www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Tornavidayı versene’ der gibi
Eskişehirli işçiler İş Yasası Tasarısı’na tepki gösteriyor: “Bu yasanın çıkması durumunda sendikalar TİS yetkisini yargıdan değil, işverenden alır hale gelecek.” “Patronlar ‘tornovidayı ver’ der gibi bizi birbirlerinden isteyecekler.” “Yasa tasarısındaki dayatmaları bizim gibi sigortasız işçiler zaten yaşıyor.”

Memur yine gülmeyecek
Bakanlar Kurulu toplantısında önce KESK ve Kamu-Sen yöneticileri toplugörüşmelerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile Başbakanlık’ta bir araya geldiler.

Sabancı işçi atıyor sendika savunuyor
İş Yasası Tasarısı’nın Meclis’ten geçmesi için bastıran patronlar, işçileri kapı önüne koymaya devam ediyorlar. Adana’da kurulu BOSSA tekstil fabrikalarında daha önce 25 işçiyi işten atan Sakıp Sabancı, geçtiğimiz haftada 18 işçiyi işten çıkardı.


‘Tornavidayı versene’ der gibi
Ali Baş
Eskişehir’de kurulu Göral Makine Fabrikası’nda çalışan işçi Muharrem Can, İş Yasası Tasarısı’nı tarif ederken şöyle diyor: “Patronlar ‘Tornovidayı ver’ der gibi, bizleri birbirlerine verecekler. Bu yasa tasarısında insan yok.”
Patronların o pek “çağdaş” İş Yasası Tasarısı’nı bizce çok iyi anlatan bu sözler, aslında, tasarıdan haberdar olan hemen her işçinin düşüncesini ifade ediyor. Öyle ki, tasarının içeriğini öğrendiklerinde “bu kadar da olmaz” diyerek inanmayan işçiler var.
Toprak Kâğıt Fabrikası işçisi Sadık Gürüz, yaklaşık üç ay önce eline geçen yasa tasarısını fabrikaya götürmüş ve arkadaşlarıyla tartışmış. “Arkadaşlarım, yasa taslağının abartılı olduğunu örneğin kıdem tazminatlarının kaldırılabileceğine inanmıyor. Mezarda emeklilik örneğini verince, biraz inandılar” diyen Gürüz, sendika yöneticilerinin ve işyeri temsilcilerinin işçilere bilgi vermediklerini belirtiyor. Esnek çalışmanın uygulandığı fabrikada şu andaki en önemli sorunun ücretlerin düzenli alınamaması olduğunu belirten Gürüz, bu durumun 1475’le ilgili tartışmanın önünü tıkamasından yakınıyor. Paşabahçe işçisi Bülent Gürkan da, işten atılma endişesinin harekete geçmeye engel olduğunu savunuyor.
Tasarının patronların yıllardır yasa dışı olarak uyguladıkları esnek çalışmanın yasal hale getirilmesini öngördüğünü söyleyen Harb-İş Eskişehir Şube Başkanı Sedat Ayhaner, birçok hakkın gasp edileceğine dikkat çekiyor. İşçi sınıfının bedel ödeyerek kazandığı kıdem tazminatı hakkının kaldırılmak istendiğini belirten Ayhaner, “Emsal işçi, ödünç işçi, telafi çalışması gibi kavramlar yasada yer alacak. Diğer taraftan işe giriş sözleşmesi, belirli iş günü süresi, bir işyerine bağlı çalışma gibi çok önemli haklar bir çırpıda ortadan kaldırılacak” diyor. Bu saldırılara karşı 15-16 Haziran’ın gösterdiği yoldan yürüyeceklerini, gereken cevabı vereceklerini dile getiren Ayhaner, üyelerini bildiri ve seminerlerle bilgilendirmeye çalıştıklarını anlatıyor.
Yol-İş Eskişehir Şubesi de tasarı hakkında üyeleriyle toplantılar yapıyor. Şube Başkanı Rıdvan Atan, 1475’in değiştirilemeyeceğini, kıdem tazminatlarının 15 güne çekilmesi ya da kaldırılmasının söz konusu bile yapılamayacağını söylüyor.

