www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Venezüella fenomeni dünyayı sarıyor’
ASF’nin katılımcıları arasında bulunan Venezüella Fransa Büyükelçisi Dr. Perez Jesus Armando, küreselleşmeci sürece karşı “Venezüella fenomeni” denilen olayla Latin Amerika çapında, hatta giderek uluslararası çapta karşılaşabildiğini belirtiyor.

ABD çıkış arıyor
Irak’taki durumu her gün biraz daha zorlaşan ABD, içine düştüğü durumdan kurtulmak için askerlerinin kontrolünü uluslararası bir güce devretmeye hazırlanıyor.

Avrupa çapında girişim başlatmalıyız!
Alman IG Metal Sendikası Wolfsburg Şubesi, “İş Saatlerinin Kısaltılması İçin Avrupa Sendikalarının Politikaları” başlıklı bir seminer düzenledi. Seminerde, Avrupa çapında iş saatleri konulu yeni bir girişim başlatılması istendi.


‘Venezüella fenomeni dünyayı sarıyor’
Yücel Özdemir
Avrupa Sosyal Forumu’nun son gününde “Politika bir kamu malı mıdır?” başlığı altında düzenelenen seminere konuşmacı olarak katılan Venezüella Fransa Büyükelçisi Dr. Perez Jesus Armando ile kısa bir söyleşi yaptık:
“Venezüella fenomeni” diye tarif ettiğiniz gelişmelerle ilgili ortaya atılan iddialardan birisi, Devlet Başkanı Hugo Chavez’in halkı temsil etmediği, bir popülist olarak yalnızca gecekondu sakinleri ile lümpen kesimlerine dayandığı görüşüdür. Ne diyorsunuz?
Bu söylenenler doğru değildir. Kanıtı da Chavez’in büyük bir halk desteğiyle iktidara gelmiş olmasıdır. Venezüella’da Chavez’i sevmeyenler dört büyük televizyon kanalı ve birkaç büyük gazeteden ibarettir. Bunlar, Chavez’in yoksulluğa ve dışlanmışlığa karşı mücadelesini sevmiyorlar. Venezüella halkının ezici çoğunluğu ise, yoksuldur.
Diğer bir iddia da Venezüella petroluyla ilgili olanı. Chavez petrolu kendi politik çıkarları için kullanıyor deniliyor. Venezüella petrolü kimin elinde?
Chavez’in petrolü kendi politik çıkarları için kullandığı doğru değil. Çünkü ülkemizde petrol ulusa aittir. 1975’den beri Venezüella petrollerini işleten en büyük şirket bir kamu şirketidir. Fakat uluslararası petrol şirketleri bu kamu şirketiyle anlaşmalar çerçevesinde Venezüella petrolünün işletmesine katılıyorlar. Venezüella’da bugün olup biten de aslında petrol gelirlerinin artık halka aktarılmaya başlanmasıdır.
Kabul edilir ki, yoksulluğa karşı mücadelede en gerekli olan şey de mali gelirdir. Ve bunun için de çok şükür petrolümüz var diyor, bu önemli olanağımızı değerlendiriyoruz. Eskiden ise, petrol gelirlerimiz ulusal petrol şirketlerinin tepesine çöreklenen küçük bir mali oligaşi tarafından yurtdışına, özellikle de ABD ve Almanya’ya aktarılıyordu. Yani halk petrol gelirlerinden faydalanamıyordu, bugün ise tam tersinedir.
“Venezüella fenomeni” dediniz olayla Latin Amerika çapında, hatta giderek uluslararası çapta karşılaşabiliyoruz. Bir yandan “küreselleşme süreci”, diğer yandan ise Venezüella, Ekvador, Bolivya ve başka ülkelerde gözlemlenebilen bağımsızlık eğilimleri.
Bu ilginç gelişmeyi neye bağlıyorsunuz?
Yıllarca Latin Amerika’da, merkezinde özelleştirmeler bulunan IMF ve Dünya Bankası politikaları uygulandı. Venezüella’da halk IMF ve DB politikalarına karşı sokaklara döküldü. Chavez’in de yapmaya çalıştığı halkın arzularını hayata geçirmektir esasta.
Arjantin’de IMF politikaları neticesinde ekonomi iflas etti, Bolivya’da halk hâlâ sokaklarda, Ekvador’da da halk aynı amaçlarla sokaklara döküldü. Yine Dominik Cumhuriyeti’nde kitleler IMF politikalarına karşı genel grev yaptı. Bütün bu gösteriler aracılığıyla Latin Amerika halkları IMF ve DB’nin özelleştirme ve kamu hizmetlerinin yok edilmesi politikalarına karşı tepki ve öfkelerini dile getirdiler.
Venezüella’da bugün yapılan ise, halkın taleplerinin hayata geçirilmesinden ibarettir.


