www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Şimdi de yargıç oldu
ABD Başkanı, Saddam Hüseyin’in idam edilmesini istedi. Savunma Bakanı ise, Amerikan ordusunun elindeki devrik liderin ‘savaş esiri statüsü olmadığını’ ilan etti. İşgal askerleri çok sayıda Iraklı’yı katlederken, direnişçiler savaşa devam edeceklerini açıkladı.

İtalya’da direnişe destek büyüyor
Geçtiğimiz haftalarda, Irak’ın Nasıriye kentinde ölen 19 İtalyan askerinin cenaze törenine evsahipliği yapan Roma’da, bu defa Iraklıların direnişine destek kampanyası için eylem yapıldı.

Saddam işgalcilere konuşmuyor
Saddam Hüseyin’in, sorguda bilgi vermeyi reddettiği bildirildi. Bir CIA ajanı, “Bize meydan okudu” diye konuştu.


Şimdi de yargıç oldu
ABD işgaliyle devrilen Irak lideri Saddam Hüseyin’in nasıl ve nerede yargılanacağına ilişkin tartışma sürerken, Amerikan Başkanı “kararı” verdi. George W. Bush, ABCNews’e verdiği demeçte, “Bence Saddam, halkına yaptıklarından ötürü en ağır cezaya çarptırılmalı” diye konuştu. Bu sözlere açıklık getiren Beyaz Saray yönetimi, Bush’un “idam cezasını” kastettiğini ilan etti.
Bu skandal sözlerin, ABD ile idam cezasına karşı çıkan İngiltere arasında yeni sorunlar yaratabileceği belirtiliyor. Bush’un Saddam’ın idam edilmesini istemesi, Amerikan işgal makamlarının “adil yargılama” sistemi hakkında da bir fikir veriyor.
Hani savaş esiriydi?
Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ise, önceki akşam yaptığı açıklamada, Irak liderinin CIA tarafından sorgulanacağını açıkladı. Rumsfeld, Saddam’ın “kaderine boyun eğmiş” bir profil çizdiğini ileri sürdü. Savunma Bakanı’nın en ilginç açıklaması ise, “Ona savaş esirlerine tanınan tüm haklar tanınıyor. Ancak resmi olarak savaş esiri değil” şeklindeydi. Böylece ABD, uluslararası hukuku tanımayacağını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Çünkü Cenevre Konvansiyonu’na göre Saddam Hüseyin, “yenik ordunun başkomutanı” olarak, savaş esirlerinin yararlandığı tüm haklara sahip bulunuyor.
Oysa esir düşen liderin nerede olduğu dahi bilinmiyor. Bazı kaynaklar onun Bağdat’ta sorgulandığını öne sürüyorlar. Arap televizyonları ise, Saddam’ın gizlice Katar’a götürüldüğünü bildirmişti.
Direnişçilerin görüşü
Irak’ta işgal güçleri ve onların işbirlikçilerine düzenlenen saldırılar, Saddam’ın yakalanmasıyla direnişin sona ereceğine dair “hayalleri” yıkmış görünüyor. The Guardian muhabirleri, Bağdat’ın kuzeyindeki Samarra’da direnişçilerle konuşarak onların görüşünü aldılar. Gazeteye konuşan bir direnişçi, “Samarra’da Amerikalılara karşı yürütülen operasyonları, Samarra dışından gelenler yapmıyor. Biz Samarra aşiretleriyiz ve saldırılardan biz sorumluyuz. Savaşımız Amerika’ya karşıdır. Savaşıyoruz çünkü Amerikalılar insanlarımızı tutukluyor, geceleri evlerimize saldırıyor, kadınlarımızı aşağılıyor” diye konuştu.
