www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Artık vekillik hayal
Meclis’in itibarını korumak için “günah keçisi” haline getiren Akgündüz’ün hapis cezası kesinleşti. Yargıtay, “Jet Fadıl” diye anılan Fadıl Akgündüz’ün 2 yıl hapis ve 750 milyon lira ağır para cezasını onadı.

Savaşı engelleme kararlılığı
Çok sayıda kişi ve kuruluş, Irak’a yönelik Amerikan saldırısı hazırlıklarına ve Türkiye’nin savaş üssü haline getirilmesi girişimlerine karşı tepkilerini gösteriyor.

Ecevit: Türkiye isterse savaş olmaz
SP Genel Başkanı Recai Kutan DSP Genel Başkanı, eski Başbakan Bülent Ecevit’i ziyaret ederek, “savaş karşıtı birlik kurma” talebinde bulundu.


Artık vekillik hayal
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Fadıl Akgündüz’e Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefetten verilen 2 yıl hapis ve 750 milyon lira para cezasına ilişkin kararı onadı. Akgündüz, 1 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldığı için milletvekili seçilme yeterliliğini kaybetti.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Akgündüz hakkında Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefetten verdiği 2 yıllık hapis ve 750 milyon lira para cezasına ilişkin kararın temyiz incelemesini tamamladı. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bularak onadı.
Yargıtay’ın bu kararıyla Fadıl Akgündüz, milletvekili seçilme yeterliliğini kaybetti. Anayasa’nın 76. ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesine göre, 1 yıldan fazla hapis cezasına çarptırılanlar, milletvekili seçilemiyorlar. Akgündüz, Siirt’te, 9 Şubat Pazar günü yenilenecek seçimlerde yeniden bağımsız aday olacağını açıklamıştı.
Son karar YSK’nın
Akgündüz’le ilgili son kararı, yine adaylık başvurusunda bulunursa Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verecek. Akgündüz, 3 Kasım 2002 Pazar günü yapılan milletvekili genel seçimi sonucunda Siirt’ten bağımsız milletvekili seçilince Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen mahkûmiyet kararına ilişkin dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle TBMM Başkanlığı’na gönderilmişti.
Kanadoğlu, Akgündüz’ün, milletvekili seçilmesiyle Anayasa’nın 83. maddesine göre dokunulmazlığa kavuştuğuna, bu nedenle temyiz incelemesinin yapılabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğine işaret etmişti.
YSK, Siirt’teki seçimleri iptal edip yenileme kararı verince Akgündüz’ün milletvekilliği düşmüştü. Bunun üzerine, TBMM Başkanlığı, Başsavcı Kanadoğlu’nun gönderdiği dosyayı Yargıtay’a yeniden göndermişti. Kanadoğlu da temyiz istemine ilişkin hazırladığı tebliğnameyle birlikte dava dosyasını temyiz incelemesini yapacak olan Yargıtay 7. Ceza Dairesi’ne göndermişti. Başsavcılık, tebliğnamede, verilen kararın onanması yönünde görüş bildirmişti.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin onama kararından sonra Akgündüz’ün olağanüstü kanun yolu olarak bilinen karar düzeltme isteminde bulunma hakkı var, ancak bu istemin öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kabul edilmesi gerekiyor.
Fadıl Akgündüz, milletvekilliği düştükten sonra, hakkındaki soruşturmalar nedeniyle tutuklanarak cezaevine konulmuştu.


