|
|

|
           

Dün, gazetelerde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle yazılar yazan çok sayıda yazar vardı. Bunlar içinde, bayramın adında varolan “ulusal egemenlik” sözünü bilinçli olarak görmezden gelen, hatta çarpıtarak Amerikancılığa malzeme yapan holding medyası yazarları, dudakları uçuklatacak bir ‘yorum’ örneği göstermiş oldular. İşsiz babaların, umudu kalmayan çocukların bayramlarının buruk geçeceğini anımsayan yazarlar olsa da, ulusal egemenlik, hemen hiçbir köşeyazarı tarafından anımsanıp tartışmaya açılmadı.
|
Medya
........................................................................
Medya Servisi
|
23 Nisan yazıları
23 NİSAN’DAN AMERİKANCI DERSLER!
“Bu gelişmelere bakınca insan ister istemez bir Sivas Kongresi’nde ABD mandasını savunanları düşünüyor, bir de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen, “Özgürlüğün de, adaletin de dayanak noktasının ulusal egemenlik olduğunu” söyleyen Mustafa Kemal Atatürk’ü. ...
Atatürk ve silah arkadaşlarının aziz anıları önünde bir kez daha saygı ve şükranla eğiliyor, nice mazlum ulusa rehberlik yapan 23 Nisan ruhunun talihsiz Irak halkı için de esin kaynağı olmasını diliyoruz.”
Bu satırları okuyanlar, Amerikan egemenliğine karşı ulusal bağımsızlığı savunan bir yazarı okuduklarını sanabilirler. Oysa, Sabah başyazarı Erdal Şafak, 23 Nisan’ı ve ulusal egemenliği evirip çevirip Irak’taki Amerikan egemenliğini haklı göstermenin malzemesi haline getiriyor! Bizim 83 yıl önce yaptığımızı Iraklılar şimdi yapamıyor, Şafak’a göre, bu yüzden de Amerikan sopasını hakediyorlar:
“Başta Irak olmak üzere Ortadoğu ülkelerine Türkiye modelini getirmek iddiasıyla yola çıkan ABD dehşet içinde. Çünkü 25 milyon nüfuslu Irak’ın yüzde 60’ını oluşturan Şiiler gerçek amaçlarını yavaş yavaş seslendirmeye başladılar İran modeli din devleti!
Serbest seçimlerle Wolfowitz’in sıraladığı koşulları taşıyan yönetimin kurulabilmesi için Irak halkının epeyce uzun bir bilinçlenme sürecinden geçmesi gerekecek. Bu ise ABD-İngiliz “Geçici” yönetiminin en çok 2 yıl olarak öngörülen süreden de fazla Bağdat’ta kalması demek.”
KİMİN EGEMENLİĞİ OLURSA!
Dünkü köşesinde “23 Nisan’la tarihin tekerleği” başlıklı bir yazı yazan Hasan Cemal, soyut sözlerle ulusal egemenlik alanında ‘ne kadar ilerlendiğini’ anlattı. Amerikancı yazar, mutluluğunu, “tarihimizin tekerleği iyiye, güzele doğru dönecek” cümlesiyle belirtti! Yazısının içinde, ‘tarihi’ bir gönderme olmasına özen göstererek “millet egemenliği” sözünü kullanan Hasan Cemal, sonunda da “ulusal egemenlik” yerine yalnızca “egemenlik” sözcüğünü kullandı.
“Millet egemenliği... Laik cumhuriyet... Demokrasi... Atatürk’ün çektiği bu çağdaş uygarlık çizgisinden Türkiye bugüne kadar sapmış değil. Sapacağı da yok!
İnişli çıkışlı da olsa, bazen sancılar da yaşasa, Türkiye doğru yolda ilerlemeye devam ediyor. Yani tarihi yürüyüş sürmekte. Eksikler elbette var. Ancak bir nokta kesin: Bu ülke kendini değiştirebilecek, yenileyebilecek iradeye sahip olduğunu yakın tarih içinde göstermiş durumda. Son 83 yılda geriye gitmiş değiliz. Kuşkum yok: Tarihimizin tekerleği iyiye, gazete doğru dönecek, iyimserim.
Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.”
‘BURUK’ GEÇİRENLER DE VARDI
Güngör Uras (Milliyet): Çocukların değil, banka batıranların bayramı. Babası işsiz ise, evde tencere kaynamıyorsa, ailenin ve çocuğun yarından umudu yok ise nasıl “gönüllerde bir sevinç” olur? Sağlık, eğitim, hukuk sisteminin işlemediği, herkese iş ve aş imkanının yaratılamadığı bir ülkede çocukların bayram etmesi imkansızdır.
|
|
|