www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Generalden dünyaya tehdit
Amerikalı Tuğgeneral Franklin Blaisdell, “ABD’nin ve müttefiklerinin karşısına kim çıkarsa çıksın, o kadar güçlüyüz ki onlara acırım” diye konuştu.

Batılı devletler yasta!
Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç’in bir suikast ile öldürülmesi, ABD ve Batı Avrupa başkentlerinde üzüntüye neden oldu.

Irak’a askeri denetim planı
İsrail istihbaratına yakınlığıyla tanınan Debka adlı internet sitesi, Irak’ın hangi parçasının kim tarafından yönetileceğine dair gizli bir anlaşmadan bahsetti.


Generalden dünyaya tehdit
Amerikan yönetimi, Irak’ı ve dünyayı elindeki ölüm teknolojisi ile tehdit ediyor. Irak’a yönelik saldırıda kullanacakları yeni nesil silahlar hakkında bilgi veren bir Amerikalı general, “Özellikle uzay güdümlü savaş konusunda o kadar güçlendik ki, bir savaşta karşımıza çıkacak ülkeye acırım” dedi.
‘Irak veya başkası’
Tümgeneral Franklin Blaisdell, önceki gün bir grup gazeteciye verdiği brifingde, uydudan güdümlü, yüksek isabetli akıllı silahlar, üstün istihbarat ve iletişim olanakları sayesinde hasımlarına karşı çok büyük avantajları bulunduğunu belirtti. Blaisdell, “Irak veya bir başkası, ABD’nin ve müttefiklerinin karşısına kim çıkarsa çıksın, uzayda o kadar baskın durumdayız ki, kendilerine acırım. Ne yazık ki birçoklarının bunu anlayabildiğine inanmıyorum” dedi.
Askeri propaganda
General Blaisdell, brifingde, cruise füzelerinin 907 kilogramlık bombaların uydu aracılığıyla hedefe nasıl yönlendirildiğini, düşmanın nasıl izlendiğini, uzaktan kumandalı casus araçlarıyla düşmanın nasıl filme alındığını ortaya koyan slaytlar gösterdi.
Brifinge katılan diğer askeri yetkililer de ABD silahlarında, 1991 yılındaki Körfez Savaşı’na göre büyük teknolojik ilerlemeler sağlandığını belirttiler. Yetkililer, bir B-2 hayalet bombardıman uçağının 16 adet uydudan güdümlü bomba bırakabildiğini, bu gücün, 2. Dünya Savaşı’ndaki 1000 uçak ve 9 bin bombaya eşdeğer olduğunu belirttiler.
Yetkililer, 28 uyduluk bir sistem yardımıyla, bir Amerikan askerinin dünyanın neresinde olduğunu, birkaç metrelik hassasiyetle belirleyebildiklerini de ifade ettiler.
Yalan haberler
Bu arada, Amerikan CNN televizyonu, Washington’un, Irak’a saldırı durumunda bazı Irak birliklerinin direniş göstermemesi umuduyla önde gelen askeri yetkililerle “gizli teslimiyet” görüşmeleri yürüttüğünü ileri sürdü.
Haberini adı açıklanmayan yetkililere dayandıran CNN, Iraklı askeri yetkililerle iletişimin, Pentagon aracılığıyla değil, Amerikan hükümetinin diğer “unsurlarıyla” yürütüldüğünü duyurdu.
CNN, Irak ordusunun bazı unsurlarının, Amerikan öncülüğündeki bir gücün Irak’a girmesi durumunda çatışmaya girmemeyi kabul ettiğini iddia etti.
Dışişleri Bakanlığı’nın bir sözcüsü, haberi yalanladı.
Gözlemciler çekildi
Irak-Kuveyt sınırını denetleyen BM gücü ise, personelinin tümünü, askerden arındırılmış bölgenin Irak tarafından çektiğini açıkladı. Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu (UNIKOM) sözcüsü Daljeet Bagga, “Irak tarafından herkes çekildi. Hazırlıksız yakalanmak istemiyoruz” diye konuştu.
Hollanda hükümeti, İsrail’de yaşayan vatandaşlarına, Irak’ta savaş olasılığının yükseldiğini bildirerek “ülkelerine dönmeleri” tavsiyesinde bulundu.
Nükleer bakteriyoloji ve kimyasal arıtma üzerine eğitim gören 15 Romanyalı asker ise, ABD’ye hizmet etmek üzere Körfez bölgesine hareket etti.


