (Amerikan Girişim Enstitüsü)’nün başını çektiği bir proje. Bunlar Bush yönetimi ile ön plana çıktı. Rumsfeld, Wolfowitz, Dougles Feithc Bush yönetiminin en etkili isimlerinden. Bush yönetiminin en etkisiz ismi Bush’un kendisi. Bu durum ABD’de tartışılıyor. ABD Başkanı’nın etkili isimler tarafından rehin alındığı söyleniyor. Türkiye’de bazı çevreler tarafından bu proje, Yahudi projesi olarak sunulmaya çalışılıyor. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Sorun hegemonik bir sorun. Dünya kapitalizmindeki daralma, ABD tarafından tek taraflı olarak aşılmaya çalışılıyor. Daha önce kapitalistler daralmaları birlikte aşmaya çalışırdı. ABD, Bush yönetimi ile birlikte tek taraflı aşmaya çalışıyor. Bush, uluslararası kapitalist sistemdeki daralmanın maliyetini Avrupa’ya yüklemeye çalışıyor. Yeni-muhafazakâr ekibin 1992’de yapmaya çalıştığı ABD’nin önüne en az 20 yıl kimsenin çıkmaması, olası rakiplerin önlenmesi projesidir.
Projede Ortadoğu’nun yeri nedir?
Genel proje içinde Ortadoğu çok kritik bir yer. Ortadoğu’nun coğrafi alanını genişlettiler. Bütün dertleri Hazar Havzasını da katmak. ABD var olan durumunu sürdürebilmek için enerji kaynakları üzerindeki denetimini sağlamaya çalışıyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin ortaya çıkışının nedeni budur. Bush, siyasi olarak Reagan döneminden ayrı olarak baskıcı rejimler aracılığı ile değil, bu rejimleri değiştirerek hegemonyasını sürüdürüyor. ABD yönetiminin parlak isimleri var ve şunu fark ettiler, Fas’tan Endonezya’ya kadar Müslümanlar var. Müslüman ülkelerin nüfus artış oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında ciddi bir fark var. Sovyetlerin çöküşü ile oradan gelen desteğin kesilmesi de bu durumda etkili olabilir. Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizler de. Temel problem Ortadoğu’daki genç ve hoşnutsuz kitleyi kontrol etme çabası. Genç nüfus radikal İslama kayma eğilimi taşıyor. Durumdan memnuniyetsiz olan gençlerin çoğu anti-Amerikancı ve İsrail karşıtı.
Başbakan Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi’ne olumlu bakması nasıl değerlendirilmeli?
AKP Hükümeti bu süreçte ABD’nin müttefiki olma rolünü benimsedi. Enerji kaynaklarının dünya piyasasına açılması için köprü olma rolünü kabullendi. Örneğin BP Antlaşması’nın Türkiye’ye çok büyük zarar verebileceğini düşünüyorum. İslamın dönüştürülmesi konusunda AKP, ABD’nin 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında yapmaya çalıştığını 2000’li yıllarda gerçekleştirdi. ABD, Türkiye’yi bir siyasi projenin gerçekleşmiş modeli olarak kullanmak istiyor. Modellerden bir tanesi olarak kullanılmak üzere bulunmasını istiyorlar. AKP’ye yönelik içsel muhalefet yüzünden, bu hükümeti ABD’ye daha bağımlı kılmak istiyorlar. AKP, İslamcı geçmişine rağmen sadık müttefik durumunda. Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ABD’yi ziyaretlerinde, tüm Yahudi kuruluşlar ile Amerikan Girişim Enstitüsü ve Washington Enstitüsü ile görüştüler. Erdoğan, Amerikan Girişim Enstitüsü’nde konuşma yaptı. Bu kurum Yahudi kurumları içinde en bağnaz olanı, ancak Erdoğan, orada konuşma yapmaktan çekinmedi. AKP iktidara gelmeden önce Yahudi kurumları ile ilişkileri vardı. Erdoğan’ın bu projeyi onaylamasından da belli ki çıkarları kesişti. Türkiye’de sistem içinde var olmak için ABD ile iyi anlaşmak gereği ortadadır. AKP, savunduğu ideoloji açısından tüm değerleri alt üst etti. Türkiye’nin emperyalizmin bir halkası olması için canla başla çalıştı. Yahudi lobilerine dayanarak siyaset yapmaktan çekinmediler. İslamcı medya kendilerini kolladı. Ecevit hükümeti bunu yapsaydı topa tutarlardı.


