www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Altınlar kaçırılıyor mu?
Bergama Kaymakamlığı’nın altın madeninin kapatılması yönündeki tebligatı, Normandy yetkililerine verildi. Bu gelişme üzerine şirketin madene el konulması ihtimalini düşünerek işlenmemiş altın rezervlerini maden dışına çıkarttığı iddia ediliyor.

Aydınlar: Blok devam etmeli
Bloğun kardeşliği yaşattığına dikkat çeken aydınlar, Türkiye’de tek muhalefetin bu blok olduğunu ve bundan sonraki süreçte ülke emekçilerinin mücadele edeceği bir platform olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdiler.

Düzce depreminin 3’üncü yılı
Bolu’da 12 Kasım 1999’da meydana gelen depremin üzerinden 3 yıl geçti. 894 kişinin ölümüne neden olan depremin sonucunda binlerce kişi de evsiz kalmıştı.

Cezaevinde işkence
Mersin’de askere alınan vicdani retçi Mehmet Bal’ın, askerlik yapmayacağını açıklaması üzerine tutuklandığı Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi’nde işkence gördüğü açıklandı.


Altınlar kaçırılıyor mu?
Özer Akdemir / Ziya Özışık
Bergama Kaymakamlığı, Ovacık Altın Madeni’nin kapatılması için harekete geçti. Bergama Kaymakamı Ali Şanlıer, kapatma kararının cuma günü tebliğ edildiğini belirtti. Tebligatının, Normandy A.Ş. yöneticilerinin eline geçmesinin ardından, madene el konulması ihtimali karşısında şirket yetkililerinin DORE’leri (işlenmemiş ham altın) madenden çıkartmak için harekete geçtiği iddia edildi.
13 yıldır süren mücadale sonucunda nihayet altın madeninin kapatılması için Bergama Kaymakamlığı harekete geçti. Madenin ruhsatsız çalıştırıldığına dair tebligat uzun bir aradan sonra şirket yöneticilerine geçtiğimiz cuma günü tebliğ edildi. İnşaat Ruhsatı, imar planı ve yapı kullanma izinleri olmayan “Birinci Derecede Gayri Sıhhi Müessese” kapsamında bulunan madenin Sağlık Bakanlığı’ndan alması gereken ruhsatın da olmadığı, madenin Sağlık Bakanlığı’nın izinleri alınmadan çalıştırıldığı da ortaya çıktı.
Ruhsatsız olarak çalışan madenin durumuyla ilgili İzmir Valiliği’nin de 1-2 gün içerisinde görüş bildireceği öğrenildi.
Bu gelişmeler üzerine şimdi gözler madene el konulup konulmayacağı konusuna çevrildi. Nitekim daha önceki dönemde TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi olan ve Bergama’da yürütülen
altın madenciliğini yakından takip eden Cemalettin Küçük, şirketin işlenmemiş altın rezervlerini el konulma ihtimalini gözeterek maden sahasından çıkarttığı bilgisinin kendilerine ulaştığını söyledi. Küçük, “Böyle bir bilgi bize geldi. Kârdan başka bir şey düşünmeyen şirket yönetilerinin DORE’leri dışarı kaçırma hazırlığı içinde olması muhtemeldir” diye konuştu.
Derhal el konulmalı
Küçük; bu tehlikeye karşı şirketin giriş çıkışlarının kontrol edilmesi gerektiğini ifade ederek şirket yöneticilerinin derhal gözaltına alınmasının ilk önlem olması gerektiğini vurguladı. Küçük şöyle dedi:
“Bir defa öncelikle şu saatten itibaren bölgede maden alanına el konulması gerekiyor. Giriş çıkış kontrol edilmeli, soruşturma bitene kadar da yönetimdekiler gözaltında tutulmalı. Çünkü burada çok büyük işler ortaya çıkacak. Edindiğimiz bilgiye göre tenörü yüksek olan damarlardan DORE’lerden (işlenmemiş altın) dökerek hızlı bir şekilde yurtdışına götürmenin planını yapıyorlar. Hukuksal alanda kısıtlandıkları için, suçları ortaya çıktığı için kaçaklar.”
Resmi olarak kapalı
Öte yandan Kaymakamlık’ın girişimleri ilginç bir durumu daha ortaya çıkardı. Son olarak, Sağlık Bakanlığı’nın izinlerini iptal eden Danıştay kararının ardından mühürlenen, bir gün sonra da Bakanlar Kurulu Prensip Kararı’na dayanılarak açılan madenin, gerekli izinler alınmadan açılmasına rağmen resmi olarak kapalı göründüğü, bu nedenle de Bergama Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı tarafından düzenli olarak yapılması gereken hiçbir denetim ve atık havuzu analizinin yapılmadığı belirtiliyor. Daha önce basına da yansıyan iddialarda madende düzenli olarak Bergama Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı tarafından yapılması gereken atık su analizlerinin ve siyanür ölçümlerinin tamamen madenin kendisine bırakıldığı iddia edilmişti.

