www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Marcel Khalife Türkiye'de!
Filistin halkının bağımsızlık mücadelesini eserlerinde konu alan dünyaca ünlü Lübnanlı ud sanatçısı Marcel Khalife, ağustos ayında Türkiye’de olacak.

Coni’nin halleri
Yönetmenliğini Gregor Jordan’ın gerçekleştirdiği ve bugün gösterime girecek olan “Buffalo Soldiers”ın (Türkiye’de Acemi Askerler adıyla gösterilecek” tanıtım broşürünün tepesinde bu söz yer alıyor.

Hasankeyf’in sevinci buruk
Hasankeyf'in kurtarılacak olması ancak buruk bir sevinç olarak yansıyor. Çünkü, bölge halkı işsizlik ve yoksulluk nedeniyle nufusu neredeyse yarıya inecek kadar göç vermiş.


Marcel Khalife Türkiye'de!
Filistin halkının bağımsızlık mücadelesini eserlerinde konu alan dünyaca ünlü Lübnanlı ud sanatçısı Marcel Khalife, ağustos ayında Türkiye’de olacak. Arif Sağ Müzik Merkezi’nin organizasyonuyla Türkiye’ye gelen sanatçının konser turnesinde Khalife’ye Arif Sağ eşlik edecek. Arif Sağ ve Marcel Khalife'nin beraber gerçekleştireceği turne 7 konserden oluşacak. Marcel Khalife, ülkemizde özellikle Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun da albümünde yer alan ve yine Filistin halkının mücadelesini esir düşmüş bir kuşta simgelediği “Asfur” adlı şarkısıyla tanınıyor.
Turne programı
İkilinin ilk konseri 21 Ağustos gecesi Antalya Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak. Marcel Khalife ile Arif Sağ'ın turne programı şöyle; 21 Ağustos Antalya Cumhuriyet Meydanı, 23 Ağustos Datça Açıkhava Tiyatrosu, 26 Ağustos Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu, 28 Ağustos İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, 30 Ağustos Antep Açıkhava Tiyatrosu, 31 Ağustos Antakya Düğün Salonu, 1 Eylül Mersin Şehir Meydanı.


Başa dön


Coni’nin halleri
Şenay Aydemir
“Cengaver, barış zamanı kendine saldırır”- Nietsche
Yönetmenliğini Gregor Jordan’ın gerçekleştirdiği ve bugün gösterime girecek olan “Buffalo Soldiers”ın (Türkiye’de Acemi Askerler adıyla gösterilecek” tanıtım broşürünün tepesinde bu söz yer alıyor.
Doğu Bloku’nun çöktüğü, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı günlerde Almanya’da bulunan bir Amerikan üssünde yaşananları ‘komik’ bir dille anlatan film, Amerikan ordusundaki çözülmeyi de ironik bir şekilde ele alıyor.
Hemen ifade etmek gerek, filmin 2001 yılında vizyona girmesi bekleniyordu. Ancak, önce 11 Eylül olayları ardından da Amerika’nın Irak’a saldırısı gerekçesiyle gösterimi ertelendi.
Aslında Hollywood kendi ordusunu daha ağır eleştirilere tabi tutan filmler de çekmişti. Ama 11 Eylül’le birlikte konsept değişince küçük eleştiriler bile yeniden gözden geçiriliyor.
Yıl 1989. Batı Almanya’da Stuttgart’ın dışında Amerikalılara ait Theodore Roosevelt askeri üssü. Neden orada olduklarını, Doğu da mı yoksa Batı’da mı yer aldıklarını tam olarak kavrayamamış, kaçakçılık ve uyuşturucu işine bulaşmış askerlerin yer aldığı üste yaşayan Uzman Ray Elwood, kişisel hırsından çok, can sıkıntısından kurtulmak için orduyla yaşadığı kulluk ilişkisini bir karaborsa şebekesine taşımak üzeredir. Ama o güne kadar küçük işler çeviren Elwood, tesadüf eseri değeri milyon dolarları bulan silahlar ele geçirince; büyük oynamaya karar verir. Ancak, işler umduğu gibi gitmeyecektir.
“Acemi Askerler” öncelikle bir komedi filmi, ama Amerikan değerlerinin savaşmayan bir ordu içinde nasıl ‘yeni değerler’ ürettiğini de aynı ironiyle anlatıyor. Uyuşturucu çekmekten feleği şaşmış askerler, ortada dönen rantı elde etmek için ordu içindeki rekabetler ve ‘serbest rekabetin’ bir sonucu olarak iyi ve kurnaz olanın kazandığı oyunlar.
Yönetmen Gregor Jordan bunları anlatırken fazla çekingenlik göstermemiş. Filmin 11 Eylül’den önce çekilmiş olması da bu rahatlığı sağlayan etkenlerden kuşkusuz.
Ama “Acemi Askerler” de Hollywood filminden beklenenden ötesini verebilecek bir yapım değil. Son noktada benzer birçokları gibi Amerikan değerlerini ti’ye alan ve dalga geçen, bunu yaparken de ortalamanın üzerinde seyreden bir film.
Yönetmenin Doğu Bloku’nun çözülmesiyle Amerikan ordusundaki çözülme arasında kurduğu paralellik ise dikkate değer unsurlardan. Final sahnesinde yıkımın aslında iki taraf içinde yaşandığına başarılı eşlikler kuruluyor.
Gregor Jordan belki de haklı. Amerikan ordusuna ‘barış’ yaramıyor. Bunun için elde silah herkese kafa tutuyor. Ama, savaşın da en az barış kadar tehlikeli olduğu ortada.
Son olarak Haluk Bilginer’in de filmin kilit yan rollerinden birisi sayılabilecek Türk mafya lideri rolünde olduğunu belirtelim.
Acemi Askerler
Orijinal Adı: Buffalo Soldiers; Yönetmen: Gregor Jordan; Oyuncular: Joaquin Phoenix, Ed Harris, Scott Glenn, Anna Paquin, Haluk Bilginer; Senaryo: Eric Weiss, Nora Maccoby, Gregor Jordan; Görüntü Yönetmeni: Oliver Stapleton; Müzik: David Holmes; Yapım: 2001, ABD - İngiltere - Almanya; Tür: Komedi - Dram


