www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Pazar günü çok olalım
Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu, Irak’a asker gönderilmesine karşı çıkmak için yarın Beyazıt Meydanı’nda olacak. Eylemde; barış, kardeşlik ve demokrasiden yana tavır alma çağrısı yapılacak.

Üniversitede reform talebi
YÖK-YEK tartışması etrafında fikirleri dikkate alınmayarak “taraf” edilmek istenen öğretim görevlileri, “bilimsel, demokratik ve özerk üniversite” istemiyle geniş çaplı bir reform önerisinde bulundular.

Kongreden grev çıktı
8. Pratisyen Hekimlik Kongresi’nde doktorlar, 1 günlük grev kararı aldı. Karar, Sağlık Bakanlığı bütçesinin TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşüleceği gün uygulanacak.

Tatliii isteyen... Tatliii...
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tepsilere doldurdukları halka şeklindeki tatlılarla sokak aralarına dalan çocuklar, okul harçlıklarını çıkarmaya çalışıyorlar.


Pazar günü çok olalım
Irak’a asker göndermenin işgalci devlet konumuna düşmek anlamına geldiğini belirten savaş karşıtları, yarın Beyazıt Meydanı’nda bir araya gelecekler.
Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu tarafından organize edilen; sendikaların, partilerin, kitle örgütlerinin, meslek odalarının ve derneklerin destek vereceği eylemde, hükümetten asker gönderme kararından vazgeçmesi istenecek.
Irak’ta yaşanan durumu “Yaşanan iki kesimin mücadelesidir. Biri savaştan çıkarı olanlar, diğeri ABD planlarına karşı olanlar” şeklinde tarif eden savaş karşıtları, mücadelelerinin ana hattını ise şöyle tanımlıyorlar: “Sürdüreceğimiz mücadele; Ortadoğu’da ABD planlarını bozmaya yönelik tüm halk güçlerinin örgütlü mücadelesi olacaktır.” “Pazar günü çok olalım” diyen savaş karşıtları saat 13.00’de Büyükşehir Belediyesi önünde bir araya gelerek Beyazıt Meydanı’na yürüyecekler.
Bütün şubeleri ile eyleme katılacaklarını açıklayan KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nejdet Uygun, Özgür-Der Başkanı Hülya Şekerci, Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu Sözcüsü Semih Hiçyılmaz ve Genel-İş İstanbul 2 No’lu Bölge Başkanı Mehmet Karagöz ile pazar günü yapılacak olan eylemi konuştuk.

‘ABD planlarını bozmak için örgütlü mücadele’
Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu Sözcüsü Semih Hiçyılmaz:
Şimdi, hükümetin baştan beri halkın sesine kulak vermekten çok ABD ve savaştan çıkarı olan bir avuç kesimin çıkarlarına göre hareket ettiği ortada. Ama başından beri de, bu ülkede halkın tamamı; savaşa, ABD planlarına ve şimdi de Irak’a asker gönderilmesine karşı olduğunu dile getiriyor. Tezkere Meclis’ten geçmiş olmasına rağmen bu tepkiler bitmedi, tersine daha da yükseldi ve yükselmeye devam edecek. Koordinasyon olarak şimdi önümüzdeki görev, savaşa karşı olan en geniş emekçi yığınların tepkisini dile getirecek faaliyetler ve eylemler yapmak. Bunun için büyük fabrikalarda, semtlerde, sanayi sitelerinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu arada kitlesel tepkilerin, giderek birleşen halk güçlerinin tepkisi olarak ortaya çıkması için yoğun bir kampanya örgütlüyoruz.
Tam da bu noktada şunu söylemek istiyorum: Tezkere çıksa da kararı uygulamak için adım atmaya çalışsalar da, yaşanan iki kesimin mücadelesidir. Biri savaştan çıkarı olanlar, diğeri ABD planlarına karşı olanlar. Sürdüreceğimiz mücadele; Ortadoğu’da ABD planlarını bozmaya yönelik tüm halk güçlerinin örgütlü mücadelesi olacaktır.

