www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Savaşa karşı Nasrettin Hoca
Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’na katılan 1450 eser arasından seçilen 166’sı bir albümde biraraya geldi. Karikatürcüler Derneği’nin yayınladığı albümdeki karikatürlerin önemli bölümünün savaş karşıtı olması dikkat çekici.

Açıkşehir kapanıyor
Şehir kültürüne ait her türlü görsel dökümanı toplayan ve insanlarla paylaşan bir dükkan düşünün. Ressam Arslan Eroğlu’nun işlettiği bu sıradışı mekan, üç yılın ardından kapılarını kapatıyor.

Sineklik artık özgür!
Nihat Genç’in yazdığı ve Mahir Günşiray’ın oyunlaştırdığı “Gavara”, Cuma gününden itibaren İstanbul’da izleyicilerle buluşacak.


Savaşa karşı Nasrettin Hoca
Bu yıl 23.sü düzenlenen Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’na katılan eserler bir albümde biraraya getirildi. Dünyanın değişik ülkelerinden karikatüristlerin 166 eserinin yer aldığı albüm, Karikatürcüler Derneği tarafından yayımlandı. Çoğunlukla savaş karşıtı eserlerin yer aldığı albüm, hem göze hem düşünceye hitap ediyor.
Türk mizahının “pir”i sayılan Nasreddin Hoca’nın tarihi kişiliği hakkında çok az şey bilinmesine rağmen kuşaktan kuşağa devam eden söylencelerinden ve hikâyelerinden onun bir halk filozofu olduğu ortaya çıkıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli Nasreddin Hoca söylenceleri mevcut olsa da, onu kendi kültürüyle ve halkıyla en fazla bütünleştiren ülkenin Türkiye olması dolayısıyla Hoca’nın Türk olduğu varsayılır. Buna göre 1208-1285 yılları arasında Akşehir’de yaşamıştır.
Toplumdaki aksaklıklar
Medrese eğitimi alan Hoca halkla o denli içiçe olmuştur ki yaşadıklarını mizah malzemesi yapmayıp bunları doğrudan doğruya yaşamıştır. Toplumsal kişiliğiyle ön planda olan Hoca toplumdaki aksaklıkları kolayca görebilen ve bunları ironik üslubuyla eleştiren biridir. Bir anlamda yaşadığı dünyada toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen aksaklıklarla alay ederek aslında insanları düşündürmeye çalışan Hoca’nın karakteri çevresinde yüzyıllardır yeni yeni mizah hikâyeleri üretilmiş ve Hoca’nın mizah anlayışı günümüze dek canlılığını sürdürmüştür.
23. kez...
Hoca’nın güldürürken düşündüren anlayışını baz alarak daha barışçıl ve hoşgörülü bir dünya için bir araya gelen dünya çizerleri bu yıl 23. kez bir araya geldiler. İlki genç karikatürcüler arasında 1973 yılında yapılan yarışma daha sonraki yıllarda barıştan yana olan dünya çizerlerini bir araya toplayan bir forum niteliği kazanmış. 1980 yılındaki askeri darbe sonrasında çalışmaların durdurulması ile yarışmalara 8 yıl ara verilmiş.
23. Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’na Türkiye’den 7, yurt dışından ise 5 kişiden oluşan bir seçici kurulun katılımıyla 69 ülkeden 1250 sanatçının 1450 karikatürü değerlendirildi. Büyük Ödülü Türk karikatürcü Muhittin Köroğlu’nun “işgalciye uğursuzluk dileyen” insanları anlatan karikatürü alırken, dereceye giren çalışmalara da çeşitli ödüller verildi.
Özel ödüller
Bulgaristan’dan Nikolay Arnaudov, Romanya’dan Horia Crisan, Polonya’dan Andrej Graniak, Yugoslavya’dan Borislav Stankoviç, Ukrayna’dan Vladimir Kazanevsky ile Türkiye’den Tonguç Yaşar (Başkan), Kadir Doğruer, Orhan Doğu, Servet Gürel, Cem Kenan Öngü, Metin Peker ve Raşit Yakalı’nın yer aldığı Seçici Kurul, Başarı Ödülleri’ni ise şöyle belirledi: Mahmut Akgün (Türkiye), Gürbüz Doğan Ekşioğlu (Türkiye), Mustafa Bilgin (Türkiye), Mehmet Arslan (Türkiye). Ayrıca aralarında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Karikatürcüler Derneği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Karikatür ve Mizah Müzesi, TRT, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gibi kurumlar ile çeşitli basın organlarının da bulunduğu kurumlar özel ödüller verdiler.


