www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kılıç, iş güvencesi için uyardı
İş Güvencesi Yasası’nın yürürlüğe gireceği 15 Mart’a az bir süre kala, işverenlerin yasayı erteleme girişimlerine tepki gösteren Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, Irak gibi sorunlar ileri sürülerek yasanın ertelenmesi girişimlerinin karşısında olacaklarını bildirdi.

Buca’da ‘sözleşmeli’ kölelik
SSK Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’nde çalışan 554 sağlık emekçisi, bir yıldır kadroya alınmıyor. Sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılan sağlıkçılar, aynı işi yapmalarına rağmen aynı haklardan faydalanamıyor.

Belediye-İş şubelerinin
   genel kurulları yapıldı

Belediye-İş Sendikası İstanbul 3 No’lu Şube ve İzmir Çevre Belediyeler Şubesi, önceki gün 7. Olağan Genel Kurullarını yaparak yönetimlerini belirlediler.


Kılıç, iş güvencesi için uyardı
Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, işveren kesiminin 15 Mart tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacak İş Güvencesi Yasası’nı erteleme girişimlerine tepki göstererek, bu girişimlere izin vermeyeceklerini söyledi.
Geçtiğimiz yıl ağustos ayında kabul edilen “İş Güvencesi Yasası”nın yürürlüğe gireceği 15 Mart tarihine az bir süre kala, işçi ve işveren kesimleri arasındaki gerginlik de artıyor. İşçi kesimi yasanın yürürlüğe girmesi için bastırırken, patronlar ise bu yasanın İş Yasası Tasarısı ile çıkmaması halinde işçi kıyımına gitmekle tehdit edip, işçilerin kazanılmış haklarını gasp etmeye ve yasayı ertelemeye çalışıyorlar.
Patronların erteleme girişimlerine tepki gösteren Türk-İş Başkanı Salih Kılıç yaptığı açıklamada, bu girişimlere izin vermeyeceklerini bildirdi.
Doğru değil
İş Güvencesi Yasası’nın ileri çağdaş ülkeler gibi Türkiye’de de uygulanmasının çalışma barışısı açısından önemli yararlar getireceğine inandığını belirten Kılıç, işverenlerin yasanın uygulanmasına az bir süre kala, hükümet nezdinde yaptıkları erteleme girişimlerini doğru bulmadıklarını söyledi.“İş Güvencesi Yasası’nın hazırlandığı dönemde işçi ve işveren kesimleri arasında yaşanan sorunların hortlamasını istemiyoruz” diyen Kılıç, Irak konusu öne sürülerek, bu yasanın uygulanmasının engellenmesi girişimlerinin her zaman karşısında olacaklarını belirtti.
Kitapçık hazırlandı
Bu arada, Türk-İş tarafından 15 Mart’ta uygulamaya girecek İş Güvencesi Yasası’na ilişkin hazırlanan bilgilendirme amaçlı kitapçık, işçilere dağıtılmak üzere sendikalara gönderildi.

İŞ GÜVENCESİ YASASI’NIN GETİRDİKLERİ
Ağustos 2002 tarihinde kabul edilen yasa ile 10 veya daha fazla işçi çalışan işyerlerinde, işverene en az 6 ay kıdemi olan işçinin iş akdinin feshi için ispat yükümlülüğü getiriyor.
İşveren, sendika üyeliği, sendikal faaliyetler, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, din, siyasi görüş, etnik veya sosyal kökenler, kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek, hastalık veya kaza nedeniyle öngörülen bekleme süresinde işe geçici olarak devam etmemek gibi nedenlerden ötürü işçinin iş akdini feshedemeyecek.
İşçi, işverenin iş akdini feshetmesini geçerli bir nedene dayandırmadığını belirtmesi halinde, 1 ay içinde iş mahkemesine dava açabilecek ve dava 2 ay içinde sonuçlandırılacak. Mahkeme kararının temyizi halinde ise Yargıtay 1 ay içinde karar verecek. Yasaya göre; mahkeme kararı açıklanana kadar işveren işçiye 4 aylık ücreti geçmemek üzere para ödeyecek. Mahkemenin iş akdinin feshinde geçerli bir neden görmemesi veya işveren tarafından mahkemeye geçerli bir neden gösterilmemesi durumunda, işveren işçiyi 1 ay içinde işe başlatacak. Aksi halde, işveren mahkeme tarafından saptanacak olan ve işçinin 6 ay ile 1 yıl arasındaki ücreti tutarındaki tazminatı işçiye ödeyecek.
Yasaya göre, işveren işyerinde çalıştırdığı 10 veya daha fazla işçiyi ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri nedenler, işletme ve işyeri ile işin gerekleri gibi nedenlerden dolayı işten çıkarmak istemesi halinde, bunu en az 30 gün önceden işyeri sendika temsilcilerine veya işçi temsilcilerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ile Türkiye İş Kurumu’na bildirecek.


