www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Türkiye barışa mecbur’
“Güvenlik krizleri güvenlik zincirlerileriyle değil barış projeleri ile sağlanır. Güvenliğin sağlanması ancak barışın kurulması ile mümkündür.

Ermeni soykırımını
   İsviçre de kabul etti

İsviçre parlamentosu, Ermeni soykırımı ile ilgili bir önergeyi kabul etti. Hristiyan Demokrat Partisi milletvekili Dominique de Buman tarafinda verilen ve 67’ye karşı 113 oyla kabul edilen önergede.


‘Türkiye barışa mecbur’
Hacer Yücel
ABD’nin Irak savaşı sırasında ve sonrasındaki gelişmeler nedeniyle yavaşlattığı siyasal projesini yeniden hızlandırdığını söyleyen Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Ülkü Arıboğan, bu planın Türkiye’ye güven ve istikrar getirmeyeceğinin altını çizdi. Doç. Arıboğan, “Amerika istediği kadar savaş yapabilir, Avrupa yapabilir, ama Türkiye barış yapmak zorundadır” dedi.
İstanbul’daki saldırıların ardından Türkiye-ABD ilişkilerinde nasıl bir değişim oldu?
Güvenlik söylemlerinin ön plana çıktığı zamanlarda devlet otoriteleri güçlenir ve devletlerin kendi aralarındaki işbirliği de artar. Halk bunu benimsese de çok fazla sesini çıkaramaz. Saldırıların ardından Türkiye’ye güvenlik kaygısı hakim olmuştur. Çok doğal olarak Türkiye, Amerika’ya daha fazla yaklaşıyor.
Bu saldırıların pek çok nedeni olabilir. Ama ortaya çıkan sonuçlar Türkiye-Amerika-İsrail’i birbirine yaklaştırmıştır. Türkiye’nin bu güne kadarki bütün güvenlik ittifaklarına bakın. Kendini tehlikede hissettiği anda hemen askeri ittifaklara yanaşmaktadır. Ve Türkiye’nin Amerika ile bütün ittifakları hep bir takım “öcülerin” gölgesinde yaşanmıştır.
Bunun yanı sıra Bush yönetiminin politikaları, “Biz ve onlar” ayrımını çok net olarak ortaya koymakta. Kimler bizden ve kimler onlardan anlamanın yolu da “vurulmuşluk” olgusudur. Türkiye de vurulmuştur. O zaman Türkiye de onlar için “biz” kategorisine girebilecek konumda. Hatırlanacağı gibi, tezkere sonrası çok ciddi bir kriz olmuştu Amerika’da. Yaşanan bu durum Amerikan kamuoyunun Türkiye’ye bakışını pozitif hale getirecek bir tutumdur. Yani genel olarak bakıldığında Türkiye ile Amerika bundan sonra daha yoğun bir ittifak içine girebilirler.
Bu ittifakın derinleşmesinin, Türkiye için istikrarı ve barışı sağlayıcı bir etkisi olabilir mi?
Böyle bir durumun oluşacağı noktasında çok kuşkuluyum. Tam tersine çok daha ciddi güvensizlik problemleri yaratabilecek bir şeydir. Güvenlik krizleri güvenlik zincirlerileriyle değil barış projeleri ile sağlanır. Güvenliğin sağlanması ancak barışın kurulması ile mümkündür.
Açıkçası şunu söylemek lazım; Türkiye’nin bir barış ortamı sağlayabilmesi için hem bölge ülkeleri ile hem de büyük güçlerle ortak bir platformda birleştirici bir uzlaşma kimliği oluşturması gerekir.
Bununla birlikte Türkiye tam anlamı ile bir Ortadoğu ülkesi sayılmaz. Ortadoğulu kimliğini, duygusallığını, yapısını anlayamaz. Çünkü Türkiye çok uzun zamandır bir ayağı batıda yaşayan bir ülkedir. İslam anlayışı tamamen farklıdır bu bölgede yaşayan insanlardan, toplumu, etnik yapısı farklıdır. Ama şu varki, Türkiye’nin hem tarihsel misyonu hem geçmişi hem de geleceğe ait beklentileri açısından bu ülkelerle iyi ilişkiler kurması gerekir. Çünkü sonuç olarak burada bir asayişin sağlanması gerekir aksi halde bu durum birgün Türkiye’nin iç sistemine sirayet edecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Türkiye barışa mecbur olan bir ülkedir.
Bugüne kadar Türkler hep tarihte savaşçı bir millet olarak yer almışlardır ve kimliğini bunun üzerine bina etmişlerdir. Bugün Türkiye’nin çok iyi barış oluşturma gücü üzerine inşa etmesi gereken bir yeni kimlik söz konusudur. Çünkü Amerika istediği kadar savaş yapabilir, Avrupa yapabilir, ama Türkiye barış yapmak zorundadır. Kimliğini ve varlığını ancak barış ortamına borçlu olan bir ülkedir. Aksi durumda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir.
