www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Wolfowitz çok memnun!
Suriye Başbakanı, Türkiye’nin ABD işgaline aktif destek vermesini isteyerek, bu işgale karşı “ortak mücadele” çağrısı yaptı.

‘Yemen türküleri söylemeyelim’
ABD’nin bölge ülkelerinden ve NATO’ya bağlı diğer ülkelerden Irak için asker talep etmesi ve Türkiye’nin bu talebe balıklama atlamasına tepkiler artıyor.

Çorum’da asker göndermeye protesto
EMEP Çorum İl Örgütü, Türkiye’nin Irak’a asker göndermek istemesini protesto etti.


Wolfowitz çok memnun!
haber analiz - Taylan Bilgiç
Suriye Başbakanı Mustafa Miro, salı günü epey kalabalık bir heyetle Ankara’ya geldi, çeşitli temaslarda bulundu ve ülkesine döndü.
Miro, 1986’dan bu yana Türkiye’yi ziyaret eden ilk Suriye Başbakanı. İki ülke arasındaki ilişkilerin Kürt sorunu nedeniyle gerilmesi ve “savaşın eşiğine” gelinmesinden sadece 5 yıl sonra bugün, ikili ilişkiler oldukça iyi bir seviyeye ulaşmış durumda. Nitekim; taraflar sağlık, doğalgaz, petrol, doğal kaynaklar ve gümrük alanlarında yeni anlaşmalarla, ilişkileri daha da güçlendirdiler.
2001’de 800 milyon dolar olan Türkiye-Suriye ticaret hacmi, 2003’te 1.5 milyar dolara çıkmış bulunuyor.
Kalabalık heyet
Miro liderliğindeki heyetin niteliği, Suriye’nin Türkiye ile işbirliğine ne büyük önem atfettiğini gösteriyor: Bir başbakan yardımcısı, dört bakan, iki bakan yardımcısı ve Devlet Planlama Komisyonu Başkanı.
Ancak Mustafa Miro, Ankara’ya sırf “ekonomi” için gelmemişti. Ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: “Bütün dünya, ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir düzen kurma politikasının farkında. Türkiye, Suriye, İran ve diğer devletler daha fazla birlikte hareket etmeli. Eğer yalnız kalırsak, Irak’ın başına gelenlerin bizim başımıza gelmesi kolaylaşır. Irak’taki işgal bir an önce sona ermeli ve ABD, bölgeyi derhal terk etmelidir.”
İşgal sona ermeli
Bu sözler, Dışişleri Bakanı Faruk el Şara’nın demeciyle desteklendi. Şara, Miro’nun hareket etmesinden önce, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye üzerindeki baskısının arkasında İsrail’in bulunduğunu vurguladı. Suriyeli bakan, ABD yönetiminin “aptallığı ve şiddet düşkünlüğü ile, çok özel bir vaka” olduğunu söylüyordu.
Suriye hükümeti, bu açık mesajları, Ankara’daki görüşmelerinde de yineledi. Miro, “Anglo-Amerikan işgali sona ermeli, Irak halkı, toprak ve halk bütünlüğünü koruyacak kendi siyasi sistemini seçme hakkına sahip olmalıdır” diyordu.
Mantıklı olan ne?
Bölgemizdeki olguları şöyle bir düşünelim: Binlerce kilometre uzaktan gelen ABD ve İngiltere orduları, komşumuz Irak’ı işgal altına almıştır. Washington ve Londra’dan, neredeyse her gün, diğer komşularımıza askeri saldırı tehditleri savrulmaktadır. Afganistan’la başlayıp Irak ile devam eden bu savaşın “nesiller boyu süreceği”, en üst düzey yetkililer tarafından açıkça ifade edilmektedir.
En önemlisi de saldırgan yabancı güçler, yeni savaşları için Türkiye’yi kullanmayı, Türkiye ile komşularını birbirine düşürerek, kendi çıkarlarını “en kolay yoldan” ilerletmeyi hedeflemektedirler. Türkiye’nin bu planlara karşı çıkması halinde ise, “çuvallama” gibi olaylarla, başımıza gelebilecekleri hatırlatmaktadırlar.
Bu koşullar altında; hedef tahtasında bulunan bir komşu ülkenin başbakanı geliyor ve yabancı güçlere karşı bölge ülkelerinin işbirliği yapması gibi, çok makul bir öneride bulunuyor.
AKP’nin yaptığı ne?
Bu öneri, Türkiye’de “Irak’a asker gönderme” tartışmalarının üzerine gelmesi açısından da anlamlıdır. Komşularımız; Türkiye’nin ABD işgaline aktif destek vermesini istememekte, dahası, bu işgale karşı “ortak mücadele” çağrısı yapmaktadırlar.
“Bağımsız olma” iddiasındaki bir devlet ve hükümetten böyle bir öneriye, elbette olumlu yanıt gelmelidir.
Şimdi, AKP Hükümeti yetkililerinin Miro’ya neler yaptığına bakalım: Miro, 29 Temmuz’da Başbakan Erdoğan ile görüşmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında, iki ülkenin de “Irak’taki işgalin sona ermesini istediklerini” vurguladı.
Tayyip Erdoğan, konuyla ilgili yorum yapmayı “reddetti”.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Suriye’yi “ABD’yi karşısına almaması” konusunda uyardı. Gül, Suriye’den ABD’yi doğrudan hedef alan açıklamalardan kaçınmasını istedi. Gül daha da ileri giderek, “Suriye’nin uluslararası terörizme karşı mücadelede daha aktif rol almasının Washington’da memnuniyetle karşılanmaya başladığını” aktardı. (Aktaran Hürriyet)
Medya boş durmadı
Hükümet yetkilileri, komşuya bunları yaparken, medya da boş durmadı. Holding basınının en “gözde” isimleri, bir süredir “Japonya bile Irak’a asker gönderiyor, biz de gönderelim” yazıları döşeniyorlar. Kimi gazeteler bu kritik ziyareti “Suriye’nin Hatay takıntısı depreşti” başlıklı kışkırtma haberleriyle, kimileri “geçmişte PKK’ya destek vermişlerdi”, kimileri ise “Bizim suyumuzu istiyorlar” yollu hatırlatmalarla “değerlendirdi”.
Sebep belli!
Hükümet ve “sahibinin sesi” medyanın bu düşmanca tutumunun sebebini nerede aramalı? Fazla uzağa değil, mayıs ayında CNN Türk ekranlarında arz-ı endam eden ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’e bakalım: “Türkiye’nin Suriye veya İran ile yapacağı her şey, ABD’nin genel politikasıyla uyumlu olmalı veya bu ülkeleri, kötü tutumlarını değiştirmeye yönelik olmalıdır.”
Erdoğan, Gül ve diğerleri, Wolfowitz’in emirlerini ikiletmiyorlar!

