www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İki ülkeye birden tehdit
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, “aynı anda hem Irak, hem de Kuzey Kore’ye saldırabilecek kapasitede” olduklarını ilan etti.

Avrupa ülkelerinde grev dalgası
AB’nin dayattığı emek düşmanı politikalar, kıtanın dört bir köşesinde yeni mücadelelere zemin hazırlıyor. Almanya, Fransa ve İtalya’da milyonlarca işçi ocak ayında grev kararları alabilir.

Su cennetinde susuz kalanlar
Bangladeş’in kırsal bölgelerinde yaşayanlar, temiz su gibi en temel altyapı hizmetlerinden yoksunlar. Bölge halkı ya lağımlarını akıttıkları gölde yıkanmak zorunda ya da yerli su patronlarından fahiş fiyatlarla su almaya zorlanıyorlar.


İki ülkeye birden tehdit
Amerikan yönetimi, “gerekirse aynı anda hem Kuzey Kore, hem de Irak’a saldırabileceğini” ilan ederek dünyaya yeni bir tehdit savurdu.
Önceki gün gazetecilere brifing veren Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Kuzey Kore hükümetine sert çıkarak, “ABD’nin Irak’a ve terörizmle mücadeleye odaklanmış olması nedeniyle Kuzey Koreliler fazla rahat davranmasınlar. Bu, büyük bir hata olur” diye konuştu. Rumsfeld şöyle devam etti: “Ordularımız, iki büyük bölgesel savaşı aynı anda yürütme kapasitesine sahip. Bir savaşta kesin olarak kazanır, diğerinde ise düşmanı bozguna uğratabiliriz. Kimse bundan kuşku duymasın.”Kuzey Kore, Bush yönetiminin işbaşına gelmesinden sonra yükselen tehditler karşısında nükleer programını tekrar faaliyete geçireceğini ilan etmişti. Bunun üzerine Amerikan hükümetinin tehditleri daha da tırmanış gösterdi.
Muhaliflere 9 milyon
Bu arada ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Iraklı rejim karşıtlarının eğitimi için 9 milyon doları serbest bıraktı. ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers, “Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in onayıyla, Iraklı muhaliflerin eğitimine 9 milyon dolar ayırdık. Eğitim çalışmaları ocak ayında başlayacak” dedi. Myers, “Iraklı casusların muhaliflerin arasına sızmamaları için gereken önlemlerin alınacağını” söyledi.
Macar hükümeti, geçen çarşamba, ABD’ye Taszar üssünde ocaktan itibaren Iraklı muhalifleri eğitme izni verdiğini açıklamıştı. Amerikan yanlısı muhaliflerin sadece Macaristan’da mı eğitileceği açıklanmadı.
ABD’ye uyarı
Önceki gün, ABD’ye ait bir casus uçağının Irak üzerinde düşürülmesinden sonra bir açıklama yapan iktidardaki Baas partisinin üst düzey yetkilisi Saad Kasım Hammudi, bu olayın ABD’ye bir uyarı olduğunu kaydetti.
Merkezi başkent Bağdat’ta bulunan Irak yanlısı Arap Halk Güçleri Kongresi Genel Sekreteri de olan Hammudi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “İnsansız uçağın düşürülmesi, Irak’ı vurmak isteyen ilgili taraflara, savaşın bir gezinti olmayacağı mesajıdır. ABD ve İngiltere yeni bir budalalık ederlerse Irak’a saldırının bedeli çok ağırdır” diye konuştu.
Aziz: Hedef Araplar
Irak Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz de, “ABD, sanki Arap dünyasını hedef alan bir dünya savaşı için asker topluyor” dedi. Bağdat’ta Afrika-Asya dayanışması amacıyla düzenlenen bir toplantıda konuşan Aziz, Körfez bölgesine ABD’nin asker yığdığına dikkat çekerek, “Sanki dünya savaşı için stratejik hazırlık yapıyorlar. Bu savaş, doğudan batıya Arap dünyasını hedef alıyor” ifadesini kullandı.
Denetimler sürüyor
Öte yandan, Irak’ta henüz bir “kitle imha silahı”na rastlayamayan BM silah denetçileri, Bağdat ve civarındaki 7 tesisi daha denetlediler. Bağdat’ta konuşlanan 109 denetçi, ara vermeden sürdürdükleri çalışmaları sırasında, denetimlerin başından bu yana Bağdat’ın güneyindeki en uzak yere gittiler.
Iraklı yetkililer, BM’nin silah denetim komisyonu UNMOVİC’in balistik uzmanlarının, daha önce açıklanmamış olan askeri bir üssü, Bağdat dışındaki askeri bir tesis ile kentin 30 kilometre güneyindeki bir başka tesisi daha denetlediklerini açıkladılar.
Yetkililer, biyolojik silah uzmanı denetçilerin ise, Bağdat’ın 25 kilometre batısındaki Ebu Garib’te bulunan bir veteriner okuluyla yine Bağdat’ın dışındaki bir gıda tesisini incelediklerini söyledi.
Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IAEA) ekiplerinin de Bağdat’taki teknoloji üniversitesi ile Selahaddin elektronik şirketini denetledikleri belirtildi. BM silah denetçileri, geçen ay başlayan ve 4 haftadır devam eden çalışmaları süresince 150 civarında denetim yapmış bulunuyorlar.