Başa dön


Eşitsizlik hırsızlığı artırıyor
Hacer Yücel
Türkiye’de “yükselen suç tipi” hırsızlık. Adalet Bakanlığı verileri ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nün araştırmaları bu tespiti doğrularken, son ekonomik krizin başladığı 2001 yılında tırmanışa geçen “hırsızlık”, halen bu yükselişini sürdürüyor. Uzmanlar, bu durumun “ahlaki çöküş”ten değil, ağır ekonomik koşullar ve artan gelir adaletsizliğinden kaynaklandığını vurguluyor.
“Mülkiyetin yasadışı yolla el değiştirmesi” olarak tanımlanan hırsızlık suçunda son üç yılda yaşanan artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Adalet Bakanlığı verilerine göre, halen cezaevinde bulunan 55 bin 679 adli tutuklu ve hükümlünün 17 bin 831’inin tutuklanma nedeni hırsızlık. Yani, cezaevindeki her üç adli mahkumdan biri “hırsızlık” suçundan tutuklu ya da hükümlü. Bu rakam, tüm “suç” tipleri içinde hırsızlığı ilk sıraya yerleştiriyor.
Kanunların yasakladığı fiileri işleyenlerin eğitim durumlarını da ortaya koyan araştırmaya göre, cezaevinde bulunan mahkumlardan 33 bin 489’u ilkokul, 10 bin 112’si ortaokul, 8 bin 492’si lise mezunu iken; 3 bin 613’i okur-yazar, 2 bin 158’i ise hiç eğitim almamış. Bu durum, “hırsızlık” olaylarına karışanların çoğunun “serbest meslek sahibi”, “işsiz”, “işçi”, “çiftçi” gibi meslek gruplarından olduğu da gözönüne alındığında, ekonomik durum ile “hırsızlık” arasındaki bağlantıyı da ele veriyor.
Giderek artıyor
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2003 yılı verileri de, cezaevine hakim olan suç tipinin, yaşanan yeni olaylarda da öne çıktığını gösteriyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, 2002 yılında Türkiye genelinde 104 bin hırsızlık olayının gerçekleştiğini, 2003 yılının ilk sekiz ayında ise bu rakamın 80 bini aştığını açıkladı. Ekonomik kriz başgöstermeden önce, yani 2000’de Türkiye genelinde 1632 gasp ve soygun vakası görülürken; 2001’de bu rakam 2480’e, 2002’de 2952’ye yükseldi. 2003’ün ilk sekiz ayında tespit edilen gasp ve soygun sayısı da 2387 oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hırsızlık vakalarına ilişkin verileri de benzer bir seyir izliyor. 2000’de 84 bin 159 olarak saptanan hırsızlık vakası, 2001’de 111 bin 104’e yükseliyor. Ekonomik krizin etkilerinin sürdüğü ve işsizliğin had safhaya ulaştığı 2002’de de bu rakam 104 bin 263 olarak saptanmış. 2003’ün ilk sekiz ayında da 79 bin 775 hırsızlık vakası bu suçun tırmanma eğilimini sürdürdüğünü gösteriyor.
Nedeni eşitsizlik
Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hatice Kurtuluş, bu sonuçlara ulaşılmasında toplumsal eşitsizliğin derinleşmesinin etkili olduğunu vurguluyor. Yapılan bilimsel çalışmaların da bu tespiti doğruladığını dile getiren Kurtuluş, eşitsizliğe ve sömürüye dayanan kapitalist sistemin mülkiyete yönelik suçları ortadan kaldıramadığını belirtiyor.
