www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘2003’te mücadele gelişecek’
Emek Platformu’nun Dönem Sözcülüğü’nü de üstlenen KESK, 2003 yılının ilk ayları için belirlediği eylem kararlarını açıkladı. KESK, 7 Ocak’tan itibaren eyleme geçiyor.

Alo, çabuk gel iş var!
Sertel Ayakkabı Fabrikası’nda işçiler, bu sıralar evde telefonun başından ayrılmıyorlar. Çünkü, işyerlerinde İş Yasası Tasarısı’nda yer alan “telafi çalışması” uygulanması çalıştıkları işyerlerinde hayata geçiriliyor.

Derhal ve nakden ödensin!
Türk-İş ve DİSK başkanları, hükümetin, fonda biriken anaparanın 2003 yılının ikinci yarısında, nemaların ise 2004 yılından başlayarak 4 yılda ve 4 taksitte ödenmesi şeklindeki planının “kabul edilemez” olduğunu belirttiler.


‘2003’te mücadele gelişecek’
KESK Genel Başkanı Sami Evren, memur maaş zammı, zorunlu tasarruflar ve savaşla ilgili taleplerine kulak vermeyen hükümete tepki göstererek, 2003’te mücadelenin gelişeceğini ilan etti.
Sami Evren, dün konfederasyonun genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla yeni eylem kararlarını açıkladı. Tek başına iktidar olan AKP’nin seçim meydanlarında halka verdiği sözlerin tam tersine hareket ettiğini ve beklentilere yanıt veremediğini belirten Evren, “Hükümet, programında IMF politikalarını esas alacağını taahhüt ederek göreve başladı. Bu tercihin doğal sonucu olarak 58. Hükümet’in daha ilk ayında emekçilere saldırılar peşpeşe geldi” dedi.
Hükümet özür dilesin
Hükümetin memur maaşlarına yapılan yüzde 5’lik zammı yüzde 6 ile 13.5 arasında gibi gösterdiğini belirten Evren, hükümeti halktan özür dilemeye çağırdı. Aynı tavrı nemaların geri ödenmesi ve Türkiye’nin savaşa girmemesi konusunda da yaşadıklarını hatırlatan Evren, hükümeti “samimiyetsizlik”le suçladı.
Kamu emekçilerine insanca yaşayabilecekleri bir ücret verilmesi için hükümeti sendikalarla masaya oturmaya çağıran Evren, nemaların da bir defada ve nakden ödenmesini istedi. Evren, “Türkiye Irak halkına yönelik herhangi bir saldırının parçası olmamalı, hava sahasını ve üslerini ABD’ye açmamalıdır. ABD ve İsrail’le yapılan gizli pazarlıklar halka açıklanmalıdır” dedi.
Kamunun tasfiyesi
“Kamunun yeniden yapılandırılması” adı altında gündeme getirilen Personel Rejimi Reformu’nun kamunun tasfiyesini amaçladığını ve iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedeflediğini bildiren Evren, esnek çalışma, performansa göre ücret gibi uygulamalara karşı çıktı. Sendikal hak ihlallerine son verilmesini, kamuda siyasi kadrolaşmanın durdurulmasını da talep eden Evren, 2003 yılının bu sorunlara karşı mücadelenin gelişeceği bir yıl olacağını ifade etti.

EYLEM KARARLARI
  • 7 Ocak’ta Ankara’da Danışma Meclisi üyeleriyle birlikte AKP Genel Merkezi’ne, diğer illerde ise il başkanlıklarına siyah çelenk bırakılacak. Aynı gün nemaların bir defada nakten ödenmesi için toplanan imzalar Hazine Müsteşarlığı’na verilecek.
  • 15 Ocak’ta ceza ve sürgünlere karşı mahkemelere toplu başvuru yapılacak. kamu emekçileri, 35 kişinin ceza aldığı davayla ilgili olarak, “Bu suçu ben de işledim” diyerek, kendilerini ihbar edecekler.
  • Birleşmiş Milletler’in Irak’la ilgili resmi kararını açıklayacağı 26 Ocak’ta savaşa karşı üretimden gelen güç de dahil tepkiler örgütlenecek.
  • Mart ayında 9 aylık bütçe gündeme geldiğinde kamu emekçilerinin ücretlerinin insanca yaşam düzeyine getirilmesi için kapsamlı mücadele başlatılacak.
  • İşçilerin kazanılmış haklarının gaspı anlamına gelen İş Yasası Tasarısı ve kamunun tasfiyesi anlamına gelen Personel Rejimi Reformu’ndan vazgeçilmesi talebiyle ortak mücadele örgütlenecek.

