www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sağlıkta ‘demokrasi’ istemi
VIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, Sağlık Bakanlığı ve yeni hazırlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ile belirlenmiş karar yetkisi olan Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun oluşumunun katılımcı, işleyişinin demokratik olması, kurulda meslek örgütü ve uzmanlık derneklerinin yeterince yer almaması eleştirildi.

Ölüm orucunda bir can daha
F Tipi cezaevlerine karşı başlatılan ölüm orucu eylemlerinde önceki akşam bir kişi daha yaşamını yitirdi.

Aileye rağmen devlet töreni
Evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamanı yitiren Ankara Üniversitesi öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, dün, Ankara’da toprağa verildi.

Memur-Sen’de işler karıştı
Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın çıkması ve toplugörüşme sürecinin başlamasıyla barajın altında kalan ve bağlı birçok sendikasında aidatların kaynaktan kesilmesini gerektirecek yüzde 5’i bile bulamayan Memur-Sen’de, AKP’nin iktidarıyla birlikte işler karıştı.


Sağlıkta ‘demokrasi’ istemi
Özlem Dinler
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Uzmanlık Dernekleri Koordinasyon Kurulu (UDKK) ve Ankara Tabip Odası tarafından 30 Kasım-1 Aralık arasında Ankara’da gerçekleştirilen “VIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.
Bildirgede Sağlık Bakanlığı ve yeni hazırlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ile belirlenmiş karar yetkisi tek organ olan Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) oluşumunun katılımcı, işleyişinin demokratik olmasının sağlanamadığı belirtildi. Bunun tıp dünyasının beklentisi olduğu belirtilen bildirgede, kurulda meslek örgütü ve uzmanlık derneklerinin yeterince yer almamış olması eleştirildi. Bildirgede Tıpta Uzmanlık Eğitimiyle ilgili süreçlerde TTB ve tıpta uzmanlık derneklerinin de TUK’ta eşit olarak temsilinin gerekliliği üzerinde duruldu.
Veriler toplanmalı
Tıpta Uzmanlık Kurultayı sırasında yapılan bir diğer saptama da uzman hekim gereksiniminin planlanması için sağlıklı bir veri tabanı oluşturulması konusuydu. Bildirgede bu görevin de, uzmanlık dernekleri tarafından üstlenilmesi ve eşgüdümün TTB-UDKK tarafından sağlanması önerildi. Tıbbın değişik uzmanlık alanlarında kurulmuş bulunan bütün uzmanlık derneklerinin, görev alanları, nitelikleri ve etkinlikleri belirlenecek şekilde yeniden tanımlaması ve bu konularda UDKK ile işbirliği içinde çalışması gerektiği vurgulandı. Söz konusu derneklerde uzmanlık eğitimi öğrencilerinin yani asistanların da yeterli ve etkin bir şekilde temsiliyetinin sağlanması konusunda gerekli düzenlemeler yapılması istendi. Bildirgede bu konuda gerekli çalışmaları gerçekleştirmek üzere TTB-UDKK bünyesinde bir ‘Asistan İnisiyatifi’ oluşturulması da önerildi.
Yeni tüzük
Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yeni Uzmanlık Tüzüğü’nün de değerlendirildiği bildirgede yer alan ve bazı hak ihlallerine yol açacağı düşünülen noktaların düzeltilmesi istendi. Aynı tüzükte yer alan eğitim veren tüm kurumların değerlendirmesi ile ilgili düzenlemelerin de eşit olmasının gerektiği vurgulandı. Bildirgenin sonunda da, “kurultayda ifade edilen ilkelere uygun” nitelikte bir Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği hazırlanması çalışmalarının hızla gerçekleştirilmesi ve bu alandaki yasal boşluğun doldurulması istendi.
Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen kurultaya, TTB Merkez Konseyi Başkanı, YÖK Tıp Eğitimi ve Sağlık Konseyi Başkanı, mecliste grubu olan iki partinin milletvekilleri, tıp kökenli rektörler, çeşitli tıp fakültelerinin dekanları, Sağlık Bakanlığı temsilcileri, TTB-UDKK Başkan ve yürütme kurulu üyeleri, tabip odalarının başkan ve yöneticileri, uzmanlık derneklerinin yöneticileri ve temsilcileri, bazı eğitim hastanelerinin başhekimleri, üniversite öğretim üyeleri, eğiticiler ve uzmanlık eğitimi öğrencilerinden oluşan 367 kişi katılmıştı. İlk kez bu kurultayda Uzmanlık Derneklerini temsilen görevlendirilen uzmanlık eğitimi öğrencileri de aktif olarak yer alırken, Kurultay Sonuç Bildirgesi’nin hazırlanmasında da görev aldılar.

