Tiyatro Yazarları Derneği, Nâzım Hikmet’i doğumunun 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerden sonuncusunu düzenledi. “Nâzım Hikmet Bugün Yaşasaydı” başlıklı programda, Nâzım’ın anıları, şiiri ve oyun yazarlığı üzerine duruldu. Önceki gün Taksim Sahnesi’nde yapılan etkinlikte şairin şiirleri okundu, Tamer Levent, şairin “Yaşamaya Dair”, Metin Belgin ise “Kuvayi Milliye” oyunlarından birer bölüm sundu.
Tiyatro Yazarları Derneği’nin Kültür Bakanlığı desteğiyle düzenlediği etkinlik; “Anılarda Nâzım Hikmet”, “Nâzım Hikmet Şiiri”, “Oyun Yazarı Nâzım Hikmet” ve şiir dinletisi ile Nâzım Hikmet’in şiirlerinden oluşturulan oyunlardan şeklinde bölümlere ayrılmıştı. İlk bölüm yani; “Anılarda Nâzım Hikmet” başlıklı etkinlikte Müjdat Gezen, Şükran Kurdakul, Refik Erduran ve Recep Bilginer konuştu. Tuncer Cücenoğlu’nun yönettiği söyleşide konuşmacılar Nâzım Hikmet ile olan anılarını anlattı. Nâzım’a birebir ya da dolaylı yollardan tanıklık eden konuşmaların yapıldığı bu bölümde Şükran Kurdakul, Nâzım’ı yaşadığı dönem içinde edebiyatçı kişiliği ile değerlendirdi. Nâzım’ın ilk şiirini yayımladığı dönemin özelliklerini, dünya görüşünün eserlerine yaptığı etkiyi anlattı, şiirlerinden örnekler verdi. Şairin, savaş naralarının atıldığı bir dönemde önemi artan özelliğine değindi: savaş karşıtlığı. Nâzım’ın “bugün çok ihtiyacımız var” dediği bir şiirini okuyarak konuşmasını bitirdi.
Şair Nâzım
Etkinliğin ikinci kısmında konuşan şair ve yazarlar şair Nâzım’dan söz etti. Şair-yazar Gülsüm Cengiz’in yönettiği panele Ataol Behramoğlu, Sennur Sezer ve Zühtü Bayar katıldı. Ataol Behramoğlu, şairin bugün yaşaması halinde genç sanatçılara, yazarlığın yüklediği sorumluluğu anlatacağını söyledi. “Onları insanlara karşı duyarlı olmayı gösterirdi. Belki Bergama’da siyanürlü altın çıkarılmasına ilişkin yazardı mesela. Belki bunu oyunlaştırırdı. Üzerine çok şey söylendi. Konuşulmasını değil, yazılmasını isterdi. Yazdıkları ve yaptıkları üzerine yazılmasını. En önemlisi de putlaştırılmasına karşı çıkardı. Ben Fuzili’den, Yunus’tan bu zamana gelmiş bir şairim diyordu Nâzım. Kendisine hiçbir zaman büyük şair demedi.” diyen Behramoğlu’nun ardından, şair-yazar Sennur Sezer söz aldı.
Nâzım Hikmet’i tanımakla onurlandığını belirten Sezer, “Onu dünya şairi yapan yalnızca dünya insanlarını çok sevmesi değildi. Sadece çok iyi bir şair olması da değildi ya da sadece kendi halkına karşı duyduğu sorumluluk da değildi. Nâzım bugün yaşasaydı, örgütlü olurdu. Yeniden gençlerle birlikte, çok inandığı mücadelesine başlardı” dedi. Son konuşmacı Zühtü Bayar ise Nâzım’ın üretkenliği, yaşamı ve bugüne bıraktıkları üzerine düşüncelerini aktardı.
Üçüncü ve son oturum: “Oyun Yazarı Nâzım Hikmet”, Tiyatro Yazarları Derneği Sekreteri Savaş Aykılıç tarafından yönetildi. Tuncer Cücenoğlu, Zühtü Bayar, Hasan Anamur ve Hayati Asılyazıcı’nın konuştu bu bölümde ise şairin oyun yazarlığı yönü masaya yatırıldı.