www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kerbela’da güç gösterisi
Milyonlarca Şii’nin Kerbela’da toplanması, ABD’yi tedirgin etti. ABD’li yetkililer, “Şiilerin böyle örgütlü olduğunu bilmezdik” dedikten sonra İran’ı suçlamaya girişti. İran yanlısı bir Şii lider tutuklandı.

Galloway cadı kazanında
İngiltere Başbakanı Tony Blair, partisinde ‘tehlikeli’ gördüğü isimleri ayıklayarak koltuğunu sağlamlaştırma peşinde.

Fransa’dan geri adım
ABD’nin ‘bedel ödetme’ tehditleri karşısında, Fransa hükümeti geri adım attı. Fransa’nın BM Büyükelçisi Jean-Marc de la Sabriere, Irak’a yönelik ambargonun derhal sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.


Kerbela’da güç gösterisi
Iraklı Şiilerin Kerbela’daki güç gösterisi, Washington yönetimini tedirgin etti. Bush yönetimi yetkilileri, “Şiilerin bu ölçüde örgütlü ve güçlü olduğunu tahmin edemediklerini, Irak’ta Amerikan karşıtı bir rejimin yükselmesini önlemek için hazırlıksız olduklarını” belirttiler.
Washington Post gazetesi tarafından “Şii gücünün patlaması” sözleriyle nitelenen Kerbela buluşması, dün gerçekleşti. Kente gelen milyonlarca Şii, 35 yıldır ilk kez Hz. Hüseyin’in katledilmesi yıldönümünün 40. gününü andılar.
Törenlere katılan milyonlar; “İsrail’e hayır, Şiiliğe evet, Sünniliğe evet, İslam birliğine evet”, “Amerika’ya, Saddam’a ve tiranlığa hayır” sloganları attı.
Alternatif
konseyler
Şiilerin dünyadaki dini lideri Şeyh Ali Es Sistani, yayımladığı bildiriyle Irak’ta yabancı yönetimi reddetti. Es Sistani, Irak’ta anarşinin ve düzensizliğin sürdüğü bu dönemde Şiilerden, bu boşluğu doldurmak için doğru ve nitelikli insanların görevlendirilmesini istedi. Yasa ve düzenin sağlanması için her kentte bir konseyin kurulmasını isteyen Es Sistani, dini liderlerle o bölgenin sayılan ve sevilen isimlerinin asayişin sağlanmasına katkıda bulunmasını istedi.
Es Sistani, ülkeyi yönetecek hükümete müdahale etmeyeceğini de belirtti.
Amerikalılar zorda
Şiilerin gösterisi karşısında, Amerikalı yetkililer de Irak’ta kukla hükümet kurma planlarını gözden geçiriyor. Bir ABD Dışişleri yetkilisi, “Ortada karmaşık bir denklem var. ABD hükümeti, işlerin nasıl yürütüleceğine dair yeterince donanıma sahip değil. Herkesin odaklandığı nokta, Saddam Hüseyin’in devrilmesiydi. Kimsenin çıkıp da ‘İyi ama ne istiyoruz?’ diye sorduğunu sanmıyorum” diye konuştu.
Bu şaşkınlık, İran üzerindeki baskının artmasına yol açıyor. Geçtiğimiz hafta Time dergisi, “İranlı ajanların Güney Irak’ta olduğu” yönündeki iddialara yer verdi. İddialar, dün de New York Times’da yer buldu. Gazete, ajanların “Necef, Kerbela ve Basra’da İran lehine faaliyet yürüttüğünü” öne sürdü.
ABD’nin iddiaları
Amerikan istihbaratına dayanan New York Times, ajanlar içinde Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nin (IİDYK) askeri kanadını oluşturan Bedir Tugayları’nın da yer aldığını, bunların yanı sıra, İran Devrim Muhafızları özel birimlerinin de Irak topraklarında bulunduğunu iddia etti.
Amerikalı istihbaratçılar daha da ileri giderek, Kerbela’daki büyük buluşmanın “İran ajanlarının faaliyetleri için örtü olduğunu” söyledi. Bir yetkili, “Bedir Tugayları üyeleri üniformalarını yırtıyor, sivilleri giyiyor ve ortadan kayboluyorlar” dedi.


