Zaten özellikle bizzat kulüp yöneticilerinin ve medyanın yıllardır şiddeti işlerine gelecek bir biçimde kullandığı, kullanmaya çalıştığı gerçeği hatırlandığında, ortada büyük bir samimiyetsizliğin varlığı da hemen hissediliyor.
Nedense böyle toplantılarda konuşulanlarla, özellikle maç atmosferi içinde sergilenen davranışların, yapılan konuşmaların arasında çok büyük fark bulunuyor. Panellerde, sempozyumlarda konuşmacılar sevgi, saygı, barış, dostluk, kardeşlik mesajlarını dillerinden düşürmüyorlar. Ancak bu kavramlar altı doldurulmadan sadece “laf olsun, torba dolsun” misali kullanıldıkları için havada kalıyor ve konuyla ilgili yaşam pratiğine (tribünlere, sahaya) yansımıyor. Herkes şiddeti hep kendisinin dışında arıyor. Kendi takımlarının çıkarı sözkonusu olduğunda herkes dehşet veren bir pervasızlıkla tam bir ikiyüzlülük sergileyebiliyor. Yani şiddete karşı, çıkarına göre tavır alıyor. Küfürü, şiddeti rakip takım üzerinde caydırıcı bir unsur olarak devreye sokmayan kulüp var mı? Ama yöneticilere bakarsanız, onların kulüpleri kesinlikle masumdur. Her şeyin ayan beyan ortada olduğu durumlarda bile kendilerine, taraftarlarına, futbolcularına toz kondurmazlar. Onların futbolcuları asla kasti sertlik yapmaz, taraftarı asla küfür etmez, sahaya bir şey atmaz. Birkaç kendini bilmezin yaptığı hareketler kulübe mal edilemez ve bu nedenle kulübün ceza alması da çok büyük haksızlıktır...
Samimiyetsizlik
Tabii bu toplantılarda her zaman olduğu gibi yine kimsenin aklına, futbola egemen olan anlayışı ve kültürü sorgulamak gelmedi. Çünkü bu anlayışı sorgulamak, mevcut toplumsal düzeni sorgulamak anlamına geliyordu. Oysa katılımcıların her biri bu düzen içinde belli yerlere gelmiş kişilerdi ve bulundukları yeri korumaları için de mevcut düzen içinde futbola damgasını vuran mutlak kazanmacı anlayışı benimsemeleri zorunluydu. Yeşil sahada kazandıkları sürece önlerindeki maddi ve manevi rant kapılarının açılacağını, varlıklarını sürdürebileceklerini biliyorlardı. Açıkçası onlar için; centilmenlik, sportmenlik, barış, dostluk, sevgi, saygı, kardeşlik gibi kavramlar rant hedefinin çok çok gerisinde kalıyordu. Zaten bu gerçek, maç atmosferi etkisinde sıcağı sıcağına yapılan konuşmalarda gizlenemez bir biçimde kendini ortaya koyuyordu. Normal zamanlarda barışı, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği dillerinden düşürmeyenler, özellikle puan kaybettikleri maçların ardından yaptıkları “ateşli” konuşmalarla gerçek yüzlerini gösterip kendilerini ele veriyorlardı.
Hemen hemen hepsi de düzenin kaymağından beslenen bu sempozyumun katılımcılarından derin düşüncelerin dile getirildiği sorgulayıcı değerlendirmeler, yorumlar, eleştiriler beklemek de elbette haksızlık olurdu. Ancak en azından, futboldaki şiddete çözüm arayanlar, çözüme ulaşamasalar bile daha samimi, daha dürüst olabilirler, olmalılar.
Birkaç örnek
Daha birkaç hafta önce “şeref tribünü”nde, kendisine küfür eden rakip taraftarlara kol boyu “sevgilerini” yollayan Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav, istediği kadar barış, dostluk, sevgi, kardeşlik mesajları versin, ne kadar inandırıcı olabilir ki? Bir taraftan şiddetten yakınıyor gibi yapıp diğer yandan hakem hataları ile kaybettiklerini iddia ettiği bir maçın ardından, “Hakemleri allaha değil, taraftarlarımıza havale ediyoruz” diye konuşan yöneticilerin bulunduğu bir spor ortamında şiddetin önüne geçmek mümkün olabilir mi?