Başa dön


Batılı devletler yasta!
Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç’in öldürülmesi, ABD ve Batı Avrupa başkentlerinde büyük üzüntü yarattı. New York Times ve Washington Post gibi gazeteler, haber ve yorum sayfalarını, hatta başyazılarını, “değerli dost”larının ölümüne ayırdılar.
Türkiye’de ise, Hürriyet gibi ABD yanlısı gazeteler, olayı “Korkutan Suikast” gibi başlıklarla okuyucularına duyurdu.
Nefret toplayan lider
Washington Post gazetesi, “reformcu” olarak tanımladığı Cinciç’in öldürülmesinin, “Washington’un bu ülkedeki en güçlü siyasi müttefikini tasfiye ettiğini” ve 2000 yılında Miloseviç’in devrilmesiyle başlayan “devrim”in henüz tamamlanmadığını gösterdiğini yazdı. Gazete, Cinciç’in ABD ile işbirliği uğruna halkın nefretini toplamaktan çekinmeyen bir politikacı olduğunu överek anlatırken, “merhum lider”in, “Bir siyasi lider nefret edilmeyi kabul etmelidir, çünkü siyasetin doğası budur” sözlerinin altını çizdi.
Amerikan gazetesi, suikastin ardından, Cinciç’in rakibi olan “ılımlı milliyetçi” Voyislav Koştunitsa’nın Sırbistan’a cumhurbaşkanı olması için yolun açıldığını dile getirdi.
Yugoslavya Cumhurbaşkanı olan Koştunitsa, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nin resmen sona ermesiyle, “işsiz” kalmıştı.
‘Zemun’ diye bir örgüt
Sırbistan hükümeti ise, suikastın arkasında, “ülkede kaos, korku ve hukuk dışı ortam yaratmaya çalışan Zemun isimli suç örgütünün” bulunduğunu bildirdi. Hükümet, suikastın sorumlusunun, eski bir polis şefi olan ve “Legija” adıyla bilinen özel polis biriminin eski komutanı Milorad Lukoviç olduğunu duyurdu. Açıklamada, Lukoviç’in, Zemun çetesinin liderlerinden olduğu belirtildi.
Suikastin ardından ülkede olağanüstü hal ve üç günlük “yas” ilan edildi. Komşu Hırvatistan da, sınır denetimlerini artırdı.
Belgrad’daki ABD Büyükelçiliği ise, bu ülkede yaşayan Amerikan vatandaşlarından dikkatli olmalarını istedi. Cinciç’in öldürüldüğü yer, Amerikan Büyükelçiliği’ne 3 blok uzaklıktaydı.
Başsağlığı mesajları
Suikastin ardından, aralarında ABD, BM, AGİT, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin de bulunduğu çok sayıda ülke ve kuruluş, Sırp yönetimine başsağlığı mesajlarını iletti. En dikkat çekici mesaj ise, ABD güdümünde eski Yugoslavya için kurulan “BM Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi”nin Başsavcısı Carla Del Ponte’den geldi.
Del Ponte, Cinciç’in ölümünün, “BM savaş suçları mahkemesinin suçluları yakalamasını ve suçluların iadesini engellememesini” istedi.
Başsavcı, Cinciç’in kendileriyle işbirliği içine giren ilk yandaşları olduğunu hatırlatarak, “Bir arkadaşımı kaybettim. Bize yardım etmek için çok çalıştı” dedi.