ABD yurt dışındaki askeri varlığını yeniden yapılandırma kararı aldı. Bu gelişme askeri stratejide yeni bir döneme mi işaret ediyor?
Amerika yeni bir politika üretiyor. Aslında Irak savaşı sırasında ve sonrasındaki tepkiler nedeniyle yavaşlattıkları projeyi yeniden hızlandırıyor. Ve şimdi daha farklı yayılma stratejisi ile geliyorlar. Burada çok geniş bir Ortadoğu projesi var. Yani Kafkasya ve Asyayı kapsayan proje aslında Ortadoğu projesinin uzantısı. Kuzey Afrika’ya kadar kapsayacak şekilde Kafkasya’dan böyle bir blok halinde kesit oluşturmaya çalışıyorlar. Bu bir stratejik gereksinim onlar için. Çünkü Rusya’nın yeniden gündeme geleceğinin farkındalar ve Çin’den çok ciddi çekinceleri var.
Aslında Irak gibi operasyonlar Amerika açısından bakıldığında basit operasyonlardır. Savaş kazanmak konusunda bir problemleri olmaz. Yani Amerika Irak’ta savaşı kazanmıştır ama hep söylerim barışı kazanamıştır. Barışı kurmak daha zordur ve Irak’ta düzenin kurulması çok zordur ve umdukları gibi gelişmediği de ortadadır. Belki istihbarat eksikliğidir belki proje zafiyetidir. Ama devlet kurma konusunda son derece başarısız görünmektedir.
Bunun için de yeni projelerin alternatif planların devreye sokulması gerekli. Türkiye’yi gözardı ederek yapabilecekleri Irak operasyonu buraya kadardı. Şimdi Türkiye’yle birlikte bir takım düzenlemelerin söz konusu olacağı düşüncesindeyim. Yani Türkiye ile yeniden bazı ilişkilerin kurulması gerekir.
Gürcistan’daki parlamento baskınının ardında, ABD büyükelçisinin olduğu ortaya çıktı. ABD eskiden sık kullandığı darbeleri yeniden gündeme mi getiriyor?
Tabii askeri darbeler çok kolay yöntemlerdir. Yani askeri operasyon yapmadan ülkenin kendi iç yapısındaki bir hareketlenmeyle o bölgenin kontrolünü ele geçirebilirsiniz.
Ama bu noktada şunu söylemek istiyorum. Gürcistan’daki ayaklanmaya adı karışan George Soros Bush hükümetinin bir temsilcisi olarak değerlendiriliyor. Bence bu yanlıştır. Çünkü şu anda Bush yönetimine karşı en ciddi muhalefeti yapan kişi George Soros. Ve aslında Soros sadece Bush yönetimine değil aşağı yukarı dünya üzerindeki devlet otoritelerinin hepsine karşı olan enstitünün sahibidir. Bu, milliyetsiz bir sermayenin kendi projesini ortaya koyma düşüncesinden kaynaklanıyor. Burada devlet otoriteleri aslında bu tür insanlardan bu tür finansörlerden rahatsız oluyorlar. Çünkü çok büyük paralarla çok rahat operasyonlar yapabiliyorlar. Eğer Gürcistan’daki darbeyi Bush yaptıysa, George Soros yoktur. Ama George Soros yaptıysa, Bush yönetimi yoktur.
Tabii Gürcistan’da darbeyi gerçekleştiren çeşitli güçler vardı ve aynı anda aynı amaç doğrultusunda aynı çatı altına girmiş olabilirler. Ve yönlendirmeye çalışacaktırlar. Tek bir güç bu darbeyi yaptırmıştır demek çok mümkün olmayabilir. Darbenin sonuçlarını izleyip görmek gerekir.
Çünkü Gürcistan çok önemli bir ülke. Rusya’nın gelişmesi açısından da çok önemli ve petrolün dağıtımı açısından son derece stratejik bir konuma sahip. Bütün bunlar yaşananları basit bir darbe olarak nitelendirmemizi engelliyor.
CTP’den Denktaş’a itiraz
Kuzey Kıbrıs’ta hükümet kurma çalışmaları başlarken ilk tartışma konusu, müzakerelerde Türk tarafını Denktaş’ın temsil edip etmeyeceği oldu. CTP, Anayasa’ya göre müzakerelere hükümetin katılması gerektiğini söylerken, UBP buna karşı çıktı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat, CTP’den başka bir partinin hükümeti kurma olasılığı olmadığını söyleyen Talat, görevin kendilerine verilmesi gerektiğini savundu. CTP lideri, Anayasa’ya göre müzakereleri hükümetin yapması gerektiğini ve bu noktayı Denktaş’a ilettiklerini de sözlerine ekledi. UBP lideri Derviş Eroğlu ise görüşmelerin hükümet tarafından yürütülmesi gerektiğine dair Anayasa’da bir madde bulunmadığını belirtti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net