www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Altın lobisinden cadı avı
Hablemitoğlu cinayetinin ardından Bergama köylülerine yönelik yeni bir “cadı avı” başlatıldı. Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun yazdığı kitapta yer alan Ovacık Altın Madeni’nin kapatılmasına yönelik eylemlerin arkasında Alman vakıflarının olduğu iddiası, cinayetle birlikte tekrar gündeme taşındı.

Büyük aklama operasyonu
AKP Hükümeti, Mali Milat’tan hemen sonra “Vergi Barışı Projesi”ni hayata geçirmeyi planlıyor. Proje, küçük-büyük, haklı-haksız ayrımı yapmadan tüm vergi suçlarına af getirilmesini öngörüyor.

Geçici bütçe TBMM’de
Hükümete yılın ilk üç ayı için harcama yapma ve devlet gelirlerini tahsil yetkisi veren Geçici Bütçe Yasa Tasarısı TBMM Başkanlığı’na sunuldu.


Altın lobisinden cadı avı
Özer Akdemir
Hablemitoğlu cinayetinin ardından Bergama köylülerine yönelik yeni bir “cadı avı” başlatıldı. Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun yazdığı kitapta yer alan Ovacık Altın Madeni’nin kapatılmasına yönelik eylemlerin arkasında Alman vakıflarının olduğu iddiası, cinayetle birlikte tekrar gündeme taşındı. İddiaların dayanığı ise sadece Almanya’dan ithal edilen altın miktarı ve eski bir köy muhtarının çelişkili mahkeme ifadeleri.
Bergama 13 yıldır altın lobisinin hedefi oluyor. Köylülerin verdiği mücadale sonucunda mahkemelerin defalarca kapatılma kararı vermesine rağmen hukukdışı yollardan faaliyetini sürdüren altın tekeli Normandy, Hablemitoğlu cinayetini köylülere karşı bir koz olarak kullanmaya çalışıyor.
Gazetemizde daha önce yayımlanan belgeler ve şirketin eski üst düzey yöneticilerinin ifadeleri, altın madeninde dönen oyunları bütün ayrıntılarıyla gözler önüne sermişti. Bergama Kaymakamı da yine gazetemize verdiği demeçte, madenin yasadışı olduğunu ve kapatılması gerektiğini belirtmişti.
Cinayet bahane oldu
Hablemitoğlu’nun öldürülmesi, onun ortaya attığı iddialar üzerinden Bergama köylülerine yönelik ciddi bir suçlama dalgasını da beraberinde getirdi. DGM eski başsavcısı Nuh Mete Yüksel’in Hablemitoğlu’nun kitabına dayandırarak açtığı “Alman Vakıfları”na ilişkin dava 26 Aralık’ta görüşülecek. Ardından Maden Yasa Tasarısı gündeme gelecek. Bu gelişmeler, cinayetin hemen ardından başlatılan tartışmalar hakkında birçok soruyu gündeme taşıyor.
Nitekim geçtiğimiz günlerde Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’nde Oktay Konyar ile Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın “casusluk suçlaması” ile yargılandılar. Bu davada tanık olarak dinlenen Bergama köylülerinin ifadeleri medyada yer bulmazken, gazetelerde sadece eski muhtarın ifadeleri verildi. Muhtar, 25 Bergama köylüsünün aksine Oktay Konyar’ın bir Alman’dan çanta dolusu para aldığını ileri sürdü.
Casus suçlaması
Star gazetesi de bu ifadeyi “ismini vermek istemeyen bir köylünün çarpıcı açıklamaları” diyerek üç gün önce duyurdu. “Bergama üçlemesi, altın-rüşvet-cinayet” başlıklı Cemal Doğan imzalı haberde, altına karşı mücadelede simgeleşen Hoptediks lakaplı Bayram Kuzu’nun Oktay Konyar’a kahırlanarak felç geçirdiği, daha sonra da öldüğü iddialarına yer verildi. Konyar’ın, Bayram Kuzu’nun ölümüne sebep olan kişi olarak gösterilmeye çalışıldığı haberde, yine Almanların verdiği söylenen “bir çanta dolusu” para da habere eklendi.
Habere ilişkin görüştüğümüz Konyar, kendisinin hukuk ve çevre direnişçisi olduğunu söyleyerek, böyle saçma iddialarla uğraşacak vaktinin bulunmadığını dile getirdi. Emperyalizmin girdiği her ülkede karşısına çıkanlara karşı böylesi yöntemlere başvurduğunun bilindiğini anlatan Konyar, Tepeköy eski muhtarının da tüm değerlerini kaybetmiş bir kişi olduğunu söyledi. Konyar, “Muhtar kendi köylüsü tarafından dışlanmış, tüm değerlerini yitirmiş birisi. Hâlâ madene işçi taşımacılığı yapıyor. Bu türden kişilerin sözlerini öne çıkararak, ülke için örnek olacak bir halk hareketinin hafife alınmasının üzüntüsü içindeyim” dedi.

