www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Tiyatroya ‘güvenlik’ bariyeri!
Tiyatro salonlarının güvenliğinden etkinliği düzenleyenleri sorumlu kılan genelge, düzenleyicilerin salonlarda metal arama dedektörü, X-Ray cihazı, dijital kamera, bariyerler, 8 bayan ve 12 erkek güvenlik görevlisi bulundurmasını zorunlu tutuyor.

Yolları surlarda çatallanan bahçe
Genç kuşak resamların çalışmalarını bir araya getiren bir sergi, Elazığ’dan Hakkari’ye; Van’dan Adana’ya 12 ili kapsayan bir gezi sürdürüyor. Gezici sergi, Elazığ ve Diyarbakır’ın ardından bu hafta Mardin’de olacak.

Belge Yayınevi,
   yeni kitaplarla yayın hayatına döndü

Ayşe Nur Zarakolu’nun rahatsızlığı ve ölümü nedeniyle 1 yıldır yayınına ara veren Belge Yayınları, yeni kitaplarla döndü. İlk olarak iki kitap yayımlayan yayınevi, kitap yayımlayamayı sürdürecek.


Tiyatroya ‘güvenlik’ bariyeri!
Nilay Aydemir
İçişleri Bakanlığı’nın kimi büyük konserlerde çıkan olayları bahane ederek nisan ayında yayınladığı genelge ile tiyatroların seyirciyle buluşmasının önü kesildi. Genelgede kitlesel gösterilerin yapılacağı salonlara milyarlarca liralık yeni düzenleme yapılmasının istenmesi tiyatro topluluklarının seslerini duyurmasına engel oluyor.
Yaklaşık 7 ay önce yayınlanan genelge ile özel ve amatör tiyatroların seyirciyle buluşma olanakları ellerinden alınırken, Anadolu’ya turneye çıkan birçok topluluğa oyun izin verilmiyor. Aslında büyük organizasyonların, büyük konserlerin yapıldığı kitlesel gösterileri kapsayan genelgede, sahne sanatları diye söz edildiği için bu yasak tiyatro salonlarını da kapsıyor gibi görünüyor. Salonlarda alınması gereken güvenlik önlemlerinden etkinliği düzenleyenlerin sorumlu tutulduğu genelgede, düzenleyiciler salonlarda metal arama dedektörü, X-Ray cihazı, dijital kamera, bariyerler, 8 bayan ve 12 erkek güvenlik görevlisi bulundurmak zorunda. Fakat bu zorunluluklardan sadece X-Ray cihazı 6-10 bin dolar arasında tutarken, bariyerlerin maliyeti ise 30 milyar lirayı aşıyor.
Genelgede tiyatro salonları için dayatılan zorunluluklar birçok özel ve amatör tiyatronun perdelerini kapatmasına neden olacak nitelik taşırken, yaşanan krizlerin ardından zar zor ayakta kalmaya çalışan tiyatroların genelgede belirtilen şartları yerine getirebilmesi için gerekli olan parayı nasıl ve nereden bulucağı ise merak konusu.
Genelgenin gerekçesi
Sahne gösterilerinin sanatsal olduğu kadar birer ticari faaliyet olduğunun öne sürüldüğü genelgede, İçişleri Bakanlığı’nın bu genelgeyi yayınlama nedeni şöyle açıklandı: “Sahne gösterilerinin yapıldığı mekânların girişlerinde, seyircilerin oturma yerlerinde, sahne çevresinde seyirci güvenliği ve sanatçı korumalığı yapmak üzere çok sayıda genel kolluk personeli görevlendirildiği bilinmektedir. Ancak bu görev esnasında zorunlu olarak seyircilerle muhatap olduğu, sanatçılarla iletişime geçmeye çalışan kişilerin ve bazen de sanatçıların hakaretlerine maruz kaldığı yazılı/görüntülü basın haberlerine kadar yansımış, bu durum genel kolluk teşkilatının halkla ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmesine ve teşkilatların yıpranmasına neden olmuştur. Bu nedenle genel kolluk güçlerinin ticari faliyetlerde görevlendirilmemesi ve asli görevlerini ifa etmesi amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alanması gerekli görülmüştür.”
