www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Düşük zam protesto edildi
İstanbul’un iki yakasında eylem yapan KESK üyesi kamu emekçileri, savaşı ve memur maaşlarına yapılan düşük zammı protesto ettiler. Savaşa ayrılan bütçenin emekçilere aktarılmasını isteyen kamu emekçileri, “ABD askeri olmayacağız” sloganı attılar.

Düşünce suçlusu psikiyatrist
F tipi cezaevlerine karşı düzenlenen basın açıklamalarına katılması nedeniyle hakkında 21 dava açılan psikiyatrist Alp Ayan mahkûm oldu. Ayan, TİHV’de psikiyatri uzmanı olarak çalışıyor.

Zorunlu tasarruflar için dava açılabilir
Anayasa Mahkemesi’nin, zorunlu tasarruflara ilişkin 3417 sayılı yasanın “geri ödemeleri” düzenleyen 6. maddesinin 3 fıkrasını iptal kararı, yürürlüğe girdi.

Gül Kızılay’a talimat verdi: Hazırlanın!
Kızılay Genel Başkanı Ertan Gönen ve yönetim kurulu üyelerini makamında kabul eden Başbakan Abdullah Gül, olası bir Irak operasyonu için Kızılay’ın hazırlanmasını istedi.


Düşük zam protesto edildi
KESK üyesi kamu emekçileri, savaşı ve memur maaşlarına yapılan yüzde 5’lik artışı protesto ettiler. İstanbul’un iki yakasında dün gösteri yapan kamu emekçileri, savaş karşıtı sloganlar atarak, emekçiye bütçe ayrılmasını istediler.
İstanbul’un Avrupa Yakası’nda oturan kamu emekçileri, taleplerini içeren dövizler açarak öğle saatlerinde Aksaray Metro Önü’nde toplanmaya başladılar. Sayıları 200’ü bulan kamu emekçileri,
“ABD askeri olmayacağız”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “ABD üsleri kapatılsın”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atarak ABD’yi protesto ettiler. Savaşa ayrılacak bütçenin; eğitime, sağlığa ve emekçilere aktarılması isteyen kamu emekçileri, “Vekile, savaşa, hortumcuya, patrona var da bize gelince mi yok?” diye sordular.
Türkiye savaşa girmesin
Eylemde konuşan KESK Genel Başkanı Sami Evren, AKP hükümetini; zam oranlarını belirlemekteki tutumu, nemaların ödenmesi konusunda yapılan açıklamalar ve savaş karşıtı görünüp Türkiye’yi savaşa sürüklemesi nedeniyle “Oportünist” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin savaşa girmemesi için üretimden gelen güç dahil her türlü eylemi yapmaya hazır olduklarını duyuran Evren, hükümete de “Savaşa karşı olmakta samimiyseniz, savaş karşıtı eylemleri yasaklamayın. Bu eylemler savaş karşıtı tutumunuzu güçlendirir” çağrısında bulundu.
Daha sonra KESK İstanbul Şubeler Platformu adına Eğitim-Sen 1 No’lu Şube Başkanı Musa Biçer ortak basın açıklamasını okudu. 58. Hükümet’in belirlediği sefalet ücret ile diğerlerinden farklı olmadığının ortaya çıktığını belirten Biçer, bundan sonra yapılacak artışların toplusözleşme ile belirlenmesini istedi. Biçer, ABD’nin petrol ve silah tekellerinin isteği ile Irak’ı işgal etmek istediği belirterek, emekçilerin savaş istemediğine dikkat çekti.
Anadolu Yakası
Anadolu Yakası’nda oturan kamu emekçileri ise Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldiler. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı basın açıklamasında, kamu emekçileri adına KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen 2 No’lu şube Başkanı Hasan Toprak konuşma yaptı. Toprak, emekçilerin savaşa karşı olduğunu ifade ederek, hükümeti uyardı. Eylemde sık sık “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Petrol için dökülecek kanımız yok” sloganları atıldı.
Öte yandan Şanlıurfa, Kocaeli, Kayseri, Aydın, Gaziantep, Giresun ve Zonguldak’ta da önceki gün yapılan eylemlerde hükümet protesto edildi.