Bir kritik ziyaret daha
Suriye, “ABD işgaline karşı dayanışma” önerisinde yalnız değil. İran’ın da benzer görüşler paylaştığı biliniyor. Dahası; bugün bölgeye bir ziyaret yapacak olan Hindistan Dışişleri Bakanı Yaşvant Sinh de aynı mesajı taşıyor. Bakan, bu kritik dönemde, Suriye ve Türkiye’yi ziyaret edecek.
Hindistan, ABD işgaline asker vermeyi reddeden çok sayıda ülkeden sadece biri.

ABD’nin ‘böyyük’ koalisyonu
ABD yönetimi, “Irak’a 30 ülke asker gönderecek” diyerek, Anglo-Sakson işgalinin “uluslararası ve meşru” olduğu izlenimi yaratmaya çalışıyor. Türkiye’deki Amerikancı kalemler de, “Japonya bile gidiyor, biz bu işin dışında kalamayız” diyerek, bu propagandayı sürdürüyorlar.
Oysa ABD’nin “büyük koalisyon”u, sadece bir illüzyondan ibaret. Rusya, Almanya, Çin, Fransa, Hindistan gibi dünya politikasında sözü geçen ülkelerden hiçbiri, ABD işgaline ortak olmayı kabul etmedi. Japonya, Meclis’ten çıkan “Irak’a asker tezkeresi” sonrasında karıştı. Polonya’da halkın yüzde 68’i, Meclis’in aldığı “Irak’a gitme” kararına karşı çıkıyor.
Bunların dışında; ABD’nin “büyük koalisyon”u, şu ülkelerden oluşuyor: İspanya, Hollanda, Ukrayna, Danimarka, Tayland, Filipinler, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Litvanya, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk, Honduras, El Salvador, Azerbaycan, Eritre, Estonya, Etiyopya, Makedonya, İzlanda, İtalya, ve Dominik Cumhuriyeti!


Başa dön


‘Yemen türküleri söylemeyelim’
ABD’nin bölge ülkelerinden ve NATO’ya bağlı diğer ülkelerden Irak için asker talep etmesi ve Türkiye’nin bu talebe balıklama atlamasına tepkiler artıyor.
EMEP Konak İlçe Örgütü ve Emek Gençliği; Eskiizmir, Limontepe, Cennetçeşme ve Yurtoğlu semtlerinde yaptıkları kahve toplantılarında, “Amerikan çıkarları için askerlerimiz ölüme gönderilmesin. Başta Amerika ve İngiltere olmak üzere tüm emperyalistler Ortadoğu’dan elini çeksinler, işgale son verilsin” çağrısında bulundu. Yoğun ilginin olduğu toplantılarda konuşan Konak İlçe Başkanı Haydar Cenan, “Tarafı olmadığımız ve asla tasvip etmediğimiz bu işgalin ortağı olmak istemiyoruz. Yeniden Yemen türkülerini söylememek için Irak’a askerlerimizin gönderilmesini hep birlikte engellemeliyiz” dedi. 15’e yakın kahvede yapılan toplantılara katılanlar, milletvekili çocuklarının asker olmadığını söyleyerek, “Bizim Irak’a gönderecek çocuğumuz yok” dediler.
AKP’ye tahammül yok
Yurtoğlu Parkı’nda, Büyükşehir Belediyesi’nin sinema gösterimine katılan 500 kişiye de bildiri dağıtımı ve konuşma gerçekleştirildi.
Bu esnada Nur Sıvacı ve Şebnem Ekinciler adlı iki emekli, bildirilerin AKP’nin olduğunu düşünerek tepki gösterdiler. Savaş karşıtı bildiri olduğunu anlayınca, “Bir kez hata yaptık, AKP’ye oy verdik. Gördük ki AKP, Amerikan uşaklığından başka bir şey yapmıyor” dediler.


Başa dön


Çorum’da asker göndermeye protesto
İlter Ertuğrul BCP Genel Sekreteri
Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP)’nin 26 Temmuz’da yaptığı 1. Olağan Büyük Kurultayı’nda seçilen Parti Meclisi, görev bölüşümü yaptı. Buna göre; Genel Sekreterliğe İlter Ertuğrul, Genel Saymanlığa Hüseyin Yarımoğlu getirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net