Diğer direnişçi ise, Irak ordusundan 11 yıl önce firar ettiğini anlattı. Iraklı direnişçi, Amerikalıların bir kardeşini öldürdüğünü, dört kardeşini tutukladığını söyleyerek, “İntikamımızı almayacağımızı mı zannediyorlar? ABD kuvvetleri Samarra’da olduğu sürece intikam alacağız” dedi.
Amerikan katliamı
Görüşmenin, Samarra’da düzenlenen ve 11 Iraklı’nın öldürüldüğü Amerikan katliamından hemen sonra gerçekleştiği belirtildi. ABD işgal komutanları, öldürülenlerin “direnişçi” olduğunu iddia etmişti. Amerikan açıklamasına göre, askerler, aralarında ‘direniş lideri’ Kays Hattam’ın da bulunduğu 80 gerillayı tutukladı.
Samarra sakinleri, iddiaları yalanladılar ve pazartesi günkü çatışmada sadece bir sivilin öldüğünü söylediler.
Başka bir ajansa konuşan ve Ramadi’deki direniş örgütüne mensup olduğunu söyleyen bir başka Iraklı, “Saddam olsa da olmasa da savaş devam edecek. Mücadelemiz Saddam için değil, Amerikan işgaline karşıdır” dedi.
Direnişe yeni katılımlar
Bağdat Üniversitesi’nden Siyasetbilimci Saad Cevad da, Saddam’ın oğullarının öldürüldüğü sırada işgalcilerin benzer bir zafer sarhoşluğu içinde olduğunu hatırlattı. Cevad, “Uday ve Kusay öldürüldüğünde ben, direnişin daha da güçleneceğini söylemiştim. Şimdi de aynı şeyi söylüyorum. Birçok saygın insan işgale karşı çıkıyor, ama Saddamcı olarak damgalanmaktan çekiniyordu. Artık onlar da direnişe katılabilir” değerlendirmesini yaptı.
The Independent muhabiri Robert Fisk, dün gazetesinde manşet olan haberinde, pazartesi günü üç Irak kentinde 18 Iraklı sivilin katledildiğini yazdı. Fisk, Amerikan askerlerinin Samarra, Ramadi ve Felluce’de Saddam’ın yakalanmasını protesto eden silahsız halka ateş açtığını yazdı.
Kukuletalı adamlar
Deneyimli muhabirin şu satırları dikkat çekici: “Giderek artan askeri şiddet ortamında, tedirgin edici yeni bir olgu belirdi. Bu, Bağdat’ın kuzeyindeki kontrol noktalarına yerleştirilen, maskeli ve kukuletalı şahıslar. Amerikalılar için çalışan bu kişilerden 5’i Samarra’nın hemen dışında araçları kontrol ediyor. Belli ki, yüzlerini gizlemezlerse kimliklerinin ortaya çıkacağından korkuyorlar. Milis üniformaları giyiyorlar ve ‘Irak Sivil Savunma Birliği’ üyesi olduklarını söylüyorlar. Ama ne rozetleri, ne de sicil numaraları var. Kukuletalı adamlar, artık Bağdat sokaklarında da görülüyor.”