‘Irak’a asker gönderilmesini engelleyebiliriz’
KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nejdet Uygun:
Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu böyle bir eylem yapacağını açıkladığı zaman, kendi şubelerimize bu eylemin çağrısını yaptık. Biz, savaşa karşı barıştan, kardeşlikten yana her türlü talebi destekliyoruz ve bu eyleme şubeler platformu pankartıyla katılacağız.
Biz tezkerenin Meclis’ten geçmesinin Irak’a asker göndermek anlamına gelmediği düşüncesindeyiz. Halk dün, Meclis’ten tezkereyi geçirmemesini istiyordu bugün ise hükümetten asker göndermemesini istiyor. Bu ülkenin savaş karşıtları ve barıştan yana olan sendikaları, partileri, kitle örgütleri ortaya koyacakları tepkiyle Irak’a asker gönderilmesini engelleyebilir, hükümet yetkililerinin daha aklı selim hareket etmelerini sağlayabilir. Çünkü biliyoruz ki asker gönderilmesi halinde Türkiye yeni krizlere sürüklenecek. Savaşın nerelere yayılacağını tam olarak kestirmek mümkün değil. İsrail’in Filistin ve Suriye’ye yönelik saldırılarının, İran’a yönelik baskıların ve Türkiye’nin Kürtleri bahane ederek oraya gitmesinin, yeni çatışmaları doğuracağı kaygısı içindeyiz. Biz var olan sorunların çatışma zemininde değil, demokratik ve barışçıl bir zeminde çözülmesini istiyoruz.

‘ABD planlarına ortak olmayalım’
Özgür-Der İstanbul Şube Başkanı Hülya Şekerci:
Tezkere Meclis’te kabul edildiği için savaş karşıtlarının işi bitmiş değil. Mücadeleye devam etmek gerekir. Asker göndermeye karşı çıkmak ve asker gönderildiği taktirde Türkiye’yi nelerin beklediğini halka anlatmak zorundayız.
Çünkü biz biliyoruz ki, Amerikan emperyalizminin planları sadece Irak ile sınırlı değil. Planları bütün Ortadoğu’yu kaplıyor. Mesele, sadece Irak’a asker göndermek değil, Amerika’nın planlarına ortak olmaktır. Çünkü eğer bunu yaparsak, Amerika’nın jandarması, İsrail’in ise taşeronu oluruz.
Türkiye’nin Irak’a gitmesi halinde Kürt sorununun çıkmaza gireceğini insanlara anlatmak gerekir. İnsanlar bunu bilmiyor. Bunu gören herkesin tepkisini ortaya koyması gerekir. Koordinasyon’un yaptığı eylemler, tam da bu amaca hizmet etmektedir.
Ayrıca bu eylemlerde farklı bakış açısına sahip olan insanların bir araya gelmesi ve zülme karşı birlikte direnme kararı almaları önemli ve bu bazı kesimleri rahatsız ediyor. Pazar günü önemli. Ve buradan savaş karşıtı bütün kurum, kuruluş, parti ve sendikalara orada olmaları çağrısı yapıyorum. Ayrıca her birey de, bireysel sorumluluğu bağlamında orada bulunmalı. Pazar günü Beyazıt’ta çok olalım.

‘İşçi sendikaları da savaşa karşı çıkacak’
Genel-İş İstanbul 2 No’lu Bölge Başkanı Mehmet Karagöz:
Biz Genel-İş 2 No’lu Bölge olarak, pazar günü yapılacak olan eyleme pankartımızla katılacağız ve savaşı istemediğimizi dile getireceğiz. Bunun yanı sıra 3 ve 7 No’lu Konut İşçileri şubeleri de eyleme katılacak.