MEDYA TETİĞE BASTI
Star gazetesi “Altın işi karıştı” başlığıyla manşetten verdiği haberi, tamamen eski muhtar Battal’ın ifadesi üzerine kurdu. Haberin iç sayfasındaki devamına Konyar’ı kastederek “Altında kaldı” başlığını koyan Star, “...Önce çevreci olarak sempati toplayan köylüler, daha sonra, altın taciri Almanya’nın çıkarlarına hizmet eder konuma düştü...” diyerek Bergama köylülerini Alman işbirlikçisi ilan etti. Ege’de dağıtılan Yeni Asır gazetesi, Star gibi eski muhtarın ifadesini vererek “Casus köylüler birbirini suçladı” başlığıyla Star’la benzer haberi yayımladı. Yine yerel Haber Expres gazetesinde çıkan “İtaatkâr casuslar” başlıklı haber Yeni Asır’daki haberin bazı cümleleri değiştirilmiş haliydi. Haber Ekspres’te çıkan yazı Bergama’da maden yanlısı olarak bilinen, Bakırçay gazetesinin de muhabiri olan bir gazetecinin imzasını taşırken aynı haber Yeni Asır’da başka bir isimle, yer aldı. Yeni Asır’daki habere imzasını atan muhabir mahkeme salonunda yoktu.

TUTARSIZ SUÇLAMALAR
Hakkında evrakta sahtecilik ve başka suçlamalar bulunduğu için yargılandığı söylenen ve köylüler tarafından referandumla muhtarlıktan el çektirilen Tepeköy’ün eski muhtarı Halil Battal’ın ifadesi çelişkilerle dolu. DGM eski Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’e daha önce verdiği ifade ile geçtiğimiz günkü ifadesi birbiriyle çelişiyor. Konyar’a para veren kişinin Alman olduğunu nasıl anladığı yönünde net bir şey söyleyemeyen muhtar, mahkemede sadece “Türk değildi, ben Türkleri tanırım” demekle yetindi. Konyar’a 100 metre uzaktan döviz cinsinde para verirken gördüğünü iddia ettiği “Alman”ın iki ifadedeki tarifleri de birbirini tutmuyor. Yüksel’in aldığı ifadede kır saçlı olan “Alman”, son ifadede “sakallı, sarı yana taranmış saçlı” diye tanımlanıyor. Eski muhtar, Hürriyet gazetesinde okuduğu bir haberden sonra işin içinde Almanya’nın olduğunu anladığını, bu sıralarda Konyar’ın muhtarlık kapısını kırarak köylüleri eyleme çağırmasının da etkisiyle madene karşı gelmekten vazgeçtiğini iddia ederken, madede çalışan işçilerin servis şoförü olan oğlunun, kendi tavrında bir etkisi olmadığını savundu.
Suçlamalarında ölen birisini de, şahit olarak gösteren Battal, yargıcın “masada başka kim vardı” sorusuna ise “hatırlamıyorum” diye yanıt verdi. Battal, kendi deyimiyle 100 metre uzaktan 55-60 yaşlarında sakallı, saçları yana taralı (Nuh Mete Yüksel’e verdiği ifadede ise bu kişiyi kır saçlı olarak tarif ederken sakalından ve saçını ne yana taradığından bahsetmemişti) bir Alman’ın Oktay Konyar’a döviz cinsinden para verdiğini iddia etti.