Tiyatroya engel
Bu konuda görüştüğümüz tiyatrocular bu genelgenin kapsamından tiyatro salonlarının bir an önce çıkartılmasını istediler. Ankara Ekin Tiyatrosu Genel Sanat Danışmanı Faruk Güvenç, genelgenin Anadolu’ya tiyatronun girmesine yönelik gizli bir yasak olduğunu belirterek, salonlar için istenilen düzenlemelerin yapımasının imkânsız olduğunu aktardı. Anadolu’daki bazı salonlara sadece yılda birkaç kez tiyatro geldiğine dikkat çeken Güvenç, genelgede istenilen şartları yerine getirmenin yüksek bir maddi külfet getirdiğini kaydetti.
Güvenç, birçok salonun maddi olanaksızlıklardan dolayı istenilen şarları sağlayamadığı için emniyetten güvenlik tesis belgesi alamadığını aktararak, bu nedenle Anadolu’ya turneye çıkan toplulukların oyunlarının seyirciyle buluşmasına izin verilmediğini ifade etti. Genelgenin aslında büyük organizasyonları, büyük konserleri kapsadığını belirten Güvenç, “Ama sahne sanatları diye söz edildiğinden emniyet yetkilileri buna tiyatroyu da katmaktadır. Onbinlerce kişinin katıldığı spor karşılaşmalarına, sinemalara, diskoteklere böyle bir önlem getirilmezken, 300-400 kişinin bir sanat olayını izlemesine engel oluyorlar. Bu ülkede istenilen şartları yerine getirecek kaç salon var. Yetkililerden tiyatro sanatını zor duruma düşüren bu genelgeyi tiyatroları muaf tutacak şekilde değiştirmesini bekliyoruz.” dedi.
Türkiye’ye uygun değil
Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi’nden Naci Aslan, tiyatroların zaten zor koşullar altında var olmaya çalıştığına dikkat çekerek, tiyatroları da kapsayan bu düzenlemenin Türkiye gerçeklerine uygun hale getirilmediği taktirde, tiyatroların oyun sahneleyemeyeceğini ifade etti. Avrupa’da hem merkezi hem de yerel yönetimlerin tiyatrolara çok önemli destekler verdiğini aktaran Aslan, “Bu genelge ‘tiyatrolar oyun sergilemesin’ anlamına gelmektedir. Gerçekle bağdaşmayan uygulamanın en kısa sürede düzeltileceğine inanıyorum” diye konuştu.
Bu uygulama sansürdür
İHD Ankara Şubesi Sekreteri Selim Kalıç, genelgenin kültür ve sanat etkinliği yapmayı olanaksız hale getirdiğine dikkat çekerek, alınması istenen tedbirlerin özel güvenlik şirketleri ve özel güvenlik cihazları üreten firmalara yeni olanaklar yaratmaya hizmet ettiğini aktardı. Genelgenin illere ve tiyatro topluluklarına göre farklı farklı uygulandığını belirten Kalıç, “Bu sansür uygulanmasının başka bir biçimidir. İnsanların havaya, suya ve ekmeğe olduğu kadar sanata da ihtiyaçları var. Kültür ve sanat etkinlikleri hiçbir şarta ve izne bağlı kalmadan gerçekleştirilmeli. İnsan hak ve özgürlüğüne, kültür ve sanat üretimine bir darbe niteliği taşıyan bu uygulamadan vazgeçilmelidir” dedi.