Başa dön


Galloway cadı kazanında
Arif Bektaş
İngiltere tarihinin en büyük savaş karşıtı eylemlerinde büyük rol oynayan, iktidardaki İşçi Partisi milletvekili George Galloway’e yönelik karalama kampanyası yoğunlaştırıldı. Galloway’e yapılan son suçlama, “Saddam rejiminden, gıda için petrol programı kapsamında maddi çıkar sağlamak” oldu.
Söz konusu suçlamaları yapan Daily Telegraph gazetesi; dünkü sayısında Saddam Hüseyin’in baş yardımcısından, Saddam’ın kişisel mesajını da içeren başka bir mektup daha ele geçirdiğini iddia etti. Gazetenin iddiasına göre, Saddam’ın mesajında Galloway’den gelecek para talebinin “geri çevrilmesi” isteniyor.
Amaç tasfiye
İngiliz basınında dün yer alan haberler, Galloway’in partiden tasfiye edilmeye çalışıldığını doğruluyor. Blair’in emri ile harekete geçen İşçi Partisi yönetimi, muhalif milletvekili hakkında soruşturma başlattı. Galloway’ın gelecek genel seçimlerde İşçi Partisi’nden aday olmasının engellenebileceği de söyleniyor.
Galloway’in Saddam ve gizli istihbarat örgütü Muhaberat’tan yılda en az 375 bin sterlin aldığı öne sürülmüştü. Daha da ileri giden İngiliz medyası; Galloway’in Meryem adlı Iraklı hasta çocuk adına kurduğu yardım fonundan, “Irak’a yaptığı yolculuğu karşılamak için para kullandığını” dahi öne sürüyor.
Suçlamalara yanıt
Galloway, suçlamalarla ilgili yaptığı açıklamada, hiçbir zaman para ilişkilerine girmediğini ve mücadelesine hiçbir sahtekârlığın engel olamayacağını belirtti.
ABD ve İngiltere’nin Irak’ta çıkarları için binlerce sivili katlettiğini hatırlatan Galloway, lüks bir hayatı olmadığını belirterek, “Böyle paralar aldımsa ortaya çıkar, nerede bu paralar?” diye sordu. Meryem Fonu’nun sadece kurucusu olduğunu, bu fonda imza yetkisine dahi sahip olmadığını ekleyen Galloway, fona hangi kurum ve kişilerin bağışta bulunduğunu da açık açık belirtti.
Galloway’in avukatı Davenport Lyons ise, sahte ve düzmece belgelerle müvekkilinin yıpratılmak istendiğini belirterek, karalama kampanyasını yargı yoluyla boşa çıkartacaklarını söyledi.
Parti tabanı sahip çıkıyor
Daha önce de The Sun gazetesinin saldırılarına uğrayan Galloway’e parti tabanından yoğun destek geldi. Milletvekiline, seçim bölgesi olan Glasgow-Kelvin’den tam destek gelirken, halk milletvekilini telefon, faks ve e-posta yağmuruna tuttu. Onlarca milletvekili de Galloway’e destek açıklaması yaparak, savaş karşıtlarına karşı yürütülen karalama kampanyasını protesto etti.
Savaş karşıtı hareketin liderlerinden siyaset bilimci Tarık Ali, suçlamaların asılsız olduğunu belirtti ve “Galloway bu suçlamaların altından kalkacak kadar desteğe ve güce sahiptir” dedi.
Savaş Karşıtı Koalisyon tarafından sahiplenilen Galloway, geçtiğimiz ay İşçi Partisi liderliğinden rahatsız olan partililerin yaptığı bir toplantıya katılmış ve “Bu parti katiller tarafından yönetiliyor. Bu parti içinde durarak, bu partiyi dönüştürebileceğimizi sanmıyorum” demişti. Bu sözler, partide yaşanacak bir bölünmeye liderlik yapabileceğini gösteriyordu.


