www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Şam’la yakınlaşma olanağı
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ziyareti, Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasına denk düşen bir dönemde gerçekleşmesiyle, özel bir önem kazanıyor.

ABD ve İsrail temkinli
Amerikalılar, Türkiye’nin bölge politikalarında kendileriyle ‘ortak bir yaklaşıma sahip olduğunu’ ve bu nedenle Beşar Esad’ın gezisinden rahatsızlık duymadıklarını açıkladı.

Atina’da seçim manevraları
Yunanistan’da 1981 yılından bu yana neredeyse kesintisiz olarak hükümet olan sosyal demokrat PASOK, yeni yıla lider kriziyle girdi.


Şam’la yakınlaşma olanağı
Haber Analiz / Bülent Tütmez
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ziyareti, Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasına denk düşen bir dönemde gerçekleşmesiyle, özel bir önem kazanıyor.
Mayınlarla kaplı ‘en uzun’ sınır komşumuz Suriye, beş yıl öncesine kadar kırmızı kitapçıklarda ‘düşman ülke’ olarak nitelendirilmekteydi. Hatırlanacağı üzere Abdullah Öcalan’ın Şam’dan çıkma sürecinde ilişkiler gerginleşmiş ve Türkiye, emperyalist batıyı arkasına alarak Suriye’yi tehdit etmişti. Bu süreci izleyen yıllarda, özellikle Genelkurmay’ın şekilendirdiği bir yakınlaşma projesi hayata geçirilmiş ve iki ülke birbirine kuvvet komutanı düzeyinde ziyaretlerde bulunmuştu. Nitekim bu ziyaretlerin sonunda Adana Protokolü hayata geçirilmiş ve diplomatik yakınlaşma başlamıştı.
Suriye, Avrupa Birliği’nin desteğini almış olarak, Irak’tan sonraki aşamada yalnız kalmamak üzere Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeyi amaçlıyor. İki ülke arasındaki ilişkiler başlıca; Filistin ve İsrail çatışması, ticaret ve Irak’la bağlantılı Kürt sorunu etrafında şekilleniyor. AB yolunda kırmızı kitapçığın rengini seyrelten Türkiye’nin, daha ‘açık renk bir sayfaya’ kararlar düşmeyi amaçladığı gözleniyor.
Filistin işgali
Haydut devlet İsrail’in işgaline direnen Filistin halkının bir bölümü, Suriye sınırları içinde yaşamakta. BM Güvenlik Konseyi üyesi olan Suriye, İsrail Devleti’nin kuruluşundan bugüne kadar bu ülkeyle defalarca savaşmak durumunda kaldı. Halen İsrail’in diplomatik ve askeri alanda en fazla tehdit ettiği ülkelerin başında Suriye geliyor. İsrail Suriye’yi Filistinli örgütlere yardım yapmakla suçluyor ve bu ülkeyi tecrit etmek için tüm lobi gücüyle faaliyet yürütüyor. Aynı İsrail üç ay önce Suriye’yi bombalamaktan çekinmemiş, tekrar saldırabileceğini ilan etmişti.
Türkiye’nin 90’lı yılların başında İsrail’le artan yakınlığını askeri ittifak düzeyine çıkarması, Suriye ile muhtemel yakınlaşmasını engelleyen bir gelişmeydi. Zira bu ittifak, başta İran ve Suriye olmak üzere bölge ülkelerini tehdit altına almak için geliştirilmiş bir birliktelikti. İsrail-Türkiye ilişkilerinde 90’ların ikinci yarısında en üst noktasına çıkan yakınlaşmanın (tatbikatlar, ihaleler birbirini izlemişti) 2000’li yıllarda aynı düzeyi yakalayamamasında, Türkiye’nin İran ve Suriye ile diyaloğa girme isteğinin de payı olduğu söylenebilir.
Ecevit dönemi
