Salvadorlu emekçiler yine sokakta
El Salvador Meclisi, emekçilerin aylar süren mücadelesini hiçe sayarak, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesini yasaklayan bir yasayı iptal etti. İptal kararının duyulmasının ardından, başta başkent San Salvador olmak üzere birçok kentte protesto eylemleri yeniden patlak verdi. 2002’nin önemli bir bölümünü grev ve gösterilerle geçiren sağlık emekçilerinin talepleri, geçtiğimiz ay kabul edilmişti. Doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları, 200 binden fazla emekçiyi bir araya getiren büyük protesto eylemlerinin ardından, “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Devlet Garantisi Yasası”nı çıkartmayı başarmışlardı. Ancak söz konusu yasanın, perşembe akşamı mecliste düzenlenen özel bir oturum ile iptal edildiği öğrenildi. İktidardaki sağcı ARENA partisi, küçük bir sağcı parti olan PCN’nin desteğini alarak, halkın iradesini hiçe saydı. İki partinin çıkarmaya hazırlandığı yeni yasa ile; temel sağlık ve destek hizmetlerinin, yerli ve uluslararası tekellere devredilmesinin önü açılıyor. El Salvadorlu sendikalar ve kitle örgütleri, bu yeni gelişme üzerine tekrar sokaklara döküldü. Meclisin son oturumunun ardından, öfkeli sendikacılar meclis binasına girerek milletvekillerinden hesap sordular. Muhalefetteki solcu FMLN partisinin desteğiyle, meclis genel kurulunda bir saat boyunca özelleştirme ve hükümete karşı konuşmalar yapıldı. FMLN temsilcileri, halkın ARENA ve PCN partilerinden hem sokaklarda, hem de sandıkta hesap soracağını vurguladılar. Meclisteki konuşmaların ardından, sağlık emekçileri sendikası STISSS üyeleri, başkent ve diğer kentlerde hastane ve sağlık bakanlığı binalarını işgal ettiler. Başkentteki büyük bir hastanenin içine barikatlar kuran emekçiler, polisin kendilerini dışarı atma girişimlerine direndi.
Etiyopya borç batağında
Son 20 yılın en büyük kuraklığını yaşayan Etiyopya, şimdi de borç kıskacıyla savaşıyor. Geçtiğimiz hafta, dev kahve tekeli Nestle’nin, Etiyopya’dan 6 milyon dolar tazminat talep ettiği ortaya çıkmıştı. Bu konuda görüşmeler sürerken, Batılı şirketler adına hareket eden iki İngiliz’in, hükümetten toplam 75 milyon dolar istediği anlaşıldı. The Guardian gazetesinin haberine göre bu talebin nedeni, 1975’te askeri rejim tarafından yapılan kamulaştırmalar. Yunanistan’daki Papassinos ailesi adına görüşmelerde bulunan bir hukuk firmasından Stephen Sutton’ın da, Etiyopya’dan 40-50 milyon dolar istediği öğrenildi. Hükümet ise, bu aileye ancak 4 milyon dolarlık bir ödeme teklifi yapabildi. Besse adındaki bir başka aileye ait şirket adına John Collins adlı kişi, 30 milyon dolar “alacak” için hükümeti sıkıştırıyor. Kişi başına düşen yıllık 100 dolar gelirle dünyanın en fakir ülkesi olan Etiyopya, açlıkla da boğuşuyor. Yardım kuruluşları, ülkenin, 1984’te 1 milyon kişinin ölmesi ile sonuçlanan açlıktan daha kötü bir tablo ile karşılaşılabileceğini belirtiyor. “Yeni Ekonomi Kuruluşu” adına konuşan Andrew Simms, “Bazı insanlar, dünyanın pek çok bölgesinin önümüzdeki on yıl içinde feci şekilde yoksullaşacağı gerçeğini görmek istemiyorlar” diyor. Etiyopya ekonomisinin temel taşı kahveydi. Ancak kahve fiyatlarının son 30 yılın en düşük seviyesine gerilemesi nedeniyle bu kaynak da kurudu. Önceki yıl, ülke kahve ihracatından 257 milyon dolar kazanmışken, geçen yıl bu rakam 149 milyona geriledi. Kuraklık nedeniyle 11 milyon insan açlık ile karşı karşıya.
Yunanistan’da eylem çağrısı
Yunanistan Mücadeleci İşçiler Cephesi (PAME) tüm sendikalara, federasyonlara ve konfederasyonlara gönderdiği çağrıda, 2003 yılının ilk altı ayının grevlerle ve gösterilerle geçmesini önerdi. Çok sayıda sendika ve federasyonun üye olduğu PAME, AB dönem başkanlığının 1 Ocak’tan itibaren Yunanistan’a geçmesiyle birlikte ezilen toplumsal kesimlerin, AB’nin programlarına karşı gereken tepkiyi göstermemesi durumunda hükümetin hak gasplarını artıracağını ve baskıcı politikalara devam edeceğini vurguladı. PAME’nin çağrısında, “AB dönem başkanlığının Yunanistan’a geçtiği bu dönemde AB’nin halk karşıtı programlarının uygulanacağı; çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi, eğitim, sağlık ve diğer alanlarda elde edilen tüm kazanımların ortadan kaldırılmak isteneceği görülüyor. AB hükümetleri saldırıların bu denli geniş boyutlu olması dolayısıyla kitlelerin tepki göstereceğini göz önünde bulundurarak, işçi-emekçi gösterileri, yürüyüşler ve grevleri yasaklamaya hazırlanıyorlar” denildi.
|