Eğitim için talepler
Bildirgede daha önce hazırlanan “Uzmanlık Eğitimi İstanbul Raporu”na atıf yapılarak şu noktalarda düzenlemeler yapılması istendi.
  • Uzmanlık eğitimi veren kurumlar arası farklılıklar giderilmeli, ideal eğitim için optimal koşullar sağlanmalıdır.
  • Ankette belirtilen veriler doğrultusunda eğitim birimleri kendilerini yeniden gözden geçirmelidir.
  • Kurumlar kendi bünyelerinde eğitim ve hizmet standartları için kurullar oluşturmalı ve bu kurullarda her kademedeki eğiticiler yanında eğitilenlerin de demokratik temsili sağlanmalıdır.
  • Asistan karnesi ve ara sınav uygulamaları yaygınlaştırılırken, asistanların bir temel eğitim kursundan geçirilmeleri de sağlanmalıdır.
  • Eğiticilerin üniversitelerde profesör, doçent ve yrd. doçent; eğitim hastanelerinde ise şef, şef yrd. ve başasistanlarca belirli aralarla değerlendirilmesi ve eğitilmeleri için gerekli çalışmalara başlanmalıdır.
  • Eğitim için döner sermayeden pay ayrılmalı, asistanların eğitimle ilgili gereksinimleri karşılanmalıdır.
  • Eğitim hastanelerindeki eğiticilerin tıp fakültelerindeki eğitim kadroları ile aynı özlük haklarına kavuşturulması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Gerekli koşulları sağlamadan yeni eğitim kurumlarının açılması da engellenmelidir.

    Buzlar erimedi
    Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Türk Tabipler Birliği (TTB) arasında soğuk rüzgârlar esiyor. Bakanlıkla TTB arasında eski bakan Osman Durmuş döneminde yaşanan gerginliğin sürdüğü TTB’nin Şûra’ya katılmamasıyla ortaya çıktı. Durmuş’un uygulamalarını protesto ederek geçmiş şûralara katılmayan TTB bu şûrada da yer almadı. Şûraya katılmama nedenlerini açıklayan TTB Genel Sekreteri Orhan Odabaşı, kimlerin katılacağına Sağlık Bakanlığı’nın karar verdiğini belirterek, “Şûranın yapısında hekimlere yönelik aksaklıklar nedeniyle geçmiş şûralara katılmama kararı aldık. Bizden sonra da diğer meslek örgütleri eski bakan tarafından o yapıdan çıkarıldı” diye konuştu. Yeni bakanın kendilerini davet etmediğini ifade eden Odabaşı, davet edildikleri takdirde çalışmalara katılabileceklerini dile getirdi. Bu arada Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yeni başladığı bakanlık döneminin ilk Sağlık Şûrası olan toplantıya katılmadı. Recep Akdağ, toplantıya katılmak yerine, bir televizyon kanalında toplantının başlangıç saatlerinde canlı olarak yayınlanan bir sağlık programına katılmak üzere İstanbul’a gitmeyi tercih etti.