Şaron Saddam’la mı görüştü?
Katar gazetesi Al-Raya, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un pazar günü gizlice Bağdat’a giderek, tutuklu bulunan Saddam Hüseyin ile görüştüğünü öne sürdü.
Gazete, Irak Geçici Hükümet Konseyi’ne yakın bir Iraklı siyasetçi olan Nasır Mahmud’a dayanarak verdiği haberde, “Şaron, yanında istihbaratçılarıyla birlikte, pazar akşamı saat 20.00’da Bağdat Havaalanı’na indi. Onu Amerikalı işgal yetkilisi Paul Bremer karşıladı ve Saddam ile görüşmesinde de yanında bulundu” diye yazdı. Gazete, İsrail’in, istihbarat desteği sağlayarak Amerikalıların Saddam’ı ele geçirmesine yardımcı olduğunu ekledi.
İsrail hükümeti sözcüsü, haberi yalanladı.


Başa dön


İtalya’da direnişe destek büyüyor
Irak işgaline asker veren ülkelerden biri olan İtalya’da, Iraklı direnişçilere destek kampanyası büyüyor. Geçen cumartesi günkü eylemi karalayan medya ise, direnişçilere destek verenleri “İslamcı-Nazi-Komünist bloğu” diye suçluyor.
Medya karalaması
Cumartesi günkü eyleme bin civarında kişinin katılması, İtalya kamuoyunu şaşırttı. Bu eylemle birlikte, Iraklı direnişçilere verilen desteğin sanıldığından daha büyük olduğu ortaya çıktı. Corriere della Sera başta olmak üzere İtalyan gazeteleri, böyle bir eylemin yapılamayacağını iddia ediyordu. Hem “sağcı” hem de “solcu” gazetelerde, eylemi düzenleyenler “terörist” olarak damgalanarak, “İslamcı-Nazi-Komünist bloğu kurmakla” suçlandı.
Roma’daki eylemin düzenleyicileri, provokasyonlara izin vermemek için büyük çaba gösterdi. Çeşitli İtalyan siyasi grupları ve aydınlarıyla, çok sayıda siyasi mülteci grubu, Irak’taki işgalcilerle işbirliği halindeki Irak Komünist Partisi (IKP) taraftarlarının da provokasyon girişiminde bulunduğunu duyurdu.
İtalya İçişleri Bakanlığı da, göstericilerin ABD Büyükelçiliği önüne kadar yürümesini yasakladı. Bu nedenle eylem, yüzlerce polisin kuşattığı kapalı bir salonda yapıldı. Sokak gösterisinin ise, önümüzdeki ay başında yapılmasına karar verildi.
Direniş insanlık adına
Eylemin düzenlenmesine önayak olan kuruluşlardan “Anti-emperyalist Kamp” adlı grubun temsilcisi Moreno Pasquinelli, bu toplantının, toprağa atılan bir tohum olduğunu belirterek şöyle dedi: “Bizi tecrit etmek ve boğmak istediler. Ama başaramadılar. Amerikan emperyalizmine karşı direnişin sesini herkes duyuyor. Buraya gelme cesareti gösterenler öncü kuvveti oluşturuyor. Gelecek sefere sokağa çıkarak buzu kıracak ve gücümüzü katlayacağız.”
Iraklı Yurtseverler İttifakı sözcüsü Avni El Kalemji söz aldığında salon, “Özgür Irak” ve “Yaşasın Irak direnişi” sloganlarıyla sarsıldı. Irak’taki direnişin tüm insanlık adına yürütüldüğünü söyleyen Kalemji, “İstilacılara ve işgalcilere karşı zaferimiz, tüm dünyadaki ezilenlerin, ABD destekli zorbalardan kurtuluşunun yolunu açacaktır” dedi.
Söz konusu ittifak içinde, IKP’den ayrılan “Yurtsever Komünist Hareket” üyeleriyle, çeşitli siyasi eğilimlerdeki çok sayıda örgüt yer alıyor.
PRC’liler de katıldı
Bu arada, eyleme katılım konusunda, Komünist Yeniden İnşa Partisi (PRC) içinde tartışma çıktı. Yönetimin katılmama çağrısı yapmasına rağmen, partinin önde gelen birçok ismi eyleme katılarak konuşma yaptı. Partinin muhalif kanadından felsefe doçenti Domenico Losurdo, “Bu terörist bir savaştır, askeri direniş ise hem meşru hem de gereklidir” diye konuştu. PRC’nin bölge sekreterlerinden Fabio Pasquinelli de, “komünistlerin böylesi bir savaşa ‘barış misyonu’, direnişe ise ‘terörizm’ adı takılmasına izin vermeyeceklerini” vurguladı ve “Emperyalizm ile direniş arasında üçüncü bir yol yoktur. Irak ve Filistin’deki siyasi ve silahlı direniş desteklenmelidir” diye konuştu.
PRC üyesi ve uluslararası hukuk doçenti Aldo Bernadini ise, Irak’taki direniş hareketinin herhangi bir sosyal programa sahip olmadığını söyleyenlere cevap vererek şöyle dedi: “Bu sefil bir bahanedir. Herkes bilir ki, ulusal bağımsızlık sosyal gelişmenin önkoşuludur.”
‘Ezilenlerin yanındayız’
PRC yöneticilerini en çok rahatsız eden isim, İtalya’nın tanınmış sendika liderlerinden Mara Malavenda oldu. Malavenda, İtalyan hükümeti Irak’a asker göndermişken direniş hareketinin desteklenmemesinin utanç verici olduğunu belirterek, işçi haklarına yönelik saldırılarla, Irak ve Filistin halklarına yönelik saldırıların birbirleriyle bağlantılı olduğunu dile getirdi. “ABD yeni kölelik zincirleri dolamaya çalışırken, biz her zaman dünyanın ezilenleri yanında olacağız” diye konuşan Malavenda, Avni El Kalemji’ye plaket verdi ve ondan hediye olarak bir Irak bayrağı aldı.
Eyleme katılanlar arasında çok sayıda tanınmış akademisyen, yayıncı ve insan hakları savunucusu yer aldı. Ayrıca, muhafazakâr makaleleriyle tanınan tarihçi Franco Cardini ve İslam Cemaatleri Birliği lideri Hamza Piccardo gibi isimler de eyleme dayanışma mesajı gönderdiler.