Maden alanına el konulmalı
TMMOB eski YK üyesi Küçük
“Bir defa öncelikle şu saatten itibaren bölgede maden alanına el konulması gerekiyor. Giriş çıkış kontrol edilmeli, soruşturma bitene kadar da yönetimdekiler gözaltında tutulmalı. Çünkü burada çok büyük işler ortaya çıkacak.”


Başa dön


Aydınlar: Blok devam etmeli
Savaş Velioğlu
3 Kasım seçimlerinden hemen önce HADEP, EMEP, SDP’nin DEHAP çatısında oluşturduğu “Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu”nun geleceği ve işlevi tartışılmaya devam ediyor. Bloğu oluşturan partilerin, bloğun devam edeceğine yönelik açıklamalarının ardından aydınlar ve parti tabanları da, bloğun sürmesini istediklerini belirttiler. Bloğun daha da genişletilmesi gerektiğini ifade eden aydın ve sanatçılar, blok dışı kalan partilere çağrılarını yinelediler; “Gelin bloğa katılıp destek verin.”
Yapılan seçim sonrasında meclise iki partinin girdiğini hatırlatan aydın ve sanatçılar, iki partinin de birbirinden farkının olmadığına dikkat çektiler. Türkiye’de emekçilerin gelecekleri için mücadele edecek ve gerçek muhalefeti yapacak olan oluşumun Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu olduğuna işaret eden aydınlar, bloğun daha da genişlemesi gerektiğini vurguladılar. Bloğun devam ettirilmesi kararının, bu güç birliğinin sadece seçime yönelik kurulmadığını da gösterdiğinin altını çizen aydın ve sanatçılar, önümüzdeki dönemde yapılacak olan yerel seçimleri hatırlatarak mücadeleye blokla devam edilmesi gerektiğini kaydediyorlar.
‘Blok genişlemeli’
Aydınların kısa değerlendirmeleri şöyle:
Adnan Özyalçınar: Bloğun devam etmesini ben de destekliyorum. İlk kez Türkiye’de sol bir araya gelme olanağı bulmuştur. Bu olanaktan yararlanmak gerekiyor. Bence bu blok Emek Platformu ile de ortak çalışmalar yapmalı ve daha da genişlemeli. Dışarda kalmış, diğer partileri de bünyesine almalıdır, blok. Böylelikle blok daha genişlemiş ve güçlenmiş olacaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı
Murat Çelikkan: Bu ittifakın devam etmesini olumlu buluyorum. Türkiye’nin oluşturulan bloğun muhalefetine ihtiyacı var. Önümüzdeki dönemde bu ittifak diğer doğal ittifaklarını yani ÖDP’yi hatta muhalefette olan sosyal demokratları kapsayacak bir şekilde genişler. Bundan Türkiye kazançlı çıkacaktır. Türkiye bugüne kadar örneğini çok az gördüğümüz bu eylem birlikteliğine muhtaç. Siyasi gruplar farklılıklarını koruyarak toplumsal muhalefeti örgütlemek zorundalar.
Zeki Coşkun: Gereksinim duyuluyorsa, devam etmesi olumludur. Sorunlar devam ediyorsa, blok da devam etmelidir. Bu gereksinimler herzaman her zaman için geçerlidir. Gereksinimlerin sürdüğü zaman boyunca blok da devam etmelidir.