Dünya üçüncülüğü unvanıyla birlikte çok az sporcuya nasip olabilecek boyutta prestij kazanmış milli takım oyuncularının sahada, Avrupalarda teknik direktörlük yapmış teknik adamların saha kenarında, mafya çeteleriyle içli dışlı menajerlerin stat koridorlarındaki kışkırtıcı davranışları için ne diyeceğiz?
Tiraj ve reyting hesabından başka hiçbir değer tanımayacak kadar gözü dönen medyanın her gün gazete ve televizyonlarında sergilediği çirkinlikleri, aymazlıkları nasıl yorumlayacağız?
Şiddet düzenden
soyutlanamaz
Futboldaki şiddetin, futbola egemen olan anlayış ve kültürden kaynaklandığı gerçeği kavranmadığı ve şiddeti önlemeye yönelik çözümler de bu tanı üzerinden üretilmediği sürece şiddetin, küfürün önü alınamaz. Ancak ne var ki, paranın borusunun öttüğü bir toplumsal düzende, çok büyük bir endüstri haline gelen ve sahada kazanmaya bağlı olarak saha dışında da çok büyük rant elde etme fırsatı yaratan futbolu, bütün bu ilişkiler ağından soyutlayıp sonra da ona bambaşka bir anlayışı egemen kılmak kuşkusuz olanaklı değil. O nedenle bize şimdilik sadece, tam bir cinnet ortamına dönüşen stadyumlardan olabildiğince uzak durmaktan ve kirli bir düzende yaşamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkacak şiddet olaylarında ciddi kayıpların olmamasını dilemekten başka bir şey düşmüyor. Tabii diğer yandan da her şeye karşın; skoru değil, barışı, dostluğu, sevgiyi, kardeşliği, dayanışmayı, paylaşımı, centilmenliği, sportmenliği ön planda tutan bir anlayışla ve salt insanları mutlu, sağlıklı kılmak hedefiyle spor yapılabileceğini göstermeyi de ihmal etmemeliyiz...
Başa dön
Fenerbahçe Kocaelispor’u ağırlıyor
Süper Lig’in 31. haftası bugün Fenerbahçe ile Kocaelispor arasında oynanacak karşılaşmayla açılacak. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda saat 20.00’de başlayacak karşılaşma Digitürk Lig TV’den naklen yayınlanacak.
Tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşayan ve son 9 hafta galip gelemeyerek UEFA Kupası’na katılma umutlarını da riske sokan Fenerbahçe, bugünkü karşılaşmayı kazanarak galibiyet özlemini gidermeyi ve UEFA iddiasını sürdürmeyi hedefliyor. Ligde kalması artık mucizelere kalan Körfez ekibi ise Fenerbahçe karşısında prestij için mücadele edecek.
Kocaelispor’un galibiyeti yok
Fenerbahçe ile Kocaelispor, bugün yapacakları maçla birlikte Birinci Süper Futbol Ligi’nde 38. kez karşı karşıya gelecek. Ligde bugüne dek 2 takım arasında yapılan 37 karşılaşmanın 18’ini
Fenerbahçe kazanırken, 7 maçta Kocaelispor galip geldi, 12 karşılaşma da beraberlikle sonuçlandı.
Sarı-lacivertlilerin attıkları toplam 66 gole, Körfez ekibi 29 golle karşılık verdi. Sezonun ilk yarısında İzmit’te yapılan maçı Fenerbahçe 2-1 kazanmıştı.
Kocaelispor, sarı-lacivertli ekip karşısında bugüne dek lig maçlarında İstanbul’da galip gelemedi.
İstanbul’da şimdiye dek yapılan 18 maçta Fenerbahçe 11 kez galip gelirken, 7 karşılaşma da beraberlikle sonuçlandı. Fenerbahçe’nin İstanbul’daki 39 golüne, Kocaelispor 7 golle karşılık verdi.