www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



METİN GÖKTEPE’Yİ hatırlamak
Metin Göktepe bir gök ekinken yolundu. Yeni Göktepeler yetişir de... Onun acısını, anısını silmez bu. Ne söyleyebilirim onu çok özlediğimden başka. Bu yazıyı bağlamak için en anlamlı anı hangisidir?

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden haberimize yanıt
Vakıflar Genel Müdürlüğü, 02 Ocak 2004 tarihinde gazetemizde yayınlanan “Sobacılar Çarşısındaki Kadın...” başlıklı haber üzerine yaptığı açıklamada, söz konusu taşınmaz mülkiyetin kendilerine ait olduğu, Güler Yılmaz’ın sözleşme yapmadığı için işgalci pozisyonunda bulunduğu ancak Yılmaz’ın yaptığı başvurunun da değerlendirilerek söz konusu problemin ortadan kalkacağı belirtildi.


METİN GÖKTEPE’Yİ hatırlamak
Sennur Sezer
Esmerdi. Cıvıl cıvıl. Yemek yerken bir iki sözcük.. O zamanlar daktilo ile yazardım yazıları, daktilo başında bir iki kelam. Hepsi o. Bir bakarsın pırr uçmuş gitmiş. “Göktepe nerede?” Yanıt ya “Haberde” ya “okulda”dır. Bir kez ciddi bir soru sordu, “Abla beni ne zaman yazacaksın?” Ben o sıralar her hafta bir ünlünün profilini ya da portresini çiziyorum. Bunun için de konuşmalar yapıyorum. Yarı şaka yarı ciddi öfkelendim: “Ne diye yazayım seni?” O hiç bozmadı güleçliğini: “Acar muhabir diye yaz..” “Bak Göktepe senin acar muhabir olman için on fırın ekmek yemen gerekir”. Kızmadı, “O sözün doğrusu kırk fırındır” bile demeden çekti gitti. O yıl çıktı bütün şiirlerimin toplandığı Direnç Şiirleri. Evrensel Basım Yayındaki standın kapısını ilk o açtı. Kıyamadım “acar muhabir” sözünü ekledim kitabı imzalarken. Okurken yüzü ışıdı, “Şimdi yazdın ya abla, bak sana yine yazdıracağım”. Güldüm. Keşke, “Gel de anlat bakalım kendini” diyeydim...
Sonra, iki ay kadar sonra Yücel Sarpdere’nin o telefonu: “Metin’i öldürdüler abla”. Üç Metin’diler. “Hangisini?”
“Ufak tefek, bıdır bıdır olanı”...
Arkadaşlarının sahiplenişini mi anlatmak gerek, yoksa onu anlatan herkesin üstünde durduğu öğrenme tutkusunu mu?
Belki de genç gazetecilerin onu bu kadar sevişlerinin nedenlerini araştırmak gerekli...
Metin ilk kez öldürülen bir gazeteci değildi. Ama öldürülüşü pervasızcaydı.
Mahkemesi güvenlik bahanesiyle ilden ile dolaştı. Afyon’da karar kılındı. İl sınırında mahkemeye gelen otobüsleri motosikletliler karşılıyordu. Motosikletliler kurt işaretleri yapıyorlardı, otobüslerin çevresinde dönerken... Sövüyorlardı. Kışkırtmalara uymamak için ağır nedenlerimiz vardı, uymadık. Sonrası da var, anasının, kardeşlerinin yiğit uğraşları, her demokratik girişimde onun boşluğunu doldurma girişimleri. Fadime Ana’nın bir simge durumuna gelişi...
Metin’in mezarının üstündeki yalın anıta dayanamayışları malum kişilerin. Bir gecede yıkıp indirişleri. Anıtı düzenleyen Cengiz Bektaş’ın onarmadan önce söylediği söz: “Metin’in elini tutmuş gibi oldum..” (Buna Bektaş’ın başka heykellerine de saldırıyı eklesem mi... Metin için yazılan şiirler yüzünden sataşılan şairleri... Metin için yapılan anmalara açılan kimi soruşturmaları, davaları... Gerekmez. Ama Fadime Ana’ya son şiir yazanın Gülten Akın olduğunu söylemeliyim. Metin’in Annesi diye anışının güzelliğini.)
Bir gök ekinken...
Metin Göktepe bir gök ekinken yolundu. Yeni Göktepeler yetişir de... Onun acısını, anısını silmez bu. Ne söyleyebilirim onu çok özlediğimden başka. Bu yazıyı bağlamak için en anlamlı anı hangisidir?
Belki de mahkemelerden birinde onu öldürenleri savunan avukatın, evinin dış duvarındaki yazıları sayıp döküp masum bir genç olmayışını anlatışıdır. Emperyalizme karşı olmak öldürülmek için yeterli bir neden değil mi? İyi ki evinin içini, kitaplarını, sazını filan görmemişti. Öldürülmesinin geç kaldığını da söyleyebilirdi.
Acı bir alay... Evet ama Metin gülmesini, alay etmesini de severdi.
Onu tanıyamadınızsa çocukların gözlerine bir bakın. Oradaki merakta, yaşama sevincinde, Metin Göktepe’den bir parça vardır, mutlaka.


Başa dön


Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden haberimize yanıt
Vakıflar Genel Müdürlüğü, 02 Ocak 2004 tarihinde gazetemizde yayınlanan “Sobacılar Çarşısındaki Kadın...” başlıklı haber üzerine yaptığı açıklamada, söz konusu taşınmaz mülkiyetin kendilerine ait olduğu, Güler Yılmaz’ın sözleşme yapmadığı için işgalci pozisyonunda bulunduğu ancak Yılmaz’ın yaptığı başvurunun da değerlendirilerek söz konusu problemin ortadan kalkacağı belirtildi.
Sözleşmeler yenileniyor
Açıklamada, 4916 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” çerçevesinde işgal altındaki arazilerin, ekonomiye kazandırmak ve amaç doğrultusunda kullanılmasını sağlamak için kiracılarla sözleşmelerin yenilenmesinin öngörüldüğü ifade edildi. Vakıfların varoluş mantığının vakıf senetlerinde yer alan konulara yönelik yürütülmesi gerekliliği ile vakıf yoluyla elde edilecek gelirlerin en etkin şekilde söz konusu amaç ya da amaçlar doğrultusunda kullanılmasına dayandığının aktarıldığı açıklamada, “vakıf vebali anlayışından yola çıkarak, müdürlüğümüz tarafından uzatılan bu sevgi eli, vakıfları işgal edenlere ve vakıf kiracılarına yönelik bir çağrı ve uzlaşma önerisidir.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net