GEZİCİ SERVİS ELEMANI GİBİ
Hür Keskin (Şişecam İşyeri Temsilcisi): Bu yasayla işçiler gezici servis elemanı yapılmak isteniyor. Çalışma saatlerimiz esnekleştirilecek. Günde 8 saatten 3 saate kadar, haftalık 45 saatten 10 saate kadar ve ayda 225 saatten 40 saate kadar düşebilecek. Kıdem tazminatları yeni bir fon oluşturulup oraya aktarılacak. Kıdem tazminatlarının verilmesi de 1 yıldan 15 yıla uzatılıyor. Zaten fon geçmişleri hep sabıkalı. Yasada bir işçinin, bir başka işverene, yaptığı ve yapacağı işe bakılmaksınız kiralanması da var.
1475 sayılı yasa taslağının tamamını fabrikamızdaki işçilere vermeye başladık. Bölümlerde toplantılar yaptık. Sendikal bürokrasinin bu işe nasıl başladığını, dokuz kişilik bilim kurulunun nasıl oluşturulduğunu, doğacak sonuçları anlatmaya çalışıyoruz. Bu toplantılarda yasa taslağının götürülerini anlattık. İş Güvencesiyle, İş Kanunu birleştirilmek isteniyor. Oysa biri çıkmış kanun, diğeri tasarı. İş Güvencesi Yasası’nın üzerinden pazarlığa girilmesi, kazanılmış haklar üzerinden pazarlık yapılması anlamına gelir. Böyle bir durum, pazarlık nasıl yapılırsa yapılsın sonucu ne olursa olsun bir kazanımın kaybedilmesiyle sonuçlanacaktır. Yasa tasarısında bazı ‘uçuk kaçık’ maddelerin düzeltilmesinin kazanım olmayacağını herkes biliyor. Bu yasanın çıkması durumunda sendikalar TİS yetkisini yargıdan değil, işverenden alır hale gelecek.

BU YASANIN İÇİNDE İNSAN YOK
Muharrem Can (Göral Makine İşçisi): Fabrikada yaklaşık 30 kişi çalışıyoruz. Sendikamız yok. Yasa değişikliğini mahalledeki arkadaşlardan öğrendim. İçeriğini tam olarak bilmediğim için, fabrikada az sayıda kişiyle konuştum. Ben Meslek Yüksekokulu Elektronik Teknikerliği’ni bitirdim. Şu anda çalıştığım iş, benim eğitim gördüğüm işle hiç ilgili değil. Bu şartlarda zaten mesleğimi yapamazken, yeni tasarı bizleri daha da zor durumda bırakabiliyor. Tasarıda patronlar birbirlerine “Tornovidayı ver” der gibi, bizleri birbirlerinden isteyecekler. Bu yasa tasarısında insan yok. Patronsan insansın, patron değilsen insan değilsin. Biz daha iyi yaşam koşulları beklerken, daha kötüye gidiyor, hiçbir umudumuz kalmıyor.

SENDİKALAR TASARIYI BİZE VERMİYOR
Aynur Aydın (Pınar Emaye işçisi): Fabrikada şu anda 100 kişi çalışıyoruz, 30’u kadın. Hiçbirimizin sigortası yok. 1475 sayılı yasayı değiştirmesi düşünülen tasarı aslında bizim gibi sigortasız çalışan işçilerin fazla dikkatini çekmiyor. Çünkü getirilmesi düşünülen dayatmaları biz zaten yaşıyoruz.
Ben de yasa tasarısını bir kez Evrensel gazetesinde okudum. Tasarının tamamını alabileceğimiz yer yok. Birkaç kez sendikalara gittik, bize vermediler. Fabrikamızda bu konuyu şu ana kadar pek tartışamadık. İşçiler, zaten zor şartlar altında çalıştıkları için pek önemsemiyor.


