www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Geçim kavgası’ndan emekli olunmuyor!
Bekir Çiğdem, 20 yıllık çalışma yaşamından sonra emekli olmuş bir işçi. Ancak her geçen gün daha da zorlaşan geçim şartları, onu da “boş durmamaya” zorlamış. Harbiye’de otobüs durağında naylondan yaptığı bir çadırda, otobüs bileti satıyor.

Deprem bölgesinde yaşam savaşı
Adapazarı’ndaki depremzede kadınlar, yaşam savaşını bu kez ekonomik alanda vermeye başladı. Adapazarı Depremzedeler Derneği’nin eski başkanı Yıldız Önem ve arkadaşı Sabiha Ergün, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’ndan aldıkları krediyle bir işyeri açıp, evlerinde hazırladıkları çeşitli yemekleri, kendi elleriyle müşterilere sunup para kazanıyor.


‘Geçim kavgası’ndan emekli olunmuyor!
Elif Görgü
Kaç metrekare alana sığar atmış yıllık emek? Hangi büyüklükte mendil siler yarım yüzyıllık teri alından? Bir metrekarelik naylon engellese de yağmuru, engelleyebilir mi 74 yıl yaşam mücadelesi verip de elinde avucunda hiçbir şey kalmamışlığın soğuğunu?
Geçtiğimiz günlerde emekli maaşı kuyruklarında yine aynı manzaralar vardı. Ancak, sadece beklemek değil emeklilerin tek çilesi. Resmi olarak emekli olsan da, çalışmadan geçim derdi bitmiyor. Çalışma yaşı bir yandan giderek küçülürken, çalışmaktan emekli olma yaşı da giderek büyüyor.
Yaşlılık değil açlık!
Harbiye otobüs durağında 1 metrelik naylonun altında bilet satan Bekir Çiğdem, işçi emeklisi. Neredeyse 20 yıllık kaynakçılık yaptığı Dolapdere’deki fabrikadan emekli olmuş ama “geçim kavgası”ndan emekli olamamış bir türlü. Emekli kuyruklarında beklerken ölmemiş belki. Yine de “Çalışmazsam bu sefer de acımdan ölürüm” diyor. “Senelerdir bilet satıyorum... Üşüsem de ne yapayım? Bak şimdi elektrik, su parası duruyor. Elimden başka iş gelmiyor. Daha kaç yaşına kadar çalışacağımı Allah bilir. Paramız yetse bu işi hayatta yapmam” diyor Bekir Çiğdem.
Yetiştirdiği üç evladı var. İki oğlu ve bir kızı. Bir oğlu çalışamıyor, hasta. Kızı da ev işlerinde çalışıyor. Eskiden evlatlar garantisi olurdu ihtiyarlıkta rahat yaşamanın. Ne kadar çok evladın varsa, o kadar iyi bakarlardı anne ve babalara, yaşlandıklarında. Şimdi zaman değişti. Zaman,”Onlar kendilerini geçindiremiyorlar, bize nasıl baksınlar” zamanı.
‘Müşteri de yoksul’
Müşterisi de parasız Bekir Çiğdem’in. “Müşteride para yok ki ben kazanayım” diyor. 750 bin liralık bileti, 900 bine satmak istiyor. Satamıyor. Ancak 800 bin veriyor yoksul müşteri. “Bazen 250 bin lira atıp kaçıyorlar” Koşamaz ki arkalarından. Nasıl koşsun? Mecburen ucuza satıyor.
Bekir Çiğdem’in eşi de şeker hastası. O, bir kere ameliyat olmuş. Kendisi de kalp hastası, iki ameliyatla pil takmışlar kalbine. Oğlu hasta, torunu hasta. Emekliliği, hastane koridorlarıyla Harbiye otobüs durağı arasında geçiyor. Bugün yarın çıkaracak eşini hastaneden.
Önümüz yılbaşı. “Bari yılbaşında yalnız olmayalım” diyor. Ama yılbaşından sonra yine Harbiye otobüs durağında bilet satacak Bekir Çiğdem, sığmasa da yarım yüzyılı aşkın harcadığı emek bir metrekarelik naylonun altına...


Başa dön


Deprem bölgesinde yaşam savaşı

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net