www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Laf olsun kasa dolsun!
Önce İstanbul bir gün sonra da Ankara’da düzenlenen ve futboldaki şiddet olaylarına çözüm aranan sempozyumlara katılan konuşmacılar, bugüne kadar dile getirilen ve hiçbir işe yaramadığı bilinen görüşleri, düşünceleri bir kez daha tekrarladılar.

Fenerbahçe Kocaelispor’u ağırlıyor
Süper Lig’in 31. haftası bugün Fenerbahçe ile Kocaelispor arasında oynanacak karşılaşmayla açılacak. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda saat 20.00’de başlayacak karşılaşma Digitürk Lig TV’den naklen yayınlanacak.


Laf olsun kasa dolsun!
Mehmet Özyazanlar
Futbol alanlarında dozu giderek (şampiyonluk ya da kümede kalma mücadelesi içinde önem taşıyan maçların tansiyonuyla da doğru orantılı olarak) artan şiddet olaylarına karşı çözüm arayışı çerçevesinde, bu hafta İstanbul ve Ankara’da çeşitli paneller, sempozyumlar düzenlendi. İçişleri Bakanı’ndan, emniyet müdürlerine, kulüp başkanları ve kulüp yöneticilerden hakemlere ve spor yazarlarına kadar futbolun her kesiminden temsilcilerin katıldığı bu toplantılarda şiddetin nedenleri ve önlenmesi konusundaki görüşler, düşünceler dile getirildi. Ancak bütün bu toplantılarda bu konuda bugüne kadar konuşulanlardan farklı bir ses duyulmadı. Dolayısıyla soruna doğru bir tanı konmadan dillendirilen konuşmalar için, “havanda su dövüldü” değerlendirmesini yapmak yanlış olmaz.
Yine, şiddetin önlenmesi için yeni yasal düzenlemelerin zorunluluğundan, polisiye tedbirlerin, cezai yaptırımların arttırılmasından söz edildi, yine şiddeti doğuran nedenlerin başında sosyo-ekonomik koşulların ve eğitimsizliğin geldiği dile getirildi ve yine yaşanan şiddette yönetici, sporcu, teknik adam, medya, polis olarak herkesin eşit oranda sorumluluğu bulunduğu vurgulandı. Ancak tüm konuşmacılar, bir sonuç olarak ortaya çıkan şiddeti, temelinde yatan nedenlerinden soyutlayarak ele aldıkları için bütün bu konuşulanlar pek bir anlam taşımadı.
Anlam taşımadı çünkü buna benzer düşünceler yıllardır dile getiriliyor ve bu düşünceler çerçevesinde şiddeti önlemek için çeşitli önlemler alınıyor. Ancak sonuç ortada. Şiddet, bırakın azalmayı, giderek artan bir doz ile statlardaki egemenliğini fütursuzca sürdürüyor.
Çıkara göre tavır
Zaten özellikle bizzat kulüp yöneticilerinin ve medyanın yıllardır şiddeti işlerine gelecek bir biçimde kullandığı, kullanmaya çalıştığı gerçeği hatırlandığında, ortada büyük bir samimiyetsizliğin varlığı da hemen hissediliyor.
Nedense böyle toplantılarda konuşulanlarla, özellikle maç atmosferi içinde sergilenen davranışların, yapılan konuşmaların arasında çok büyük fark bulunuyor. Panellerde, sempozyumlarda konuşmacılar sevgi, saygı, barış, dostluk, kardeşlik mesajlarını dillerinden düşürmüyorlar. Ancak bu kavramlar altı doldurulmadan sadece “laf olsun, torba dolsun” misali kullanıldıkları için havada kalıyor ve konuyla ilgili yaşam pratiğine (tribünlere, sahaya) yansımıyor. Herkes şiddeti hep kendisinin dışında arıyor. Kendi takımlarının çıkarı sözkonusu olduğunda herkes dehşet veren bir pervasızlıkla tam bir ikiyüzlülük sergileyebiliyor. Yani şiddete karşı, çıkarına göre tavır alıyor. Küfürü, şiddeti rakip takım üzerinde caydırıcı bir unsur olarak devreye sokmayan kulüp var mı? Ama yöneticilere bakarsanız, onların kulüpleri kesinlikle masumdur. Her şeyin ayan beyan ortada olduğu durumlarda bile kendilerine, taraftarlarına, futbolcularına toz kondurmazlar. Onların futbolcuları asla kasti sertlik yapmaz, taraftarı asla küfür etmez, sahaya bir şey atmaz. Birkaç kendini bilmezin yaptığı hareketler kulübe mal edilemez ve bu nedenle kulübün ceza alması da çok büyük haksızlıktır...
Samimiyetsizlik