Kurtuluş, “hırsızlığın” aslında gömülü olan sınıf çatışmasını da görünür duruma getirdiğini düşünüyor. Kurtuluş’a göre; ne hırsızlık yapan, ne mağdur, ne yargı, ne de geniş toplum kesimleri hırsızlık eyleminde gömülü olan sınıf çatışmasını fark edemiyor.
Yrd. Doç. Dr. Kurtuluş’un bu konudaki değerlendirmeleri şöyle: “Suçun önlenmesi için teknik-polisiye tedbirler almak ve cezaları ağırlaştırmak gibi konular çerçevesinde sorun çözülmeye çalışılıyor. Oysa bütün dünyada yükselen adi suçların ekonomi-politik bir yanı olduğu yapılan bütün bilimsel çalışmalarda açık istatistiklerle ortaya koyulmaktadır.”
“Toplumun büyük kesimleri temel ihtiyaçlar alanı başta olmak üzere yoksullaşmıştır” diyen Kurtuluş, yeni-liberal ekonomi politikalarıyla, sağlık, eğitim gibi sosyal devletin kazanımlarının kaybedildiğine, beslenme ve barınma olanaklarında da ciddi kayıplar yaşandığına dikkat çekiyor.
Kurtuluş, adi suçlarda yaşanan artışın “ahlaki çöküş” söylemi içinde asıl nedeninden kopartılarak açıklanmaya çalışıldığına vurgu yapıyor.


Başa dön


‘Rüşvete bulaşmamış güçlerle
   seçime gidiyoruz’
İzmir’in Menemen ve Harmandalı belediye başkan adayları önceki gün açıklandı. EMEP Menemen ilçe binasında yapılan basın toplantısına Demokratik Güçbirliği’ni oluşturan partilerin ilçe yöneticileri ve temsilcileri katıldı. Menemen’de Demokratik Güçbirliği adına EMEP’ten Sürmeli Bal’ın aday gösterildiğini acıklayan EMEP İlçe Başkanı Hasan Eker, “Sermaye partileri Menemen’de de yine vaatlerle halkın karşısına çıkmaya hazırlanıyorlar. Ama bu defa işleri kolay olmayacak. Çünkü emek ve demokrasi güçleri, halkçı belediyecilik anlayışıyla onların karşısına çıkıyor” dedi. Menemen Belediye Başkan Adayı Bal ise, “Demokratik Güçbirliği ile Menemen’de de iyi bir ivme yakalandı. Demir-çelik fabrikalarında toplantılar yaptık. Bu fabrikalarda çalışan ve Menemen’de oturan iki işçi arkadaşımız meclis üyeliğine aday oldu. Ayrıca Petkim’den de bir işçi yine meclis üyeliğine aday. Yani rüşvete bulaşmamış, işçi ve emekçilerden oluşan bir güçle seçime gidiyoruz.” dedi.
EMEP adayıyla
EMEP, Harmandalı’da kendi adayı ile seçime girdiğini açıklamak için ise seçim bürosunda bir etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte başkan adayının Hasan Yıldırım olduğu duyuruldu. Bir konuşma yapan EMEP İzmir İl Başkanı Cabbar Demirci, “Biz bir iddia ile yola çıktık. Nerede demokrasi mücadelesi, nerede emek mücadelesi varsa, oradayız” dedi. Genel İş Sendikası’nda çalıştığı yıllarda başkanlık yapan belediye başkan adayı Hasan Yıldırım ise “1985 yılında CHP’ye üye oldum. Ancak bugüne kadar anladım ki, CHP’de parası olan siyaset yapıyor. Bu seçimlerde emekçilerin de siyaset yapacağına inandığım için EMEP’e üye oldum. Çünkü CHP’de emekçilerin aday olması geçersiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından şair Asım Gönen Sümerbank direnişinde işçilere yazdığı şiiri okudu. Etkinlikte türküler söylenip halaylar çekildi. Etkinliğe Eğitim Sen 1, 2 ve 5 No’lu şubeler, Haber Sen, Dives yöneticileri ve EMEP Çiğli belediye başkan adayı H. Hüseyin Evin’de katıldı.