Berat Günçıkan: Bloğun sürekli olmasını önemsiyorum. Devlete bakış gibi derin çelişkilerin olmadığı sol oluşumlar bu platformun içinde yerini alır. Türkiye solu ciddi bir eleştiri ve özeleştiri sürecini yaşar ve bir politika üretir.
Destek sürecek
Jülide Kural: Bloğun devam etmesini olumlu buluyor ve destekliyorum. Bundan sonraki süreçte desteklemeye devam edeceğim.
Gül Selçuk: Bloğun devam etmesini olumlu buluyorum. Birlikteliği sadece seçimler için değerlendirmemek gerekiyor. Demokrasi mücadelesi uzun soluklu bir koşudur. Birlikteliğin devam etmesi gerekiyor. Bloğun genişleyerek devam etmesi önemli.
Ragıp Duran: Seçimlerden sonra sol bloğun yeterince ayrıntılı, derin, kapsamlı bir muhasebe, bilanço, değerlendirme yapamadığını düşünüyorum. Tabii ki, tüm mağdur yurttaşları, sosyal sınıf ve kesimleri, azınlıkları, özgün kimliklerini koruyarak, seçimlerden sonra da bir arada bulundurmaya çalışmak önemli ve doğru. Ama bunu yaparken evrensel alandaki liberal küreselleşme karşıtı, tabandan gelen, sosyal hareketleri içeren ve yeni bir sol kültür temelinde bir araya gelmek gerekiyor. Bu birlikteliği ve beraberliği sağlayabilmek için de belki ortak sol bir medya üzerinde düşünmek, tartışmak, çalışmak gerek.
Vedat Türkali:
Oluşturulan bloğun bundan sonra devam etmesini ben de istiyorum, fakat genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendini solda gören herkes bu bloğun içinde yer almalıdır. Türkiye emekçi halkından yana olduğunu söyleyen solcu, sosyalist, Marksist tüm oluşumlar Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’nun genişletilmesi için çaba göstermelidir.
Sennur Sezer:
Blok Türkiye’de emekçiler için kökten bir değişimi isteyen ve gerçekleştirecek olan tek oluşumdur. Emeğin sömürülmesinin süreceği bu dönemde de emek ve barış adına tek gerçek muhalefet olacak olan bu bloğun sürmesini olumlu buluyorum ve destekliyorum.
Arif Damar:
Bloğun devam etmesini ben olumlu karşıladım, fakat genişlemesini istiyorum. Bloğa ÖDP ve TKP’nin de katılmasını istiyorum. Barıştan ve demokrasiden yana olan güçlerin bir arada olmasını istiyorum. Seçimden önce Eşber Yağmurdereli bu partilere çağrı yapmıştı, ben bu çağrıyı yineliyorum. Gelsinler bloğa güç versinler. Bunlara çağrı yapıyorum, gelsinler bloğa katılsınlar. DEHAP devam ederse elimden gelen çabayı göstereceğim ve verilecek görevlere hazırım.
Celal Başlangıç:
Oluşturulan bloğun anlamı seçimlik olmamasıydı zaten. Blok solda bir duruş olacak yapıyı oluşturmaktı. Bu anlamda devam kararının verilmesi sadece seçim için kurulmadığını göstermiştir. Bloğu geliştirmek gerektiğini düşünüyorum. Bloğun kalıcılaşması için çalışılmalıdır.