Başa dön


Hasankeyf’in sevinci buruk
Sinan Yıldız
Yıllardır gündemde yerini koruyan Hasankeyf'le ilgili tartışmalar, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, Hasankeyf'in kurtarılacağına dönük açıklamasının ardından, yeni bir boyut kazandı.
Ancak, Türkiye'nin en yoksul ilçelerinden biri olan Hasankeyf'in kurtarılacak olması, bölge halkına buruk bir sevinç olarak yansıyor. Çünkü, Hasankeyf, işsizlik ve yoksulluk nedeniyle nufusunun neredeyse yarısını kaybetmiş durumda. Onun için, Hasankeyf'in kurtarılması kadar halkının peşine düştüğü ekmek derdi de büyük önem taşıyor.
İş imkânları istiyorlar
Hâl böyleyken, Hasankeyfliler yeni iş imkânları yaratılması, yoksulluğun önüne geçilmesi, ilçede yaşayan çocukların eğitim olanaklarının arttırılması gibi somut adımları da talep ediyorlar. Son on yılda nüfusunun önemli bir bölümünü işsizlik ve buna bağlı göç nedeniyle kaybeden Hasankeyf ilçesinde, yazın bu günlerinde neredeyse genç bulmak mümkün değil. Birçok genç mevsimlik olarak çalışmak için başka illere gitmiş. Kalan gençler ise, Dicle kenarında açılmış olan çardaklarda çalışıyor. İlçenin tüm çocukları rehberlik yaparak ev ekonomisine katkıda bulunuyor. Görüştüğümüz insanlar kışların ise daha beter geçtiğini, kimsenin çalışacak iş bulamadığını, herkesin evlerinde oturduğunu ve yazın biriktirdiği paralarla geçindiğini söylediler.
Sözler tutulmalı
Politikacıların söylediklerinin birbirini tutmadığını ve verdikleri sözlerin güvenilmez olduğu yönündeki kaygısını dile getiren Yılmaz Öztekin, "baraj meselesinde halkın fikri hiç sorulmadı " şeklinde konuşuyor. Özal döneminde yapımı geliştirilen baraj projelerinin şimdi geliştirilemediğini ifade eden Öztekin, "Burda işsizlik yoksulluk had safhada. Bunlar varken, doğrusu bura halkı olarak buruk bir sevinç içindeyiz" diyor. Hasankeyf'te festivallerin, şenliklerin yapılması gerektiğini dile getiren Öztekin, "Bu şekilde Hasankeyf dünya turizmine açılabilir" şeklinde konuşuyor. Marangozluk yapan Abdullah Tekin ise, Hasankeyf’in tarihi ve kültürel değerinin açığa çıkarılması için araştırmacıları, mimarları göreve çağırdıklarını belirtiyor. "Halk ekmek peşinde, çoğu göç etti” diyen Tekin, Hasankeyf’in yeteri kadar tanıtılmamasından yakınıyor. Yeteri kadar tanıtılması durumunda Hasankeyf'in turist cenetti olacağını dile getiren Tekin, "Erdoğan'ın açıklamaları bizi yeterince tatmin etmedi" diyor.
Turizm güçlendirilmeli
Kürt dilinin sorunları Tiroj'da