LIMON FİYATINA ENDEKSLENSEYDİ
Son 12 yılda memur maaşlarında 443 kat, gıda maddelerinde ise 1600 kat artış gözlendiğini bildirildi. Kamu-Sen’e bağlı Türk Eğitim Sen Konya Şubesi Başkanı Akif Akkuş, “Memur maaşları limon fiyatına endekslenseydi en düşük memur maaşının 2 milyar 467 milyon 700 bin lira olması gerekirdi” dedi. Akif Akkuş, düzenlediği basın toplantısında, memur maaşlarına yapılan zamlara tepki göstererek, normal şartlarda memur maaşlarının şimdikinden en az 4 kat daha fazla olması gerektiğini söyledi. Akkuş, en düşük memur maaşına yüzde 13.7, en yüksek memur maaşına ise yüzde 6.5 artış, buna karşın lojmanlara yüzde 200 zam yapıldığını da vurgulayarak, bu durumda memura da en az yüzde 100 zam yapılması gerektiğini söyledi.


Başa dön


Düşünce suçlusu psikiyatrist
Emine Uyar
F tipi cezaevlerinin açılması ve açlık grevleri sürecinde, İzmir’de oluşturulan, “Hücre Karşıtı Platform”un düzenlediği basın açıklamalarına katılması nedeniyle 2000 yılından bu yana hakkında 21 dava açılan psikiyatr Alp Ayan, düşünce suçlusu olarak mahkûm oldu.
Cezaevlerindeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi için düzenlenen basın açıklamalarına katıldığı için açılan davalardan dördünde TCK’nın 159. maddesine muhalefetten yargılanan Ayan, 10 Haziran’da görülen duruşma sonucunda bir yıl hapse mahkûm olmuştu. 45 yaşında ve iki çocuk sahibi Ayan, 1994 yılından bu yana Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda (TİHV) işkence görenlerin ve cezaevinden tahliye olanların sorunlarına yardım amacıyla psikiyatri uzmanı olarak çalışıyor.
Düşüncenin suç sayıldığı TCK’nın 312. ve 159. maddeleri daha önceki yıllarda da birçok cezanın gerekçesi yapıldı. Bu maddelerde AB sürecinin de etkisi ile 2002 yılında bazı değişikliklere gidildi ve Dr. Alp Ayan hakkında verilen ceza; yıl boyunca bu maddeden verilen tek ceza olarak kaldı. 159. madde, ‘devlet, hükümet, bakanlıklar ve ilgili resmi kurumların eleştiri sınırları aşılarak hakarete maruz bırakılması suçu’nu hükme bağlıyor.
Yargıtay’da görüşülecek
Ayan, 159. maddeden yargılandığı, içerik olarak tümü aynı olan 4 dosyanın 2’sinden beraat etti. Adalet Bakanlığı’nı tahkir ve tezyif iddiasıyla yargılandığı ve ceza aldığı davada ise, “F Tipi cezaevlerinde işkence uygulamalarının sürdüğünün ifade edilmesinin dolaylı da olsa Adalet Bakanlığı’nın tahkir ve tezyif edilmesi anlamına geldiği” yorumunun yapıldığı bir kararla ve cezanın paraya çevrilmesi ve tecil edilmesine gerek duyulmayarak infazı uygun görüldü. Sözkonusu dosya halen Yargıtay aşamasında ve duruşmasız bir biçimde ele alınarak karara bağlanacak. Bu dava ile ilgili bir başka konu ise yasada yapılan değişiklikle 159. maddeden açılan davaların ağır cezalık suç olmaktan çıkması ve Asliye Ceza Mahkemeleri’nde görülmesi. Ancak Ayan’ın davası Ağır cezada görülmeye devam etti ve bu mahkeme tarafından karara bağlandı. Dr. Alp Ayan’ın, yine Adalet Bakanlığı ve TSK’nın her ikisinin birden tahkir ve tezyif edildiği iddiası ile 159. maddeden iki kez üç yıl hapis istemiyle yargılandığı dördüncü dava ise halen İzmir 1 No’lu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Bu davanın ikinci duruşması yarın yapılacak. Saat 10.20’de görülecek olan ve Mert Cengiz, Ecevit Piroğlu, Gonca Gönül’ün de sanık olduğu davaya yurtiçinden ve dışından çok sayıda kurum temsilcisinin de katılması bekleniyor.
Alp Ayan’a açılan 21 davanın 16’sı 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetten. Bu davalardan 14’ü beraatle sonuçlandı ikisi ise devam ediyor.
Bir dava da ölüm orucunda hayatını kaybeden Hüseyin Kayacı’nın cenaze töreninde bulunduğu için Terörle Mücadele Yasası’na muhalefet iddiası ile açıldı. DGM’de görülen 51sanıklı bu dava da beraatle sonuçlandı.