GAZİLER DAVA AÇACAK
3 binden fazla Körfez savaşı gazisi, Irak’ın kitle imha silahları edinmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 50 kadar Avrupa firmasını dava etmeye hazırlanıyor.
Amerikalı Avukat Gary Pitts, savaşta Irak’ın kullandığı kimyasal silahlar yüzünden hastalanan ve hastalıkları henüz geçmeyen şikayet sahiplerinin isteği üzerine, sarin ve hardal gazlarıyla diğer kimyasal zehirlerin üretimi için Irak’a 80’li yıllarda gerekli kimyevi malzemeleri sağlayan 56 Avrupa firması hakkında dava açacaklarını bildirdi.
Avukat, Irak hükümetinin verdiği firmaların adlarının, Bağdat’ın BM’ye teslim ettiği listede de aynen geçtiğini söyledi.
Avukat Pitts, kimya şirketleri aleyhindeki davanın; Amerikalı, İngiliz ve Fransız gaziler adına üç aya kadar muhtemelen İngiltere’de açılacağını söyledi.


Başa dön


Avrupa ülkelerinde grev dalgası
Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan emek düşmanı politikalara karşı direniş giderek büyüyor. Kıtanın en büyük ekonomileri, 2003 yılı başlarından itibaren kamu sektöründe büyük bir grev dalgasıyla yüz yüze gelebilecekler.
Almanya, Fransa ve İtalya’daki işçi sendikalarının, ocak ayından itibaren grev kararları alması bekleniyor. Bu ülkelerdeki yüzbinlerce işçi; ücret artışı ve kamu sektörüne yeni yatırımlar yapılmasını talep ediyorlar. Portekiz ve İspanya’da çeşitli sektörlerde grevler, belli aralıklarla sürüyor. 1980’lerden bu yana grev yüzü görmeyen İrlanda’da da, kamu işçileri ile hükümet arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri kesildi.
Yeni militanlık
İngiliz The Times gazetesinin “yeni işçi militanlığı” olarak nitelendirdiği bu dalganın “Euro bölgesi ülkelerini ekonomik durgunluğa itebilecek kadar büyük” olacağı söyleniyor. Avrupa hükümetleri, enflasyonu artırmamak gerekçesiyle ücret zammı taleplerini görmezden gelecekler. Bu durumda, milyonların katılacağı grevlerin ateşi yakılmış olacak.
Almanya’da halen görüşme masasında olan üç milyon kamu işçisi, yüzde 3’ün üzerinde zam talep ediyor. Dev sendika ver.di’nin bir diğer talebi, Doğu Almanya’daki ücretlerin Batı seviyesine yükseltilmesi.
Schröder zorda
Bu taleplerle başlayacak bir grev dalgasının, zaten zor durumda olan sosyal demokrat-yeşiller hükümeti için büyük bir sorun yaratacağı kaydediliyor. Şubat ayında ülkede yapılacak olan iki bölgesel seçim nedeniyle, böyle bir grev hükümetin “sonunun başlangıcı” dahi olabilir.
Gerhard Schröder liderliğindeki hükümet, işçilere önümüzdeki 20 ay için yüzde 0.9 ila 1.2 oranında komik zamlar önermişti.
Diğer yandan, Alman ekonomisi durgunluktan çıkma sinyalleri vermiyor. Gözlemciler, 2003’teki ekonomik büyümenin yüzde 1’in altında olacağına kesin gözüyle bakıyor.
Raffarin ateşle oynuyor
Fransa’da Jean-Pierre Raffarin liderliğindeki hükümetin ilk icraatları da, işçi ve emekçilerin haklarına yönelik saldırılardan ibaret oldu. Son olarak, emeklilik yaşının yükseltilmesi gündemde. Ülkenin üç büyük sendikası olan CGT, FO ve CFDT, “Amerikan sistemi” olarak nitelenen emeklilik fonlarının özelleştirilmesi girişimine karşı mücadele edeceklerini duyurdu. Üç sendika, ocak ayı sonlarında büyük bir miting düzenleyerek hükümeti uyaracaklar.
Fransa’daki emeklilik sistemine, çalışanlar aleyhine müdahale etmeye çalışan son hükümet, Alain Juppe liderliğindeki sağcı hükümet olmuştu. Bu hükümet, 1995-96 yıllarına yayılan dev grev ve gösterilerle devrildi.
İtalya’da genel grev
İtalya’daki işçi sendikaları da, ocak ayı içinde genel greve çıkıyor. Neofaşist Silvio Berlusconi liderliğindeki hükümetin işçi haklarına yönelik saldırılarını durdurmayı amaçlayan eylem, son 18 aydır yapılan üçüncü genel grev olacak.
5.5 milyon üyesi bulunan CGIL sendika konfederasyonunun başkanı Gugliemlo Epifani, 1994 yılındaki eylemleri hatırlatarak hükümeti uyarıyor.
İtalyan işçi ve emekçiler de, 1994 yılındaki grev ve gösterileriyle, Berlusconi’nin kurduğu ilk hükümeti yıkmışlardı.
İtalya’da son aylar içinde Fiat işçileri, nakliyat işçileri, kamu emekçileri başta olmak üzere milyonlarca emekçi greve çıktı.
İtalyan ekonomisi, son 10 yılın en kötü dönemini yaşıyor. Enflasyonun yıllık yüzde 2.8 ile Almanya ve Fransa’dan epey yüksek olduğu ülkede, 2002 yılında ekonomideki büyümenin “sıfır”
olacağı belirtiliyor.