Başa dön


Savaşı engelleme kararlılığı
Savaşa karşı oluşturulan birliklerden kitle örgütlerine, sanatçılardan barolara kadar çok sayıda kişi ve kuruluş, Irak’a yönelik Amerikan saldırısı hazırlıklarına ve Türkiye’nin savaş üssü haline getirilmesi girişimlerine karşı tepkilerini gösteriyor.
“Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu” Kuruçeşme’de düzenlediği etkinlikle, hükümeti savaşa destek olmaması için uyardı. Aralarında KESK Genel Başkanı ve Emek Platformu Dönem Sözcüsü Sami Evren, Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Müyesser Güneş, sanatçı Mustafa Alabora, müzisyen Nejat Yavaşoğulları’nın da bulunduğu çok sayıda savaş karşıtı, dün Greenpeace’in Kuruçeşme Cemiz Topuzlu Limanı’na demir atan MV Esperanza (Umut) gemisinde basın açıklaması yaptı.
Koordinasyon adına ilk konuşmayı yapan oyuncu Mehmet Ali Alabora, “Şu anda, Greenpeace’in ‘Umut’ adlı gemisinde bulunuyoruz. Barış için hâlâ umudumuz var ve bu çağrıyı ABD’nin Irak saldırısına karşı çıkan tüm insanlar adına yapıyoruz” dedi. ABD’nin, engellediği uluslararası barış ve çevre anlaşmalarıyla, kendisini uluslararası hukukun üstünde tuttuğunu gösterdiğini vurgulayan Alabora, “ABD, toplumsal, çevresel ve barış konularındaki uluslararası anlaşmaları ya engellemekte ya da sabote etmektedir. Bu tavır, dünya barışına ciddi bir tehdittir. ABD de uluslararası hukuka saygı göstermelidir” diye konuştu.
Eylemler devam edecek
KESK Genel Başkanı Evren de, Irak’a yapılacak bir saldırının “insanlık suçu” olacağına dikkat çekerek, hükümetin buna “alet olmaması” gerektiğini bildirdi. Meclis’te “savaşa hayır grubu” oluşturulması gerektiğini de dile getiren Evren, Emek Platformu temsilcilerinin 3 Ocak’ta toplanarak, bir dizi eylem planı hazırlayacağını söyledi.
“Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu”, basın toplantısında, 26 Ocak 2003 Pazar günü İstanbul’da yapılacak kitlesel basın açıklamasına katılım çağrısı da yaptı.
Barodan açıklama
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu ve Yönetim Kurlu üyeleri, yaptıkları açıklamada savaş istemediklerini dile getirdiler. Her türlü kitle imha silahlarının malzeme ve programlarını Irak’a satan ABD ve diğer Batı ülkelerinin şimdi de bu silahların varlığını bahane ettiğine dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’nin üslerini açarak, “petrol amaçlı” bu işgal hareketine sürüklendiği uyarısı yapıldı. Açıklamada, “Emperyalizme karşı en büyük bağımsızlık savaşını vermiş bir ülke, emperyalist savaşın yanında yer alamaz. Almamalıdır” denildi.
Beyaz kurdelalı eylem
Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) ise, savaş hazırlıklarına karşı tepkisini, Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde gösterdiler. CKD üyeleri, çevredeki kişilere beyaz kurdelalar dağıttılar.
“Türkiye’nin ve Ortadoğu halklarının geleceğinin kararmaması için” herkesi bu kurdelalardan takmaya çağıran CKD Genel Başkanı Şenal Sarıhan, ABD’nin askerinin Türkiye’de olmasını, hava ve deniz sahaları ile demiryollarının ABD askerlerine terk edilmesini istemediklerini vurguladı.
“ABD’nin bu istemleri cumhuriyet tarihinin ilk kez tanık olduğu onur kırıcı bir istemdir” diye konuşan Sarıhan, Irak ile Türkiye’nin herhangi bir ulusal sorunu bulunmadığını söyledi. Türkiye’nin ABD’nin emperyalist emellerinin aracı olmaması gerektiğini dile getiren CKD Genel Başkanı, ABD’nin haksız saldırısında “Amerikan zayiatını önleme” rolünün kabul edilmemesini istedi.
Şenal Sarıhan, hükümeti böyle bir adım atması konusunda uyararak, ABD halkının bile karşı çıktığı bir savaşa destek vermenin Türkiye halkının ve komşu ulusların canına kıymak olacağını kaydetti.
CKD Adana Şube Başkanı Dr. Ayfer Karakaya da dün yazılı bir açıklama yaparak ABD’nin olası bir Irak saldırısının önlenmesini istedi.

