Yalçınbayır: Barışı korumak zorlaştı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, olası Irak operasyonuyla ilgili olarak, sonuna kadar barışı sağlamanın yollarını deneyeceklerini öne sürerek, “Bu kararlılığı, Milli Güvenlik Kurulu da (MGK) en üst düzeyde belirtmiştir” dedi. “Bursa Defteri” adlı dergi tarafından düzenlenen “Ulaşım Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu panele katılmak üzere Bursa’ya gelen Yalçınbayır, panelden önce haftalık yerel gazete Ekohaber’i ziyaret ederek, mezun olduğu Bursa Erkek Lisesi’ndeki arkadaşlarıyla sohbet etti. Yalçınbayır, burada ve paneldeki konuşmasında, olası Irak operasyonu ile ilgili açıklamalarda bulunurken, barışı korumanın çok daha zorlaştığı, “fevkalade” bir sürecin içinde olduklarını kaydetti. Türk halkının “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini benimsediğini, bu ilkenin neredeyse Türk insanının kültürü ve karakteri haline geldiğini anlatan Yalçınbayır, “Onun için biz, sonuna kadar barışı sağlamanın yollarını deneyeceğiz. Bu kararlılığı, MGK da en üst düzeyde belirtmiştir. Bir uyum ve güven içinde her türlü senaryoya hazır bir ülkeyiz. Bu güvenin olması, bizim barışımızın teminatıdır” dedi.
HADEP’ten meşaleli eylem
Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Gençliği, savaşa karşı olduklarını ve cezaevlerindeki tecritin son bulmasını istediklerini ifade ettiler. Yüksel Caddesi’nde dün akşam saatlerinde ellerinde meşalelerle buluşan HADEP Gençliği, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Tecrite son” sloganlarını attılar. “Tecrite ve izolasyona hayır” pankartını taşıyan gençler tarafından yapılan açıklamada, savaşın bir kader olmadığı ve halkların felakete sürüklenmemesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, zaten yoksul olan milyonlarca insanın savaşta daha fazla yoksullaşacağı ifade edilerek, hükümetin AB’den umduğunu bulamayınca ABD’nin isteklerine karşı boyun eğmeyi tercih ettiği vurgulandı.
Derik Belediye Başkanı’na soruşturma
“Mardin’de siyasi yasaklı olduğu halde DEHAP seçim bürolarının açılışına katılarak halka hitap ettiği ve seçim çalışmalarında makam aracını kullandığı” iddiasıyla, Derik Belediye Başkanı Ayşe Karadağ hakkında soruşturma başlatıldı. Mardin kent merkezi, Derik ve Mazıdağı ilçelerinde açılan DEHAP seçim bürolarının açılış törenlerine katıldığı için Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldığını anlatan Derik Belediye Başkanı Ayşe Karadağ, “Çağrıldığım zaman herhalde belediye çalışmaları için beni çağırıyorlar diye düşündüm. Daha sonra ifade vermeye gittiğimde seçim çalışmalarından dolayı çağrıldığım ifade edildi” dedi. Savcılıkta gerekçeyi duyduğunda şaşırdığını söyleyen Karadağ, seçim bürolarının açılış törenlerine 15 günlük bir izin alarak katıldığını belirtti. Savcılık ifadesinde kendisine ilginç sorular yöneltildiğini anlatan Karadağ, şunları dile getirdi: “Bana Mazıdağı seçim bürosu açılışında ‘Biji HADEP, Leyla Zanalar içerde çeteler hapiste’ sloganları atıldığında neden müdahale etmediniz? Seçim yasağı olduğu halde neden konuşma yaptınız? Niye büro açılışlarına katıldınız? Neden makam arabanızla seçim propagandalarına katıldınız?’ gibi ilginç şeyler soruldu. Ben de bu duruma şaşırdım.” Suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Karadağ, “Bütün belediye başkanları gibi ben de kendi partimin çalışmalarına birey olarak katılabilirim. Bunda bir suç unsuru yoktur. Belediyenin arabasını kullanma gibi durum söz konusu değildir” diye konuştu.
Kemal Gürüz’ün üslubu uygun değil
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile AKP hükümeti arasında süren tartışmanın üniversitelerin var olan sorunlarının çözümünü engellediğini ve gerçek sorunlara set çektiğini belirtti. Dinçer ve öğretim üyeleri Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu ile görüştü. Yaklaşık bir saat süren görüşme sonrasında Dinçer, Bakan Mumcu’ya, yükseköğretimin sorunlarını çözmek için yerellerde başlayan ve 6 aylık bir zaman içinde merkezileştirilecek konferanslar yapılmasını önerdiklerini dile getirdi. Dinçer, Mumcu’nun konferans fikrine sıcak baktığını ancak yerellerde yapılmadan kısa bir süre içinde merkezi konferans gerçekleştirilmesini istediğini kaydetti. Eğitim-Sen’in YÖK’ün tamamen kaldırılmasını savunduğunu hatırlatan Dinçer, Mumcu’nun YÖK’ün “üniversitelerarası kurula” dönüştürülmesi önerisinin ise tartışmaya değer bulduklarını söyledi. Dinçer, YÖK ile AKP arasında süren tartışmanın gerçek sorunların görülmesini engellediğini ve Kemal Gürüz’ün üslubunu onaylamadıklarını ifade ederek, “Tartışmalar Gürüz’ün kaprisinden kaynaklanıyor. Akademiye yakışmayan üslubuyla paranoya ile soruna yaklaşıyor” dedi. Dinçer, AKP’nin acil eylem planında yer alan özel üniversitelerin desteklenmesi ve oranlarının artırılması önerisini onaylamadıklarını belirterek, üniversitelerde parasız, eşit eğitim verilmesini savunduklarını kaydetti. Dinçer, disiplin affının sadece öğrencileri değil tüm öğretim üyelerini ve memurları kapsayacak şekilde genişletilmesinden yana olduklarını ifade etti.
|