Yine de, Suriye’nin Arap devlet kimliği ve İsrail’in dünya çapındaki gücü, Türkiye-Suriye yakınlaşmasını engelledi. ABD yönetiminin desteğiyle maniple edilen Türk dış politikasının İsrail’e karşı önemli bir haklılık noktası olan Filistin işgaline açıkça karşı koyamaması da böyle bir ilişki ağının sonucuydu. İsmail Cem’in, Arafat’a destek için gittiği İsrail’de, Şaron tarafından fırçalanması ve Ecevit’in ‘işgal karşıtı açıklamalarının’ nasıl ağzına tıkıldığı, belleklerde.
İsrail’le bağlantılı ‘su sorunu’ da gelişmelerde belirleyici olmuştu. Yıllar boyunca Suriye’yi suyu kesmekle tehdit eden Türkiye, İsrail’le 20 yıllık bir su iletim projesi şekillendirerek, ilişkileri bağımlılık düzeyine taşımayı hedefledi. Manavgat Suyu İletim Projesi Esad’ın ziyareti öncesinde onaylandı. Enerji Bakanı Hilmi Güler’in önümüzdeki ay yapacağı Kudüs ziyaretinde imzalanacak projeyle, Türkiye yılda 50 milyon metreküp suyu İsrail’e verecek.
Kürt sorunu
Kuzey Irak’ta gözlemlenen gelişmeler, en azından ‘federatif bir Kürt yapılanmasının’ kaçınılmazlığına işaret ediyor. ABD ve İngiltere destekli Kürt grupların yaptıkları açıklamalar ve yaşanan gerginlikler, Suriye’yi de tedirgin ediyor. Nitekim Esad, “Irak’ın toprak bütünlüğü bizim de kırmızı çizgimizdir, Kürt devletine karşıyız” (CNN Türk, 5 Ocak) diyordu.
Esad’ın Kürt devletine karşı olması, bağımsızlaşacak bir Kuzey Irak’tan geriye kalacak Irak’ın bir ‘Şii devlet’ görünümü kazanacak olmasından da kaynaklanıyor. Bu durumu Hüsnü Mahli, “Şii bir devlet Suriye’nin endişe kaynağı. Türkiye’nin bir Sünni devlet olması da yakınlaşmayı tetikliyor” (CNN Türk) şeklinde değerlendiriyor.
Burada gözden kaçırılamayacak bir nokta da İsrail’in Kürt sorununda aldığı ‘yeni pozisyondan’ kaynaklanıyor. Bölgede istihbarat faaliyetlerini sıklaştıran İsrail’in Barzani ve Talabani’yi destekleyen açıklamaları, Kürtlerin bu ülke tarafından Suriye ve İran’a (belki Türkiye’ye) karşı bir kart olarak görülmesinden kaynaklanmakta. İsrail’in Kafkasya’da Azerbaycan, Asya’da Hindistan’la artan yakınlaşmasının üçüncü ayağı olarak görülebilecek ‘Kürt koridoru’ planı, çatışmaları artırabilecek bir parametre olarak önem kazanıyor.
Yakınlaşmak mümkün
Esad’ın temaslarının ABD’nin etkinliği dışında gerçekleşmesi olanağı bulunmuyor. Misyonunu Ortadoğu ülkelerinin İsrail destekli Anglo-Sakson kliğe ‘biat etmesini teşvik’ üzerine kurmuş olan Türkiye’nin, İsrail-Suriye arasında ‘arabulucu rolü’ üstlenmek istediği ve Suriye’nin cevabının önümüzdeki günlerde Başbakan Erdoğan tarafından İsrail’in Ankara Büyükelçisi’ne iletileceğinin basına yansımış olması, bu geziden ‘çok umutlu’ olunamayacağını gösterir nitelikte.
Yine de, Suriye ile geliştirilecek ilişkilerin iki komşunun birlikteliğini artıracağı ve Filistin halkına destek sunacağı kaydedilebilir. Kuzey Irak’taki İsrail etkinliğini frenleyebilecek yönelim, bir bölge inisiyatifinin gelişmesinde aşama oluşturabilir.
Bu noktada ABD’nin müzakerelerdeki etkinliğini azaltarak; görüşmeleri Ortadoğu halklarının yararına olacak bir zemine taşımak gerekiyor. Yapılan açıklamalarda, hükümet ve askeri-sivil bürokraside bu eğilimin bulunmadığı görülüyor. Bu çabanın zorlayıcısı olmak, dünya barışına karşı sorumluluk duyan emekçilere, aydınlara düşüyor.