Başa dön


ABD çıkış arıyor
İngiltere ziyaretinde; en büyük destekçisi Blair ile Irak’tan çıkış staratejisi belirlemeye çalışacak olan Bush, Londra’ya hareketinden önce basına açıklama yaparak geri çekilmenin uzun süreceğini söyledi.
Açıklamasında Irak işgalindeki en büyük destekçisi Blair’e övgüler düzen Bush İngiltere ile aralarında sorun yaratan Guantonamo üssünde bulunan İngiliz vatandaşlarının serbest bırakılabileceğini de söyledi. İngiltere’de yapılacak protesto eylemlerine de değinen Bush “ özgürlük güzel şey, İngilizler istedikleri her şeyi söyleme hakkına sahip oldukları bir ülkede yaşadıkları için kendilerini şanslı saymalılar” dedi.
Çıkış yolu
Bugün İngiltere’de olacak olan Bush’un, İngiltere Başbakanı Blair ile Irak’ta bulunan askerler için bir starateji belirlemeye çalışacağı belirtiliyor. Bugüne kadar Birleşmiş Milletler de dahil hiçbir uluslararası oluşumu dikkate almayan Amerikan yönetimi içinde, son zamanlarda NATO’nun Irak’ta görev yapması fikri dile getirilmeye başlandı. Amerikan yönetimi şimdiye kadar askerlerinin uluslararası bir güç tarafından komuta edilmesine karşı çıkıyordu.
İngiltere Başbakanı ile Irak’taki güvenlik sorununu da görüşeceklerini belirten Bush, Irak’tan çekilmelerinin uzun zaman alacağını söyleyerek direnişi tamamen ortadan kaldıracaklarını iddia etti. Amerikan Başkanı Bush; Irak’ta bağımsız bir hükümet kurma çalışmalarına hız vereceklerini de söyledi. ABD Başkanı,”Direnişi ortadan kaldırana kadar bu ülkeden çıkmayacağız” diyerek Irak’ta bundan sonra ne kadar güç bulunduracaklarının buradaki gelişmelere bağlı olduğunu söyledi ve Irak’ta bulunan yabancı direnişçiler ve Saddam yanlısı güçler nedeniyle istikrarın sağlanmasının zaman alacağını belirtti.
İşgalci demokrasisi
Irak’taki sivil yönetici Bremer de yaptığı açıklamada yeni hükümetin oluşturulmasında Amerika’nın Iraklılara yardımcı olacağını söyledi. Bremer amaçlarının bütün vatandaşların eşit olduğu bir anayasa, bağımsız bir adalet sistemi oluşturmak olduğunu öne sürerek tüm bunları yapmak için sürenin kısıtlı olduğunu; iki yıl içerisinde bunların gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Amaçlarının Geçici Hükümet Konseyi’ne yeni anayasa hazırlamasında yardım etmek olduğunu söyleyen Bremer Amerikan askerlerinin ve diğer ülkelerden gelen askeri güçlerin bu süreç içerisinde güvenliği sağlamakla ilgileneceğini iddia etti.
Fransa rahatsız
Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Dominiqe de Villepin, Irak’ta iktidarın bu yıl sonuna kadar Iraklıların kuracağı yeni hükümete devredilmesi gerektiğini söyledi. Amerika’nın bunun için açıkladığı planın hatalı olduğunu söyleyen Villepin, “Bu acil bir durum, hızlı hareket edilmesi gerekiyor” dedi. Amerika; yönetimi Iraklılara 2004 yılının ortalarında vereceğini açıklamıştı.
Villepin Irak’taki tüm kesimleri bir araya getirebilecek bir temsilciler meclisinin oluşturulmasını, bu meclisin de 15 üyeden oluşacak temsilciler meclisini seçebileceğini ve tüm bunların bu yılın sonuna kadar yapılabileceğini söyledi. Bu arada Avrupa Komisyonu’nun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Solana da bir açıklama yaparak ABD’nin Irak’ta daha da zor duruma düşmemek için askerlerinin kontrolünü uluslararası güce devretmeye hazır olduğunu söyledi. Salona ABD’nin bu yöndeki kararının önümüzdeki günlerde alabileceğini açıkladı.
Bağdat’ta patlamalar
Öte yandan, önceki akşam ve sabah saatlerinde Bağdat’ta şiddetli patlamalar meydana geldi. Patlamalar sonucu ölen ya da yaralanan olup olmadığı açıklanmazken patlamaların Bağdat’taki sivil yönetim merkezine yakın bir bölgede gerçekleştiği bildirildi. Bu arada El Arabiye televizyonunda Saddam Hüseyin’e ait olduğu bildirilen bir bant yayınlandı. Saddam Hüseyin, bantta Iraklıların direnişe devam etmesi gerektiğini belirterek işgal devam ettiği sürece daha çok asker öldürüleceğini söyledi.
Ayrıca Kerkük Vali Yardımcısı’na bir saldırı düzenlendiği açıklandı. Vali Yardımcısı İsmail Haddi yara almadan kurtulurken eylemciler Hadidi’nin arabasını alarak kaçtı.