KÖYLÜLER İDDİALARI REDDETTİ
Mahkemede 25 Bergama köylüsünün ifadeleri, asılsız iddiaları reddeder nitelikte. Ovacık köyünde oturan Metin Dikmenoğlu, maden karşıtı eylemlere, ilk başladığı andan bu yana katıldığını söylerken, madende patlatılan dinamitler nedeniyle evlerinin zarar gördüğünü belirtti. Narlıca köyünden Muharrem Kural ise “Benim evim madene 500 metre uzaklıkta, bütün eylemlere hür irademle katıldım, kimse beni zorlamadı” derken, Çamköylü Muzaffer Turan ise hakimin “Kıbrıs’a giderken parayı nereden buldunuz?” sorusuna “Aramızda denkleştirdiğimiz paralarla gidip cehennemi gördük” yanıtını vererek, Kıbrıs’taki eski altın madenine yaptıkları geziyi anlattı:
“Kıbrıs’ta da eski bir siyanürlü altın madeni olduğunu duyunca olup bitenleri görmeye gittik. Madene 8-10 km yaklaştığımızda dudaklarımızın kuruduğunu hissettik. Portakal ve elma bahçelerindeki meyveler toplanmamıştı. Bize siyanürlü altın madenciliği yapıldığı için 15 senedir meyvelerin ihraç edilemediğini söylediler. Madene yaptığımız gezi sırasında yağmur yağıyordu ve maden sahasından denize doğru akan sular denizin suyunu kıyıdan yaklaşık 1.5 metre kadar kirletmişti. Su, kirli toprak rengindeydi...”
Çamköylü Sabahat Gökçeoğlu da, madenin çalışmaya başlamasının ardından hayvanlarındaki ölü doğumların arttığını belirtirken, Tepeköy’den İrfan Keskin; “...bütün toplantı ve yürüyüşlere katıldım, katılmaya da devam edeceğim. Bu suçsa mahkemede tanık değil sanık olarak yargılanmak istiyorum” dedi.
Hâlâ madende işçi olarak çalışan köylüler de madene girmeden önce eylemlere katıldıklarını, kimsenin kendilerini zorlamadığını söylediler. Madende çalışan köylüler madene ekonomik zorluklar nedeniyle girdiklerini belirtirlerken, madene girdikten sonra köylülerin kendilerini dışlaması nedeniyle köyü terk ettiklerini dile getirdiler. 1.5 yıldır madende çalıştığını söyleyen Narlıca köyünden Ercan Bıçak, “Madene maddi durumum zayıf olduğu için girdim. Eylemlere daha madene girmeden önce katıldım. Siyanürün zararlı olduğunu düşündüğüm için eylemlere katıldım” derken, aynı köyden Kadir Gencer ise madene girme nedenini şu sözlerle açıkladı: “Kalp hastası olan oğlumu tedavi ettirebilmek için, köy ihtiyar heyetinin de görüşünü alarak madene girdim. Ancak köylü beni dışladı. Beni toplantılarına, cenazelerine, düğünlerine almadılar. Ben de köyü terk etmek zorunda kaldım...”

MAHKEME GÜNÜ İLAN
Bergama köylülerinin yargılandığı gün, hemen hemen bütün büyük gazetelere “Avrupa Birliği’nin çevre ve insan sağlığı standartlarının da üstündeyiz” diye ilan veren Normandy, “Uluslararası bağımsız uzman bir kuruluş”a Türkiye Madenciler Derneği tarafından hazırlatılan Eylül 2002 tarihli rapora dayanarak, madenin çevre ve insan sağlığı konularında AB standartlarını da aştığını iddia ediyor. Bergama Sağlık Grup Başkanı M. Emin Efe’nin ifadesiyle 4 Nisan 2002 gününden bu yana maden resmi olarak kapalı göründüğü için hiçbir denetim yapılmadı. Denetimsiz, ruhsatsız, “açıklayıcı, temenni edici” olmaktan öte hukuki olarak hiçbir anlam taşımayan Bakanlar Kurulu Prensip kararına dayanarak çalışmasına devam eden maden, bu derece pervasızca ilanlar vererek kamuoyunu yanlış bilgilendirmeyi sürdürüyor.