TEPKİLER GİDEREK ARTIYOR
Irak’a yönelik Amerikan saldırısı hazırlıklarına gösterilen tepkiler, bütün yurtta sürüyor.
Adana
Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Halis Yetkiner, ABD’nin olası müdahalesinin, tüm Ortadoğu’yu kana bulayacak savaşa dönüşmesinden endişe duyduklarını bildirdi. Düzenlediği basın toplantısında, Irak’a müdahalenin gerçek nedenini “Irak petrol rezervleri üzerinde ABD’nin hakim olma isteği” olarak gösteren Yetkiner, savaşın Türkiye’yi büyük zararlara uğratacağını söyledi.
Kayseri
İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği Kayseri Şubesi de savaş karşıtı miting düzenleme çağrısı yaptı. Şube Başkanı Kadir Hikmet Beyazıt basın toplantısında, Türkiye’nin olası Irak müdahalesine karşı çıkması gerektiğini kaydetti. Beyazıt, “Bizim Irak ile bir sorunumuz yok. ABD’nin yanında yer alması Türkiye’nin aleyhine olacak” dedi.
Karaman
Karaman’da kendilerini “savaş karşıtı” olarak nitelendiren 29 avukat, “Çocuklarımızın, ülkemizin ve dünya insanlığının geleceği, mutlu ve huzurlu bir dünya için Irak’ta savaş istemiyoruz” dediler.
Karabük
Karabük Barosu Başkanı Ali Çetin Aygün, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin doğrudan savaşa girmemesi durumunda bile yaklaşık 80 bin ABD askerinin ülkede konuşlandırılmasının başlı başına bir sorun oluşturacağını söyledi.

Çorum’da ‘Savaşa Hayır’ mitingi
Emek Platformu’nu oluşturan sendika konfederasyonu ve meslek örgütlerinin Çorum’daki şubeleri, 18 Ocak günü “Savaşa hayır” mitingi düzenleyecek.
Emek Platformu Çorum bileşenleri, önceki gün Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Çorum Şubeler Platformu Lokali’nde toplantı yaptılar. Toplantının ana gündem maddesini, Emek Platformu Başkanlar Kurulu tarafından belirlenen ve kamuoyuna açıklanan, “Irak’a yönelik Amerikan müdahalesi” hakkındaki kararlar oluşturdu.
Irak’a saldırının ve bu saldırıya Türkiye’nin alet edilmesinin, emekçilere yoksulluk ve açlık getireceğinin belirtildiği toplantıda, bu nedenle savaşa karşı bölge barışını sağlayacak mücadele anlayışının genişletilmesi ve benimsenmesi gerektiği kaydedildi.
Toplantıda alınan kararlara göre, emekçilerin savaş karşıtı platform etrafında bir araya getirilmesi için yürütülen çalışmalara hız verilecek. 18 Ocak günü de, bütün sendika, kitle örgütü ve siyasi partilerden alınacak destekle, “Savaşa hayır” mitingi yapılacak.

LONDRA’DAN BAĞDAT’A SAVAŞ KARŞITI YÜRÜYÜŞ
Irak halkının Amerikan saldırısından göreceği zararı azaltmak için bu ülkeye gidecek olan İngiliz savaş karşıtlarının büyük destek toplaması bekleniyor. Irak’a yolculukları boyunca savaş karşıtlarına tüm Avrupa’dan yeni katılımlar olacak.
Körfez Savaşı gazisi
İngiltere ve tüm dünya kamuoyunun dikkatlerini üzerine çeken bu savaş karşıtı çabayı organize eden kişi, eski bir ABD Donanması mensubu olan emekli deniz piyadesi Kenneth Nichols. 1991’deki Körfez Savaşı’na katılarak madalya alan 33 yaşındaki Nichols, konvoylarının en geç 24 Ocak günü Irak’ta olacağını duyurdu. ABD’nin savaş bahanesi olarak sunmaya hazırlandığı, Irak’taki BM silah denetçilerinin raporu ise 27 Ocak günü açıklanacak.
10 Ocak günü yola çıkacak olan savaş karşıtlarına, Amsterdam, Brüksel, Paris, Zürih, Milano, Saraybosna ve İstanbul’da da destek verilmesi bekleniyor. Savaş karşıtlarının Irak’taki amacı ise iki yönlü. Başlıca amaçları “Irak halkıyla dayanışmak ve savaşı önlemek.” Konvoyda yer almaya hazırlanan, 21 yaşındaki Matt Barr bunu, “Irak halkı Batı’da da kendilerini düşünen insanlar olduğunu bilmeli” diye anlatıyor.
Amaçları caydırmak
Konvoydakilerin ikinci amacı ise, kendilerini köprüler, karayolları, içme suyu tesisleri, elektrik santralları vb. yerlere bağlayarak, buralara yönelik saldırılar karşısında ‘caydırıcı’ olmak. Böylece, Irak halkının savaştan göreceği zararı azaltmayı amaçlayan savaş karşıtlarından, 28 yaşındaki öğrenci Jo Wilding, “Onlar için mutlaka yapabileceğim bir şeyler olduğunu biliyorum ve elimden geleni yapacağım” diyor.
Bu arada, Washington da savaş karşıtı eylemlere sahne olmaya devam ediyor. 70 gösterici, Beyaz Saray’ın önünde toplanarak sloganlar attı. Daha sonra, Amerikan saldırganlığını protesto etmek için, yere kan döküp Beyaz Saray’ın kapısında yere yatan göstericiler, polis tarafından gözaltına alındı.