Başa dön


Avrupa çapında girişim başlatmalıyız!
Ali Rıza Çiçek
Paris’teki Avrupa Sosyal Forumu’nda (ASF) sendikacılar iş saatlerinin kısaltılması sorunu üzerine tartıştılar. Alman IG Metal sendikasının Wolfsburg şubesinin “İş saatlerinin kısaltılması için Avrupa sendikalarının politikaları” başlığı altında ASF çerçevesinde Paris’in Saint-Denis semtinde düzenlediği semineri yaklaşık 300 kişi izledi. Sunuculuğu IG Metal Wolfsburg şubesinden Heide Schnore’nin yaptığı seminerin konuşmacıları arasında Almanya’dan; Wolfsburg VW fabrikası işyeri temsilciliğinden Stefan Krull ve Gelsenkirchen’deki sınai-emek-teknik enstitütüsünden Steffen Lehndorff yer alırken; Ispanya’dan UGT sendika konfederasyonundan Candido Romero ile CCOO sendikasından Felix Rupello hazır bulundu.
Seminerin açılışını yapan Krull, iş saatlerinin kısaltılması mücadelesinin sendikaların mücadele tarihinde özel bir yeri olduğuna dikkat çektiği konuşmasında, bu mücadelenin günümüz açısından da hâlâ önemini korumasını şöyle açıkladı: “İş saatlerinin kısaltılması; sömürünün azaltılması; işçinin ailesine, insani ve kültürel ihtiyaçları için zaman bulması ve toplumsal gerekli emek zamanın düşürülüp işin eşit dağıtılması ve böylelikle işsizliğin düşürülmesi bakımından gereklidir.” Krull’a göre, Avrupa çapında iş saatlerinin kısaltılması için sendikalar yeni bir hareket yaratamazlarsa, bu alandaki kazanımlar da korunamayacaktır.
Steffen Lehndorf da başka şeylerin yanı sıra, bu noktanın altını çizdi: “Sendikalar genel bir kampanya başlatmazlarsa, fiili çalışma süresi daha da artacaktır. Zaten Almanya’daki işçiler, 80’li yıllardaki 35 saatlik iş haftası mücadelesiyle elde ettikleri kazanımları, 90’lı yılların ikinci yarısındaki uygulama ve gelişmeler sonucunda yitirmiş bulunuyorlar.”
Geçmiş deneyler
Fransa’daki “35 saat yasası” üzerinde de duran Lehndorf, olup bitenler, Fransız işçilerinin 89-2001 yılları arasında yaptığı deneyimin Alman işçilerinin 80’li yıllar mücadelesinin sonrasındaki deneyleri tekrarladıklarını gösteriyor dedi. Lehndorf, bazı sendika yöneticilerinin‚ esnek çalışma, iş saatlerinin kısaltılmasıyla birlikte geldi’ iddialarına da karşı çıktı. Lehndorf, sendikaların yakıcı bir sorun olan iş saatlerinin kısaltılması konusunda genel bir hareket başlatabilmeleri için sendikalar olarak bu konudaki stratejilerini gündem yapmaları ve saptamaları gerektiğini söyledi.
İspanya UGT’yi temsilen seminere katılan Candido Romero ise, 1984’de çıkan bir yasayla çalışma süresinin haftalık 40 saat olarak yasalaştığını belirtti. Romero, bu sınırın ama daha çok büyük işletmelerde geçerli olduğuna dikkat çekti. İspanya’daki işletmelerin yüzde 90’nın küçük işletmelerden meydana geldiğini açıklayan Romero, bu durumun çalışma saatlerinin kısaltılması mücadelesi açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. CCOO sendikasından Felix Rupello ise, 90’lı yılların başlarından beri sağcı ve gerici hükümetlerin ülkesinden iktidar olageldiğini, artan saldırganlık ve işsizliğin de iş saatlerini kısaltma mücadelerini karmaşıklaştırdığını hatırlattı. Her iki sendikacı da, iş saatlerinin kısaltılmasıyla ilgili sendikaların Avrupa çapında ortak bir girişim ve hareketinin kendi ülkelerindeki mücadeleyi de çok olumlu bir yönden etkileyeceğini vurguladılar.
Geri adım atılmamalı
