www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Büyümez işçi çocuklar
Çalışan çocuklar çalışmayan çocuklara göre hem daha zayıf hem de daha kısa. Yüzde 62’si günde 12 saatten fazla çalıştırılan bu çocuklar, düzenli beslenemiyorlar.

19. yüzyıla mı döndük!
“9-16 yaş arasındaki gençlerin gece çalıştırılması yasaklandı ve işgünü dinlenme molaları hariç 12 saat olarak belirlendi. Fabrikatörler dinlenme molalarını keyfi bir biçimde düzenledikleri için işgünü gerçekte 14 saati ve fazlasını buluyordu.”

Gelişimleri standartların altında
Yetersiz ve dengesiz beslenme nedeniyle çalışan çocukların boy ve ağırlık ortalamaları Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarının altında.


Büyümez işçi çocuklar
Gökhan Durmuş
Henüz 11 yaşında. Bayrampaşa’da bulunan binlerce çorap atölyesinden birinde çalışıyor. Gece vardiyasında 13, gündüz vardiyasında 11 saat. Haftalık ücreti 80 milyon lira. Köyünde okul, babasının cebinde de para olmadığı için ancak ilkokulu bitirebilmiş.
Memleketi Muş’tan İstanbul’a gelen Şenol Taşdemir, “Abimle ben burada çalışıp babama para gönderiyoruz. Yoksa orada geçinmesi çok zor” diyor. Küçük yaşta büyük bir yükü sırtlamak zorunda kalan Şenol, abisi ile birlikte 6 kişilik bir bekar evinde yaşıyor. Haftalıklarını aldıklarında türlü ve makarnadan oluşan “zengin sofralarına” oturuyorlar. Paralar bitmeye başlayınca ne bulurlarsa onu yiyorlar.
Şenol’un yaşıtlarına göre daha çelimsiz olmasının nedeni, ağır çalışma koşulları ve yetersiz beslenme, daha doğrusu beslenememe.
10 milyon çocuk
Bu, sadece Şenol’un değil milyonlarca çocuğun sorunu. Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi Sağlık Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Alphan ve Araştırma Görevlisi Süleyman Avcı, bu soruna dikkat çekiyor. Kartal’da konfeksiyon, tesviye ve berberlik işkollarında çalışan 15-19 yaş grubundaki 110’u erkek, 76’sı kız toplam 186 çocuk üzerinde araştırma yaptıklarını belirten Alphan, araştırmaya katılan çocukların, çalışmayan çocuklara göre hem daha zayıf hem de daha kısa olduklarını söylüyor.
Üstelik normalden fazla çalıştırılıyorlar. Bu çocukların yalnızca yüzde 6’sı günde 8 saat çalışıyor. Yüzde 62’si ise 12 saatten fazla çalışıyor.
Düzenli beslenemiyorlar
Bu kadar uzun süreli çalışmaya karşın yeterli enerjiyi alabiliyorlar mı? Araştırma bunun da yanıtını veriyor: Çocukların yüzde 72’si günde en az bir öğünü atlıyor. Öğün atlayan çocukların yüzde 46.9’luk oranı kahvaltı yapmıyor, yüzde 12.1’i öğle, yüzde 9.1’i akşam, yüzde 3.9’u ise sabah ve öğle yemeklerini yemiyor. Atlamadıkları öğünlerde de gereken vitamini alamıyorlar. Çoğu işçi çocuk, tok tuttuğu için çorba, pilav, makarna ve ekmek türü gıdalara yöneliyor.
Okul masraflarını karşılamak için Topkapı’da Matbaacılar Sitesi’nde çalışan 15 yaşındaki Ali Arıkan da, bu koşullarda büyüyor. Sabah erken işe gittiği için kahvaltı yapamıyor. Çorba, kuru fasulye ve pilavdan oluşan öğle yemeği ile 11 saatlik mesaisini tamamlıyor.


