www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Suriçi’nde olan suriçi’nde kalır
Suriçi, geçmiş ile bugünün bitiştirilmeye çalışıldığı yüzlerin ve kimliklerin devasa karmaşasında... Dar küçelerde, sere serpe sesler dolaşıyor. Balıkçılarbaşı’nda da varlıklarını yarın da devam ettirmek adına günü elleriyle parçalayan yoksullar...

ODTÜ şenlendi
ODTÜ bu günlerde iki ayrı şenliğe tanıklık ediyor. Uluslararası Gençlik Topluluğu’nun düzenlediği 17’nci Uluslararası Bahar Şenliği’nin yanı sıra, “Şenlik adına ticarete değil, birlikte üretmeye ve paylaşmaya” diyen öğrencilerin düzenlediği Alternatif Şenlik, ODTÜ’lülerin ilgisine sunuluyor.


Suriçi’nde olan suriçi’nde kalır
Ali Rıza Kılınç
Suriçi, birbirinden farklı mimari yapıları ve yerleşme biçimiyle Diyarbakır’ın en eski yerleşim yerlerinden biridir. Barındırdıklarıyla geçmişe perde aralayan Suriçi adeta; Hurri, Asur, Urartu, Med, Pers, İskender, Part, Roma, Bizans, Artuk, Selçuklu, Osmanlı gibi birçok uygarlık ve imparatorluğun egemenliğinde yaşamış olan Diyarbakır’ın ortak mekânı.
Surlar üzerinde nakşedilenler, bu tanıklığın en büyüğü. Birçok kilise, camii, hamam, çeşmenin yanı sıra geleneksel Diyarbakır konutları da bu sürecin ortak izlerini sürdürüyor.
Karacadağ’dan geniş bir araziyi arkasına alarak Dicle’ye kadar uzanan geniş bazalt platosunun bitiminde yer alan Suriçi, Dicle’yi tam karşıdan görür. Ancak çevresini kuşatan kale duvarlarıyla saklı bir şehir gibidir. Olup bitenler içerdedir.
Meydan dövüşü...
Yüzyıllar boyu farklı kimlik ve kültürleri bir arada tutan bu kale duvarları, artık özelliğini yitirdiği gibi, barındırdığı yüzleri saklı tutmaya da gücü pek yetecek gibi görünmüyor. Binlerce yılda örgütlenerek gelen yaşam ağı, beton duvarlarla içerlere kadar yürüyen mekanik yapı ve dünyası ile meydan dövüşünde. Kimi zaman gizli kimi zaman açık süren bu meydan dövüşü, her ne kadar ortadaymış gibi gözükse de, çoğu zaman belirsizliğiyle bir zafer daha kazandırır kötülüğün iktidarına... Suriçi, işte şimdi geçmiş ile bugünün bitiştirilmeye çalışıldığı yüzlerin ve kimliklerin devasa karmaşasında...
İki adımlık dar küçelerinde (sokak) sere serpe dolaşan sesler, takırtılı tukurtulu yürüyen ayaklar, perişanlığıyla umut-yaşantı kovalayanlar ve direnenler...
Kıvrılarak uzayan dar küçelerin loşluğunda objektifimizle mekân ve yüz taraması yapıyoruz.
Arkasında uzayan mesafenin ağırlığını bakışlarında tartan çocuğun oluşturduğu kareyi anında yakalıyoruz. Çömeldiği duvar dibinde sezsiz ve sakin oturuyor. Yanında geçip gidenler, göz ucuyla bakınanlar, bir iki tatlı söz serpiştirenler...
Hepsi onun için sanki yokmuş gibi labirentli küçenin dönüşünde kaybolup gidiyor. Ta ki, karede ağırbaşlı şaşkınlığını eleverene kadar. Ki o sadece bir kerede olmuştu. Çünkü hemen ardından doğrulttuğu küçük vücudunu yine bir önceki haline koydu.
Kimbilir ne için ordaydı?
Ne düşünüyordu?
Ya da ne yapacaktı?
Belki sadece yorulmuştu, belki de darılmıştı, ya da bunların hiçbiri değildi. Ama bu bilinmez nedenler arasında bilinen bir şey vardı ki; sessiz küçenin daracık yollarını dolduran sesler, bakışlar, sözcükler yine kendi ritminde bildiğiyle devam ediyordu...
Şiddeti şamar kadar gerçek
Ve küçeyi küçe eden geleneksel Diyarbakır konutlarının oluşturduğu yüksek duvarları altında Mardin Kapı’nın hemen üzerindeki Balıkçılarbaşı....
Burada insanlar daha kalabalık akıyor. Sesler daha gür, daha öfkeli çıkıyor. Kaldırım boylarında yere serilen lahanalar, marullar... Yoksul kadınların ekmek tezgâhı, ayakkabı tamircileri, tütüncüler... Durmadan çocukların ellerdinde gezinen el arabaları ve caddenin temel dekoru gibi duran işportacıların seyyar tezgâhları...
Hepsi varlıklarını yarın da devam ettirmek adına günü elleriyle parçalayan yoksulların birer görüntüsü. Diyarbakır’ın Balıkçılarbaşı’sı bu yönüyle hem yoksulluğun çeşitlendiği bir mekân, hem benzer yaşantıların direniş gösterdiği bir yaşam alanı, hem de sırtları pek olup da bunun devamını sağlayanlara bir şamar...
O halde park yerinde top koşturan çocukların, ayak altında kendinden geçmişçesine kıvrılarak yatan adamın oluşturduğu görüntü için neler söylenebilir? Çocuklar kimseye aldırış etmeden top oynarken adam; köşede yere yığdığı bedeni ile yer soğuğunun sonuçları arasında adeta ömrünün süresinin pazarlıyor. Karede yere yığılan adam, top koşturan çocukların yaşadığı mutluluktan uzaktı. Aynı mekânda anlık da olsa iki ayrı kategoriyi çerçevelemişti fotoğraf; biri mutluluk, diğeri acı...
Son yirmi beş yılda sıkıyönetim ve OHAL gölgesinde; sürgün, göç, ölüm, işkence vb. uygulamalara tanık olan Diyarbakır; Suriçi’nde rastgele fotoğraf karesine takılan, o üzeri örtülü ortak öğenin ayrıntılarıyla hayat buluyor. Yoksulluk, işsizlik, kiriz, göç olguları bir bir bu sahnenin damarlarında işleyişini sürdürüyor. Ayakları çıplak olanlar, terlikle dolaşanlar, montu olanlar, kazakla dolaşanlar, çorba içenler, etli pilav yiyenler, barakada yatanlar, dışarda kalanlar...