Tabii bu toplantılarda her zaman olduğu gibi yine kimsenin aklına, futbola egemen olan anlayışı ve kültürü sorgulamak gelmedi. Çünkü bu anlayışı sorgulamak, mevcut toplumsal düzeni sorgulamak anlamına geliyordu. Oysa katılımcıların her biri bu düzen içinde belli yerlere gelmiş kişilerdi ve bulundukları yeri korumaları için de mevcut düzen içinde futbola damgasını vuran mutlak kazanmacı anlayışı benimsemeleri zorunluydu. Yeşil sahada kazandıkları sürece önlerindeki maddi ve manevi rant kapılarının açılacağını, varlıklarını sürdürebileceklerini biliyorlardı. Açıkçası onlar için; centilmenlik, sportmenlik, barış, dostluk, sevgi, saygı, kardeşlik gibi kavramlar rant hedefinin çok çok gerisinde kalıyordu. Zaten bu gerçek, maç atmosferi etkisinde sıcağı sıcağına yapılan konuşmalarda gizlenemez bir biçimde kendini ortaya koyuyordu. Normal zamanlarda barışı, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği dillerinden düşürmeyenler, özellikle puan kaybettikleri maçların ardından yaptıkları “ateşli” konuşmalarla gerçek yüzlerini gösterip kendilerini ele veriyorlardı.
Hemen hemen hepsi de düzenin kaymağından beslenen bu sempozyumun katılımcılarından derin düşüncelerin dile getirildiği sorgulayıcı değerlendirmeler, yorumlar, eleştiriler beklemek de elbette haksızlık olurdu. Ancak en azından, futboldaki şiddete çözüm arayanlar, çözüme ulaşamasalar bile daha samimi, daha dürüst olabilirler, olmalılar.
Birkaç örnek
Daha birkaç hafta önce “şeref tribünü”nde, kendisine küfür eden rakip taraftarlara kol boyu “sevgilerini” yollayan Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav, istediği kadar barış, dostluk, sevgi, kardeşlik mesajları versin, ne kadar inandırıcı olabilir ki? Bir taraftan şiddetten yakınıyor gibi yapıp diğer yandan hakem hataları ile kaybettiklerini iddia ettiği bir maçın ardından, “Hakemleri allaha değil, taraftarlarımıza havale ediyoruz” diye konuşan yöneticilerin bulunduğu bir spor ortamında şiddetin önüne geçmek mümkün olabilir mi?
Dünya üçüncülüğü unvanıyla birlikte çok az sporcuya nasip olabilecek boyutta prestij kazanmış milli takım oyuncularının sahada, Avrupalarda teknik direktörlük yapmış teknik adamların saha kenarında, mafya çeteleriyle içli dışlı menajerlerin stat koridorlarındaki kışkırtıcı davranışları için ne diyeceğiz?
Tiraj ve reyting hesabından başka hiçbir değer tanımayacak kadar gözü dönen medyanın her gün gazete ve televizyonlarında sergilediği çirkinlikleri, aymazlıkları nasıl yorumlayacağız?
Şiddet düzenden
soyutlanamaz
Futboldaki şiddetin, futbola egemen olan anlayış ve kültürden kaynaklandığı gerçeği kavranmadığı ve şiddeti önlemeye yönelik çözümler de bu tanı üzerinden üretilmediği sürece şiddetin, küfürün önü alınamaz. Ancak ne var ki, paranın borusunun öttüğü bir toplumsal düzende, çok büyük bir endüstri haline gelen ve sahada kazanmaya bağlı olarak saha dışında da çok büyük rant elde etme fırsatı yaratan futbolu, bütün bu ilişkiler ağından soyutlayıp sonra da ona bambaşka bir anlayışı egemen kılmak kuşkusuz olanaklı değil. O nedenle bize şimdilik sadece, tam bir cinnet ortamına dönüşen stadyumlardan olabildiğince uzak durmaktan ve kirli bir düzende yaşamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkacak şiddet olaylarında ciddi kayıpların olmamasını dilemekten başka bir şey düşmüyor. Tabii diğer yandan da her şeye karşın; skoru değil, barışı, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği, dayanışmayı, paylaşımı, centilmenliği, sportmenliği ön planda tutan bir anlayışla ve salt insanları mutlu, sağlıklı kılmak hedefiyle spor yapılabileceğini göstermeyi de ihmal etmemeliyiz...


Başa dön


Fenerbahçe Kocaelispor’u ağırlıyor
Süper Lig’in 31. haftası bugün Fenerbahçe ile Kocaelispor arasında oynanacak karşılaşmayla açılacak. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda saat 20.00’de başlayacak karşılaşma Digitürk Lig TV’den naklen yayınlanacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net