Başa dön


Ecevit: Türkiye isterse savaş olmaz
SP Lideri Recai Kutan, DSP Lideri, eski Başbakan Bülent Ecevit’i DSP merkezinde ziyaret ederek, Irak savaşına karşı ve Kıbrıs konularında işbirliği teklif etti. Ecevit, Türkiye’nin istemesi durumunda bu müdahalenin önlenebileceğini belirtirken, ABD’yi de “isteklerinde ölçüyü kaçırmakla” suçladı.
Ecevit’in makamında gerçekleşen görüşmede Ecevit, SP’nin savaş karşıtı tutumundan memnuniyet duyduklarını, kendilerinin de bu savaşa karşı olduklarını ifade etti. Türkiye ile Irak arasında hiçbir sorunun olmadığını, Kuveyt müdahalesi ile bozulan ekonomik ilişkilerin yeni düzelmeye başladığı bir dönemde girilecek bu savaştan Türkiye ekonomisinin büyük zarar göreceğini kaydeden Ecevit, sadece bölgenin değil, tüm dünyanın etkileneceğini ve sonu uzun yıllara uzanacak, çok olumsuz gelişme ile karşı karşıya olunduğunun altını çizdi.
Irak’ın zaman zaman Ortadoğu’da huzursuzluklar yaratan eylemleri olduğunu, ancak Türkiye ile hiçbir sorunu bulunmadığını kaydeden Ecevit, “Şimdiye kadar hiçbir sorunumuz olmayan bir ülkeyle savaş süreci içine girmemiz isteniyor. Bunu içimize sindiremiyoruz” dedi.
‘Türkiye işgal ediliyor’
Türkiye’nin bu harekâtı önleyebilecek konumda olduğunu belirterek, “Tabii kolay değil, ABD’ye karşı bu konuda direnmek. Ama Türkiye aslında çok güçlü bir ülkedir. Eğer istenirse Türkiye bu harekâtı önleyebilir” diyen Ecevit, Türkiye’nin katılımı olmadan böyle askeri bir harekâtın başarılı olmasının mümkün olmayacağını dile getirdi. ABD’nin Trabzon ve Sinop limanlarını istediğinin de hatırlatılması üzerine Ecevit, bu taleplerin Irak’la ilgisinin bulunmadığına vurgu yaparak, “Neredeyse artık işgal altında bir ülke duruma sürüklenmekteyiz.” dedi. ABD’nin Irak yönetimine 5 yıl süreyle el koyacak olmasının, bu süre içinde askerlerini de Türkiye’de konuşlandırmayı istemesinin sonu gelmeyen başka gelişme ve isteklere de yol açacağının altını çizen Ecevit, “Askerlerin Türkiye’de konuşlandırılması son derece kaygı verici, kabul edilemez istektir. Hükümetin bu konuda kesin tavır alması gerekiyor” dedi.
Yeni bir dünya haritası
ANAP’ta adaylar il il geziyor
11 Ocak’ta olağanüstü kongresini toplayacak ANAP’ın Genel Başkan adayları il il dolaşarak destek sağlamaya çalışıyor. Ali Talip Özdemir, ANAP Trabzon İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, ANAP’ın ülkeye büyük hizmetler verdiğini iddia ederek, “Tek dezavantajımız bunu anlatamadık. Halkla iletişimimiz koptu, inandırıcılığımız kayboldu” diye konuştu. ANAP Genel Başkan Adayı Lütfullah Kayalar da “ANAP, şarampole devrilmiş bir otobüs gibi. Bu otobüsün yeniden yola çıkarılabilmesi için 11 Ocak Kongresi çok önemli” dedi. Kayalar, Çorum’da düzenlediği basın toplantısında, 11 Ocak 2003’te yapılacak kongrede ANAP’ın tamamen yenileneceğini söyledi. “Seçimlerden önce yapılan kongrede, ANAP yürüyen bir otobüs gibiydi. Bize göre hızı çok yavaştı. ANAP Genel Başkan adayı Işın Çelebi, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı’nı ziyaretinde, yaklaşık 2 ay önce seçimi kaybeden ANAP’ın barajın altında kalıp parlamentoya girme şansını yitirdiğini anımsatarak, bu yenilgide “partinin iç yapısı ve teşkilatlanma” gibi birçok neden olduğunu kaydetti. Genel merkez ile teşkilat arasında kopukluk yaşandığını, “ahbap-çavuş ilişkilerinin” yaygınlaştığını anlatan Çelebi, parti içindeki küskün grupların bölünmelere neden olduğunu ifade etti.