Başa dön


Memur yine gülmeyecek
Toplugörüşmelerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, kamu çalışanlarına ilk üç ay için Uzlaştırma Kurulu’nun önerisi olan yüzde 7.5 artıştan fazla zam yapacaklarını söyledi.
KESK ve Kamu-Sen yöneticileri dün Başbakanlık’ta toplugörüşmelerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin başkanlığında, 2003 yılında kamu çalışanlarının maaşlarında yapılacak artışları görüşmek üzere bir araya geldiler. Yaklaşık 3 saat süren toplantıda Bakan Şahin, kamu çalışanlarına Uzlaştırma Kurulu’nun kararı olan ilk 6 ay yüzde 15 zamdan daha fazla artış sağlayacaklarını söyleyerek, bunun ilk 3 ay için geçerli olacağını belirtti. Böylelikle ilk 3 aylık dönemde maaşlara yüzde 7.5’in üzerinde zam yapılacak. Ancak IMF’nin yüzde 5’lik zam dayatması dikkate alındığında hükümetin yüzde 10’dan fazla zam yapması beklenmiyor. Şahin, hükümetin 3-4 ayrı metodla zam hesaplama yöntemi olduğunu bu metodlardan hangisinin dikkate alınacağına da Bakanlar Kurulu’nun karar vereceğini söyleyerek, zam oranını telaffuz etmekten kaçındı.
KESK’in talebi
KESK yöneticileri, yüzdelik zamların çalışanlar arasındaki maaş adaletsizliğini arttırdığına dikkat çekerek, 700 milyon liralık taban aylığın temel alınmasını ve bunun üzerinde sosyal hakların uygulanmasının doğru olacağını belirtti. Sosyal haklar konusuna da açıklık getiren KESK yöneticileri, kira yardımının 200 milyon liraya yükseltilmesini, yemek parası, harcırahlar gibi konularda Uzlaştırma Kurulu kararlarının baz alınmasını vurguladı. KESK, görüşmelerin toplusözleşmeye uyarlanmasını ve kamu çalışanlarınının temsilcilerinin önerisi ile işveren olan hükümetin önerisinin belirlenmesi gerektiğini kaydederek, tartışmaların öneriler üzerinden yapılmasını istedi. Ancak KESK’in önerisine hükümet sıcak yaklaşmadı.
Kamu-Sen yöneticileri ise 651 milyon liralık taban aylığının üzerine 2003 yılının ilk 6 ayı için yüzde 20, ikinci 6 ayı için de yüzde 20 oranında zam yapılmasını istediler.
Engel IMF programı
Maliye Bakanlığı temsilcileri ise bütçenin genel yükü dikkate alınarak belli bir takvime bağlı olarak iyileştirmenin sağlanması gerektiğini savundu. Bakanlık temsilcileri faiz dışı fazla hedefinin yüzde 6.5 olduğunu hatırlatarak, kamu çalışanlarına zam yapılması konusundaki sorunun programdan kaynaklandığını itiraf etti. Devlet Personel Başkanlığı temsilcileri ise personel maaş ödeme kalemlerinin sadeleşmesini isteyerek, bunların yerine taban aylığı verilmesini, zam, tazminatlar ve yardımların kaldırılmasını istedi. Toplantıda mali ve sosyal hakları ve personel rejimi konusunda yapılması planlanan yasal düzenlemeleri görüşmek üzere iki ayrı komisyon oluşturulmasına karar verildi. İki komisyonun çalışma biçimleri 8 Ocak’ta yapılacak olan alt komisyon toplantısında belirlenecek.
Son karar hükümetin
Toplantının ardından Şahin, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ile birlikte açıklama yaptı. Yüksek maaş alanlara az, düşük ücret alan kamu çalışanlarına yüksek zam önerisini benimsediklerini belirten Şahin, hükümetin iyi niyetini göstermek için Başbakanlık müşavirlerine ve milletvekillerine zam yapmamayı planladığını bildirdi.
KESK Genel Başkanı Sami Evren de görüşmeyi önemsediklerini dile getirerek, kararın Bakanlar Kurulu’ndan çıkacak olmasının yanlış olduğunu kaydetti. Konfederasyonların sadece komisyonlarda görüş bildirebildiğini esas yetkili kurumun Bakanlar Kurulu olduğunu toplu bir pazarlık haklarının olmadığını ifade eden Evren, 4688 sayılı yasanın acilen grev ve toplusözleşmeli hale dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Evren, Bakanlar Kurulu’ndan kamu çalışanlarının taleplerini karşılamayan bir karar çıktığında ise tepkilerini alanlarda ifade edeceklerini bildirdi.
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ise ağustos ayında dile getirdikleri talepleri savunmaya devam ettiklerini belirterek, hükümetin Uzlaştırma Kurulu’nun kararlarının üzerinde bir artış gerçekleştirileceği önerisinin değerlendirmeye değer olduğunu kaydetti.