Başa dön


ABD ve İsrail temkinli
ABD ve İsrail hükümetleri, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Türkiye’yi ziyaret etmesinden “rahatsız olmadıklarını” açıkladılar.
ABD Dışişleri sözcüsü Richard Boucher, 57 yıl sonra gerçekleştirilen bu ilk ziyaretin kendilerini “rahatsız etmediğini” söyledi. Boucher, “Biz Türkiye ile ortak çıkarları paylaşıyoruz. Bölgede istikrar, özellikle Irak’ın istikrarı gibi. Türkiye’nin bu konuları Suriye ile tartışmasına gelince, bu konulara ortak bir yaklaşım olmasından dolayı rahat olduğumuzu düşünüyorum” dedi. Bu sözler, ABD’nin, Türkiye’nin ‘öngörülen çizginin dışına çıkmayacağı’ kanısında olduğunu gösterdi.
Suriye’yi küçümsediler
İsrailli diplomatik yetkililer de, benzer bir tutum ifade ettiler. Adı verilmeyen diplomatik yetkililer, “Bu ziyaretin, şu anda çok güçlü olan Türkiye-İsrail ilişkilerini zayıflatması mümkün değil. Suriye, bugün uluslararası alanda dışlanmış bir ülke. Türkiye’ye ne önerebilirler? Türkiye’ye ne verebilirler?” diye konuştu.
İsrailli diplomat, Esad’ın ziyaretinden hemen önce, Manavgat suyunun İsrail’e satışına ilişkin anlaşmanın onaylanmasının “konuyla ilgisi olmadığını” da ileri sürdüler.
Arabulucu Erdoğan
Jerusalem Post gazetesinin haberine göre diplomatlar, İsrail hükümetinin Türkiye aracılığıyla Suriye’ye “mesaj göndermekte olduğu” olasılığını reddetmedi. Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’nden Şaron Bar-Li Saar, Büyükelçi Pinchas Avivi’nin, Esad’ın Ankara’dan ayrılmasından hemen sonra Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı.
Washington Yakındoğu Politikaları Enstitüsü adlı “düşünce kuruluşu”ndan Soner Çağaptay ise, geziyi şöyle değerlendirdi: “Türkiye, İran ve Suriye ile diyaloğunu geliştiriyor. Çünkü üç ülkenin de Kuzey Irak ile ilgili endişeleri var. Irak savaşı; üç ülkeyi bu konuda birbirine yaklaştırdı.”
Yoğun program
Öte yandan, Beşar Esad Ankara’daki ikinci gün temaslarına yoğun başladı. Esad, dün sabah Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, CHP lideri Deniz Baykal ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’le ayrı ayrı görüştü.
Suriye Devlet Başkanı öğle saatlerinde de Arap ülkelerinin Ankara büyük elçilerini kabul etti. Esad, öğle yemeğini Dışişleri Bakanı Abdulah Gül ile birlikte yedikten sonra, akşam bir konser izledi ve İstanbul’a hareket etti.