Ağar’ın üçüncü durağı Cindoruk oldu
Tansu Çiller’’in istifası ile boşalan DYP Genel Başkanlığı’na seçildikten sonra merkez sağın duayenlerini ziyaret eden Mehmet Ağar, Süleyman Demirel ve İsmet Sezgin’in ardından TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk’u evinde ziyaret etti. Hüsamettin Cindoruk’un Nişantaşı’ndaki evinde gerçekleşen ziyarete Ağar’ın yanı sıra 3 Kasım seçimlerinde DYP’den milletvekili adayı olan DTP eski Genel Başkanı Memet Ali Bayar, DYP İstanbul İl Başkanı Seyit Şahin ve DTP İstanbul İl Başkanı Mete Yalçınbayır da katıldı. Ziyaretin amacının DYP’de büyümek ve genişlemek olduğunu belirten Mehmet Ağar, “Hüsamettin Cindoruk Türkiye’ye çok büyük hizmetleri olan, bizim çok değer verdiğimiz bir büyüğümüzdür. Partimizin kendisinin engin bilgisine ve deneyimlerine ihtiyacı var. O nedenle buradayız. Partimize destek sunması için ziyaret ediyoruz” dedi.
2003 barış ve emeğin yılı olsun
EMEP Genel Başkanı Haydar Kaya, 2003 yılında, savaş karşıtlığı üzerinden emperyalist saldırgan yayılmacılığa karşı mücadelenin yükselmek zorunda olduğunu ifade ettiği açıklamasında, “2003, savaş yanlılarının değil, emek ve barış savunucularının yılı olsun” dedi. Kaya açıklamasında, ABD’nin Irak’a saldırısının gündemin ilk sırasını oluşturduğunu hatırlattı ve herkesin savaşın gerekliliğine ikna edilmeye çalışıldığı bugünlerde, savaş karşıtı mücadelenin de yayıldığını ifade etti. “ABD’li generaller Irak’a saldırı planlarını konuşur ve Türkiye’deki üsler ve limanlar için hazırlıklarını sürdürürken işbirlikçi AKP yönetimi ise halka dönüp takıyye yapıyor” diyen Kaya, savaşa karşıymış gibi davranan AKP yönetiminin ipleri çoktan teslim ettiğini söyledi. Kaya, 2003 yılında, dünyada ve Türkiye’de savaş karşıtlığı üzerinden ABD ve diğer emperyalistlerin saldırgan yayılmacılığına karşı mücadelenin yükselmek zorunda olduğunun altını çizdi. Bu olmadığı takdirde, dünya halklarının açlık ve yoksulluğunun arttığı, haksız savaşların daha çok insanı yok ettiği, demokratik hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir ortamın kaçınılmaz olacağını söyleyen Kaya, bunu önlemenin işçi, emekçi ve ezilen dünya halklarının elinde olduğunu belirtti. Türkiye emekçilerinin, saldırgan politikalara karşı birleşik bir mücadele içerisine girdiği koşullarda emperyalist planların hayata geçirilmesinin imkansız olacağına dikkat çeken Kaya açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Bu nedenle geleceğimize ve insanlığa sahip çıkmak için ABD saldırganlığı ve savaş karşısında daha güçlü birlikler kurmak dileğiyle yeni bir yıl diliyoruz. 2003, savaş yanlılarının değil, emek ve barış savunucularının yılı olsun.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net