DESTEK KAMPANYASI
Eylemde, Irak direnişine destek kampanyasının durumu değerlendirilerek yeni kararlar alındı. Buna göre;
  • Iraklı direnişçilere mali destek sağlamak amacıyla ‘10 Euro’ kampanyası devam edecek.
  • İlkbahar ayında Irak’a bir delegasyon gönderilecek.
  • Tüm dünya çapında, Irak direnişine destek komiteleri kurulmasına çalışılacak.
  • Bu komitelerin katılımıyla, dünya çapında Irak direnişine destek kongresi düzenlenmesi hedeflenecek.


    Başa dön


    Saddam işgalcilere konuşmuyor
    Medyada yer alan “Saddam’ın Amerikalılara önemli bilgiler verdiği” yönündeki iddialar, CIA tarafından yalanlandı. Fox televizyonuna bilgi veren CIA yetkilileri, sorgusu süren Saddam Hüseyin’in bilgi vermediğini duyurdu. Bir CIA yetkilisi, “Sorguda meydan okudu. Konuşmayı reddediyor, konuştuğu zaman da kayda değer birşey söylemiyor. Siyasetinin ve yaptıklarının doğru olduğunu savunan açıklamalarda bulunuyor” dedi.
    ‘Gizli belge’ iddiaları
    Bu arada, Saddam Hüseyin’in Amerikan askerlerince yakalanıncaya dek eski yardımcılarından İzzet İbrahim El Duri ile düzenli olarak temas kurduğu öne sürüldü.
    New York Post gazetesi, Saddam Hüseyin’in saklandığı yerde bulunan gizli belgelerden, devrik Irak liderinin, işgal karşıtı direnişi yönettiği iddia edilen eski yardımcısı El Duri ile iletişim içinde bulunduğunun anlaşıldığını yazdı.
    Gazeteye bilgi veren yetkililer, Saddam Hüseyin’in yakalandığı yerin “direnişçilerin buluşma noktası” olarak kullanıldığına inandıklarını, gizli toplantılara katılanların yakındaki Dicle Nehri’nden tekneyle geldiğini söylediler.
    Yeni operasyonlar
  • Muhbir kim?
    Saddam Hüseyin’i, Amerikalılara amcasının oğlunun ihbar ettiği öne sürüldü. Essabah gazetesi, Tikrit’ten güvenilir bir kaynağa dayanarak verdiği haberinde, devrik liderin, koruması ve binbaşı olan amcasının oğlu tarafından ABD’ye ihbar edildiğini yazdı. Haberde, binbaşının geçen hafta Amerikan kuvvetleri tarafından yakalandığı ve Saddam’ın 8 ay boyunca 3 sığınakta saklandığını ifade ettiği belirtildi. Elaşık, Eezziyai ve Elbudur adıyla tanınan bu sığınakların Tikrit bölgesinde bulunduğunu yazan gazete, “Bu sığınaklar Saddam’ın saklanması için önceden planlanmıştı” ifadesini kullandı. Sığınaklardan ikisinin daha önce Amerikan kuvvetleri tarafından basıldığı, ancak Saddam’ın bulunmadığı ifade edilen haberde, Saddam’ın hurma ağaçları altındaki son sığınakta ele geçirildiği kaydedildi. Öte yandan Uluslararası Af Örgütü, Saddam’ın işgalciler tarafından teşhir edilerek aşağılanmasına tepki gösterdi. Örgütün açıklamasında, “Saddam Hüseyin bir savaş esiridir ve kendisine buna uygun davranılmalıdır. Kızılhaç temsilcileriyle görüşmesine izin verilmelidir. Diğer tüm suç zanlıları gibi Saddam Hüseyin’in de uluslararası hukukta yer alan, işkence ve kötü muamele görmeme hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi koruyucu tedbirlere hakkı vardır” denildi.
    Zebari’den ‘geçiş takvimi’