Başa dön


Büyük aklama operasyonu
AKP Hükümeti, ocak ayının ilk haftasında, “Vergi Barışı Projesi” adı altında vergi borçlarının önemli bir kısmını silmeye hazırlanıyor. Halen 180 bin itilaflı dosya ve devletin bu kişilerden 12 katrilyon lira alacağı bulunuyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli’nin hazırladığı proje taslağına göre, “vergi kaçakçılığından” davalık olanların, vergi borcunun ceza ve faizinin tamamı ile aslının da yüzde 25’i silinecek. Ana paranın yüzde 75’i ödenirken kaçakçılık suçu düşecek, dosyalar kapanacak. Aftan yararlanmak isteyenler, “özel pişmanlık” yoluyla “gönüllü matrah artırımına” gidecek. Paketin içinde 1.5 milyar dolarlık stok affına da yer verildi. AK Parti’nin bu planını gerçekleştirmesi durumunda hayali ihracat nedeniyle ağır ceza mahkemelerinde bulunan davalar da düşecek. Aftan, naylon fatura ve hayali ihracattan haklarında dava açılan Orhan Aslıtürk ve Erol Maks Kohen gibi organize suç örgütleri ve Albayraklar gibi Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen ve hakkında naylon fatura incelemesi bulunan gruplar da yararlanacak.
Aygün’den ziyaret
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, dün Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı makamında ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen ziyaret sonrası bir açıklama yapan Aygün, Unakıtan’ın, ‘Ocak ayının ilk haftasında mükelleflere müjde verebileceklerini’ söylediğini bildirdi.
Sinan Aygün, Maliye Bakanı’na vergi yasalarında yapılması gereken düzenlemeler konusundaki görüş ve önerilerini ilettiklerini söyledi. Bu kapsamda Vergi Barışı Projesi’ni de gündeme getirdiklerini kaydeden Aygün, tüccar ve sanayicinin ödeyemediği vergilerden dolayı büyük sıkıntı içinde bulunduğunu dile getirdi. ATO Başkanı, “Sayın Bakan da, Mali Milat’tan sonra ikinci paketin Vergi Barışı paketi olacağını bildirdi” dedi.
ATO neler istedi?
ATO görüşme sırasında; KDV oranlarının düşürülmesini, gelir vergi stopajının sıfırlanmasını, itilaflı 180 bin dosyanın vergi cezası faiz ve verginin bir kısmının indirim yoluyla tasfiye edilmesini istedi. ATO ayrıca, matrah artırımı yolu ile belirli bir oran üzerinden ek vergi alınması karşılığında geriye dönük vergi incelemesi yapılmayacağının ve 20 aylık ödeme kolaylığının taahhüt edilmesini talep etti.
İnsafsız faizler
ATO Başkanı Sinan Aygün dün ayrıca Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’le görüştü. Aygün, bu görüşmede, temerrüt faizleri konusunu gündeme getirdi. Şener’in, temerrüt faizlerinin yüzde 370’leri bulduğunu duyunca şaşırıp kaldığını anlatan Aygün, “Memura ilk 6 ayda yüzde 10 verildiği bir ortamda, enflasyonunun yüzde 32 olduğu bir ortamda, kanuni faizin yüzde 35 olduğu bir ortamda kredi kartlarına uygulanan faiz oranı yüzde 118. İlk ay ödenmez ise temerrüt devreye giriyor ve yüzde 375’lere varan, akla, Anayasa’ya uymayan, demokrasiyle bağdaşmayan bir oran uygulanıyor” açıklamasında bulundu.


