Hırsızlık bıktırdı köylüler silahlanıyor
Ardahan’da son zamanlarda artan hırsızlıklara karşı alınan güvenlik önlemleri yetersiz kalınca, köylüler kendi güvenliklerini sağlamak ve hayvanlarını hırsızlara kaptırmamak için harekete geçti. Çok sayıda köylü, silah ruhsatı almak için Emniyet Müdürlüğü’ne başvuru yaparken, silah satıcıları da son zamanlarda silah satışında büyük bir artışın yaşandığını söyledi. İsmini açıklamak istemeyen bir köylü, son zamanlarda sık sık hayvan hırsızlığı vakalarının yaşandığını ve güvenlik önlemlerinin de yetersiz kaldığını belirtti.
Mağdurlar adına suç duyurusu
Tüketici Hakları Derneği, İmar Bankası mağdurları adına Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yetkilileri hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dernek Başkanı Turhan Çakar, bankanın yetkisi olmadığı halde Hazine bonosu ve devlet tahvili satmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, sorumluların yargılanmasını istediklerini söyledi. Çakar, dernek merkezinde dün düzenlediği basın toplantısında, İmar Bankası mağdurlarına destek verdi. Çakar, Hazine bonosu ve devlet tahvili satma yetkisinin, 1990 yılında SPK tarafından elinden alınmasına karşın İmar Bankası’nın, el konulduğu 4 Temmuz 2003 tarihine kadar olmayan bonoları satmasına göz yumulduğunu söyledi. İmar Bankası’nın olmayan bonolardan 1 katrilyon dolayında satış yaptığının ortaya çıktığına dikkat çeken Çakar, yaklaşık 13 yıldır yetkisi olmamasına karşın bankanın reklam vermesinin, bono satmasının, görevli ve sorumluların bunun farkına varmamalarının dikkat çekici olduğunu dile getirdi. Çakar, bankadaki çifte hesap uygulamasının da, yine bankaların çalışmalarını düzenleyen ve denetleyen kuruluşların içler acısı durumunu ortaya koyduğunu ifade etti. Çakar, tüm tükeciler adına, “usulsüz işlemler bu boyutlara gelene kadar BDDK, SPK, İMKB ve TMSF ne yaptılar, neredeydiler?” diye sordu. Çakar, ayrıca halen faaliyetteki hangi bankalarda karşılıksız Hazine bonosu satıldığını, çifte mevduat hesabı yapılıp yapılmadığının da yanıtlanmasını istedi. Çakar, BDDK, SPK, İMKB ve TMSF yetkililerinin hizmet kusuru işlediklerini dile getirerek, söz konusu kurumların yetkililerinin, TCK’nın 230 ve 240’ıncı maddeleri uyarınca “görevi ihmal ve suistimal”den yargılanmaları için Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.
YÖK Tasarısı’na destek yok
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, yeni YÖK Yasa Tasarısı’nın; siyasi amaç güden, üniversiteleri ticarethaneye dönüştüren, reform niteliği taşımayan mevcut haliyle yasalaşmasına kesin olarak karşı olduklarını söyledi. Sendika genel merkezinde dün basın toplantısı düzenleyen Özcan, YÖK Yasa Tasarısı’nın çağdışı, katılımcılıktan uzak, şeffaflıkla ilgisi olmayan, antidemokratik bir tasarı olduğunu vurguladı. Tasarıda karşı çıktıkları noktaların başında siyasi erke önemli ayrıcalıklar verilmesinin geldiğini belirten Özcan, rektör atamalarının Cumhurbaşkanı’nın yetkisinden çıkarılarak hükümetin inisiyatifine bırakılmasının kadrolaşmaya zemin hazırladığının altını çizdi. Özcan, tasarıda, yükseköğretimdeki hiçbir kuruluşta sendika temsilcilerinin bulunmamasına da tepki gösterdi. Tasarıda üniversite çalışanlarının özlük haklarını düzeltmeye yönelik bir çalışma yapılmadığına değinen Özcan, “Üniversite çalışanları canla başla çalıştıkları için cezalandırılıyorlar mı?” diye sordu. Özcan ayrıca, eğitim öğretime katkı payı adı altında alınan harç parasına yüzde 20 ila 25 arasında zam yapıldığını hatırlatarak, eğitimle ilgilenmesi gereken gençlerin geçim sıkıntısıyla baş etmek zorunda bırakıldığını bildirdi. Üniversiteye yeni başlayan bir gencin harç, yurt, depozito, yol, kitap, yemek masraflarının ortalama maliyetinin 2 milyarı bulduğuna dikkat çeken Özcan, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun verdiği öğrenim kredilerinin adaletsiz biçimde dağıtılmasını da eleştirdi.
Alevilerden Erdoğan’a tepki
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘’Hangi Aleviye sorsam Müslümanım diyor. Müslümanların ibadet yeri camidir. Cemevleri bir ibadet yeri değildir!” sözüne tepki gösterdi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Öğütcü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Erdoğan’ın Alevilerin ibadet yerleri olan cemevlerini ve kendilerine has inançlarını yok saydığına dikkat çekildi. Erdoğan’ın, Berlin ziyareti esnasında birçok kurum ve kuruluş temsilcisinin katıldığı bir toplantıda, cemevlerinin yasalar önünde ve uygulamada camiler ile eşit tutulmasına yönelik sorulan soru üzerine söylediği sözler tartışma yarattı. Başbakan’ın bu tutumunu şiddetle kınadıklarını belirten Hasan Öğütçü, bu tutumu “Osmanlı`dan günümüze kadar süregelen Alevi köylerine cami yaparak Alevileri Sünnileştirme politikasının devamı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamasının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde garanti edilen eşitlik ilkesini bir çırpıda geçersiz hale getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, aynı zamanda laiklik ilkesi ve inanç özgürlüğünün de rafa kaldırıldığı dile getirildi. Öğütçü açıklamasında, “Laik ve demokratik ülkelerde devlet, vatandaşlarının ibadet yerlerinin cami mi, kilise mi, havra mı, veya cemevi mi olduğunu belirlemez. Bunu belirleyen sadece bireyler ve inanç kurumlarıdır. Laik devletlerin benimsedikleri herhangi bir inanç veya din olamaz. Laik devletler tüm dinlere, inançlara ve inançsızlığa aynı mesafede durmak zorundadır” dedi.
|