Başa dön


Açıkşehir kapanıyor
Koray Karaermiş
Beyoğlu’nun alternatif mekanlarından Açıkşehir kapanıyor. Tarihi Elhamra pasajı içinde bulunan ve Arslan Eroğlu tarafından üç yıldır işletilen mekan geçtiğimiz günlerde düzenlediği hüzünlü bir kapanış kokteyliyle meraklılarına “güle güle” dedi.
Türkiye’de sanat alanında üretilmiş, resim, grafik, sinema, müzik, karikatür ve diğer sanat dallarıyla ilgili her türlü görsel dökümana açık bir arşiv dükkanı olan mekanın sahibi Arslan Eroğlu Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu bir ressam. 1987 yılında ilk kişisel sergisini açtı. 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevinden istifa ettikten sonra kendini bu dükkanı oluşturmaya adadı ve Kasım 2000’de açılışı yaptı. Dükkanın üst katında genç sanat meraklılarına resim dersleri verdi.
Aynı pasajda bulunan Karşı Sanat Çalışmaları’yla birlikte (geçtiğimiz yıllarda büyük beğeni toplayan) “Türkan Şoray” ve “Pankart 78” adlı dökümanter sergileri gerçekleştirdi. Underground yayınlar, fanzin dergiler zor bulunan bir sinema kitabı ya da bir Jonis Japlin 45’liği bu dükkanda rahatça karşınıza çıkabiliyor.
Arslan Eroğlu eski Türk filmlerine ait hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafları da biriktiriyor. Bu biriktirme huyunun nereden geldiğini sorduğumuzda “Benim ilkokuldan beri topladığım, görsel malzemeye olan yakınlığımdan kaynaklanan bir külliyat diyebiliriz. Mesela ilkokul alfabesi resimlidir. Resminden dolayı ben atmamışımdır. Çizgi, romanlar, sinema afişleri falan yine öyle. Bir de mesleki anlamda yakınlıktan dolayı bu tür malzemeye olan ilgim hep sürdü.” diyor.
Görselin ideolojisi
Arslan Eroğlu “iş olsun diye” koleksiyon yapanlardan değil. “Günlük yaşamda karşımıza çıkan her türlü görsel malzemenin bir ideolojik nosyonu olduğuna inanıyorum. Bu, bir sabun reklamı yada son derece politik bir pankart olabilir.” Bu bakış açısıyla dükkana gelen insanlarla bir kültür diyaloğu kurmayı amaçlayan Eroğlu dükkanına yüklediği anlamı “Kent kültürüne ait görsel malzemenin dili üzerinden bir konsept oluşturarak izleyiciye ulaşmak. sergi, kitap vs... ve bunu belli bir oranda başardıkta “ sözleriyle özetliyor. Eroğlu’nun dükkanını kapatmasının nedenleri ekonomik olduğu kadar kişisel aynı zamanda. “Bundan sonra ne yapacaksın?” diye sorduğumuzda “Resim yapacağım. Kendime zaman ayırıp üretmekle ilgili birşey. Bu dükkan beni buraya çok bağlıyor. Açıkşehir konsepti Karşı Sanat Çalışmalarının içinde devam edecek. Bir art-shop olarak “ cevabını veriyor.
‘İt dalaşı var’
Arslan Eroğlu’nun gerçekleştirdiği ilk kitap projesi, “Türkan Şoray” sergisine eşlik eden büyük boy kitap. “Karaoğlan” adlı ikinci kitap projesi ise yayınevi bulamadığı için bekliyor. Eroğlu’nun yayıncılıktan da ağzı yanmış. “Yayın dünyasında etik anlamda, ahlaki anlamda bir it dalaşı var. Eğer büyük kitaplar çıkarmamışsan, ya da bir holdinge yaslanmamışsan yandın.” diyor. “Türkan Şoray” kitabında böyle bir olumsuzlukla karşılaşmış.
“Nebil Özgentürk’ün kitabı tamamen kendi televizyon programına dönüştürmesiyle ilgili bir olay. Hiçbir izin alma, kitabın orada ismini kullanma yok. Tamamen oluşturulmuş bir emeği, kitabın bütün görüntülerini sadece araya serpiştirdiği yine kitaptan alınma metinlerle bir program yapıyor ve adı Nebil Özgentürk programı oluyor. Senin yıllardır emek verdiğin para harcadığın bir şeyi alıp rahatlıkla kullanabiliyor.”
Olayın mahkemeye intikal etmiş olduğunu da belirtelim. Türkiye’nin yargı sistemi gözönüne alındığında mahkemenin nasıl sonuçlanacağı başlı başına bir merak konusu.