Başa dön


ODTÜ şenlendi
Onur Bakır
ODTÜ’de geleneksel şenlikli günler başladı. Uluslararası Gençlik Topluluğu tarafından düzenlenen 17’nci Uluslararası Bahar Şenliği ile bu şenliğe “ticarileşti” diyerek karşı çıkan öğrencilerin hazırladığı Alternatif Şenlik, ODTÜ öğrencileri tarafından ilgiyle izleniyor.
Uluslararası Gençlik Topluluğu’nun “Yıllardır ODTÜ’lü olmanın farkını ve çizgisini en güzel şekilde ifade ettiğini” söylediği şenlik çerçevesinde ODTÜ’de, çok çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Şenlik süresince çok sayıda konser, film gösterimi, spor müsabakaları, gökyüzü gözlemleri, şöyleşiler, halk oyunu gösterileri, arkeolojik kazı simülasyonları, dans gösterileri, atölye çalışmaları ve etkinlikler gerçekleştirilecek.
Düş Sokağı Sakinleri, Nil Karaibrahimgil, Kardeş Türküler, Grup Çığ gibi grup ve yorumcularla ODTÜ’lü öğrencilerin oluşturduğu müzik grupları da şenlikte sahne alacak. Şenlik çerçevesinde bugün saat 12.30’da panayır alanında bir barış zinciri oluşturulacak. Uluslararası fuar alanında Pakistan, Azerbeycan, İran, Filistin, Suriye, Kıbrıs, Lübnan ve Arnavutluk’tan gelen ODTÜ’lü öğrenciler, yerel yiyeceklerini, giysilerini ve el ürünlerini sergiliyor ve satışa sunuyorlar. Poşularıyla standlarında oldukça renkli bir görüntü oluşturan Filistinli öğrenciler, Filistin’de yaşananları unutturmamak için bir de fotoğraf sergisi açtılar.
Alternatif Şenlik

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net