Başa dön


Sabancı işçi atıyor sendika savunuyor
Yusuf Baştuğ
İş Yasası Tasarısı’nın Meclis’ten geçmesi için bastıran patronlar, işçileri kapı önüne koymaya devam ediyorlar. Adana’da kurulu BOSSA tekstil fabrikalarında daha önce 25 işçiyi işten atan Sakıp Sabancı, geçtiğimiz haftada 18 işçiyi işten çıkardı. İşyerinde örgütlü DİSK’e bağlı Tekstil İşçileri Sendikası BOSSA Şube Başkanı Recep Türkyılmaz, işten atmalara sağduyu ile yaklaştıklarını söyledi.
Son günlerde işçi kıyımının hızlandığı BOSSA tekstil fabrikalarında 1800 kadrolu işçi çalışıyor. İşten atmalara, “ekonomik kriz”, “performans düşüklüğü” ve “modernizasyon” gibi gerekçeler gösteren Sabancı, attığı işçilerin yerine yeni işçi almayı da ihmal etmiyor. Ancak alınan işçilere son derece düşük ücret ödeniyor. İşçi haklarının her gün gasp edildiği BOSSA tekstil fabrikalarında bir de “yedili sistem” uygulamasına geçilmiş. Bu uygulama ile pazar günü yerine haftanın herhangi bir günü tatil günü olacak. Böylece artık işçilere fazla mesai parası ödenmeyecek.
Sonu gelmeyen hafta mı? Yeter Artık!
Politikacıların seçim öncesi “halka yakın oldukları” seçim sonrasında yine eski yerlerine; sermayenin yanına döndükleri öteden beri söylenir. Bugünlerde bu söylem, Almanya’da bir kez daha doğrulanıyor. Almanya’da seçimlerden önce Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) ile yapılan görüşmelerde mağazaların açık kalma süreleriyle ilgili yasal hazırlık olmadığı, olursa da bu düzenlemenin sendikaya danışılmadan yapılmayacağı söyleniyordu. Geçtiğimiz cuma günü Berlin’de “Sonu gelmeyen hafta mı? Yeter artık!” başlıklı kampanyayı kamuoyuna tanıtan ver.di Yönetim Kurulu üyesi Franziska Wiethold, hükümetin verdiği sözü tutmadığını ve kasım sonundan bu yana sendikanın görüşünü almadan yasa taslağı hazırladığını söyledi. Hükümetin planlarına göre mağazaların cumartesi günleri saat 20.00’ye kadar açık kalmasını sağlayacak yasa, 1 Nisan 2003’den itibaren yürürlüğe girecek. Hükümet temsilcilerinin, sorunun ver.di’nin iddia ettiği kadar büyük olmadığı yönündeki açıklamaları sendikacıları öfkelendiriyor. Yasanın işçi düşmanı olduğunu söyleyen Wiethold, herkesi mücadeleye çağırırken, “Yasal değişiklik konusunda geri adım atılmadığı durumda” grevle karşı konulacağını açıkladı. Mağazaların açık kalma sürelerinin değiştirilmesinin tekellere yaradığını söyleyen Wiethold, 1996 yılında yapılan değişiklikten sonra büyük şehirlerin semtlerinde ve küçük yerleşim bölgelerinde bulunan mağazalar arasında iflasların arttığına dikkat çekti. Bu iflaslar sonucu semt yaşamının da değiştiğini söyleyen Wiethold, “Bu gelişmeden tek kazançlı çıkan taraf büyük mağaza zincirleri oluyor. Her yıl ortalama 30-40 bin mağaza çalışanı sokağa atılıyor. Henüz işi olanların üzerindeki stres sürekli artıyor” dedi.
DİSK: İş yasaları bir bütündür