ÖDP çekildi
Öte yandan ÖDP Konak’ta, güçbirliği adayı olarak kendi adaylarının gösterilmemesine tepki olarak güç birliğinden çekildi.


Başa dön


92 öğrenci yargılanıyor
YÖK’ün 22’nci kuruluş yıldönümünde Ankara’da YÖK eylemine katıldıkları için toplam 480 yıl ceza istemiyle 96 öğrencinin yargılanmasına başlandı. Şikayetçi polisler özel yapılmış sopalarla öğrencilerden dayak yediklerini ve üzerlerine 4-5 kamyon taş atıldığını söylediler. Öğrenciler ise basın açıklaması yapmaya bile fırsat bulamadan polisin coplu ve gaz bombalı saldırısına maruz kaldıklarını dile getirdiler. Ankara 20’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen davaya YÖK eylemine öğrencilere destek veren bir sendikacı, bir emekli öğretmen ve bir avukat dışında 27 öğrenci katıldı. Mahkemeye aynı zamanda tutuklu olarak yargılanan Kemal Kahraman’da getirildi. Hüseyin Öztuğral, başkanlığında görülen davada öğrenciler ve polislerin tek tek kimlik tespitleri yapıldı ve ifadeleri alındı. YÖK eylemine katıldıklarını ancak polise karşı herhangi bir şekilde saldırıda bulunmadıklarını dile getiren öğrenciler, basın açıklaması yapmanın yasal bir hak olduğunu söylediler. Öğrenciler, daha basın açıklaması yapılacak yere bile gelemeden polisin kendilerine gaz bombaları ile saldırdığını kaydettiler.
‘4-5 kamyon taş attılar’
Mahkemeye katılan 26 polis ise öğrencilerin kendilerine özel yapılmış soplar ve taşlarla saldırdıklarını söyleyerek öğrencilerden şikayetçi olduklarını bildirdiler. Ankara Emniyet Müdürlüğü Şube Amiri Mehmet Yüksel, “6 Kasım günü öğrenciler bize 4-5 kamyon taş attılar. Olay günü ben de kafamdan yaralandım. O gün personelime vurmamaları yönünde uyarılarda bulunmuştum ama biz de mecbur kaldık” şeklinde konuştu. Yüksel, olay günü “zararsız” geçici etkisi bulunan gaz bombası kullandıklarını da belirtti.
Zam paketi 7 katrilyona ulaştı
IMF ile görüşülecek ek zam ve vergi paketi son şeklini aldı. Paket, bütçe kesintilerini içeren tasarıyla birlikte 7 katrilyona ulaştı. Öncelikle alkol ve sigarada yüzde 12 oranında zam ile akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) artışı yer alıyor. Doğalgazda da yüzde 2 ila 5 arasında artış yapılabileceği belirtiliyor. Hükümet, sözde açığın 3 katrilyonluk bölümünü kapatmak üzere ilk olarak yüzde 10’luk bütçe kesintilerini oluşturan tasarıyı Meclis’e sevketti. Geriye kalan 4 katrilyon içinse çeşitli zam paketleri hazırlandı. Alternatifli olarak hazırlanan pakette, alkol ve sigarada yüzde 12’lik artış yer alıyor.