Başa dön


Geçici bütçe TBMM’de
IMF noel tatilinde!
Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen başkanlığındaki IMF heyeti, “Dördüncü Gözden Geçirme” çerçevesindeki çalışmalarına noel tatili nedeniyle ara verdi. Heyet üyelerinin bir kısmı dün ülkelerine döndü; Kahkonen ise bugün Türkiye’den ayrılıyor. IMF heyeti üyeleri noel tatilinin ardından ocak ayında yeniden başlayacak görüşmeler için tekrar Türkiye’ye gelecekler. Dördüncü Gözden Geçirme görüşmeleri, eylül sonunda ABD’de, IMF-Dünya Bankası Yarıyıl toplantıları çerçevesinde başlamıştı. Görüşmeler Ankara’da devam etmiş, fakat kasım ayındaki genel seçimler nedeniyle yarım kalmıştı. Görüşmelerine İstanbul’da başlayan heyet, burada bankacılık ve reel sektör konularını ele almıştı. Heyetin Ankara’daki çalışmaları, DPT, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve BDDK uzmanlarının katılımıyla sürerken, çalışmalarda 2003’e ilişkin makro ekonomik tahminler, 2003 bütçesi ve özellikle de faiz dışı fazla hedefi üzerinde duruldu. Bu arada Kahkonen başkanlığındaki IMF heyeti, önceki akşam Başbakan Abdullah Gül tarafından da kabul edildi. IMF yönetiminin, Dördüncü Gözden Geçirme’yi onaylaması halinde, Türkiye, yaklaşık 1.6 milyar dolarlık krediyi alabilecek. Heyetin, Dördüncü Gözden Geçirme incelemesini toparlayarak, Niyet Mektubu’nu yazmak ve bu çerçevedeki görüşmeleri tamamlamak üzere ocak ayında Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. IMF, öncelikli olarak kamu sektöründeki çalışan sayısının azaltılmasını, memur ücretlerinde artış yapılmamasını, sosyal harcamlarda önemli kısıtlamalara gidilmesini istiyor.
Eşitsizlik arttıkça insan ticareti yaygınlaşıyor
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği “İnsan Ticareti ile Mücadele” konulu panele katılan Prof. Dr. Sema Erder, sermaye hareketlerinin bu kadar hızlı olduğu, eşitsizliğin giderek arttığı bir ortamda insan hareketlerini önlemenin mümkün olmadığını söyledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun da katılımıyla önceki gün Ankara’da düzenlenen panelin açılışında konuşan BM Nüfus Fonu Türkiye Temsilcisi Alain Mouchıroud, küreselleşmenin insan ticaretini artırdığını dile getirerek, insan ticaretinin gerçek bir insan hakları ihlali olduğunu anlattı. İnsan ticaretinin insanı bir meta haline getirdiğini ifade eden Mouchıroud, uluslararası alanda acil önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nde Prof. Dr. Sema Erder ise, sorunun insanların neden göç etmek istediklerinde yattığını dile getirerek, “Eğer insanlar ülkelerinde mutlu ise, daha özgür daha demokratik daha refah içinde bir ülkede yaşıyorlarsa zaten göç etmek istemeyeceklerdir. Sorun burada düğümleniyor” dedi. Erder, eşitsizlik devam ettiği sürece gelecek yıllarda 20 milyon insanın daha yer değiştirmek zorunda kalacağını ifade ederek, göçe neden olan sebeplerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Hükümete TOBB raporu
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) hükümete sunduğu raporda, dalgalı kur uygulamasına devam edilmesini, aşırı dalgalanma halinde Merkez Bankası’nın kararlı müdahalelerde bulunmasını istedi. TOBB yönetiminin, hafta içinde gerçekleştirdiği ziyaretlerde, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ile TBMM’de grupları bulunan partilerin genel başkanlarına sunduğu raporda, ülke kaynaklarının toplumun genel menfaatleri gözetilmeksizin kullanılmakta olduğu kaydediliyor. Özel bankaların kredi vermedeki isteksizliğinin KOBİ’ler için Halkbank’ı tek alternatif olarak bıraktığı, ancak Halk Bankası’nın bu işlevi yerine getirmediği belirtiliyor. Raporda ayrıca, kayıtdışılığın önlenmesi, çek kanununun değiştirilmesi ve özelleştirme uygulamalarına hız verilmesi gibi talepler yer alıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net