Geçtiğimiz hatfa sonu toplanan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’nun sonuç bildirgesi yayımlandı. Hükümetin demokratikleşme, insan hakları ve özgürlükleri alanındaki yaklaşımlarının genel doğrulardan ibaret olduğu ifade edilen sonuç bildirgesinde, mali miladın kaldırılması, vergi affı ve esnek çalışma gibi adımların yeni krizlere zemin yaratacağı belirtildi. Sermayenin istekleri doğrultusunda iş güvencesinin kazanımlarını yok ederek, çalışanlara hiç hak tanımayacak nitelikte esneklik uygulamaları öngören bir İş Yasası değişikliğinin dayatılmak istendiği dile getirilen sonuç bildirgesinde, “Çalışma yaşamına ilişkin yasalar bir bütündür, 2821 ve 2882 yasalar birlikte ele alınmaladır. Birbirinden kopuk ele alınmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Tek başına İş Yasası değişikliği yeni sorunların kaynağı olacaktır” denildi. ABD’nin olası Irak operasyonuna da değinilen sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin saldırı üssü haline getirilmeye çalışıldığı belirtilerek, savaşa karşı başlatılan mücadelenin yaygınlaştırılarak sürdürülmesi istendi. Seçim sonuçlarının toplumsal muhalefetin yeniden şekillendirmesi gerektiğini gösterdiği dile getirilen Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde şu ifadelere yer verildi: “Bu anlamda konfederasyonumuza ve uzun yıllar mücadele birliği içinde olduğumuz başta KESK olmak üzere kardeş kuruluşlara büyük bir sorumluluk düşmektedir. DİSK toplumsal muhalefetin örgütlenmesinde üzerine düşen sorumluluğu her zaman olduğu gibi üstlenmeye hazırdır.”
Tasarruflar takvime bağlansın
Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda Zorunlu Tasarruf Fonu’ndaki paraların ödenmesinin bir takvime bağlanmasını istedi. Memur-Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu ve yönetim kurulu üyeleri, Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç’ı ziyaret ederek, bu göreve seçilmesinden dolayı kutladı. Ziyarette konuşan Salih Kılıç, memurlar ile işçilerin hedeflerinin ortak olduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte memurlarla birlikte mücadele etmek istediklerini kaydetti. Çalışan kesimin ihtiyaçlarının karşılanması için Türk-İş olarak ellerinden geleni yapacaklarını anlatan Kılıç, memurların talep ettikleri ücret artışını makul ve haklı olarak değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar doğrultusunda zorunlu tasarruf fonundaki paraların ödenmesinin bir takvime bağlanmasını isteyen Kılıç, bu konuda hükümetin yaptığı farklı açıklamaların kendilerini tedirginliğe ittiğini söyledi. Kılıç, bir soru üzerine, 9 kişilik öğretim üyesinden oluşan Bilim Kurulu’nca hazırlanan yeni İş Yasa Tasarısı’nda yer alan esnek çalışma ve ödünç işçi çalıştırma konularında çekinceleri bulunduğunu, kıdem tazminatı süresinin de indirilmesine karşı olduklarını bildirdi. Memur-Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu ise memur maaşlarına seyyanen 250 milyon lira zam yapılmasını istediklerini belirterek, yüzdelik artışlara karşı olduklarını söyledi. Uğurlu, memur maaşlarına yapılacak yüzdelik zammın aradaki farkı daha da artırdığını belirterek Zorunlu Tasarruf Fonu’ndaki paraların bir an önce hak sahiplerine ödenmesini istedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net