    BM Güvenlik Konseyi, “Irak’ın geleceği” konusunu ele aldı. Önceki gün yapılan toplantıya katılan “Irak Dışişleri Bakanı” Hoşyar Zebari, bir konuşma yaparak, geçiş takviminin ana hatlarını açıkladı. Danışacaklar! Zebari’nin verdiği bilgiye göre, Amerikalıların denetimindeki Irak Geçici Hükümet Konseyi (GHK) ilk olarak işgal güçleriyle “danışmalarda” bulunarak bir anayasa taslağı hazırlayacak. Zebari, “taslakta Irak’ın federal bir yapıya sahip olacağının” belirtileceğini ifade etti. “Temel yasanın kabülünun 28 Şubat 2004’e kadar tamamlanacağını” kaydeden Zebari, diğer önemli tarihleri de şöyle sıraladı:
  • 2004 Mart sonuna kadar Irak’taki koalisyon güçlerinin statüsüyle ilgili çalışmalar tamamlanacak.
  • 31 Mayıs 2004’e kadar geçici ulusal meclis üyelerinin seçimi için adaylar belirlenecek. Bu adaylar, aşiretler ve dini gruplar dahil ülkenin her kesimini temsil edecek biçimde tespit edilecek.
  • 30 Haziran 2004’e kadar geçici meclis bir yürütme kurulu seçecek ve yeni bakanları belirleyecek. O tarihte GHK lağvedilecek ve meclis “egemenliğin temsilcisi” haline gelecek.
  • Kalıcı anayasayı yapacak anayasal meclis Irak halkı tarafından 15 Mart 2005’te seçilecek. Bu anayasa taslağı halkoyuna sunulacak.
  • Yeni anayasa çerçevesinde Irak hükümeti için seçimler 31 Aralık 2005’te yapılacak. Böylece Irak’ın tam egemenliğe kavuşacağını ve kalıcı anayasaya sahip olacağını ifade eden Zebari, “GHK’nın bu planı tam olarak onayladığını” ekledi.
    DU dehşeti
    Uzmanlar, Irak halkının sağlığının, işgalcilerin silahlarında kullandığı seyreltilmiş uranyum (DU) nedeniyle tehlikede olduğunu açıkladılar. Kanada’daki Uranyum Tıbbi Araştırmalar Merkezi’nde (UMRC) görevli bilim adamları, Eylül ve Ekim aylarında Irak’ta incelemelerde bulundu. Daha önce Afganistan ve eski Yugoslavya’daki incelemeleriyle dikkat çeken uzmanlar, Irak’taki halkın sağlığının uzun süreli olarak ciddi bir tehdit altında bulunduğunu belirttiler. Ebu El Hasib kenti ve çevresindeki radyoaktif ışınların normal değerden 20 kat fazla olduğunu tespit eden uzmanlar, ABD ordusu tarafından vurulan bir Irak tankında yaptıkları ölçümlerde, radyoaktif ışınların normal değerden 2500 kat fazla olduğunu açıkladılar. UMRC Başkan Yardımcısı Tedd Weymann, Observer gazetesine yaptığı açıklamada, “Bir yerde ölçüm değerleri o kadar yüksekti ki, cihazlarımız alarm verdi ve yaklaşmamamız konusunda uyarıda bulundu” dedi. Çocukların radyoaktif tankların üzerinde oynadığını söyleyen Weymann, çatışmalardan sonra Ebu El Hasib’te inceleme yapmak için gelen İngiliz askerlerin özel koruyucu kıyafetler giydiğini kaydetti. İngiliz ve Amerikan askerleri bu yıl içinde Irak’ta 100-200 ton DU içeren mühimmat kullandılar. Bu silahların sadece çölde değil, Bağdat yakınları dahil olmak üzere çeşitli yerleşim yerlerinde de kullanıldığı ifade edildi. DU içeren mühimmat, 70’li yıllardan beri NATO güçleri tarafından kullanılıyor. Bu mermiler zırhlı araçlara çarptığı zaman ağırlığı nedeniyle, çelik zırhı daha rahat deliyor. Uranyumun daha ağır olması yoğunluğundan kaynaklanıyor. Bu maddenin yoğunluğu kurşundan yüzde 70 daha fazla. DU’nun tercih edil-mesinin bir başka nedeni, çarpma anında hareket enerjisinin büyük kısmının ısı enerjisine dönüşmesi.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net