Başa dön


Irak’a askeri denetim planı
İsrail istihbaratına yakınlığıyla tanınan Debka adlı internet sitesi, Irak’ın hangi parçasının kim tarafından yönetileceğine dair gizli bir anlaşmadan bahsetti.
Debka’nın bir harita eşliğinde yayınladığı iddiaya göre, bu konuda ABD Başkanı Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair arasında gizli bir anlaşma yapılmış bulunuyor. Anlaşmaya göre, Irak işgalin ardından üç veya dört askeri bölgeye bölünecek. Birinci Amerikan bölgesi; kuzeydeki petrol yataklarını, Musul ve Kerkük’ü kapsayacak. İkinci Amerikan bölgesi; Bağdat, Tikrit ve güneyde, Kuveyt sınırındaki Nasiriye’ye kadar uzanacak.
İngiliz askeri bölgesi
Ancak en dikkat çekici plan, ülkenin güneydoğusunda bir “İngiliz askeri bölgesi” kurulması. Bu bölgenin İngiliz hükümetine verilmesinin, saldırıya verdiği destek nedeniyle bir tür “rüşvet” niteliği taşıdığı belirtildi. Bu plan tutarsa, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez bir İngiliz komutan, Amerikan birliklerini yönetecek. İngiliz ordusu; Irak’ın güneydoğusundaki üçgen şekilli bir bölgenin askeri denetimini de alacak. Bu bölge doğuda Basra, batıda Sugelşuyuh, kuzeyde Kuzistan’a dek uzanıyor. Bu parça içinde Basra, Kuzistan, El Kurna, Havrel Ammar gibi önemli petrol yatakları bulunmakta. Ancak ülkenin kuzey ve güneyindeki petrol sahaları, Amerikan denetiminde kalmaya devam edecek. Debka’ya göre, bu petrol gelirlerinin bir kısmı, “işgal giderleri” gerekçesiyle İngiliz hükümetine devredilecek.
Tahran zora düşecek
Bolivya askeri üç çocuğu vurdu
Bolivya’nın koka bitkisi üretilen bölgesi Chapare’de üç çocuk, “Birleşik Görev Gücü”ne bağlı bir asker tarafından vuruldu. 12-16 yaşları arasındaki çocuklar acilen hastaneye kaldırıldı, ancak çocukların sağlık durumları ciddiyetini koruyor. Askerlerin, koka bitkilerini yakmak üzere köye yaptıkları bir baskında, çocukların üzerine ateş açtığı bildirildi. Geçtiğimiz pazar günü onlarca asker, bölge halkının kendi tüketimleri için ürettiği koka bitkisini imha etmek için köye baskın düzenledi. Bölge halkı askerlerin silahlarına taş ve sopalarla karşılık verdi. Üç çocuk bu olaylar sırasında, bir askerin dükkânda tavuk satan bir kadını dövdüğünü gördüler ve askerin durmasını istediler. Bunun üzerine asker, çocukların üzerine ateş açtı. Çocukların en büyüğü olan Miguel Medrano (16), askerlerden birinin bir kadını yere yatırıp dövmesi üzerine askere küfür ettiğini, bu nedenle vurulduğunu anlattı. Karnından yara alan Miguel, henüz ölüm tehlikesini atlatabilmiş değil. Sandra Laura (12) köprücük kemiğinden, Victor Ala Perez (15) sağ bacağından yara aldı. Çocukların yanı sıra iki köylü daha vurularak yaralandı.
Kirletme izni istediler
Pentagon, ABD’nin temel çevre yasalarını delme peşinde. Böylece ordu hiçbir sorumluluk almaksızın kullanılmış mühimmatı boşaltmak, havayı kirletmek ve canlıları zehirlemekte serbest olacak. 2004 askeri bütçe tasarısına gizlice eklenen önerge, Amerikan kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Kongrenin önemli isimleri, hükümetin 11 Eylül olaylarından fayda sağlamaya ve yaklaşan savaşta kamu sağlığına ya da ülkenin doğal mirasına gelecek herhangi bir tehlikenin sorumluluğundan kurtulmaya çalıştığını söylediler. Pentagon, çevre yasalarının askeri tatbikatları engellediğini gerekçe göstererek bu yasalardan muaf tutulmak istiyor. Ancak, kongre tarafından hazırlanan bir rapor Pentagon’u yalanlıyor. Raporda, çevre yasalarının askeri hazırlıkları engellemediği belirtiliyor. Ulusal Kaynakları Koruma Konseyi uzmanlarından John Walke, “Sağlamaya çalıştıkları ayrıcalıkların hiçbir gerekçesi yok. Bu ayrıcalıkları neden istediklerini bile açıklayamıyorlar” dedi. Pentagon’un devredışı bırakmaya çalıştığı yasalar arasında; Temiz Hava Anlaşması, Tehlike Altındaki Türler Anlaşması, Deniz Memelilerini Koruma Anlaşması ve çevre felâketlerinin telafi edilmesini düzenleyen önemli yasalar var.
BM’de oylama yine yapılamadı
ABD yönetimi, BM Güvenlik Konseyi’nde karşılaştığı şiddetli muhalefet karşısında bir çıkış yolu arıyor. Beyaz Saray kaynakları, Konsey’de Irak konulu yeni bir oylama yapılmayabileceğini bildirdiler. CNN’e bilgi veren kaynaklar, ABD Başkanı Bush’un bu hafta içinde yeni bir oylama istediğini, ancak diplomatik görüşmelerde “olumlu” bir sonuç alınamadığını kaydetti. İngiltere tarafından, Konsey üyeleri arasında “uzlaşma” sağlamak için ortaya atılan “Irak’a 17 Mart’a kadar son bir süre tanınması” önerisi de işe yaramadı. Fransa, Almanya ve Çin gibi ülkeler, bu öneriye karşı olduklarını ilan ettiler.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net