ÜCRET TALEBİYLE AÇLIK GREVİ
Rusya’nın Sibirya bölgesinde bulunan Omsk kentinde, hava trafik kontrolörleri açlık grevine başladılar. Önceki gün başlayan eylemin amacının insanca ücret elde etmek olduğu öğrenildi.
Sibirya, Uzakdoğu ve Kafkaslar bölgelerindeki 2000 kontrolör, aynı gün bir protesto eylemi de düzenlediler. Yüzde 30 zam talep eden emekçilerin eylemine, Batı Rusya’dan katılım olmadığı görüldü. Bu bölgedeki hava trafik kontrolörleri, diğer bölgelerdekilerden daha yüksek ücret alıyorlar.
Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası Başkanı Sergey Kovalyov, Moskova’nın 2250 kilometre doğusundaki Omsk’ta bulunan 30 kontrolörün açlık grevine başladığını açıkladı. Bu sayının iki katına çıkabileceği kaydediliyor. Nizhnevartovsk, Surgut, Novosibirsk, Syktyvkar ve Arkhangelsk kentlerinde de, eyleme katılımın tartışıldığı sendika toplantıları düzenlendiği öğrenildi. Rusya hükümeti, emekçilere en fazla yüzde 15 zam verebileceklerini bildirmişti. Sendika, bu teklifi reddetti.


