www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İklime ışık tutan Tabletler kayıp
Irak’ın kültürel zenginliğinin yağmasında; çok önemli kil tabletlerin de nasiplerini aldığından korkuluyor. Araştırmacılar, “Ur Ağıtları” olarak bilinen tabletlerin, günümüzün sert iklim değişikliklerini açıklayabileceğini düşünüyor.

Yeşeren çöl Karapınar
Örnek bir erozyon mücadelesinin verildiği Karapınar’da, 130 bin dekar alanda çalışma yapıldı. Meyveli ve meyvesiz ağaçlarla canlandırılan bölgede; meralar korunma altına alındı, kum fırtınaları nedeniyle Arap çöllerini aratmayan manzaralar geride kaldı.


İklime ışık tutan Tabletler kayıp
Irak’ın kültürel zenginliği, en gizemli ve yıkıcı hava sistemlerinden biri olan El Nino’nun sırlarını açığa çıkarabilirdi. Ancak bu hava sistemi ile ilgili bilgiler taşıdığı düşünülen binlerce kil tabletin, ABD tarafından getirilen “özgürlüğe” kurban gitmiş olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılar; bir tür hiyeroglif kullanılarak yazılmış olan tabletlerin; dünyanın en eski iklim değişikliği kayıtlarını içerdiğini, bu nedenle El Nino ve küresel ısınmanın kavranmasına yardımcı olabileceklerini düşünüyordu.
Irak’taki tarihi eserler; son 5 bin yıldır Yakındoğu’da tarım ve diğer günlük yaşam faaliyetlerine dair biricik kayıt niteliğinde. Akademisyenler; Amerikan-İngiliz işgalinin ardından, söz konusu tabletlerin de yağmaya kurban gitmesinden korkuyor.
İklim değişikliklerinin kaydedildiği tabletler; eski Akad ve Sümer uygarlıklarından kalmış. Bu uygarlıklar; bugün Irak, İran ve Suriye olan topraklara hükmetmekteydiler. Tabletlerde, muhtemelen, Ur kentinin bundan 4 bin yıl önce nasıl büyük bir felaketle yok olduğuna dair bilgiler vardı. Bu bölgede; 30 yıl kadar süren ardışık sel ve kuraklıklar, yüzbinlerce insanı kurban aldı.
Geçmişin El Nino’su
Sussex Üniversitesi’ne bağlı Dünya Çevre Tarihi Merkezi’nin araştırma müdürü Dr. Richard Grove, bu felaketin sebebinin; okyanus akımları ve küresel rüzgârlarda meydana gelen bir dizi ciddi değişim olduğu kanısında. Grove, “o dönemin El Nino’su” olarak nitelendirdiği bu iklim değişiminin, Sümer ve Akad imparatorluklarının çöküşünde büyük payı olduğunu belirtiyor. Ve bu felaket; günümüzün iklim değişikliklerini anlamak için önemli ipuçları içeriyor olabilir.
Grove, “Ur’da yaşananlar, nükleer bir patlama gibiydi. Hiyeroglif tabletlerde; en az 10-20 yıl boyunca süren aşırı iklim olayları nedeniyle, sanayi öncesi tarım toplumlarının çöküşünü ayrıntılarıyla okuyabilirdik” diyor.
Ur’un çöküşü
“Ur Ağıtları” adıyla bilinen tabletler; kentin M.Ö. 2200 yıllarındaki çöküşünden bahsediyor. Genellikle bir sigara paketi büyüklüğündeki binlerce diğer tablette; tapınaklara yapılan buğday ve canlı hayvan bağışları, gün gün kaydedilmiş. Bağdat Müzesi’nin yağmalanması sırasında; 80 bin kadar tabletin kurtarıldığı sanılıyor. Ancak akademisyenler; ülke çapında binlerce tabletin yağmalanmış olabileceğini belirtiyor.
Irak’a ait 130 bin tablet ise; Londra’daki British Museum’da. Müzenin Yakındoğu departmanından Dr. Irving Finkel; “Irak’taki tabletlerin çalındığına dair pek çok haber aldık. Kayıtlar, tehdit altında. Şu anda Irak Müzesi’nden çalınan bir şey yok, ama ülkenin dört bir tarafındaki siteler, savunmasız. Bu konuda bir şeyler yapılmalı” diyor. İktidardaki İngiliz İşçi Partisi’nin milletvekillerinden Tam Dalyell de, Sümer arşivlerinin içinde bulunduğu tehlikeyi Avam Kamarası’nda dile getirerek, hükümetten bir şeyler yapmasını istedi.
Diğer yandan; Bağdat’ın işgal edilmesinin ilk günlerinde yağmalanan Bağdat Müzesi, önümüzdeki ay içinde ziyaretçilere açılacak. Müzenin araştırma müdürü Donny George, sergilenecek eserler arasında; son 3 bin yıl boyunca sadece bir kez ziyaretçilere gösterilen Nemrud Hazinesi’nin de bulunduğunu söyledi. Nemrud Hazinesi; Asur yapımı paha biçilmez bir mücevherat. Eser; yağmalanan Merkez Bankası’nın yıkıntıları altındaki suların içinde bulundu. Yetkililer; halen kayıp olan parça sayısının 3 bini bulduğunu söylediler.


Başa dön


Yeşeren çöl Karapınar
Türkiye’de rüzgâr erozyonu probleminin yaşandığı arazilerin yüzde 22’sini sınırları içinde bulunduran Konya’nın Karapınar ilçesinde, toplam 130 bin dekar alanda yürütülen çalışmalar, ilçedeki kumul manzaralarını, yeşilin değişik tonlarına çevirmeyi başardı.
Bilinçsiz tarım ve hayvancılık yapılması ve toprağa gereken özenin gösterilmemesi sonucu yaklaşık 40 yıl kadar önce Karapınar’da Arap çöllerini aratmayan manzaralar oluşmuştu. Yaşanan şiddetli kum fırtınaları nedeniyle zaman zaman vatandaşlar, işyerlerini açamazken çocuklar da okullarına gidemiyordu.
Toprağın verim gücünü kaybetmesi yüzünden tarımsal gelirin düştüğü ilçede, 1960’lı yıllarda 43 bin dekar kara kumulu oluşmuş ve ciddi bir göç tehlikesi başgöstermişti. Türkiye’de rüzgâr erozyonu yaşanan alanların yüzde 22’sini (103 bin hektar) sınırları içinde bulunduran Karapınar’da, ilk olarak 1962 yılında Mülga Toprak Su Genel Müdürlüğü’nce başlatılan çalışmalar, daha sonra Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü tarafından devam ettirildi. 130 bin dekar alanda “Köy Hizmetleri Araştırma Tali İstasyonu” adı altında koruma, kontrol, üretim ve araştırma çalışmalarının yapıldığı bir saha oluşturuldu.
Yeşil kumullar

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net