Başa dön


Üniversitede reform talebi
Hasan İşler
Yaz döneminden bu yana AKP Hükümeti ile YÖK arasında sürdürülen, üniversitelerin kimin denetiminde olacağı tartışması, imam hatiplerin önünü açan düzenlemeyle iyice alevlendi. Milli Eğitim Bakanlığı ile rektörler arasında dönem dönem karşılıklı sataşmalara kadar varan bu süreçte, koparılan tüm yaygaralara rağmen her iki taraf da, üniversiteleri tamamen sermayenin hizmetine sunmayı ve toplumun yararına kullanılması gereken bilimi piyasalaştırmayı hedefliyor.
Yasa taslağının hazırlanması sırasında, üniversitelerin asli bileşenleri olan öğretim üyeleri, öğrenci ve üniversite çalışanlarının hiçbirinin görüşlerinin alınmaması tepkilere yol açıyor. İlk olarak öğrenciler üniversite açılışlarında “Bilimsel, özerk, demokratik bir üniversite”den yana taraf olduklarını, YÖK’ü de YEK’i de tarihin çöp sepetine atacaklarını haykırdılar. Bununla beraber sorunun diğer bir önemli muhatabı konumundaki öğretim üyeleri de, üniversitenin bir bileşeni olduklarını hatırlatarak, üniversitelerin gerçek bir reforma ihtiyacı olduğunu ve “özgür, özerk, katılımcı üniversite modeli”nden yana olduklarını ilan ettiler.
Rapor sunuldu
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in çağrısı ile 27 Ekim 2003 tarihinde Başkent Öğretmen Evi’nde yapılan toplantıda, Çukurova Üniversitesi Öğretim Elamanları Derneği (ÇÜ ÖED) kendi üyeleriyle tartışarak hazırladığı raporu bakana sundu. Raporda, YÖK sisteminin aşırı merkeziyetçi ve bürokratik bir düzen olduğu ve bu düzenin bazı yöneticiler tarafından baskıcı ve adaletsiz bir uygulamaya dönüştürüldüğü belirtiliyor ve Türkiye’nin YÖK düzenini aşamadığı vurgulanıyor. Hükümetin hazırladığı taslakta da sistemin özündeki otoriter ve merkezi anlayışın korunduğu, özellikle idari işlerde siyasi otoritenin üniversiteler üzerindeki etkinliğinin artırılmasının hedeflendiği eleştirisi getiriliyor.
Raporda ayrıca, yasa taslağı üzerindeki çalışmalara MEB ve üniversitelerarası kurulun yanında öğretim üyeleri dernek ve sendika temsilcilerinin, öğretim üyelerinin ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katılması talep ediliyor. Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği üyelerinin tartışarak hazırladıkları üniversite reformunun temel ilkelerinden taviz verilmeyeceği vurgulanıyor.
Reform ilkeleri
Öğretim Elemanları Derneği’nin hazırlayıp Milli Eğitim Bakanlığı’na sunduğu raporda, üniversitede yapılması gereken reform ilkeleri şöyle sıralanıyor:
  • Yükseköğretim reformu bilim özgürlüğünü güvence altına almalıdır
  • Üniversiteler özerk, katılımcı, laik, çağdaş yapıya kavuşturulmalıdır
  • Üniversitelerin hedeflerini saptayıp gerçekleştirebilmeleri için akademi, idari ve mali özerklik sağlanmalıdır. Bu özerklik, saydamlık ve hesapverebilirlik ile el ele gider
  • Üniversite ve yükseköğretimin işleyişi, iktidarın siyasi müdahale alanı olmamalıdır
  • YÖK, eşgüdüm ve planlama dışında üniversitelerin gündelik işlerine karışmamalıdır
  • Üniversitelerarası Kurul, rektör, dekan, bölüm başkanı gibi tüm yönetim makamlarının seçilme süreçleri demokratik ve katılımcı olmalıdır
  • Üniversitede karar alma yetkisi kurullara, bu kararları yürütme yetkisi ise seçilmiş görevlilere verilmelidir
  • Akademik yükseltme ve atama kararları tamamen bilimsel veri ve ölçütlerle verilmeli, ideolojik/siyasi ölçütler, telkin ve baskı söz konusu olmamalıdır
  • Yükseköğretimde fırsat eşitliği anayasal bir haktır. Parası olana herhangi bir imtiyaz tanıyan, dar gelirli gençlerin eğitim hakkını zedeleyen girişimler kesinlikle kabul edilemez.