Başa dön


Su cennetinde susuz kalanlar
Luke Harding
Eğer oturduğu evin altından akan lağımı görmezden gelirseniz, Sefali’nin kulübesinin dışarıdan görünüşü size çok şiirsel gelebilir. Gün batımında dış kapısının önünde yusufçuklar turkuaz göle karşı salınırlar. Dayanıksız bambu evinin önündeki dar yoldan kağnılar, karın tokluğuna çalıştığı şeker dükkânına gider gelir. Burası belki de dünyanın en bakımsız, harabe ve inadına, en güzel şehri Dakka. Bangladeş’in başkenti, 12 milyon insana evsahipliği yapıyor. Nüfusun dörtte biri, tahmin bile edilemeyecek kadar kötü koşullarda yaşıyor. Bu 3 milyon insanın arasında, şehrin sayısız kontrolsüz bölgelerinden biri olan Mirpur’a taşınan Bayan Sefali de var. İki odalı küçük kulübesi, onlarca benzerinin yanına inşa edilmiş. Mirpur gibi yerleşim alanları, Dakka’nın zümrüt yeşili gölünün üstünde kalan küçük bir bölüme kurulu.
Asma tuvalet sistemi
“Bir hafta önce öyle bir yağmur yağdı ki, evimi su bastı, Dizlerime kadar su vardı” diyor Sefali. Ancak Mirpurluların yaşamını su cehennemine çeviren şey, yalnızca şiddetli yağışlar değil. Asıl sorun bölgede sağlık hizmetinin bulunmaması. Sefali ve ailesinin tuvaleti yok. Bunun yerine, yakınlarındaki göle bağlanan bir çukuru kullanıyorlar. Komşularından bazıları “asma tuvalet” sistemini keşfetmişler. Suyun birkaç metre üstüne kurulu, üzeri kumaşlarla örtülü derme çatma bir kulübe. Sefali’nin evine giden küçük dar sokaktan geçerken 10 kişilik ailelerin üst üste yaşadığı dört ya da beş kulübe görürsünüz. Koku berbat. Evin giriş kapısının önünde, içme suyunun birkaç metre ötesinden akan insan dışkıları sizi karşılıyor. Bölge halkı gölü umumi tuvalet olarak kullanmaya mecbur kalıyor. Aynı suyu; kullandıkları kap kacağı, giysilerini yıkamak ve banyo yapmak için kullanıyorlar. Sefali, “Biliyoruz, bu su banyo yapmak için iyi değil ama yapacak bir şey yok” diyor.
Başkent Dakka’nın kırsal bölgelerinde yaşayan insanlar arasında salgın hastalıkların artması çok da şaşılacak bir şey değil. Yağmurlu mevsimlerde jor hastalığına yakalanıyorlar, halsiz bırakan bir ateşli hastalık türü bu. Tabii bir de ishal, dizanteri ve verem var. Sefali’nin her iki çocuğu da uyuz olmuş ve kocası da ince hastalığa yakalanmış. Sefali, “Komşumun çocuğu geçenlerde veremden öldü” diyor. Şehirde sağlıklı görünen tek canlı, çukurlarda yaşayan sazanlar.
Bangladeş dünyanın en fakir, çökmüş, bakımsız ve nüfusun yoğun olduğu ülkelerinden biri. Sefali ve komşularının problemlerini yaşayan milyonlarca insan var.
Yerli su ağaları
Bangladeş’te su bolluğu var. Ülkenin büyük bir bölümü Ganj ve Brahmaputra nehirleriyle sulanan büyük bir delta. Ama var olan suyun büyük bölümü kirli. Bangladeş 1971’de bağımsızlığı kazanmasından bu yana, Batılı şirketler, özellikle kırsal kesimlerde binlerce kuyu inşa etti. 1990’ların ilk yıllarında bu kuyularının çoğuna bölgede var olan arseniğin karıştığı öğrenildi. Ölenlerin sayısı tam olarak bilinmiyor, ama 50 milyon insanın arsenikten zehirlendiği tahmin ediliyor. Ülkenin 129 milyon olan nüfusunun yarısı yoksulluk sınırının epey altında yaşıyor. Onları Dakka ve Bangladeş’in ikinci liman kenti olan Chittagong’ın kırsal bölgelerine ve Mirpur gibi yerleşimlere sürükleyen şey, iş bulma umudu. Yakın bir zamana kadar kadınlar camilerden su taşıyordu. Diğerleri ise fakirleri sömürmekte uzmanlaşmış Maastaan’dan (yerel ağalardan) şişirilmiş bedeller karşılığında su alıyorlardı.
Salvadorlu emekçiler yine sokakta