Başa dön


Yolları surlarda çatallanan bahçe
Ali Rıza Kılınç
Bölge illeri bu aralar Kültür Bakanlığı’nca “Uygarlıklar Beşiği Türkiye 2002 Kültür ve Sanat Şöleni” kapsamında genç kuşak resamların çalışmalarını bir araya getiren bir sergiyle buluşuyor. Sergide; Mehmet Örs, Zuhal Baysar, Lütfi Özden, Ersin Başok, Serap Emmungil ve Necla Rüzgar’ın çalışmaları yer alıyor.
Elazığ’dan Hakkari’ye, Van’dan Adana’ya kadar toplam 12 ili kapsayan bu gezici resim sergisinin ilk durağı Elazığ olmuştu. Bu hafta’da Mardin’in tarihi dokusunda konuk olan sergi, geçen hafta da Diyarbakır surlarında yer bulan Güzel Sanatlar Galerisi’ndeydi.
Tarihi izlerle yan yana
İzleri kesme bazalt taşlarının karalığında daha da demlenen binlerce yıllık tarihi mekân, birbirinden farklı tarz ve üslupları tuvale yansıtan çalışmaları bir araya getiriyor. Çizgi üslubu ve harmanladığı renk değerleriyle bir duygu, bir bilinç patlaması diyebileceğimiz Mehmet Örsün’ün dile getirdiği konu, hiç de masum olmayan, bu sistemin ortaya koyduğu dünyadan bağımsız değil. Kuralsız, düzensiz fırça darbeleriyle renk ve mekân kazanan resim yüzeyindeki imgeler, adeta eylem halindeki dünyanın karmaşık hareket ve biçimlerin küçük bir detayı gibi.
Sert ve keskin çizgilerle hat kazanan Serap Emmungil’in eserleri de, durduğu yaşamı bir başka boyutta dile getiriyor. Renk değerlerinin ifade gücünü öne çıkartarak, figürlerin mekân içindeki yerini, daha belirgin ve daha yüzeyde tutan Emmungil, bu yöntemle resimlerinde doğa, insan ve teknolojik imajın simgesel ifadelerini alegorik bir biçimde temasta bulunuyor.
Taşları kadar kültürüyle de büyük geçmişle katlanarak gelen tarihi mekânda sahne alan bir başka çalışma da Lütfi Özden’in. Özden, çalışmalarında nesnel olarak meydana getirdiği sanatsal söylemi daha çok kent yaşamında doğal yaşamın uğradığı zulmü esas alıyor. Bunu hışmını dışa vurduğu insan manzaralarında betimleyen Özden, bunun duyum sınırlarını üzerinde vurguya dönüştürüyor. Özden’in eseri, etkilemeci çerçevesi ile bügünün modern piyasa dünyasının oluşturduğu kimlikler ortaya koymada yeter bir anlatı aslında...
İnsanın yaş evrelerinin gerekliliğine uygun doğal etkinlikleri esas alarak tuvale aktardıklarıyla bugüne ayna tutan Ersin Başok’un çalışmalarında ise kuşatılmışlık, korku ve zorakilik var. Deyim yerinde ise memleket manzaralarına dikkat çekiyor. Oyun çağındaki çocuk sallancakta sallanıyor, ama kaburgaları dışarı fırlayacak kadar zayıf, ters durduğu salıncakta bir eli ağlamaklı gözlerinde.
Zuhal Baysar’ın çalışma hayatında adresini bulan çalışmaları da yaşama dair benzer durumları yine kendi cephesinde işaretliyor. Kısacası hepsinin oluşturduğu ortak dil “Yolları Çatallanan Bahçe”lerden geçiyor.
Sergiye adını da veren “Yolları Çatallanan Bahçe”yi ve mekânı kadar eski olan kültürün ortak yönünü en iyi anlatmak için ise, en az yarattığı dizeleri kadar başarılı olan ressam Necla Rüzgar’ın serginin tanıtım kapağında yer alan sözlerine bırakmak gerek: “.....Kafamazın köşesinde her zaman bir düş olarak hazır bulunan ve arzuladıklarımız üzerine serpiştirdiğimiz anda yeşerebilen toprak parçası. Büyüsünü doğasını birbirinden çok farklı ama ruhu akraba olan birçok ağaçtan alan beden. Yolları çatallanan ve her çatalı kendini yeniden çoğaltabildikçe verimi artan toprak....”