Başa dön


Buca’da ‘sözleşmeli’ kölelik
Fahri Kılınç
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı SSK Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’nde doktor, biyolog, hemşire, laborant gibi branşlarda çalışan 554 sözleşmeli sağlık emekçisi, bir yıldır kadroya alınmıyor. Sözleşmelilere, aynı işi yaptıkları halde kadroluların aldıkları ücretin yarısı veriliyor.
Şubat 2002’de, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan tarafından açılışı gerçekleştirilen SSK Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’nde görev yapan 135 uzman hekim, 12 pratisyen hekim, 23 eczacı, 9 biyolog, 7 diş hekimi, 3 odiomerist, 3 psikolog, 238 hemşire, 38 röntgen teknisyeni, 37 laborant, 22 anestezi teknisyeni, 15 ebe, 6 fizyoterapist ve 6 diyetisyen, verilen sözlere rağmen hâlâ kadroya alınmadı.
Sürekli kamu hizmeti yapan sağlık emekçilerine ilişkin 657 sayılı yasa gereği, kadro ve görev ünvanı ile çalıştırılması gereken 554 sağlık emekçisi, kadrolu personelle aynı yerde aynı işi yapıyor, ancak daha az hakka sahip ve düşük ücrete tabi tutuluyor. Sözleşmeli uzman hekim ücreti Aralık 2002’de 661 milyon iken, kadrolu uzman hekim ücreti 1 milyar 250 milyon ile 1 milyar 500 milyon arasında değişiyor.
‘AKP hükümeti görevini yapsın’
Buca SSK Hastanesi’nde görevli olan ve adını vermeyen sözleşmeli sağlık personelinden bir hemşire, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için AKP hükümetinin görevini yapmasını, personelin kadroya geçirilmesini istedi. Aynı hemşire, “Kadrolu arkadaşlarımızla eşit şartlar altında çalıştırılmamamız motivasyonumuzu bozuyor ve çalışma barışını olumsuz etkiliyor. Pek çok çalışan ancak 2 ya da 3 kişi ile beraber bir evi paylaşarak yaşamlarını devam ettiriyor. Doğum ve hastalık izin gibi durumlara ilişkin düzenlemeler mevcut iş yasasının gerisinde bulunmakta. Biz, hükümetten sürekli kadroya geçirilmemiz suretiyle, ekonomik koşullarımızın iyileştirilmesini, özlük haklarımızın ve iş güvencemizin sağlanmasını istiyoruz. 657 sayılı yasaya tabi kadro ve görev ünvanı ile çalıştırılmamızın sağlanması, sorunun temelli çözümü olacaktır” diye konuştu.
Özelleştirmenin parçası
SES İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Demir de, personeli sözleşmeli olarak çalıştırmanın özelleştirmenin bir parçası olduğunu belirterek, uygulamanın sağlığı doğuştan kazanılmış bir hak olmaktan çıkarıp ticari bir meta haline dönüştürmeyi amaçladığını söyledi. SSK Elbistan Hastanesi’nde de aynı durumun yaşandığını hatırlatan Demir, “Biz, insanca yaşama mücadelesi veren sağlık ve sosyal hizmet çalışanları olarak arkadaşlarımızın derhal kadroya alınmasını istiyoruz” dedi. SSK’nın şu an yasasız olarak yönetildiğine dikkat çeken Demir, şöyle konuştu: “616 ve 617 sayılı yasalar Kanun Hükmünde Kararname ile Axnayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden SSK yasasız olarak işlemlerini yürütüyor. Meclis’te yasa görüşülmeye başlanırsa ek bir önerge ile SSK Hastanelerinde çalışan sözleşmeli arkadaşlarımız kadroya alınabilir.” (DİHA)