Başa dön


Düzce depreminin 3’üncü yılı
Bolu’da, 894 kişinin ölümüne, 4948 kişinin ise yaralanmasına neden olan 12 Kasım depreminin üzerinden 3 yıl geçti. Ancak bu süre zarfında depremin yaraları bir türlü sarılamadı. Deprem bölgesinde türlü zorluklar yaşayan depremzedeler ise yaptıkları açıklamada, isteklerini prefabrik alanların altyapı ve üstyapıya ilişkin eksikleri gözden geçirilmesi, toplanan katkı payı paralarının akıbeti konusunda bilgi verilmesi, bodrum kuralarının iptal edilmesi, yerine sağlıklı konut üretilmesi ve bir an önce kalıcı konutların maliyetlerinin açıklanarak hak sahiplerine tapularının verilmesi olarak sıraladılar.
7.2 şiddetindeydi
12 Kasım günü saat 18.58’de yaşanan 7.2 büyüklüğündeki deprem, Bolu, Düzce, Zonguldak, Eskişehir, Adapazarı, Kocaeli ve Yalova ile bazı ilçelerde etkili oldu. Depremde Düzce merkezde 478 kişi, Kaynaşlı’da 314, Bolu merkezde 48, Konuralp’de 34, Beyköy’de 9, Adapazarı’ında 4, Zonguldak’ta 3, Akçakoca’da 2, Gölyaka ve Yalova’da birer kişi hayatını kaybetti, toplam 4948 kişi yaralandı. Düzce ve Bolu’da 25 bine yakın bina, konut ve işyeri ağır hasar görerek yıkıldı. 20 binin üzerinde bina orta, 30 bine yakını ise az hasar gördü.
Türkiye’nin dört bir yanından ve çeşitli ülkelerden deprem bölgesine gönderilen gıda ve giyim yardımları, ihtiyaç sahibi depremzedelere dağıtıldı. Depremzedeler, kurulan çadırlarda zor şartlarda 2 yıl yaşadılar. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından bölgeye prefabrik konutların yapılması ile çadırkentler kaldırılarak, depremzedeler prefabrik evlere yerleştirildiler. Hak sahibi depremzedeler kalıcı deprem konutları tamamlanınca buralara taşındılar.
Bolu’da durum
Bölgede yaşanan deprem felaketinin 3. yılında, Bolu’da kurulan 12 prefabrik alandan 8’i kaldırıldı. Kalan prefebrik alanlarda ise 200 depremzede aile yaşıyor. Depremde ağır hasar görerek yıkılan SSK Bolu Hastanesi ve Bayındırlık İl Müdürlüğü hizmet binalarının yerine yenisi yapılamadığı için bu birimler 3 yıldır prefabrik binalarda hizmet veriyor. Depremde yıkılan Bağ-Kur İl Müdürlüğü binasının yerine yapılan binanın inşaatı ise bir yıldır tamamlanamadı.
Bolu’da depremzedeler için yaptırılan prefabrike konutların ihale usulüyle satışa çıkarılması için İl Kriz Merkezi karar aldı. Afet durumu sona erdiği için prefabriklerin kurulduğu arazilerin sahiplerinin buraların boşaltılmasını istemesi de bu kararı hızlandırdı. 12 Kasım depreminde evleri yıkıldığı için iki yıl çadır ve prefabriklerde yaşam mücadelesi veren hak sahibi depremzederden 1458’i, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca yaptırılan kalıcı deprem konutlarına yerleşti.
Bolu Valisi Mehmet Ali Türker; “Depremde evi yıkılan depremzedelerin yüzde 90’ı kalıcı deprem konutlarına yerleştirildi. Ağır hasar gören binaların tamamı yıkılarak, enkazları kaldırıldı” dedi. Türker, Bolu’da depremin izlerini taşıyan birkaç kamu binası dışında hasarlı bina kalmadığını belirterek; “SSK Hastanesi’nin ihalesi yapıldı. Bu ayın sonuna kadar inşaatına başlanacak” diye konuştu.
Belediye Başkanı Yüksel Ceylan ise depremde hasar gören binaların onarımı yapılmadan oturma izni vermediklerini belirterek; bir deprem tatbikatı yapacaklarını ve Bolu’nun risk haritasının çıkartılacağını söyledi.
Düzce’de durum
Düzce Valiliği, 12 Kasım 1999 depreminin 3’üncü yılında, ildeki son durumu açıkladı. Valilik tarafından yapılan yazılı açıklamada, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri nedeniyle Düzce’deki ölü sayısının 1052, yaralı sayısının ise 3835 olarak belirlendiği anımsatıldı Açıklamada, depremlerden sonra ağır hasarlı konut sayısının 16 bin 666, işyeri sayısının 3837, orta hasarlı konut sayısının 10 bin 968, işyeri sayısının 2573, az hasarlı konut sayısının 13 bin 70, işyeri sayısının da 1052 olarak tespit edildiği kaydedildi.
Hasar tespit ve hak sahipliği çalışmaları sonuçlandırılarak, evi hasar gören 838 ailenin kalıcı konuttan, 2874 ailenin ev yapma kredisinden, 300 ailenin de hazır konuttan yararlandırıldığı bildirilen açıklamada, Düzce’de 3 ayrı alanda bulunan prefabrik konutlarda toplam 880 ailenin oturduğu ifade edildi.
Düzce’de, depremin ardından 3 yıllık dönemde 26 bin 587 bebek dünyaya geldi. Nüfus Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Depremden sonra 12 kasım 2001 tarihine kadar geçen iki yıllık dönemde doğum sayısı 20 bin 567, ölüm sayısı 6043 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde 8306 evlenme ve 1581 boşanma işlemi yapıldı.