Namık Kemal anılacak
“Vatan ve Hürriyet Şairi” olarak adlandırılan Namık Kemal, ölümünün 115. yıldönümünde, bugün Gelibolu’nun Bolayır Beldesi’ndeki mezarı başında anılacak.
Tekirdağ’da 1840’da dünyaya gelen Namık Kemal’in, Şinasi’nin çıkardığı Tasfir-i Efkâr Gazetesi’nde, memleket idaresi hakkında yazdığı yazılar, aydınlar tarafından büyük beğeni kazandı. Yazılarında hükümeti tenkit eden, meşrutiyet ve inkılaplar hakkındaki fikirlerini yaymaya çalışan Namık Kemal, padişah Abdülaziz tarafından Erzurum’a sürgüne gönderildi.
Avrupa yılları
1867 yılında Avrupa’ya kaçan ve burada Türkçe bir gazete çıkaran Namık Kemal, 1870 yılında çıkan afla ülkesine geri döndü. İbret Gazetesi’nde hürriyet için yazdığı şiirlerin ardından Abdülaziz gazeteyi kapatarak, Namık Kemal’i Gelibolu’da görevlendirdi.
Bu görevinden istifa ederek yeniden İstanbul’a dönen Namık Kemal’in, yazdığı “Vatan Yahut Silistre” adlı piyesi, Gedikpaşa Tiyatrosu’nda temsil edildi. Piyesten sonra Midilli, Rodos ve Sakız adalarına yeniden sürgüne gönderilen Namık Kemal, Sakız Adası’nda yakalandığı zatürree nedeniyel 2 Aralık 1888 tarihinde vefat etti. Vasiyeti üzerine Bolayır Beldesi’nde, Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin bulunduğu bahçeye gömüldü.


Başa dön


Sineklik artık özgür!
Hatice Çetinkaya
Nihat Genç’in yazdığı ve Mahir Günşiray’ın oyunlaştırdığı “Gavara”, Cuma gününden itibaren İstanbul’da izleyicilerle buluşacak.
Hakkari’de sahnelendiğinde bir polis baskını ile gündeme gelen ve DGM’lik olan “yeşil-sarı-kırmızı” renkli “bölücü sineklik” de, DGM’den geri alındı ve sahnede yerini alacak. Karadeniz’de “beklenmedik anda gelen bela” anlamında kullanılan “Gavara”, Aralık ayı boyunca her Cuma ve Cumartesi saat 20.00’de İstanbul Sanat Merkezi’ndeki Tiyatro Oyunevi’nde sahnelenecek.
Dile teknoloji tehdidi
Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Şükrü Haluk Akalın, teknoloji ile birlikte dilimize giren tüm yabancı kelimelerin Türkçe karşılığının bulunduğunu ancak, bu kelimelerin günlük yaşamda kullanımına halkın özen göstermesi gerektiğini söyledi. Akalın, günlük yaşamın her alanına giren teknolojinin hayatı kolaylaştırdığını, bundan vazgeçmenin mümkün olmadığını, buna karşın dili kirlettiğini belirtti. TDK olarak, Türk diline çeşitli nedenlerle giren tüm terimlerin karşılığını bulduklarını belirten Akalın, bu kapsamda, Türk yazı dilinin en kapsamlı ve sürekli olarak geliştirilerek güncelleştirildiği “Güncel Türkçe Sözlük ve Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu”nu geçen yıl TDK’nın “http://tdk.org.tr” adresindeki ağ kümesinde kullanıma açtıklarını anımsattı. Akalın, Türkçenin temel başvuru kaynaklarının gerek basılı olarak gerekse ağ ortamında yayımlanmasıyla, Türkçenin temel söz varlığının ortaya konulmuş olacağını ifade ederek, şunları kaydetti: “Temel söz varlığı kapsamında önemli bir yeri olan terim çalışmaları da sonuçlarını vermeye başladı. Mühendislik bilim dallarındaki terimler üzerindeki çalışmamızın temelini oluşturacak terim programı da bu ay içinde ağ ortamında çalışmaya başlayacak. Teknoloji ile dilimize giren tüm kelimelerin Türkçe karşılığını buluyoruz, bunların kullanımına özen gösterilmeli.” Akalın, TDK’da yürütülen Malzeme Bilimi Mühendisliği Terimleri Sözlüğü için hazırlanan etkileşimli ağ programının, diğer bilim dallarındaki terim çalışmaları için de kullanılır hale getirildiğine dikkati çekerek, “Ağ ortamındaki bu programda kullanıcılar, bilim terimlerine verilen karşılıkları görebilecek ve önerilerde bulunabilecek” dedi. Atasözleri Sözlüğü’nün de tamamlanmak üzere olduğunu, bu sayede Türkçenin bu konudaki zenginliğini internet ortamına taşıyacaklarını ifade eden Akalın, şöyle devam etti: “Yazı dili birliğinin sağlanması açısından imlada birlik son derece önemli. Öncelikli olarak ilköğretim aşamasında imlada birliğin sağlanması için Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu temsilcilerinin de katılımıyla İlköğretim Okulları İçin İmla Kılavuzu tamamlandı.” TDK Başkanı Prof. Dr. Akalın, 2004 yılının Türkçe için atılım yılı olacağını, önümüzdeki günlerde Türkçe ile ilgili gönüllü toplum kuruluşlarını ve kişileri de biraraya getirecek büyük bir toplantı düzenleyeceklerini söyledi. Akalın, 2004’ün aynı zamanda Türk Dil Kurultayı yılı olacağına işaret ederek, 20-26 Eylül 2004 günlerinde Türk dili ile ilgili geleneksel kurultayda Türkçenin çeşitli yönlerinin ele alınıp araştırma sonuçlarının kamuoyuna sunulacağını sözlerine ekledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net