Kürt kültür ve sanat dergisi Tîroj'un temmuz-ağustos tarihli 3. sayısı çıktı. İlk sayısından itibaren, iki ayda bir ve ayın 15'inde okur karşısına çıkarak istikrarlı bir yayın sürdüreceği izlenimi bırakan Tîroj'un bu sayısında, Kürt dilinin sorunları önemli bir ağırlık taşıyor. "Zimanê Kurdî-griftarî-gengazî/Kürt dili-sorunlar-olanaklar" başlıklı dosyada Kürt dili birçok yönüyle ele alınıyor. Faik Bulut "Dil, anadır ama…" yazısında Kürtçenin tarihsel gelişimini ve sorunlarını ele alıyor. Bulut, ayrıca yaşanmış bazı olaylar üzerinden çeşitli sonuçların çıkarılabileceğini anlatıyor. Zana Farqînî "Zaravayên Kurdî" (Kürtçenin Lehçeleri) başlıklı yazısında, her dilde olduğu gibi Kürtçe’nin de lehçeleri olduğu, bu durumun çeşitli sorunlar yarattığını, ama Kürtçe’nin gelişkin bir bir dil olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Têmûrê Xelîl'in "Kurmanciya rast li her deran rast e!" (Doğru Kürtçe her yerde doğrudur) yazısında, dil üzerindeki çalışmaların halk dilinden kopmadan yapılması gerektiği üzerinde duruyor. Felat Dilgeş "Di Kurdî de Apostrof tune" yazısında apostrofun (') Kürt dilinde niçin kullanılmadığını, yapılan yanlışları ve doğruları örnekleriyle okuyucuya sunuyor. Dosyanın son yazısında ise Onur Bakır'ın, 28-29 Haziran'da Eğitim-Sen'in Ankara'da düzenlemiş olduğu "Anadilde Eğitim Sempozyumu" ile ilgili görüşleri yer alıyor. Her kentin kendisiyle özdeşleşen sembolleri, şahsiyetleri, coğrafi özellikleri vardır. Weysel Çamlıbel de bir öyküyle D. Beyazıt özgülünde somutluyor bunu. "Dîwanê Kor û Rîhan" yazısında Bayezed'te (Beyazıt) yaşayan kör Divan ve Reyhan'ın yaşamlarını öyküleştiriyor. Latif Sağlam, Kürt şair ve düşünürleri tabletlerine yansıtırken, Jindar Ardelan Lodî aynı duyarlılıkla bunu şiirine taşıyor. Berat Günçıkan'ın "Bir insan Kürt sorunuyla neden ilgilenir ki?" yazısı derginin en ilgi çekici yazılarından biri. Günçıkan, Kürt sorunuyla nasıl tanıştığını, aydınların yarı-cahil önyargılarını, yaşadığı, tanık olduğu olaylardan çarpıcı örneklere başvurarak anlatıyor. Taş, çarpıcı fotoğraflarla desteklenen yazısında bir sınır kasabası olan Şemdinli'ye mercek tutuyor; coğrafyası, tarihi ve sosyal ilişkileriyle. Fehim Işık'ın, Kürt bilgesi M. Emin Bozarslan'ın yaşamını ve çalışmalarını incelediği yazısı ile H. Çınar'ın Kürt çocuk oyunlarını ele alan değerlendirmesi derginin önemli yazılarından.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net