DEPREMZEDE SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTİYOR
Düzce Depremzedeler Derneği (DEP-DER) Başkanı Ayşegül Şenol ve bir grup depremzede, aradan geçen süreye rağmen sorunların sürdüğünü savundular. Şenol, Düzce’nin ve depremzedelerin sorunlarının hâlâ çözüme kavuşturulamadığını ifade ederek, isteklerini şöyle sıraladı: “Prefabrik alanların altyapı ve üstyapıya ilişkin eksikleri gözden geçirilsin. Toplanan katkı payı paralarının akıbeti konusunda bilgi verilsin. Bodrum kuraları iptal edilsin, yerine sağlıklı konut üretilsin. Bir an önce kalıcı konutların maliyetleri açıklansın ve hak sahiplerinin tapuları verilsin.”

Deprem anıtı ve müzesi
12 Kasım depreminde yaşamını yitiren 48 depremzede anısına yaptırılan “Deprem Müzesi ve Anıtı” üç yıl boyunca adeta ziyaretçi akınına uğradı. Yetkililer, müzeyi, Bolu’da depremi yaşayan depremzedelerden çok, diğer illerden gelen vatandaşların ziyaret ettiğini belirterek, Deprem Müzesi’nde 12 Kasım depremi ve sonrasında yaşananları anlatan fotoğraf ve gazete kupürlerinin yer aldığını söylediler.

DEPREM BİLGİLENDİRME ETKİNLİĞİ
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası ve Sincan Belediyesi tarafından bugün, Düzce depreminin yıldönümünde, deprem bilgilendirme etkinliği düzenlenecek. Jeofizik Mühendisleri Odası’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, depremin yıkıcı etkilerini en aza indirebilmek için alınması gereken tedbirler hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen etkinlik, Sincan Belediyesi Lale Meydanı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Etkinliğe, Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Gönülalan, Sincan Belediye Başkanı Rüstem Altınbaş, İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi Prof. Ömer Alptekin, Kızılay Genel Müdür Yardımcısı Oktay Ergünay ve Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Rüçhan Yılmaz konuşmacı olarak katılacak. Etkinlik kapsamında, Düzce Depremi konulu fotoğraf sergisi, deprem fotoğraflarından oluşan sinevizyon gösterisi de gerçekleştirilecek. (Evrensel)


