www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sivil halka yaylım ateşi
İşgal orduları, intihar saldırılarını gerekçe yaparak Iraklı siviller üzerinde terör estiriyor. Ülkenin orta ve güney kesimlerinde “dur” emrine uymadığı öne sürülen sivil araçlar taranıyor.

ABD mutlaka yenilmeli!
Columbia Üniversitesi profesörü Nicholas de Genova, “Amerikan askerleri, Irak’ta, Somali’de yaşadıklarını milyon kere yaşamalı” dedi. Bu sözler, öğrencilerden büyük alkış aldı.

Savaştan zaferle çıkmaları zor...
Irak halkı, toplu katliam tehlikesiyle karşı karşıya. Alman tarihçiler, ABD ve müttefiklerinin açıkladıkları politik ve askeri hedefe ulaşmalarının çok zor olduğunu söylerken...


Sivil halka yaylım ateşi
Iraklıların ülkelerini savunmak için intihar saldırılarına yönelmesi, Amerikan-İngiliz işgal kuvvetlerinin sivil halka yönelik saldırılarını artırıyor. Washington Post gazetesi, askerlerin yeni intihar eylemlerini önlemek gerekçesiyle, “emirlere uymayan Iraklıları derhal öldürme” kararı aldığını yazdı.
ABD kuvvetleri; Necef’in kuzeyine düşen, başkent Bağdat’a 160 kilometre uzaklıktaki bölgedeki bütün karayollarını ele geçirmiş bulunuyor. Askeri denetim noktalarına yaklaşan sivil araçlar, elleri tetikte askerlerle karşılaşıyor. ABD’nin 7. Piyade Alayı komutanı Yarbay Scott Rutter, sürücülerin “uyarıldıktan sonra geri dönmemeleri veya durmamaları halinde vurulacağını” söyledi. Bölgeye dikilen bir Arapça tabelada da, “Bölgeyi terk edin, aksi halde ateş açacağız” deniliyor. Bu emre uymayan sivil araçlara “son bir uyarı” yapıldıktan sonra yaylım ateşi açılacak.
Başladı bile
Bu gelişmenin, sivillere yönelik askeri saldırıları büyük ölçüde tırmandıracağı belirtiliyor. Nitekim, pazar günü “kontrol noktasında durmayan” iki sivil araca ateş açıldı. Saldırıda, bir Iraklı sivil katledildi. ABD’li komutanlar, “Önce Iraklı siviller değil, askerlerimizin güvenliği gelir” diyorlar.
Cumartesi günkü intihar saldırısı, Necef yakınlarında bir askeri noktada, bir taksiyle gerçekleştirilmişti. Saldırıların devam edeceği belirtiliyor. Irak hükümeti, 4000’den fazla Arap mücahidin kendileriyle beraber olduğunu duyurmuştu. Filistinli İslami Cihad örgütü de, Irak topraklarına intihar komandoları gönderdiklerini açıkladı. Güney Irak’tan bir Baas Partisi yetkilisi olan Abdülbaki Sadun, mücahitlerin “ölmek için yarıştığını” bildirdi. Sadun, pazar günü El Cezire’de yayınlanan açıklamasında, “Amerikalılar, siyonistler ve İngilizlere yönelik saldırılarda kendimizi havaya uçurmayı diliyoruz. Ne kadar ilerlerlerse, o kadar çok cesur insanla karşılaşacaklar” diyordu.
Guantanamo yolu
Amerikan kuvvetleri, Necef, Nasıriye ve civar bölgelerdeki ev baskınlarında yüzlerce sivili de esir almış bulunuyor. Iraklıların bir kısmının, Küba’daki Guantanamo Körfezi’nde bulunan esir kampına gönderilebileceği açıklandı.
Washington Post, sadece Nasıriye civarında 300’den fazla Iraklı sivilin esir alındığını bildirdi. Gazetenin bu insanları, “sivil kıyafetli Iraklılar” olarak nitelemesi dikkat çekti. Amerikalılar, esir alınacak olanların sadece erkekler değil, kadınlar da olabileceğini belirttiler.
Esirler, tıpkı Afganistan’dan Guantanamo’ya gönderilen yüzlercesi gibi “resmi statüsü olmayan savaş esiri” muamelesi görecekler. Böylelikle, Cenevre Konvansiyonu’nun kendilerine tanıdığı haklardan mahrum kalacaklar.
Irak’ın güneyinde, İngiliz komandoları da benzer ev baskınlarıyla halk üzerinde terör estiriyorlar.
Amerikan gazeteleri, Iraklı gerillaların yaratıcı taktiklerle işgal kuvvetlerinin moralini bozduğunu da gizlemiyor. Karayolları üzerine kurulan bubi tuzaklarının makineli tüfeklere bağlandığı, işgal konvoyları geçerken bu tüfeklerin otomatik olarak ateşe başladığı belirtiliyor.