    Başa dön


    Alo, çabuk gel iş var!
    Muzaffer Özkurt
    Patronların uğruna tehditler savurduğu İş Yasa Tasarısı daha yasalaşmadan, tasarıda yer alan hükümler işyerlerinde uygulanmaya başlandı. Yasa tasarısında yer alan “telafi çalışması”, 300’den fazla işçinin çalıştığı Sertel Ayakkabı Fabrikası’nda hayata geçirildi.
    Sendikanın olmadığı ve sigorta primlerinin eksik yatırıldığı fabrikada iki hafta önce “sipariş olmadığı gerekçesiyle” işçilere izin verildi. Bu izin döneminde ücretler tam olarak ödendi. Ancak işçileri bekleyen bir süpriz vardı. Patronlar, işçilere, ödenen tam ücretin saat üzerinden borç olarak yazılacağını ve işe geri döndüklerinde fazla mesai yaparak, bu borcu ödeyeceklerini bildirdi. Bu uygulama pek çok fabrikada “bire bir esnek çalışma” ve “havuz sistemİ” adı altında hayata geçiriliyor.
    Sertel, 310 işçinin çalıştığı iki kardeşe ait bir fabrika. Derinin kesiminden dikimine ve ayakkabının ambalajına kadar üretimin her kademesi fabrika içinde yapılıyor. Bu fabrikanın bir diğer özelliği ise kâğıt üzerinde Sertel ve Serka olmak üzere ikiye ayrı işletme gibi görünüyor olması.
    Ancak bu işletmelerin muhasebesi ortak tutuluyor, toplantıları ortak yapılıyor. Aralarındaki tek fark Sertel, İsrail firmasıyla çalışırken, Serka; LC Waikiki ve Beymen gibi büyük firmalar için fason mal imal ediyor.
    Telefon bekliyorlar
    İzin verilen işçilerin hepsi telefonun başında patronun kendilerini çağırmasını bekliyorlar. Çünkü patron her an onları çağırabilir. Bu nedenle evden bir yere ayrılamıyorlar. Nitekim iki haftalık izin süresinde bazı işçiler işyerine çağrılmış ve 5 gün çalıştırılmış, sonrasında ise yeniden izine çıkarılmışlar. Sertel’de 5 gün çalışan işçilerin 95 saat, diğerlerinin ise 142.5 saat borçları bulunuyor.
    Şimdilik Sertel’de yapılan uygulamanın, yılbaşından sonra Serka’da da hayata geçirileceği duyuruldu. Patronlar bu uygulamayla hem fazla mesai ücretini vermekten kurtuluyorlar hem de “iş olunca gel çalış, olmayınca git telefon bekle” diyerek esnek istihdamı hayata geçiriyorlar. Çalışma şartlarının oldukça kötü olduğu fabrikada çoğu işçinin sigortası ödenmiyor. Bu nedenle tedavi masraflarını kendileri karşılıyorlar. Bali, vernik, tiner, boya ve zehirli kimyevi maddelerin kullanıldığı fabrikada havallandırma yok. Yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle işçilerin çoğunda astım, bronşit gibi akciğer hastalıkları var. En zehirli maddelerin kullanıldığı makineler kapısı açık balkonun yakınına koyuluyor. Kış ayında işçiler hem zehirleniyor hem de donuyorlar.
    47.5 saat çalışma
    Çalışma saatleri sabah 08.30’da başlıyor, akşam 19.00’da sona eriyor. Sadece bir saat yemek molası var. Haftalık çalışma saatleri 47.5 saati buluyor. Asgari ücretle işçi alınan fabrikada, 10 yıla yaklaşanlar ancak 350 milyon lira ücret alıyorlar. Ücretler de ay sonunda toptan ödenmiyor.
    Bir ay çalışan işçiler, ücretlerini diğer ayın 5’inde ve 20’sinde olmak üzere gecikmeli olarak iki parçada alıyorlar.
    Sosyal hak olarak ise patronların canı istediği zaman verdiği iki ikramiye ve ayakkabı var. Bayramlarda da erzak veriliyor.


    Başa dön


    Derhal ve nakden ödensin!
    Hükümetin zorunlu tasarrufların geri ödenmesiyle ilgili planına yönelik tepkiler sürüyor. Türk-İş ve DİSK başkanları, hükümetin, fonda biriken anaparanın 2003 yılının ikinci yarısında, nemaların ise 2004 yılından başlayarak 4 yılda ve 4 taksitte ödenmesi şeklindeki planının “kabul edilemez” olduğunu belirttiler.
    Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, hükümetin zorunlu tasarrufların geri ödemesine ilişkin planının “ayrı bir eritme politikası” olduğunu belirterek, fon da biriken anapara ve nemaların hak sahiplerine derhal ödenmesini istedi. Salih Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, şunları söyledi: “Çalışanlar geçim şartlarının ağırlığı altında yaşam mücadelesi verirken ücret gelirlerinden zorunlu kesinti yapılmış ve bu birikim maalesef yılar boyunca gerçekleşen enflasyonun çok altında bırakılarak eritilmiştir. Bir avuç rantiye kesimine katrilyonlarca lira faiz olarak aktarılmaya devam edilirken çalışanlardan alınan borç için ‘kaynak yok’ gerekçesine sığınılması, siyasal iktidarın bakış açısını ve gerçek niyetini ortaya koymaktadır. Hükümet, çalışanların birikmiş sorununa acil çözüm bulmak yerine ötelemeye çalışmaktadır.”
    Türk-İş’in bu konuda her türlü girişimde bulunacağını bildiren Kılıç, hükümet ücret ve vergi politikasını da eleştirdi.
    EP’in talebi
    DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de hükümetin planının tüm emekçiler tarafından tepkiyle kaşılandığını belirterek, “Emekçiler olarak talebimiz açık ve nettir. Emek Platformu’nda da saptadığımız gibi birikimlerin toplamı, yani ana para ve nemalar, 01.06.2000 tarihli döviz kuruna bağlanarak ve piyasa rayiçleri üzerinden nemalandırılarak hak sahiplerine derhal ve nakden ödenmelidir” diye konuştu. Hak sahibi emekçilerin hukuk yoluna başvurma hakkı doğduğunu ifade eden Çelebi, DİSK’in bu haksızlığa karşı sonuna kadar mücadelede edeceğini kaydetti.