Başa dön


Belediye-İş şubelerinin
    genel kurulları yapıldı
Belediye-İş Sendikası İstanbul 3 No’lu Şube ve İzmir Çevre Belediyeler Şubesi, önceki gün 7. Olağan Genel Kurullarını yaparak yönetimlerini belirlediler. Genel kurullarda yapılan konuşmalarla savaşa ve 1475 sayılı yasada patronların talepleri doğrultusunda yapılmak istenen değişikliklere tepki gösterildi.
Belediye-İş İzmir Çevre Belediyeler Şubesi’nin Genel Kurulu hakemler lokalinde gerçekleştirildi. Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un katıldığı kongrede açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Salih Er, Amerikan emperyalizmine ve savaşa karşı olduklarını söyleyerek “Biz çocuklarımızı Amerika’nın tetikçisi olarak yetiştirmedik” diye konuştu. Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul, insan olan herkesin savaşa karşı olduğunu da sözlerine ekledi. Kongreye katılan 142 delegenin kullandıklmarı oylar sonucu sonrasında, Salih Er yeniden şube başkanı seçildi. yönetim kuruluna İsmail Özbek, Ramazan Bayraktaş, Huriye Erciker, Mehmet Kâhya, Hakan Altınkesen ve İsmail Güney getirildi.
GMİS 62 maddede anlaşma sağladı
Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Çetin Altun, bu dönemki toplusözleşme görüşmelerinde ağırlığı ücretlere değil, işçi aldırılmasına verdiklerini dile getirdi. Altun yaptığı açıklamada, 62 idari madde üzerinde de anlaşmaya vardıklarını ifade etti. Altun yaptığı açıklamada, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) 16 bin, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nde 1500 olmak üzere, 17 bin 500 işçiyi kapsayan 20. dönem toplusözleşmelerinin 1 Ocak 2003’ten itibaren 2 yıl geçerli olacağı söylendi. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi kriz nedeniyle toplusözleşme görüşmelerinde ücret konusunu görüşmediklerini, bunun da Türk-İş Koordinasyon Kurulu’nca yönetileceğini belirten Altun, Türk-İş’in ilk 6 ay için gerçekleşen enflasyon ve yüzde 10 refah payı, ikinci 6 ay gerçekleşen enflasyon ve yüzde 5 refah payı, ikinci yılın 6’şar aylarında ise gerçekleşen enflasyon ve yüzde 5 refah payını talep ettikğini belirtti. Bu dönemki görüşmelerde, ücretten daha ziyade kuruma işçi alınması yönünde taleplerin öne çıktığını ifade eden Altun, “TTK’ya İşçi aldırmak zorundayız, ücret ise bizi pek ilgilendirmiyor. Görüşmelerin üçüncü oturumunda da 12 madde üzerinde mutakabata vardık. Şu ana kadar, işveren kanadıyla idari ağırlıklı 62 madde üzerinde anlaşma sağladık” diye konuştu.
Grizu patlamasında ölen madenciler anıldı
Zonguldak madenlerinde yıllar önce grizu patlamaları sonucu ölen madenciler anıldı. TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü’nde 3 Mart 1992’de 263, Armutçuk Müessese Müdürlüğü’nde ise 7 Mart 1983’te 103 madenci grizu patlamasıyla yaşamlarını yitirmişti. GMİS Yönetim Kurulu’nun yaptığı yazılı açıklamada, “Dünyanın en zor mesleğini 170 yıldır yapan yöre halkı büyük acılar yaşamasına rağmen, ülkesine hizmet etmiştir” dendi. Irak savaşına Türkiye’nin sokulmak istenmesine tepki gösterilen açıklamada: “Bizim şehitlerimiz, Türkiye’nin şehitleridir. Haksız savaşlarda şehit verecek bir ülkenin evlatları olmak istemiyoruz” dendi.
Emekli-Sen Mersin Şubesi kapatıldı
Mersin Valiliği, 18 Şubat’ta DİSK’e bağlı Emekli-Sen Genel Merkezi’ne gönderdiği tebligatla, “yasal dayanağı olmadığı” iddiasıyla Emekli-Sen Mersin Şubesi ile Tarsus Temsilciliği’ni kapattı. Bu uygulamaya tepki gösteren Emekli-Sen Mersin Şube Başkanı Mehmet Perçim, sendika kurma hakları olduğunu ve kuruldukları 1995’ten beri emekli olan üyelerinin haklarını savunduklarını söyledi. 8 yıldan sonra haklarında kapatılma davasının açılmasına anlam veremediklerini de belirten Perçim, yasal haklarını sonuna kadar arayacaklarını kaydetti. Emekli-Sen Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Balkız da, genel merkezleri hakkında açılan davanın sonuçlanmadan şubelerin kapatılmasına tepki gösterdi. Ankara Valiliği, 1995’te Emekli-Sen’in “Anayasa ve 2821 sayılı kanun anlamında bir sendika olarak kabul edilemeyeceği” gerekçesiyle, Ankara 9. İş Mahkemesi’nde Emekli-Sen’in kapatılması yönünde dava açmış, dava bir süre sonra düşmüştü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net