Başa dön


ABD mutlaka yenilmeli!
ABD ve İngiltere’nin Irak işgaline tepkiler çığ gibi yükseliyor. Amerikalı bir profesörün savaş konusundaki değerlendirmeleri, büyük yankı yarattı. New York Columbia Üniversitesi’nde görevli profesör, “Amerikan askerleri; Irak’ta, Somali’de yaşadıklarını milyon kere yaşamaları gerekir” diye konuştu.
Üniversite öğretim üyelerinden Nicholas de Genova, savaş aleyhtarı 3 bin dolayında öğrencinin katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada, “Gerçek kahramanlar, Amerikan ordusunun yenilmesine katkıda bulunacak yolları keşfedenler olacaktır. Kendilerini vatansever ilan edenler, aslında beyaz ırkın üstünlüğünü savunan ırkçılardır” diye konuştu.
‘Umarım yenilirler’
De Genova’nın, “ABD’nin Irak’ta yenilgiye uğrayacağını ümit ediyorum” şeklindeki sözleri, toplantıyı izleyenler tarafından büyük alkış aldı. De Genova konuşmasını, “Bu savaşın bir suç olduğuna inanıyorsak, o zaman Irak halkının zafer kazanacağına ve Amerikan savaş makinesinin yenilgiye uğrayacağına da inanmamız gerekiyor” diyerek sürdürdü.
Savaş aleyhtarı profesör, “Amerikan ordusunu oluşturan kadın ve erkeklerin, saygın bir yaşam sürme öngörüsünden yoksun bulunduklarını” da kaydetti.
Somali’nin başkenti Mogadişu’da 1993 yılında helikopterleri düşülerek öldürülen 18 ABD askerinin cesetleri, ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırılmıştı.
Olayla ilgili görüşü sorulan Columbia Üniversitesi Sözcüsü ise, “Profesörün sözleri, hiçbir şekilde Columbia Üniversitesi’nin görüşü değildir” dedi. Toplantıyı düzenleyen Tarih Profesörü Eric Foner de, “Prof. Genova’nın ne söyleyeceğini önceden bilseydim, kendisine söz hakkı vermezdim” diye dert yandı.
Tahammül edemediler
Bu sözlerin Amerikan medyasının dikkatini çekmesinin ardından, De Genova aleyhine bir kampanya başlatıldı. Columbia Üniversitesi, öğretim üyesini işten atması yönünde baskı altında tutuluyor.
Tehlikeli bir güç
Bu arada; Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Amerika’yı, “çok tehlikeli bir süper güç” olarak nitelendirdi. “ABD, 11 Eylül’de derinden yaralanmış bir güç, bu nedenle çok tehlikeli bir hal aldı ve bütün Arap dünyasını kendine mal etmek istiyor” diyen Verhofstadt, uluslararası düzenin ABD tarafından ayaklar altına alındığını belirtti. Verhofstadt, “Avrupa, askeri gücünü geliştirerek denge oluşturmalı” dedi.
Zor bir soru
Verhofstadt, Belçika’nın hava sahasını, kara ve demiryollarını, limanlarını Amerikalıların hizmetine açık tuttuğunun hatırlatılması üzerine, bunun “anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülük” olduğunu anlattı ve “Zaten bizim yollarımızdan, havaalanı ve limanlarımızdan geçenler, Hollanda veya Çek Cumhuriyeti’nden de geçebilir” diyerek, ABD’ye Belçika yollarının açık kalacağını söyledi.
Belçika’nın liberal başbakanının açıklamaları, 18 Mayıs’ta yapılacak genel seçimler öncesinde, bu ülkedeki onbinlerce Arap asıllı seçmene yönelik mesaj olarak nitelendiriliyor.
Arnett acı konuştu
Öte yandan; Amerikalı tanınmış savaş muhabiri Peter Arnett, “ABD’nin ilk savaş planının, Irak’ın direnişi nedeniyle başarısızlığa uğradığını, şimdi başka savaş planı hazırlanmaya çalışıldığını” söyledi. National Geographic Television ve NBC kanalı için çalışan Arnett, Irak televizyonuna yaptığı ve Amerikan televizyonlarında da yayınlanan açıklamasında, “ABD’nin savaş planlayıcılarının, Irak güçlerinin kararlılığını yanlış değerlendirdiklerini” kaydetti.
Arnett, Bush’un savaşın gidişatından ötürü giderek artan bir eleştiriyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, “Bağdat’ın disiplinli bir kent olduğunu ve halkın hükümetin disiplin talebine yanıt verdiğini” kaydetti.
Peter Arnett, Iraklı dostlarının kendisine “ABD ve İngiltere’nin yaptıklarına karşı, milliyetçilik ve direniş duygularının arttığını anlattıklarını” söyledi.