Başa dön


Atina’da seçim manevraları
Süleyman Toprak
Yunanistan’da 1981 yılından bu yana neredeyse kesintisiz olarak hükümet olan sosyal demokrat PASOK, yeni yıla lider kriziyle girdi. 20 yıldır halkın emperyalizme karşı duygularını sömüren, her zora düştüğünde “Bize oy vermezseniz sağ iktidara gelir” tehditleri savuran PASOK, çok zor durumda.
Yapılan anketlere göre PASOK, muhalefetteki sağcı Yeni Demokrasi Partisi’nin 8 puan gerisinde.
Simitis’in icraatları
Bu gidişatı önlemek isteyen Başbakan Kostas Simitis, kendisinden önceki lider Papandreu’nun 1974’te ortaya attığı “değişim” sloganını “yenilenme”ye çevirip halkın karşısına çıktı. İki dönem seçim kazanan Simitis, ABD ve Avrupa Birliği’nin de baskısı ile emekçilere karşı bir dizi uygulamaya imza attı. Bunlar arasında yeni “antiterör” yasası, emeklilik yaşının yükseltilmesi, tarım sübvansiyonlarının kaldırılması başta geliyor. İşsizlik tırmanışa geçerken, Avrupa para birimi Euro’ya geçiş, hayat pahalılığını artırdı. Yatırımlar azalırken, birçok işyeri Bulgaristan veya Makedonya’ya taşındı. 1 milyondan fazla insana iş olanağı tanıyan olimpiyat tesisleri inşaatları da temmuz ayında bitirilecek ve yüzbinlerce insan tekrar işsiz kalacak.
İnce hesaplar!
PASOK, bu koşullar altında, en geç mayıs ayında yapılacak olan genel seçimler öncesinde “at değiştirmek” zorunda kalıyor. Parti yönetiminin hesabı; genel seçimleri mümkün olabildiğince az bir farkla yitirmek ve 2005’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zafer kazanmak. Cumhurbaşkanlığı için, 300 kişilik parlamentodan 180 milletvekilinin oyu gerekiyor. Bu nedenle, genel seçimlerde Yeni Demokrasi Partisi’nin (NDP) 180 milletvekili çıkarmasını önleyememek, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde krize yol açacak. Dolayısıyla, yeni bir erken seçimle tekrar iktidara gelme olanağı doğacak.
‘Nostaljik’ çekişme
Bakuba’da katillere protesto
Irak’ın orta kesimlerindeki Bakuba’da, ABD askerlerinin öldürdüğü iki Iraklının cenazesinde katillere öfke vardı. Önceki gün kent merkezinde cenaze için toplanan kalabalık, ABD karşıtı sloganlar attı. Ölenlerin yakınları, 2 Iraklı sivilin pazar akşamı evlerine dönerken Amerikan tanklarının açtığı ateş sonucu öldüğünü söyledi. Bu arada, Bağdat’ın batısındaki Felluce’de önceki akşam 2 Fransız vatandaşı öldürüldü. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Herve Ladsous, saldırıda bir kişinin de yaralandığını kaydetti. Fransızların, Irak’taki bir Amerikan şirketinde çalıştıkları öğrenildi. Dün ise, Kerkük kentinin batısında bir Iraklı polis ile bir sivil vurularak öldürüldü. Amerikan ordusu; Selahaddin, Tamim, El Anbar ve Diyala bölgelerinde pazartesi ve salı günleri direnişçi oldukları öne sürülen 80 kişinin tutuklandığını açıkladı.
İsrail’le gizli diplomasi
İsrail televizyonları, İsrailli ve Libyalı yetkililerin cuma günü Avusturya’nın başkenti Viyana’da biraraya geldiğini bildirdi. İsrail TV ve Kanal 2 TV, Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkili Ron Prosor’un 26 aralıkta Viyana’da Libyalı yetkililerle görüştüğünü, görüşmenin bir İsrail heyetinin Libya’yı ziyaret etmesine önayak olacağını duyurdu. Kuveyt gazetesi Siyaset ise, Viyana’daki buluşmanın, İsraillilerin Libya’ya gitmesinin önünü açacağını ve burada yapılacak görüşmelerin iki ülke arasında “barış anlaşması” yapılmasıyla ilgili olacağını yazdı. Gazetenin haberinde, görüşmenin Viyana’daki ABD Büyükelçiliği’nde yapıldığı kaydedilirken, “Müzakereciler, ocak ayının ikinci yarısında, İsrail dışişleri ve savunma yetkilileri ile MOSSAD yöneticilerinin Libya’yı ziyaret etmesine karar verdi. Bu ziyaretin amacı, iki ülke arasındaki düşmanlığı sona erdirmek ve normal ilişkiler kurmak” denildi.
Bu ancak ABD’de olur!..
ABD’de 11 yaşındaki bir kız, okul üniforması ve gecelikle sokakta, üvey babası ve annesi adına eroin satarken yakalandı. Miami’de meydana gelen olayda, soruşturmayı yürütenler ve savcı, küçük kıza karşı dava açılıp açılmayacağına karar verecek. Küçük kız ve 7 yaşındaki kızkardeşi, Miami’deki çocukları koruma bölümünde gözetim altına alındı. Kızın annesi Alison Lolanda Davis tutuklanırken, Davis’in 60 yaşındaki kocası yakalanamadı. Güney Miami Uyuşturucuyla Mücadele Ofisi yetkilisi Ruben Rodriguez, “Küçük yaşta bir çocuk olduğunu tahmin ediyorduk. Ama en azından 15 yaşında olduğunu düşünüyorduk” diye konuştu. Polis, ekim ayından beri küçük kızı takip ediyordu. Kızın, kimi zaman okul üniforması, kimi zaman da pijamalarıyla evin önüne çıkarak, arabalı veya yaya kişilere 10, 20 dolarlık dozlarda eroin sattığı görüldü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net