Amacımız kamuoyunu bilgilendirmekti
Dr. Alp Ayan ceza almasına neden olan eylemleri ve dava süreci hakkında şunları söyledi, “19 Aralık cezaevleri operasyonu sonrasında İstanbul DGM F tipi cezaevleri ile ilgili haberleri kısıtlayan bir karar aldı. Dolayısıyla Hücre Karşıtı Platform, önüne kamuoyunun bilgilendirilmesi hedefini koydu. Her hafta, bilgileri Konak’ta basın açıklamasıyla kamuoyuna sundu. Bir süre sonra emniyete davet edilmeye başlandım. 3005 Sayılı Suçüstü Yasası hükümlerinin geçerli olduğu bir durum olduğu için doğrudan savcılık tarafından ifadelerimizin alınması gerekiyordu. Ama savcı bey bizi hiç çağırmadı. İfade almadan otomatiğe bağlayarak her hafta bir dava açmayı tercih etti. Daha sonra beraatler gelmeye başladı. Birçok beraat bulunmasına rağmen yeni davalar açıldı. Adli mekanizmayı da bizleri de meşgul eden bir süreç yaşandı. Beraatlerin bir bölümü delil yetersizliğinden olsa da, oldukça önemli bir bölümü demokratik bir hak kullanıdığımızı kayda geçirdi.”
Ayan, maruz kaldığı davalar için ünlü pop müzik yıldızı George Michael’in klibini örnek gösteriyor. Ünlü şarkıcının savaş konusunda aldığı tutum nedeniyle İngiltere Başbakanı Tony Blair’ı, üç dakikalık klip boyunca George W. Bush’un sadık fino köpeği olarak karikatürleştirdiğini belirten Ayan, “Ama orada kimsenin aklına, ‘koskoca Başbakan’a bu yapılır mı’ demek gelmiyor” diye konuştu.


Başa dön


Zorunlu tasarruflar için dava açılabilir
Kararın gerekçesi ise 28 Mart 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.
“İptal edilen kuralların doğuracağı hukuksal boşluğu kamu yararını ihlal edici nitelikte” gören Anayasa Mahkemesi, iptal kararlarının 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermişti. Yüksek Mahkeme’nin verdiği 9 aylık süre, dün sona erdi.
Anayasa Mahkemesi yetkilileri, iptal gerekçeleri doğrultusunda düzenleme yapılmazsa, durumları yasaya uyan çalışanların ödeme yapılmasını isteyebileceklerini söylediler. Kurumların bu ödemeye olumsuz yanıt vermesi halinde çalışanların mahkemeye başvurabileceklerini de bildiren yetkililer, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeleri doğrultusunda karar oluşturacaklarını kaydettiler.
Bakanlıktan açıklama
Bu arada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, dün bir gazetede “Aç Davayı, Al Nemayı” başlığıyla yayımlanan haberde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlüğe girdiği hatırlatılarak, bu ödemelerin alınabilmesi için dilekçe ile başvurulması gerektiğinin bildirildiği kaydedildi.
Gazete haberinde yayımlanan dilekçe örneğinde “SSK İl Müdürlüğü”ne başlığının kullanılarak, bu ödemeler için herkesin SSK il müdürlüklerine başvurmaları gerektiği izleniminin yaratıldığı vurgulanan açıklamada, SSK il müdürlüklerinin böyle bir başvuruyu kabul etmeleri ve bu konuyla ilgili herhangi bir işlem yapmalarının yasal olarak söz konusu olmadığı iddia edildi.
Bakanlık açıklamasında, bu tür başvuruların herkesin kendi çalıştığı kuruma yapabileceği anımsatılarak, SSK il müdürlüklerinin ancak kendi çalışanlarının dilekçesini alabileceği belirtildi.
Hükümetin taslağı
Öte yandan Devlet Bakanı Ali Babacan, önceki gün yaptığı açıklamada, zorunlu tasarruf hesabında biriken anapara ve nemaların nasıl ödeneceğine ilişkin yapılan düzenlemenin Bakanlar Kurulu’na sunulduğunu bildirmişti. Bu taslağa göre anaparaların 2003 Temmuz’unda, nemaların ise 2007’ye kadar 4 taksit halinde ödenmesi öngörülüyor.