Başa dön


Savaştan zaferle çıkmaları zor...
Alman askeri tarihçileri, ABD ve İngiliz güçlerinin Irak savaşından yenilgiyle çıkacakları kanısında. Genelde birbirlerinin güncel gelişmelere ilişkin tezlerini çürütmek için uğraşan tarihçilerin bu konuda hemfikir olmaları dikkat çekiyor: Askeri tarihçiler, tarihte Bağdat gibi büyük bir şehrin istilacı ordular tarafından ele geçirildiğine dair bir örnek olmadığını söylüyorlar. Buna göre; Bağdat veya Basra’yı ele geçirmek isteyen “savaş koalisyonu” için iki yol var: Ya bu şehirler yerle bir edilecek, ya da kuşatılıp içindekilerin açlıktan kırılması beklenecek!
Askerlerin karadan şehre girmeleri ve göğüs göğüse çarpışarak şehri ele geçirmeleri ise olanaksız. Irak devletinin yedi milyon kişiye silah dağıttığını açıkladığına dikkat çeken uzmanlar, “En büyük şehir olan Bağdat’ta bu silahların üçte biri olduğundan hareket edilecek olsa bile, göğüs göğüse çarpışmanın ne anlama geleceği anlaşılır: Bu savaş kazanılmaz.”
Hitler tereddüt etmişti
Almanya’nın en saygın askeri tarihçisi Prof. Dr. Manfred Messerschmidt (76), Irak’a saldıranların başarılı olma ihtimalinin çok küçük olduğunu söylüyor. “Eğer Bağdat’ı yerle bir etmek istemiyorlarsa bu şehri ele geçirmek mümkün değil. 2. Dünya Savaşı’nda, direnen bir şehri ele geçirmenin ne demek olduğu görüldü” diyen Messerschmidt, 900 gün kuşatılan Leningrad ve Stalingrad’ı örnek veriyor. Messerschmidt, “Sokak savaşı demek, şehrin iyice tahrip edilmesi anlamına geldiği gibi, olağanüstü fazla insanın ölümü olacaktır. 2. Dünya Savaşı’nda faşist Hitler orduları bile bu tür savaşlara girmeye cesaret edemedi. Ancak, Hitler’in baskısı sonucu bu savaşa girildi. Hitler’in emri ‘Ya şehir kuşatılacak ve açlıktan kırılması sağlanacak, ya da yerle bir edilecek’ şeklindeydi. İkisi de yapıldı, ama sonucu biliniyor” diye konuşuyor. Messerschimidt’e göre, milyonluk bir şehir ele geçirilip, güvenliği sağlanamaz. İstilacılar ancak birkaç noktanın denetimini sağlayabilirler.
‘Şok etkisi’ boş laf
ABD ve İngiltere’nin yoğun bombardımanlarla şok etkisi yaratma stratejisinin boşa çıktığı da her geçen gün daha iyi görülüyor. Amerikalıların hesaplarını yanlış yaptığını söyleyen Potsdam Üniversitesi’nden askeri tarihçi Prof. Dr. Bernhard Kroener, “Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in halk arasında bu kadar destek aldığını herhalde tahmin etmiyorlardı” diyor. Kroener, “Eğer büyük bir şehirde direniş varsa, ele geçirilmesi prensip olarak mümkün değil. 1940’da Paris ve 1944 yılında Roma’nın düşmesinin tek nedeni, bu şehirlerin içeriden savunulmamasındaydı” hatırlatmasında bulunuyor.
Aşiretlerden direnişe destek