Başa dön


Belge Yayınevi,
    yeni kitaplarla yayın hayatına döndü
Yayın yönetmeni Ayşe Nur Zarakolu’nun rahatsızlığı ve ölümü üzerine yayınına bir yıldır ara veren Belge Yayınları, iki yeni kitapla geri döndü. Ayşe Nur Zarakolu anısına yayımlanan “Yazma ve Yayınlama Özgürlüğü” adlı derleme ve Ermeni şair Silva Gabudikyan’ın “Şarkıların Şarkısı” adlı kitabı. Sırada diğer yayınlar var.
“Yazma ve Yayınlama Özgürlüğü” adlı kitabın orijinal metni ilk kez Almanca/İngilizce iki dilli olarak 1998 yılında Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği tarafından yayımlanmıştı. Kitabın yayımlanma nedeni ise, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilan edilmesinin 50. yıldönümü vesilesi ile, Dünya Yayıncılar Birliği’nin Ayşe Nur Zarakolu’ya “Yazma ve Yayınlama Özgürlüğü Ödülü” verilişiydi. Kitabın önsözünü, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Mary Robinson yazdı. Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği Başkanı Gerhard Kurtze ise, 1966 yılına dek Vatikan’ın bir “Yasak Kitaplar İndeksi” yayınladığını belirttikten sonra, “İfade ve yayınlama özgürlüğü, ancak dünya çapında bir temele oturtulabilirse anlamlı olacaktır” diyor. Dünya Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Koutchoumow da, “Biz yayıncılar, kendimizi özgürlüğün yaratıcıları olarak görmeliyiz” diyor kitaba alınan denemesinde. Hindistan Yayıncılar Federasyonu Başkanı Malhotra ise denemesinde, “Yazar yeni bir fikir ortaya koyduğunda, bu fikir yetkililerin ya da kökdendincilerin hoşuna gitmese bile, onu topluma iletecek olan yayıncıdır ve bu bir cesaret işidir” diyor. Kitapta daha pek çok yazarın denemelerine yer veriliyor.
günün etkinlikleri...

İSTANBUL
  • Jonathan Nossiter’in “İşaretler ve Mucizeler” isimli filmi 14.00, 16.30, 19.30’da Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde izlenebilir. (0212 293 12 70)
  • Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin Sahnesi’nde, “Ben Ruhi Bey Nasılım?” adlı oyununu, Oda Tiyatrosu’nda, “Kırmızı Yorgunları” adlı oyununu, Taksim Sahnesi’nde “Kaygusuz Abdal” adlı oyununu sunacak. (0212 293 61 61)
  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 20.00’de Puccini’nin “La Boheme” balesini sunacak. (0212 251 10 23)
  • Enka Oditoryumu’nda 20.00’de Çağdaş Bale Topluluğu’nun “Medea” isimli gösterisi izlenebilir. (0212 276 22 14)
  • İş Sanat Parmakkapı Galerisi, Fahir Aksoy’un kurucusu olduğu ‘Naifler Grubu’nun yapıtlarından oluşan bir sergiye ev sahipliği yapıyor. (0212 244 20 21)

    İZMİR
  • İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Emile Zola’nın ölümünün 100. yılı dolayısıyla iki etkinlik düzenlenecek. Birincisi, mimar Recep Derse’nin sunacağı “Zola’nın gerçekçiliği, toplum üzerine bilimsel bir gözlem” adlı konferans. 18.30’daki bu konferanstan hemen sonra 20.00’de Emile Zola’nın “Germinal” adlı romanından uyarlanan, Claude Berri’nin yönettiği, Gerard Depardieu ve Miou Miou’nun oynadığı film gösterilecek.
  • İzmir Sanat, Büyük Salon’da 14.30-16.45-18.30-20.30 seanslarında Joel Ethan Cohen’in “Fargo” isimli filmi izlenebilir.

    ANKARA
  • Devlet Tiyatroları Yeni Sahne’de, “Git-Gel Dolap”, Büyük Tiyatro’da “Suç ve Ceza”, Oda Tiyatrosu’nda “Sevda Dolu Bir Yaz”, Altındağ Tiyatrosu’nda “Geçmiş Zaman Olur ki” adlı müzikli danslı ortaoyunu, Küçük Tiyatro’da “Koltuk Düşkünleri” adlı oyun sahne alacak.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net