    Başa dön


    Ölüm orucunda bir can daha
    F Tipi cezaevlerine karşı başlatılan ölüm orucu eylemlerinde önceki akşam bir kişi daha yaşamını yitirdi. ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nda Ümraniye Cezaevi’nden Tekirdağ F tipi Cezaevi’ne götürülen, burada 11 Mayıs 2001 tarihinde ölüm orucuna başlayan Berkan Abatay, Şişli Devlet Hastanesi’nde eyleminin 589. gününde yaşamını yitirdi. Abataş’ın yaşamını yitirmesiyle ölüm orucu nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 103’e yükseldi. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) tarafından yapılan açıklamada, Abatay’a Şişli Devlet Hastanesi’nde zorla müdahale edildiği belirtildi.
    AKP hükümetine çağrı
    İktidara gelmesinden bu yana 5 tutuklunun öldüğü AKP hükümetine ‘ölümleri durdurun’ çağrısı yapılan açıklamada, İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman’ın, “Ben Adalet Bakanı olsaydım ölüm orucu eylemini çözmem 10 dakika alırdı. Bunun 1 dakikası çözümü açıklamak, kalan 9 dakikası da hapishanelere bildirmek olurdu” şeklindeki sözü de hatırlatıldı. Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada ise tecride karşı yaklaşık 20 kişinin ölüm orucuna devam ettiği bildirildi.
    Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği de (TAYAD) İzmir Konak Meydanı’nda yaptığı basın açıklaması ile ölüm oruçlarında kayıpların sürmesine seyirci kalınmasını protesto etti.


    Başa dön


    Aileye rağmen devlet töreni
    Uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamanı yitiren Ankara Üniversitesi öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, dün, Ankara’da toprağa verildi. Hablemitoğlu, ailesinin karşı çıkmasına rağmen, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın katılması sonucu resmi bir havaya bürünen cenaze töreni ile toprağa verildi.
    Örtülü protesto
    Hablemitoğlu’nun cenazesi ambulansla önce SSK Dışkapı Hastanesi’ne getirildi. Cenazenin, devlete kızgın olan aile tarafından Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne götürülmesine izin verilmediği kaydedildi.
    Kocatepe Camii’nde yaklaşık 4 bin kişilik bir topluluk tarafından karşılanan cenaze için kılınan namazda devlet erkanı en önde saf tuttu. Cenaze namazına Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yanı sıra bazı siyasi partilerin başkanları da katıldı. DGM eski Savcısı Nuh Mete Yüksel’in de katıldığı törende, çok sayıda subay üniformaları ile yer aldı. Çeşitli illerden gelen Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri de cami avlusunda yerlerini aldı. Bu arada, kalabalığın cenaze götürülürken alkış tutması bazı kişilerin “Bunlar hangi dinden. Alkış tutmayın, dua okuyun” sözleri ile tepki göstermesine neden oldu. Hablemitoğlu’nun Karşıyaka Mezarlığı’ndaki defnine ise devlet erkanından katılan olmadı.