Irak’ı işgal eden İngiliz ve ABD güçleri, bölgede aşiretlerin ve Baas Partisi kadrolarının şiddetli direnişiyle karşı karşıya kaldılar. Iraklı aşiret liderleri, eski bir otelde Saddam’a bağlılıklarını göstermek üzere bir toplantı düzenlediler. Toplantıya katılan aşiret liderinin açıklamaları, işgalcilerin Irak’ta iç karışıklık yaratarak direnişi bölme çabalarının boşa çıktığını kanıtladı. Aşiret liderlerinden hiçbiri, adını ve kendisine bağlı kaç savaşçının bulunduğunu açıklamadı. Liderler adına konuşan bir kişi, “Hepimize Saddam diyebilirsiniz” diye açıklama yaptı. Liderlerden çoğunun, toplantıya silahlı ya da askeri üniformayla katıldığı belirtildi. El Nada aşiretinin lideri, “Aşiretimde 34 bin silahlı adam var. Hepimiz kanımızın son damlasına kadar ülkemizi koruyacağız” diyerek, halk direnişine destek verdiklerini belirtti. Irak’ın merkezinde yaşayan başka bir aşiretten Hamza Muhammed, “Savaşmayı sevdiğim için değil, ABD ve İngiltere’yi ülkemde istemediğim için savaşıyorum” dedi. Ülkedeki en büyük aşiretin nüfusunun 1 milyonu geçtiği belirtiliyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında aşiretler, “çiçeklerle karşılanmayı uman” binlerce İngiliz askerlerine karşı savaşmışlar ve onları ülkelerinden kovmuşlardı.
Papazlara fırsat doğdu
ABD’deki Hıristiyan şeriatçıları, ABD-İngiliz saldırısının bölgede bir tür “Haçlı Seferi” olarak damgalanması için ellerinden geleni yapıyorlar. Beliefnet adlı “dini haberler sitesi”, Amerikalı şeriatçı Billy Graham’ın oğlunun “Irak topraklarına misyoner gönderdiğini” yazdı. İslam dinine karşı düşmanca açıklamalarıyla dikkat çeken Franklin Graham, “Irak halkının savaş sonrası fiziksel ve ruhani ihtiyaçlarını karşılamak için” Irak topraklarına misyoner göndermeye hazır olduğunu duyurdu. Samaritan’s Purse adlı misyoner örgütünün, Irak’a girme planlarıyla ilgili olarak Ürdün’deki ABD Büyükelçiliği ile “günlük temas halinde” olduğu belirtildi. Franklin Graham, İslam dinini “şeytani, kötü bir din” olarak nitelemiş, “Hıristiyanlığın aydınlığı, İslam’ın ise karanlığı temsil ettiğini” öne sürmüştü. Newhouse adlı bir başka sitenin haberine göre; Ürdün sınırında “hazır bekleyen” misyoner örgütlerinden ikincisi, Güney Amerika Baptist Konvansiyonu. Site, “Düşmanı Hıristiyanlaştırma Planı” şeklinde kışkırtıcı bir başlık attığı haberde, konvansiyonun Irak halkının “insani ihtiyaçları” için 250 bin dolar ayırdığı belirtildi. Konvansiyon yetkililerinden biri, “İnsanlar bize inancımızı sordukça, ruhsal meselelerle ilgili sohbetler de başlayacak tabii” diye konuştu. İslamOnline adlı Arap sitesi; bir tercümanın aktarımlarına dayanarak, misyonerlik projesinin Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak’ı kapsadığını bildirdi.
El Fetih’ten ateşkes çağrısı
Filistin lideri Yaser Arafat’ın El Fetih örgütüne bağlı El Aksa Şehitleri Tugayı, savaş süresince İsraillilere saldırıları durdurmaya karar verdi. Örgütün Ebu Mücahid adlı Batı Şeria lideri, ‘’Dünyanın gözleri Irak’a çevrili olduğu sürece, halkımıza karşı acımasızca suç işlemeleri için bahane vermeyelim diye İsraillilere saldırmayacağız’’ dedi. Ebu Mücahid, İsrail ile ateşkes anlaşması yapması halinde, yeni atanan Filistin Başbakan’ı Mahmud Abas’ı destekleyeceklerini de söyledi. Cenin ve Tulkarim kentlerindeki yerel örgüt liderleri de, İsrail topraklarında bombalama eylemlerini durdurmaya hazır olduklarını söylediler. Gazze Şeridi’nde ise bir Filistinli daha İsrail askerlerince öldürüldü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net