Başa dön


Fransa’dan geri adım
Bush yönetiminin, Fransa’nın “Irak Savaşı’na karşı çıkmanın bedelini ödeyeceği” şeklindeki açıklaması, Paris’e geri adım attırdı. Fransız hükümeti; Irak’a yönelik BM ambargosunun kaldırılmasını isteyerek Washington’un çizgisine geldi. Fransa ayrıca; “kitle imha silahı arama çalışmalarının hem BM ekipleri, hem de ABD-İngiliz koalisyon ekipleri tarafından yürütülmesini” isteyerek bir “orta yol” önerdi.
Kritik bir ‘Evet’
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, önceki akşam çıktığı bir televizyon programında, “ABD’nin Fransa ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini” söyledi. Powell, Fransa’nın ABD’ye muhalefet etmesinin bir sonucu olup olmayacağı yönündeki soruya “Evet” yanıtı verdi, ancak ayrıntıya girmedi.
Üst düzey bazı Amerikalı yetkililer de, pazartesi akşamı bir toplantı yaparak Fransa’ya karşı alınacak tedbirleri konuştular. Adı belirtilmeyen bir yetkili, “Fransızlarla ilgilenmek için alternatif mekanizmalar yaratmaya çalıştıklarını, bu çabanın sadece NATO’da değil, geniş bir çerçevede için geçerli olduğunu” söyledi.
Paris’e karşı alınabilecek önlemler arasında, Fransa’nın Washington tarafından düzenlenecek toplantı ve forumlardan dışlanması ve NATO bünyesinde “olabildiğince yalıtılması” bulunuyor.
‘Ambargo bitsin’
Powell’ın tehdit dolu sözlerinden hemen önce, Fransa’nın BM’deki tutumunu değiştirdiği açıklandı. Paris’in BM Büyükelçisi Jean-Marc de la Sabliere, Irak’a yönelik BM ambargosunun derhal sona erdirilmesini istedi.
BM’deki diplomatlar, Fransız önerisinin “ticari ve yatırıma yönelik yaptırımların kaldırılmasını” öngördüğünü söylediler. Söz konusu yaptırımlar, 1990 yılında uygulamaya konulmuştu. Ancak, BM Güvenlik Konseyi’nin daha önce kabul ettiği kararlar, silah denetçileri komisyonu Irak’ın elindeki tüm “kitle imha silahlarının” tasfiye edildiğine dair rapor vermeden ambargonun kaldırılmamasını öngörüyor.
Hepsi ikiyüzlü
Amerikan eğitimi aldıkları belli oluyor
ABD ordusu tarafından eğitilen Iraklı “muhalifler” suçüstü yakalandı. Kendilerine “Hür Irak Kuvvetleri” (HIK) adını veren grupların, devrik Saddam Hüseyin iktidarının eski üyelerine ait terk edilmiş evleri yağmalarken yakalandığı ve Amerikan askerlerince tutuklandıkları bildirildi. Amerikan ordusundan Çavuş Bryce Ivings, HIK üyelerini defalarca Saddam’ın Baas Partisi’ne mensup üyelerin Bağdat’taki evlerini yağmalarken yakalandıklarını söyledi. Ivings, Amerikan askerlerinin üzerlerinde HIK üniforması bulunan ve ellerinde roketatarlar taşıyan 4 yağmacıyı yakaladığını, yağmacıların savaş esirlerinin toplandığı kampa götürüldüğünü belirtti. Bu olaydan hemen sonra da diğer bir Amerikan devriyesinin, yine HIK üniforması giymiş, ancak silahsız 4 kişiyi; boş evlerden porselen, cam eşya ve elbise alırken yakaladığı öğrenildi. Amerikalılar bu kişileri “uyarmakla” yetindi.
ABD’li misyonerler Irak yolunda
Bush yönetiminin desteklediği Hıristiyan misyoner gruplar; su, ilaç ve yiyecek dağıtma adı altında Irak’a gideceklerini açıkladı. “Yardım” kararı alan Hıristiyan kuruluşlarının arasında ilginç isimler var. Bunlardan biri, Billy Graham’ın oğlu Franklin Graham’ın yönetiminde bulunan Samaritan’s Purse (Samaritan’ın Kesesi). 11 Eylül saldırılarının ardırdan Billy Graham, İslam’ı “şeytani ve nefret dolu bir din” olarak ilan etmişti. Bir diğeri ise, eski başkanının Muhammed peygamberi “şeytan ruhlu” olarak tanımladığı Southern Baptist Convention (Güney Vaftiz Topluluğu). Bu topluluğun 800 üyesinin çoktan Irak’a doğru yol aldığı belirtildi. Grubun üyeleri, üzerlerinde Arapça olarak Aziz John’un sözlerinden bir mısra yazılı olan yiyecek paketlerini dağıtacak. Paketlerin üzerinde “Güzellik ve gerçek, İsa Mesih yoluyla gerçekleşmiştir” yazıyor.
Perulu köylüler hak arıyor
Perulu yoksul köylüler, hükümetin koka bitkisi üretimini durdurmayı amaçlayan politikalarını protesto etmek üzere başkent Lima’ya yürüdü. Günlerce yol yürüyen çiftçiler, Devlet Başkanı Alejandro Toledo ile görüştüler. Çiftçiler, koka üretimini yok etmeyi amaçlayan uygulamaların kaldırılmasını ya da geçimlerini sağlayacak geçerli bir alternatif sunulmasını istiyorlar. Çiftçilerin diğer bir talebi, “terörizme destek” suçlamasıyla tutuklanan liderleri Nelson Palomino’nun serbest bırakılması. Gösteriye katılan köylülerden biri, “Yıllardır aldatılıyoruz. Hükümetle 13 anlaşma imzaladık. Hiçbiri uygulanmadı. Haklarımızı istiyoruz” dedi. Köylüler talepleri kabul edilmezse açlık grevine başlayacaklar. ABD destekli Peru hükümeti, koka üretimine verilen desteğin kesilmesi ve koka tarlalarının imha edilmesi gibi yöntemlerle köylüleri açlığa sürüklüyor. Perulu köylüler; muz, kakao ve kahve gibi ürünler için de devletten mali destek beklediklerini belirttiler.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net