    ‘Işıkları yaktık ampul patladı’
  • Kamu sözleşmeleri başlıyor
    Türk-İş üyesi sendikalar, kamuda çalışan 454 bin 208 işçi adına 2003 yılında hükümet ile yürütecekleri toplu iş sözleşmesi görüşmeleri için hazırlıklarını sürdürüyor. Üye sendikalar toplu iş sözleşmesi yetki belgesini almak amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurularını yapıyor. Yetki belgesini alan sendikalar, toplu iş sözleşmesi taslaklarını hazırlayıp işverene sunacak. Toplu iş sözleşmelerinin yürürlük tarihi ağırlıklı olarak ocak, mart ve nisan aylarında başlıyor. Türk-İş üyesi sendikaların, toplu iş sözleşmelerinde izlenecek yöntemin Başkanlar Kurulu toplantısında belirlenmesi ve sendikaların üyesi işçilerin aldıkları ücretlere göre farklı bir zam talebinde bulunması bekleniyor. Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, kamu sözleşmelerini değerlendirmek üzere yılbaşından sonra Başkanlar Kurulu’nun toplanacağına dikkat çekerek, bu toplantıda kamu sözleşmelerinde izleyecekleri stratejiyi belirleyeceklerini söyledi. Kamu sözleşmelerinde hükümetten günün koşullarına uygun ve işçiyi enflasyona ezdirmeyecek bir zam talebinde bulunacaklarını anlatan Kılıç, hükümetten toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işçiyi hoşnut edecek bir zam beklediklerini ifade etti.
    SHÇEK’te kadrolaşma kaygısı
    Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda (SHÇEK) 28 Aralık 2002 tarihinde yapılacağı ilan edilen “Görevde Yükselme Sınavı”nın ertelenmesi kadrolaşma kaygısına neden oldu. SES tarafından yapılan yazılı açıklamada, SHÇEK’te daha önce ilan edilen ve katılmak isteyen 400 kişinin kurs gördüğü sınavın, Bakanlık tarafından, “görülen lüzum” üzerine ertelenmesinin endişe yarattığı belirtildi. Açıklamada, “SHÇEK kurumlarının teftiş edilmesi ve varsa olumsuzlukların giderilmesi çalışması her dönemde hukuka uygun olarak yapılması gereken çalışmalardır. Ancak teftişlerin belli isimler üzerinden yaptırılmak istenmesi, Refah-Yol hükümeti döneminde kadrolaşmayı yakından yaşayan çalışanlarda tedirginlik yaratmaktadır. Konunun taraflarının, sendikamızın görüş ve önerilerini almak yerine, kadrolaşmayı çağrıştıran bir yöntem ile işe başlaması niyeti sorgulamamıza neden olmaktadır” denildi.
    BES aylık yayın organı çıkardı
    KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES)’in yayın organı “Abes” çıktı. Sendikal faaliyetler ve emekçileri ilgilendiren konular hakkında BES’in görüşünü üyelerine iletme amacıyla hazırlanan Abes aylık olarak yayımlanacak. İlk sayısında AKP hükümetinin programı ve emekçilere yönelik saldırılara yer verilen Abes’in röportaj konuğu ise KESK Genel Başkanı Sami Evren oldu. Hükümetin Personel Rejimi Refomu adı altındaki saldırısının emekçilere üzerinde oluşturacağı tahribatın yer aldığı dergideki yazıda, kamunun tasfiyesi sırasında çalışanların da tasfiyesinin hedeflendiği ifade edildi. Yazıda, reform adı altında kamu çalışanlarının iş güvencesinin yok edilmek istendiğine ve esnek çalışmanın yerleştirilmeye çalışıldığına dikkat çekildi. AKP hükümetinin acil eylem planının emekçiler için tehdide dönüştüğü kaydedilen yazıda, tüm emekçiler mücadeleye çağrıldı. Dergide, BES’ten ve emek hareketinden haberler ile kültür sanat bölümü de yer aldı.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net