Seminerin tartışma bölümünde söz alan sendikacı ve dinleyiciler, çeşitli konulara dikkat çektiler. Mesleği işyeri müffetişi olan Fransa CGT sendikası mensubu Patrick Lemoille, 35 saat yasasının uygulanmasında işçiler aleyhine olan yönler üzerinde dururken, bu yasa aracılığıyla patronlara yeni işe aldığı her işçi başına “tazminat” adı altında para verildiğini hatırlattı. Yasanın pratik uygulanışının önemli olduğunu, sendikaların bu konuda geri adım atmamaları gerektiğini belirten Lemoille, “dolayısıyla; iş saatlerinin kısaltılması mücadelesi mutlaka esnek çalışmaya karşı mücadele ile birleştirilmelidir” dedi.
İsrail suçlarını gizleyemiyor
İsrail askerlerinin devriye gezdikleri sırada çölde rastladıkları ve karakola götürüp günlerce tecavüz ettikten sonra öldükleri adı bile bilinmeyen genç kızın kaybolduğu sanılıyordu. Ancak bir asker tarafından tutulan günlük, gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Ben-Gurion’un, günlüğünde Korkunç Zulüm olarak adlandırdığı olay, Ha’aretz gazetesi tarafından askeri belgelere dayanılarak bütün açıklığıyla ortaya serildi. Gazete olaya ilişkin ordu raporlarını da yayımladı. Ağustos 1949’da, Negev civarında bir bölgede konuşlanmış olan bir birliğin askerleri, devriye görevleri sırasında karşılaştıkları bir Arap’ı öldürdüler ve yanındaki kızı da gözaltına aldılar. Kızın adı ve yaşı bilinmiyor, fakat muhtemelen çok gençti. Askerler tarafından karargâha getirilen kız, bir kulübeye götürüldü ve soyunarak vücudunu göstermesi için zorlandı. Daha sonra üç asker kıza tecavüz etti. Yahudiler için kutsal olan cumartesi yemeğinden sonra, gazete tarafından Moshe olarak adlandırılan kişi; kıza ne yapacaklarını oylamayı önerdi. İlk öneri onun mutfakta çalıştırılması oldu. Fakat bazı askerlerin daha “eğlenceli” bir önerisi vardı: Tecavüz etmek.
Basın yoluyla müdahale
ABD yönetimi İran’a yönelik müdahalelerini sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, bağımsız’ İran ‘radyolarını ve televizyon kanallarını finanse etmeyi planladığını açıkladı. Gözlemciler ABD’nin bu hamleyle ülke içerisindeki muhalif harekete müdahale etmeyi amaçladığını belirtiyor.ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage, Dışilişkiler Komitesi’nde yaptığı konuşmada, ‘ABD’nin İran bağımsız yayınına yapacağı desteğin duruma göre değişeceğini’ belirtti. ‘Finansal yardımın’ Ortadoğu Ortaklık Girişimi yoluyla yapılacağı kaydedildi. Bu program geçtiğimiz yıl Ortadoğu’da demokratik hareketleri destekleme gerekçesiyle kurulmuştu. Bakanlığın bu projeye şimdiden 100 milyon dolardan fazla bütçe ayırdığı biliniyor. ABD’nin İran muhalefetine ayırdığı desteğin miktarı ise yıllık 50 milyon dolar olarak belirlendi.
Yemenli tutuklular ABD’ye teslim edildi
Almanya’da Frankfurt havaalanı yakınlarındaki bir otelde tutuklanan Yemenli 2 ABD’ye teslim edildi. Hessen Eyaleti Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, El Kaide örgütünü destekledikleri gerekçesiyle Amerikan yönetiminin talebi üzerine tutuklanan Şeyh Muhammed Ali El Moced ile yardımcısı Muhammed Mussien Siad’ın, önceki gün Frankfurt havaalanında Amerikalı güvenlik yetkililerine teslim edildiği belirtildi. Bu kişilerin, Federal Anayasa Mahkemesi’nin iade edilmelerini uygun görmesinden sonra, Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait uçakla New York’a götürüldüğü kaydedildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net