NEMALARI ÖDEMEME PROGRAMI!
Zorunlu tasarruflarla ilgili olarak Devlet Bakanı Ali Babacan tarafından açıklanan ödeme planı, sendikaların tepkisine neden oldu. Babacan, fonda biriken anaparanın gelecek yılın ikinci yarısında, nemaların ise dört eşit taksitle dört yılda ödeneceğini açıklamıştı.
KESK Genel Başkanı Sami Evren, “Bu program nemaları ödememe planıdır” dedi. Evren, yaptığı yazılı açıklamada, hükümeti nemaların ödemesini yıllara yayıp eritme düşüncesinden vazgeçmeye çağırdı. Hükümeti uyaran Evren, zorunlu tasarrufların reel kayıplar da giderilerek ve işveren payı eklenerek, derhal, bir defada ve nakden ödenmesini istedi.
BASK Genel Başkanı Resul Akay, açıklanan ödeme planının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu ve çalışanlar arasında hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Akay, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, “Zorunlu tasarruf fonunun tasfiyesi, çalışanların örgütlerinin de görüşleri doğrultusunda bir an önce yapılmalıdır” dedi.
Zorunlu Tasarruf Fonu’nda ekim ayı sonu itibariyle 694 trilyon 300 milyar lirası anapara olmak üzere, toplam 11 katrilyon 200 milyar lira bulunuyor.