El Salvador Meclisi, emekçilerin aylar süren mücadelesini hiçe sayarak, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesini yasaklayan bir yasayı iptal etti. İptal kararının duyulmasının ardından, başta başkent San Salvador olmak üzere birçok kentte protesto eylemleri yeniden patlak verdi. 2002’nin önemli bir bölümünü grev ve gösterilerle geçiren sağlık emekçilerinin talepleri, geçtiğimiz ay kabul edilmişti. Doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları, 200 binden fazla emekçiyi bir araya getiren büyük protesto eylemlerinin ardından, “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Devlet Garantisi Yasası”nı çıkartmayı başarmışlardı. Ancak söz konusu yasanın, perşembe akşamı mecliste düzenlenen özel bir oturum ile iptal edildiği öğrenildi. İktidardaki sağcı ARENA partisi, küçük bir sağcı parti olan PCN’nin desteğini alarak, halkın iradesini hiçe saydı. İki partinin çıkarmaya hazırlandığı yeni yasa ile; temel sağlık ve destek hizmetlerinin, yerli ve uluslararası tekellere devredilmesinin önü açılıyor. El Salvadorlu sendikalar ve kitle örgütleri, bu yeni gelişme üzerine tekrar sokaklara döküldü. Meclisin son oturumunun ardından, öfkeli sendikacılar meclis binasına girerek milletvekillerinden hesap sordular. Muhalefetteki solcu FMLN partisinin desteğiyle, meclis genel kurulunda bir saat boyunca özelleştirme ve hükümete karşı konuşmalar yapıldı. FMLN temsilcileri, halkın ARENA ve PCN partilerinden hem sokaklarda, hem de sandıkta hesap soracağını vurguladılar. Meclisteki konuşmaların ardından, sağlık emekçileri sendikası STISSS üyeleri, başkent ve diğer kentlerde hastane ve sağlık bakanlığı binalarını işgal ettiler. Başkentteki büyük bir hastanenin içine barikatlar kuran emekçiler, polisin kendilerini dışarı atma girişimlerine direndi.
Etiyopya borç batağında
Son 20 yılın en büyük kuraklığını yaşayan Etiyopya, şimdi de borç kıskacıyla savaşıyor. Geçtiğimiz hafta, dev kahve tekeli Nestle’nin, Etiyopya’dan 6 milyon dolar tazminat talep ettiği ortaya çıkmıştı. Bu konuda görüşmeler sürerken, Batılı şirketler adına hareket eden iki İngiliz’in, hükümetten toplam 75 milyon dolar istediği anlaşıldı. The Guardian gazetesinin haberine göre bu talebin nedeni, 1975’te askeri rejim tarafından yapılan kamulaştırmalar. Yunanistan’daki Papassinos ailesi adına görüşmelerde bulunan bir hukuk firmasından Stephen Sutton’ın da, Etiyopya’dan 40-50 milyon dolar istediği öğrenildi. Hükümet ise, bu aileye ancak 4 milyon dolarlık bir ödeme teklifi yapabildi. Besse adındaki bir başka aileye ait şirket adına John Collins adlı kişi, 30 milyon dolar “alacak” için hükümeti sıkıştırıyor. Kişi başına düşen yıllık 100 dolar gelirle dünyanın en fakir ülkesi olan Etiyopya, açlıkla da boğuşuyor. Yardım kuruluşları, ülkenin, 1984’te 1 milyon kişinin ölmesi ile sonuçlanan açlıktan daha kötü bir tablo ile karşılaşılabileceğini belirtiyor. “Yeni Ekonomi Kuruluşu” adına konuşan Andrew Simms, “Bazı insanlar, dünyanın pek çok bölgesinin önümüzdeki on yıl içinde feci şekilde yoksullaşacağı gerçeğini görmek istemiyorlar” diyor. Etiyopya ekonomisinin temel taşı kahveydi. Ancak kahve fiyatlarının son 30 yılın en düşük seviyesine gerilemesi nedeniyle bu kaynak da kurudu. Önceki yıl, ülke kahve ihracatından 257 milyon dolar kazanmışken, geçen yıl bu rakam 149 milyona geriledi. Kuraklık nedeniyle 11 milyon insan açlık ile karşı karşıya.
Yunanistan’da eylem çağrısı
Yunanistan Mücadeleci İşçiler Cephesi (PAME) tüm sendikalara, federasyonlara ve konfederasyonlara gönderdiği çağrıda, 2003 yılının ilk altı ayının grevlerle ve gösterilerle geçmesini önerdi. Çok sayıda sendika ve federasyonun üye olduğu PAME, AB dönem başkanlığının 1 Ocak’tan itibaren Yunanistan’a geçmesiyle birlikte ezilen toplumsal kesimlerin, AB’nin programlarına karşı gereken tepkiyi göstermemesi durumunda hükümetin hak gasplarını artıracağını ve baskıcı politikalara devam edeceğini vurguladı. PAME’nin çağrısında, “AB dönem başkanlığının Yunanistan’a geçtiği bu dönemde AB’nin halk karşıtı programlarının uygulanacağı; çalışma yasaları, sosyal güvenlik sistemi, eğitim, sağlık ve diğer alanlarda elde edilen tüm kazanımların ortadan kaldırılmak isteneceği görülüyor. AB hükümetleri saldırıların bu denli geniş boyutlu olması dolayısıyla kitlelerin tepki göstereceğini göz önünde bulundurarak, işçi-emekçi gösterileri, yürüyüşler ve grevleri yasaklamaya hazırlanıyorlar” denildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net