    Başa dön


    Kongreden grev çıktı
    8. Pratisyen Hekimlik Kongresi’nde doktorlar, Sağlık Bakanlığı bütçesinin TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşüleceği gün, acil servislerde hizmetin durdurulmaması kaydıyla grev yapma kararı aldı.
    Uygulamaya konulan Sözleşmeli Personel Yasası ile sağlık çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kalkacağını savunan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek, bundan sonra bu uygulamalara “dur” diyebilmek için sürekli hareket halinde olacaklarını belirtti. Sayek, “Hekimler grev yapamaz diye bir şey yok. Artık başka çaremiz kalmadı. Bu kış işbırakma dahil ciddi eylemler yapacağız” dedi.
    Antalya Belek’te düzenlenen 8. Pratisyen Hekimlik Kongresi’nde TTB Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek’in başkanlığında “Özel Bir Dönemi Birlikte Yaşama Çağrısı” başlıklı bir oturum düzenlendi. Oturumda konuşan Sayek, Türkiye’de 90 binin üzerinde hekimin günde 500 bin hastaya baktığını, hekimlerin çok çalışıp az kazandığını ve giderek tükendiklerini iddia etti.
    Ticarethane benzetmesi
    Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin hekimlik yapmayı zorlaştıracağını kaydeden Sayek, “Zaten, hekimlik ortamını çok zorlayan bir bakan vardı. Hükümet değişti, hepimizi şaşkınlığa uğratan pek çok yeni konu ortaya çıktı” dedi. Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında uygulamaya konulan performansa dayalı döner sermaye sistemi ile hekimlerin iş yapamaz hale geldiğini, sağlık ocaklarının “ticarethaneye dönüştüğünü” ileri süren Füsun Sayek, pratisyen hekimlerin reçete yazmalarının bile kısıtlandığını söyledi.
    SSK-Sağlık Bakanlığı hastanelerinin ortak kullanımına ilişkin protokolle de sağlık ocaklarının “sevk ocakları” haline geldiğini belirten Sayek, “Bu protokol, sağlık ocaklarına yük olmaktan başka bir işe yaramadı” diye konuştu.
    Göreve-Greve...
    Uygulamaya konulan Sözleşmeli Personel Yasası ile, sağlık çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kalkacağını savunan Sayek, bundan sonra bu uygulamalara “dur” diyebilmek için sürekli hareket halinde olacaklarını belirtti. Sayek, “Hekimler grev yapamaz diye bir şey yok. Artık başka çaremiz kalmadı. Bu kış işbırakma dahil ciddi eylemler yapacağız” dedi. Sayek, tüm illerdeki hekimlere TTB olarak “Göreve-Greve” çağrısı yaptıklarını, şu ana kadar 20 bin doktorun grevi desteklediğini bildirdi.
    Sağlık Bakanlığı bütçesinin TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda ele alınacağı gün işbırakacaklarını kaydeden Füsun Sayek, tüm hekimlerden çağrılarına olumlu yanıt geldikten sonra işbırakma süresinin belirleneceğini söyledi.
    ‘Hazırlığınızı yapın’
    İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Mustafa Vatansever de, hekimlerin bu gidişe artık “dur” demesi gerektiğini ifade ederek, “Bu kış çok soğuk geçecek. Kışa hazırlığınızı iyi yapın” diye konuştu. Oturuma katılan hekimler de, teker teker söz alarak sorunlarını dile getirdiler ve yapılacak eylemler konusunda önerilerde bulundular. Bazı hekimler, grevin gerçekleştirileceği gün tüm özel muayenehanelerin de kapatılması önerisini yaptılar. 8. Pratisyen Hekimlik Kongresi, 19 Ekim Pazar günü sona erecek.