Başa dön


Gül Kızılay’a talimat verdi: Hazırlanın!
Kızılay Genel Başkanı Ertan Gönen ve yönetim kurulu üyelerini makamında kabul eden Başbakan Abdullah Gül, olası bir Irak operasyonu için Kızılay’ın hazırlanmasını istedi. Yaşanan olumsuzlukların etkisini en kısa sürede yok etmek için Kızılay teşkilatının en iyi şekilde hazırlanması gerektiğini belirten Gül, “Ortadoğu’daki muhtemel gelişmeler, belki sizlere çok daha büyük görevler yükleyecektir. Bunun bilinci içerisinde hazırlıklarımızı yapmamız lazım” dedi.
Yalçınbayır: Barışı korumak zorlaştı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, olası Irak operasyonuyla ilgili olarak, sonuna kadar barışı sağlamanın yollarını deneyeceklerini öne sürerek, “Bu kararlılığı, Milli Güvenlik Kurulu da (MGK) en üst düzeyde belirtmiştir” dedi. “Bursa Defteri” adlı dergi tarafından düzenlenen “Ulaşım Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu panele katılmak üzere Bursa’ya gelen Yalçınbayır, panelden önce haftalık yerel gazete Ekohaber’i ziyaret ederek, mezun olduğu Bursa Erkek Lisesi’ndeki arkadaşlarıyla sohbet etti. Yalçınbayır, burada ve paneldeki konuşmasında, olası Irak operasyonu ile ilgili açıklamalarda bulunurken, barışı korumanın çok daha zorlaştığı, “fevkalade” bir sürecin içinde olduklarını kaydetti. Türk halkının “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini benimsediğini, bu ilkenin neredeyse Türk insanının kültürü ve karakteri haline geldiğini anlatan Yalçınbayır, “Onun için biz, sonuna kadar barışı sağlamanın yollarını deneyeceğiz. Bu kararlılığı, MGK da en üst düzeyde belirtmiştir. Bir uyum ve güven içinde her türlü senaryoya hazır bir ülkeyiz. Bu güvenin olması, bizim barışımızın teminatıdır” dedi.
HADEP’ten meşaleli eylem
Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Gençliği, savaşa karşı olduklarını ve cezaevlerindeki tecritin son bulmasını istediklerini ifade ettiler. Yüksel Caddesi’nde dün akşam saatlerinde ellerinde meşalelerle buluşan HADEP Gençliği, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Tecrite son” sloganlarını attılar. “Tecrite ve izolasyona hayır” pankartını taşıyan gençler tarafından yapılan açıklamada, savaşın bir kader olmadığı ve halkların felakete sürüklenmemesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, zaten yoksul olan milyonlarca insanın savaşta daha fazla yoksullaşacağı ifade edilerek, hükümetin AB’den umduğunu bulamayınca ABD’nin isteklerine karşı boyun eğmeyi tercih ettiği vurgulandı.
Derik Belediye Başkanı’na soruşturma
“Mardin’de siyasi yasaklı olduğu halde DEHAP seçim bürolarının açılışına katılarak halka hitap ettiği ve seçim çalışmalarında makam aracını kullandığı” iddiasıyla, Derik Belediye Başkanı Ayşe Karadağ hakkında soruşturma başlatıldı. Mardin kent merkezi, Derik ve Mazıdağı ilçelerinde açılan DEHAP seçim bürolarının açılış törenlerine katıldığı için Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldığını anlatan Derik Belediye Başkanı Ayşe Karadağ, “Çağrıldığım zaman herhalde belediye çalışmaları için beni çağırıyorlar diye düşündüm. Daha sonra ifade vermeye gittiğimde seçim çalışmalarından dolayı çağrıldığım ifade edildi” dedi. Savcılıkta gerekçeyi duyduğunda şaşırdığını söyleyen Karadağ, seçim bürolarının açılış törenlerine 15 günlük bir izin alarak katıldığını belirtti. Savcılık ifadesinde kendisine ilginç sorular yöneltildiğini anlatan Karadağ, şunları dile getirdi: “Bana Mazıdağı seçim bürosu açılışında ‘Biji HADEP, Leyla Zanalar içerde çeteler hapiste’ sloganları atıldığında neden müdahale etmediniz? Seçim yasağı olduğu halde neden konuşma yaptınız? Niye büro açılışlarına katıldınız? Neden makam arabanızla seçim propagandalarına katıldınız?’ gibi ilginç şeyler soruldu. Ben de bu duruma şaşırdım.” Suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Karadağ, “Bütün belediye başkanları gibi ben de kendi partimin çalışmalarına birey olarak katılabilirim. Bunda bir suç unsuru yoktur. Belediyenin arabasını kullanma gibi durum söz konusu değildir” diye konuştu.
Kemal Gürüz’ün üslubu uygun değil
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile AKP hükümeti arasında süren tartışmanın üniversitelerin var olan sorunlarının çözümünü engellediğini ve gerçek sorunlara set çektiğini belirtti. Dinçer ve öğretim üyeleri Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu ile görüştü. Yaklaşık bir saat süren görüşme sonrasında Dinçer, Bakan Mumcu’ya, yükseköğretimin sorunlarını çözmek için yerellerde başlayan ve 6 aylık bir zaman içinde merkezileştirilecek konferanslar yapılmasını önerdiklerini dile getirdi. Dinçer, Mumcu’nun konferans fikrine sıcak baktığını ancak yerellerde yapılmadan kısa bir süre içinde merkezi konferans gerçekleştirilmesini istediğini kaydetti. Eğitim-Sen’in YÖK’ün tamamen kaldırılmasını savunduğunu hatırlatan Dinçer, Mumcu’nun YÖK’ün “üniversitelerarası kurula” dönüştürülmesi önerisinin ise tartışmaya değer bulduklarını söyledi. Dinçer, YÖK ile AKP arasında süren tartışmanın gerçek sorunların görülmesini engellediğini ve Kemal Gürüz’ün üslubunu onaylamadıklarını ifade ederek, “Tartışmalar Gürüz’ün kaprisinden kaynaklanıyor. Akademiye yakışmayan üslubuyla paranoya ile soruna yaklaşıyor” dedi. Dinçer, AKP’nin acil eylem planında yer alan özel üniversitelerin desteklenmesi ve oranlarının artırılması önerisini onaylamadıklarını belirterek, üniversitelerde parasız, eşit eğitim verilmesini savunduklarını kaydetti. Dinçer, disiplin affının sadece öğrencileri değil tüm öğretim üyelerini ve memurları kapsayacak şekilde genişletilmesinden yana olduklarını ifade etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net