Başa dön


19. yüzyıla mı döndük!
“9-16 yaş arasındaki gençlerin gece çalıştırılması yasaklandı ve işgünü dinlenme molaları hariç 12 saat olarak belirlendi. Fabrikatörler dinlenme molalarını keyfi bir biçimde düzenledikleri için işgünü gerçekte 14 saati ve fazlasını buluyordu.”
“1825 yasası, işgününün en fazla 13.5 saati bulması için yemek paydoslarının bir buçuk saati aşmamasını belirledi. 1819 ve 1825 yasaları fabrika müfettişlerinin denetimlerini öngörmüyordu ve fabrikatörler bu yasalara uymuyordu.”
“Demir ve kömür ocaklarında, hemen hemen aynı şekilde sömürülen 4, 5, 7 yaşlarında çocuklar çalışmaktadır -bu arada çoğunluğu sekiz yaşından büyük. (...) Olağan günlük çalışma süresi 11-12 saat; ancak bu süre sık sık uzuyor. İskoçya’da 14 saati bulurken, çoğu kez de bu süre iki katına çıkarılıyor. Öyle ki işçilerin tamamı 24, hatta sıklıkla 36 saat, hiç durmadan yeraltında çalışıyor. Çoğu yerde belirlenmiş yemek ve dinlenme molaları diye bir şey yok; insanlar acıktıklarında ya da fırsat bulduklarında yiyor. “
“İşçi sınıfının çocukları ve özellikle fabrika işçilerinin çocukları arasındaki büyük ölüm sayısı, bunların yaşantılarının ilk birkaç yılını ne denli gayri sıhhi koşullar altında geçirdiklerinin kanıtıdır. Tabi bu etkiler, yaşayan çocuklar için de geçerlidir. Ama ölüp gidenlerin üstündekiler kadar etkili değildirler! En iyi durumlarda sonuç, hastalığa kolay yakalanma eğilimi ya da gelişmede bir durgunluktur. Bunun sonucu da çocuğun normal fiziki gücünü yitirmesidir.”
“Her ne durumda olursa olsun çocukların sadece bedensel ve kafa gelişmelerine ayrılacak olan vakitlerinin duygusuz burjuvazinin hırsı için harcanması ve sanayicilerin yararına onları harap etmek için çocukların okuldan ve temiz havadan uzaklaştırılmaları affedilemez”
“(...) geceleri uygulanan uzun iş saatleri nedeniyle işçiler arasında epeyce ün kazanmış bir kuruluş olan Pendleton’da Bay Douglas’ın fabrikasında sakatlanan biriyle şahsen tanıştım. Bu sakat insanların bozukluklarının nereden geldiği bir bakışta anlaşılıyor. Hepsi birbirlerine benziyorlar; dizler içeri ve arkaya doğru bükük, ayaklar içeriye doru dönük, bilekler şekilsizleşmiş ve kalın, omurga çoğu kez öne ya da bir tarafa doğru dönük.”
“Sağlam bir yapı, iyi beslenme ve diğer uygun koşulların genç işçilere bu barbarca sömürüye daha fazla direnme olanağı sağladığı yerlerde de en azından sırtta, kalçalarda ve bacaklarda ağrılar, eklem yerlerinde şişlikler, damar şişkinlikleri, baldırlarda ve kalçalarda sürekli yaralar görmekteyiz. Bu hastalıklar hemen hemen bütün işçiler için geçerlidir.”
Bütün yaz su sattı
“Abi su ister misin? Soğuk su, buz gibi” bağırışları ile Kartal Devlet Hastanesi bahçesinde su satan Burak Tekin, yaz tatili boyunca okul ihtiyaçlarını karşılayacak parayı toplamaya çalıştı. Burak, henüz 12 yaşında ve 7. sınıf öğrencisi. Yazın da etkisiyle 48 şişe su satarak günde ancak 3 milyon lira kazanabildi.
Kaza ‘geliyorum’ diyor
Enerji ve besin öğeleri yetersizliğinin çalışanların ilgi ve dikkatini olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Emel Alphan, bunun sonucunda iş kazaları ve meslek hastalıkları oranının yükseldiğini söyledi. DİE’nin verileri bunun ispatı niteliğinde. 1998’de iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle ölen çocuk sayısı 5 iken, 2000 yılında bu sayı 14’e çıktı. İş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle iş göremez durumda olan çocuk sayısı ise 1998’de 86 iken bu rakam 2000 yılında 134 olarak tespit edildi.
İstanbul’da 4 çocuktan biri çalışıyor
Sanayi bölgeleri, fabrikalar, tarlalar, sokaklar... Çalışan çocuklara her yerde rastlamak mümkün. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi büyük kentler başta omlak üzere tüm ülkede milyonlarca çocuk tam gün ve sürekli olarak ya da okul dışı zamanlarda hiçbir güvenceleri olmadan çalıştırılıyor. Genel nüfusa oranla çalışan çocuk sayısının en fazla olduğu il İstanbul. 4 milyon civarında çocuğun yaşadığı İstanbul’da, her 4 çocuktan biri bu koşullarda çalışmak zorunda.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net