    Başa dön


    Tatliii isteyen... Tatliii...
    Şerif Karataş
    Güne ezan sesi ile başlayan Diyarbakır’ın sokaklarında bir süre sonra küçük çocukların sesi yankılanır; “Tatliciii...”, “Tatliii isteyeeeen”, “Tatliii...” , “Tatliii yiyen...”
    Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tepsilere doldurdukları halka şeklindeki tatlılarla sokak aralarına dalan çocuklar, okul harçlıklarını çıkarmaya çalışıyorlar. Ama biraz telaşlılar. Çünkü tatlıları bitirip okula yetişmek zorundalar.
  • Hasan Balıkçı’nın anısı yaşatılacak
    Kaçak elektrik kullanımına karşı mücadele ederken 18 Ekim 2002’de uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren elektrik mühendisi Hasan Balıkçı için düzenlenen ‘Hasan Balıkçı Anma Etkinlikleri” devam ediyor. Etkinlikler kapsamında Balıkçı’nın eşi Şengül Balıkçı, akrabaları, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Cengiz Göltaş ve iş arkadaşları TEDAŞ Adana Müessese Müdrülüğü’nde bir araya gelerek Balıkçı’nın anısını yaşattılar. TEDAŞ önünde açıklama yapan ESM Adana Şubesi Başkanı İlyas Turan, ANAP’lı Seyhan Belediyesi Meclis Üyesi İbrahim Bostancı’nın “TEDAŞ’ta Hasan Balıkçı’yı seven bir kişiyi bulun ben istifa edeceğim” şeklindeki sözlerini protesto ederek, Bostancı’yı istifa etmeye çağırdı.
    ‘Sadece çevre sorunu değil’
    ODTÜ Çevre Topluluğu’nun düzenlediği “Çevre Günleri” kapsamında “Ormanlar, Sit Alanları, 2B” konulu panel önceki gün yapıldı. Panelde konuşan Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği (KIRÇEV) temsilcisi Yücel Çağlar, çevre ile ilgili tartışmaların yüzeysel kaldığını belirterek, çevre sorununun; teknik, ekonomik, sosyolojik, siyasal, ekolojik, bilimsel yönlerden ve kentleşme açısından ayrı ayrı incelenmesi gereken bir konu olduğunu bildirdi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden Rükzan Peköz ise, iktidarın Anayasa’yı değiştirerek kıyıları uluslararası şirketlere peşkeş çekmek istediğine vurgu yaptı. Kıyıların yabancılara satılmasının ülke güvenliği için de tehdit oluşturacağını vurgulayan Peköz, şu anda bile denetlenemeyen kıyıların, mülkiyet hakkı yabancıların eline geçtiğinde tamamen denetimden çıkacağının altını çizdi.
    MEB’den utanç verici yasak
    Milli Eğitim Bakanlığı ilginç uygulamalarına bir yenisini daha ekleyerek, dünyaca ünlü yerli ve yabancı çok sayıda çocuk edebiyatı klasiklerine yasak koydu. Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nca hazırlanan listenin Tebliğler Dergisi’nde yayınlanarak yürürlüğe giren yasak listesi uyarınca, İl Milli Eğitim Müdürlükleri yasaklanan kitapları okul kütüphanelerinden kaldırmaya başladı. Talim Terbiye Kurulu’nun hazırladığı listeye göre “eğitim ve öğretim açısından uygun görülmeyen” Nasrettin Hoca, Keloğlan, Heidi, Alice Düşler Ülkesi’nde, Aya Yolculuk, Karga ile Tilki gibi klasikler artık yasak.
    Hatay’da öğrenci derneği kapatıldı
    Mustafa Kemal Üniversitesi Öğrenci Derneği’nin (MKÜ-ÖDER) kapatılması öğrencilerin tepkisine neden oldu. Kapatılma kararını geçtiğimiz günlerde yaptıkları eylemle protesto eden öğrenciler, mücadelelerini sürdüreceklerini söylediler. 5 yıllık bir geçmişi olan MKÜ-ÖDER, harç ve yurt ücretlerinin artırılması, zorunlu bağışlar, kalitesiz eğitim, soruşturma, tehditler ve kameralarla öğrencilerin her an gözetlenmesine karşı sürdürülen mücadelenin merkezi haline gelmişti. Kapatma kararı, derneğin 2002 yılında başkanlığını yapan Veysel Arslan’ın, tutukluların taleplerinin dile getirildiği bir eyleme katılması ve ardından 6 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılması nedeniyle verildi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net