Güçbirliği’nin Avcılar adayı Siyami Erdem
28 Martta yapılacak yerel seçimlere Avcılar’da güçbirliği yaparak gireceklerini açıklayan, DEHAP, EMEP, ÖDP, SHP ve Özgür Parti dün bir basın açıklaması düzenleyerek Belediye Başkan adaylarınının Siyami Erdem olacağını açıkladı. Avcılar DEHAP İlçe binasında yapılan basın açıklasına, EMEP İlçe Başkanı Sezgin Kayvar, DEHAP İlçe Başkanı Abdürrezzak Ekinci, SHP İlçe Başkanı Ali Naki Aydın, Özgür Parti İlçe Başkanı Burhanettin Büdüş ve Avcılar Belediye Başkanı adayı Siyami Erdem katıldı. Açıklamayı yapan Abdürrezzak Ekinci Demokratik Güçbirliğinin Avcılar Belediye Başkanı adayının KESK eski genel başkanı Siyami Erdem olduğunu belirtti. Basın Açıklamasının ardından sözü alan Erdem, başkanlığa geldiği zaman belediyeciliği kaldırım ve alt yapı hizmeti yapmaktan ibaret sayan anlayışı değiştireceğini ve gerçek öznesi insan olan bir belediyecilik yapacağını duyurdu.
Seçim ve 8 Mart çalışmaları ortaklaştırıldı
Kağıthanede seçimlere EMEP çatısı altında girecek olan Demokratik Güçbirliği, belediye başkan adayını Avukat Sevda Çetinkaya olarak belirledi. Seçim çalışmalarına başlayan Çetinkaya, ilk olarak DEHAP Kağıthane İlçe Örgütü tarafından mahallellerde kurulmuş olan komisyonlar ile toplantı yaptı. Güçbirliğinin İstanbul’daki üç kadın adayından biri olan Çetinkaya, seçim çalışmaları sırasında kadınların sorunları ile özel olarak ilgileneceklerini ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hazırlıklarının seçim çalışmaları ile birlikte yürütüleceğini açıkladı. Pazar günü EMEP üyeleriyle bir araya gelerek seçim çalışmalarına dair yapılan hazırlıkları anlatan Çetinkaya, 3 Kasım’da yürütülen çalışmadan ortak çalışma deneyimi edindiklerine dikkat çekti. Çetinkaya “Birliğin kâğıt üstünde kalmayıp halkın beklentilerine yanıt verebilmesinin tek teminatı biziz. Artık konuşma vakti bitti. İş başlıyor” dedi. Kağıthane Folklor Araştırmaları Derneği de (KAFAD), Demokratik Güçbirliği’ni desteklediğini açıkladı.
İzmir CHP’de tepki
28 Mart yerel seçimleri için İzmir adaylarını açıklayan CHP’de adaylara ve genel merkeze büyük tepki var. İl yönetiminin genel merkeze sunduğu kişilerden hiç birisinin aday gösterilmemesi şokunu yaşayan CHP İl yönetimi, buna tepki olarak gelişebilecek toplu istifaların önüne geçmeye çalışıyor. Dün parti İl örgütünde ilçe başkanları ile yaptığı toplantı ardından basına açıklamalarda bulunan İl Başkanı Alaattin Yüksel, genel merkezin kendilerini hiç dikkate almamasından, aday belirleme sistemindeki yanlışlardan, parti içinde demokrasi olmamasından yakındı ama, il başkanının istifa edeceği beklentisiyle il binasını dolduran partililerin beklediği istifa açıklamasını yapmadı. Yüksel, istifa edip gidenlere de geri dönün çağrısı yapmayı unutmadı. Toplantı öncesinde CHP’ye gelen TEKEL işçileri, umdukları ilgiyi bulamadılar. Tek-Gıda İş 6 No’lu Şube Başkanı Zaman Suyer, CHP’nin işçilere sahip çıkmasını isterken, İl Başkanının basın açıklaması için orada bulunan CHP’lilerden bir kısmı ise Suyer’in sözlerine “CHP’nin kendisine hayrı kalmamış, size nasıl yardım etsin” diye kaşılık verdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net