    Başa dön


    Memur-Sen’de işler karıştı
    Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın çıkması ve toplugörüşme sürecinin başlamasıyla barajın altında kalan ve bağlı birçok sendikasında aidatların kaynaktan kesilmesini gerektirecek yüzde 5’i bile bulamayan Memur-Sen’de, AKP’nin iktidarıyla birlikte işler karıştı. AKP’ye yakınlığı ile bilinen ve seçimlerden sonra yıldızı parlayan Memur-Sen’e bağlı sendikalarda, yönetim yarışları başladı. Olağanüstü kongresini toplayan Eğitim Bir-Sen’de üç ayrı genel başkan adayı, “en iyi kendisinin başkanlık yapacağı” savıyla yarıştı.
    Yunus Emre Kültür Merkezi Salonu’nda dün başlayan kongreye, siyasilerden AKP ve SP’nin ilgisi yoğun oldu. 300 delegesinden büyük bir bölümünün katıldığı kongrede, salon ve koridorlar, mücadele isteğini bildiren pankart ve afişlerle değil, mevcut iktidarla daha yakınlığı ile bilinen “Ahmet Yurtman ve ekibinin” pankart ve dövizleriyle doldu.
    Kongre bugün yapılacak seçimlerle sona erecek. Seçimlere Niyazi Yavuz, Ahmet Gündoğdu ve Ahmet Yurtman başkanlığında üç listenin çıkması bekleniyor. Ancak, Memur-Sen Genel Merkezi, Yavuz ile Yurtman’ın listelerinin birleştirilmesine çaba harcıyor. Memur-Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu, “Üç liste çıkacak, ancak gece iki liste birleşebilir” diye buna işaret etti. Fatih Uğurlu’nun Ahmet Yurtman’ı desteklediği öğrenildi.
    SP ve AKP ağırlığı
    “Parti güdümlü sendikacılığa hayır” pankartının asılmasına rağmen, SP ve AKP temsilcilerine övgüler dizilen kongrenin açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Niyazi Yavuz, “İlkesiz sendika yasasından ve bu yasa doğrultusunda 57. Hükümet’le, yetkili sendika arasında yapılan memur satış kumpasından” söz etti. Yavuz, kimseye diyet borcu olmayan, dik durmasını bilen, bağlantısız, ideolojik kamplaşmadan uzak bir sendika anlayışı güttüklerini ileri sürdü.
    SP Genel Başkanı Recai Kutan ise memur sendikalarının grev ve toplusözleşme isteği konusunda AKP’yi uyararak “Başbakan Yardımcılarından biri prensip itibariyle memurları sözleşmeli istihdam etmekten yana olduklarını bildirdi. Bu fevkalade yanlış ve tehlikelidir. Milletvekilleri burada, böylesine yanlış bir yasanın çıkmasına izin vermesinler” dedi.
  • Hastaneden senet karşılığı çıkabildi
    Doğum masrafları ödenmediği için 6 gündür Van Araştırma Hastanesi’nde rehin kalan anne Mecbure Sağlam ve hastane morgunda bekletilen ölü bebeği, masrafların ödenmesi konusunda anlaşmaya varılması üzerine önceki akşam hastaneden çıkarıldı. Baba Mehmet Sağlam, eşi ve çocuğu için ayrı ayrı senetler düzenlendiğini söyledi. Sağlam, “Taksitler 8 aya bölünmüş. Çocuk için 600 milyon, eşim için de 550 milyon lira ödemem gerekiyor. Artık bundan sonra bu parayı temin etmeye çalışacağım. Parayı vermediğimi taktirde evime haciz gelecek” dedi.
    İHD: ‘Kıbrıs barış adası olsun’
    İHD Marmara Bölgesi Şubeleri, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides’e, “Kıbrıs barış adası olmalıdır” başlıklı birer mektup gönderdiler. Galatasaray Postanesi önünde dün toplanan İHD’liler, bir açıklama yaparak mektuplarını postaladılar. Açıklamayı yapan İHD Bursa Şube Başkanı Ayşe Batumlu, yıllardır Kıbrıs’ta halkın sorunlarına kulak tıkandığını ve çözümsüzlüğün teşvik edildiğini belirtti. “Kıbrıs halkı artık çözüm istiyor” diyen Batumlu, Kıbrıs halkının monarşik bir düzen değil demokrasi istediğini ifade etti. Batumlu, insan hakları savunucuları olarak barıştan, eşitlikten, özgürlükten yana oldukları için devletlerin Kıbrıs politikalarından rahatsız olduklarını açıkladı. Kıbrıs’taki iki tarafın yöneticilerini, statükocu anlayıştan uzak, eşit ve yaşanabilir bir Kıbrıs için daha çok çaba göstermeye çağıran İHD’liler taleplerini şu şekilde sıraladı:
  • Kıbrıs, uluslararası pazarlıkların konusu olmaktan çıkarılmalı, özgür ve eşit bir Kıbrıs’ın yaratılması için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.
  • Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın arka bahçesi olarak kullanılmaktadır. Kıbrıs arka bahçe olmamalıdır.
  • Türkiye ve Yunanistan, müdahaleci olmaktan vazgeçmeli, Kıbrıs halkının kendi kaderini tayin etmesine olanak verilmelidir.
    Savcı HADEP üyesini KADEK’li yaptı
    Diyarbakır DGM Savcısı Süleyman Karaca tarafından hazırlanan iddianamede, İstanbul’da 1 Eylül 2001 Dünya Barış Günü’nde düzenlenen eylemde yaşamını yitiren HADEP üyesi Zeynel Durmuş, “KADEK üyesi” olarak gösterildi. Savcı Karaca, söz konusu tarihte KADEK’in henüz kurulmadığını da unutarak “Üyemiz ölümsüzdür” şeklinde slogan atan gruba seyirci kalan HADEP’li 3 yönetici hakkında ise “KADEK’e yardım ve yataklık ettikleri” iddiasıyla dava açtı. Karaca tarafından hazırlanan iddianamede, HADEP Nusaybin İlçe Örgütü yöneticileri Hamit Okay, Nazım Kok ve Tayip Güneş’in 1 Eylül 2002 tarihinde gerçekleştirilen ilçe örgütü açılış töreninde “Öcalan’a özgürlük”, “Kürdistan’a bağımsızlık”, “Barışın öncüsü İmralı’dır”, “Biji aşiti”, “HADEP halktır halk burada” şeklinde atılan sloganlara seyirci kaldıkları belirtildi. Sanıklardan Nazım Kok ve Tayip Güneş’in “KADEK üyesi iken güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölen Zeynel Durmuş’u kasıtla ‘Zeynel Durmuş ölümsüzdür. Saygı ile anıyoruz” şeklinde slogan attığının tespit edildiği kaydedilen iddianamede, açlış töreni sırasında sanık Hamit Tokay’ın ise, Kürtçe ve Türkçe yapmış olduğu konuşmada, “Yasadışı KADEK üyesi Zeynel Durmuş’u kastederek ‘1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ölen şehidimiz Zeynel Durmuş ölümsüzdür. Saygı ile anıyoruz” şeklinde konuştuğu dile getirildi. Savcı Karaca tarafından hazırlanan iddianemede, “Hamit Tokay yapmış olduğu konuşmada, KADEK örgüt üyesi olan Zeynel Durmuş’un ölümsüz olduğunu belirtmesi sanıkların KADEK örgütünün eylemlerini teshil etmek suretiyle yardım ve yataklık suçunu işledikleri anlaşılmıştır” dedi. Savcı Karaca, sanıkların eylemlerine uyan TCK 169, 33 ve 39 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarını talep etti.
    Günde 160 kez kesilen elektrik!
    Diyarbakır halkını canından bezdiren elektrik kesintileri en çok ev kadınlarını etkiliyor. Erkekler çareyi kendilerini kahvelere atmakta bulurken çamaşırdan, bulaşığa, çocukların banyosundan, ütüye evin tüm yükünü çeken kadınlar, perişan durumda. Kesintiler nedeniyle elektrikle çalışan eşyaların bozulması da cabası. Bu ev kadınlarından biri de Hançepek Savaş Mahallesi’nde yaşayan Sultan Karakuş. Karakuş’un elektriği, bizi misafir ettiği 1.5 saat boyunca tam 11 defa gidip geldi. Bunun sürekli olduğu düşünüldüğünde Karakuş ailesinin günde ortalama 160 kez bu rezaleti yaşadığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle evde sürekli iki mum yakılıyor. 5-7 dakika arasında gidip gelen elektrik nedeniyle Sultan Karakuş yapması gereken ev işlerini yapamaz hale gelmiş. 3 çocuğundan ikisinin bakıma muhtaç olduğunu anlatan Kararuş, “Çocukların bezlerini ve çamaşırları sobanın üstünde ısıttığım suyla yıkıyorum” diyor. Hançepek halkı Ramazan ayından bu yana elektrik rezaleti ile yaşıyor. Kıt kanaat alabildikleri çamaşır makinesinin kesintiler nedeniyle bozulduğundan yakınan Sultan Karakuş, “Çamaşır makinesi aldığımızda elde yıkamaktan kurtulduk diye sevinmiştim. TEDAŞ sayesinde yine elde yıkamaya mahkûm olduk” diyor. O sırada evde bulunan Karakuş’un eltisi Mensure ise Hançepek’in iç taraflarında bulunan bir mahallede yaşananları anlatıyor, “Elektriklerin ani gidip gelmesi nedeniyle bir komşumuzun televizyonu yüksek voltaj yüzünden patladı. Bir başka komşumuzun ise ampulleri yandı.” Ampullerin, televizyonların patladığı, her gün bir trafonun ateş aldığı Hançepek’te mahalleli TEDAŞ’a başvurmuş. “Yarın gelip yaparız” demelerine rağmen hâlâ ne gelen var ne giden.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net