Başa dön


Cezaevinde işkence
Mersin’de askere alınan vicdani retçi Mehmet Bal’ın, askerlik yapmayacağını açıklaması üzerine tutuklandığı Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi’nde işkence gördüğü açıklandı. Bal’ın avukatı Suna Coşkun, müvekkiline yapılanların hukuk ve insanlık dışı olduğunu belirterek, ulusal ve uluslararası hukuk yollarına başvuracaklarını açıkladı.
Vicdani retçi Mehmet Bal, 24 Ekim günü Mersin’deki birliğine teslim edildi. Bal, aynı gün takım komutanı Durmuş Er’in yanına giderek, vicdani retçi olduğunu ve askerlik yapmayacağını söyledi. Buradan astsubayın odasına götürülen Bal’a, askeri üniformayı giymesi emredildi. Üniformayı giymeyi reddeden Bal, Mersin Ulaştırma Birliği’nde bir gece gözaltında tutuldu. Ertesi gün Adana 6. Kolordu Askeri Mahkemesi’ne götürüldü. Psikiyatrik muayeneden sonra tutuklanan Bal, Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi’ne konuldu.
Albay’ın tutumu
Cezaevi Müdürü Albay Durdu Solak’ın karşısına çıkan Bal, vicdani retçi olduğunu tekrarladı. Albay Solak ise “Burada öyle şey olmaz” diyerek, tek tip elbise giymesini emretti. Elbise deposuna götürülen Bal’ın elbiseleri 5-6 asker tarafından zorla çıkarıldı. Bununla da yetinmeyen askerler, Bal’ın üzerine çöreklenerek, dayak atarak zorla saçlarını kestiler.
İşkence ve dayağın üzerine elleri arkadan kelepçelenerek hücreye konulan Bal, 4 gün süreyle aynı vaziyette hücrede tutuldu. Daha sonra havalandırmaya çıkartılan Bal’ın yanına gelen Albay Solak, “esas duruş emri verdi”. Esas duruşa geçmeyen Bal’a, Solak tarafından tekme atıldığı, tekme nedeniyle Bal’ın ayağında 12 santimlik bir yara oluştuğu kaydedildi.
Hortumculara suç duyurusu
Aralarında Kızılay Mersin Şube Başkanı Ali Özdemir’in de bulunduğu Kızılay Mersin Şubesi Yönetim Kurulu üyesi 5 yönetici hakkında, bankalardaki Kızılay hesaplarının faiz gelirlerini zimmetlerine geçirdikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Vergi denetleme memurları tarafından Kızılay’ın banka hesapları üzerinde yapılan incelemede, Kızılay Mersin Şube Başkanı Ali Özdemir, Başkanvekili A. Süha Kansu, Sekreter Avukat Sabahattin Ocak, Muhasip Mustafa Saygun ve Veznedar M.Oğuz Çetin’in zimmetine para geçirdiği tespit edildi. Vergi Denetleme Memurları’nın yaptığı incelemelerde, Kızılay yöneticilerinin “İl dışı ziyaretelerde yapılan bazı harcamaları deftere kaydetmedikleri, bazı defterleri ibraz etmedikleri ve bankadaki Kızılay hesaplarının faiz gelirlerine ilişkin 13 milyar lirayı kaydetmedikleri” tespit edildi. Vergi denetleme memurlarının suç duyurusu üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, Kızılay’a ait tüm defterlere el koydu. Savcılık yetkilileri, Kızılay’a ait defterlerin Sayıştay’daki uzman ekiplerce inceleneceği belirttiler. Zimmetle suçlanan Kızılay Şube yöneticilerinin bir dönem, DYP’de yöneticilik yaptıkları öğrenildi. Kızılay Şube Başkanı Ali Özdemir’in bir dönem DYP Adana İl Başkan Yardımcılığı yaptığı, diğer yöneticilerin de DYP’de yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundukları bildirildi.
Milletvekillerine sorunlar iletilecek
Adana Meslek Odaları ve Kuruluşları Platformu, “temiz toplum, temiz siyaset” ilkesinin yaşam bulması ve Adana’nın yaşadığı sorunların parlamento gündemine taşırılması için AKP ve CHP listelerinden meclise giren Adana milletvekilleriyle bugün bir araya gelecek. Adana Meslek Odaları ve Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü ile İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sadi Sürenkök, 3 Kasım’da yapılan seçimlerle, seçmenlerin birçok partiyi tasfiye ettiğini söyledi. Recep Tayyip Erdoğan’ın mutlaka başbakan olması gerektiğini ifade eden Sürenkök, “Olmalı ki, daha sonra ‘O olmadığı için bir şey yapılmadı’ denilmesinin önüne geçilebilsin” diye konuştu. Sürenkök, paltformda yer alan sivil toplum örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin Adana milletvekilleriyle bir araya geleceğini belirterek, milletvekilleriyle “temiz toplum, temiz siyaset” ilkesinin yaşam bulması, Adana’nın sorunlarının meclis gündemine taşırılması konularını müzakere edeceklerini söyledi. Sürenkök, “Her iki ayda bir vekillerimizle Adana’nın sorunlarını görüşmek için bir araya geleceğiz” dedi. Adana’da solun oy alacağı yerlerde AKP’nin seçmenlerin duygularına hitap ederek, oy aldığını kaydeden Sürenkök, “DEHAP ve CHP kendi oylarına cevap olamadı” diye konuştu. Sürenkök, şöyle devam etti: “Hortumcuların faturası emekçilere kesildi. Ezilenler için hiçbir şey değişmeyecek. Gerçek kurtuluş için ezilenler, verdikleri mücadeleyi sürdürerek örgütlenmelidir.” Olası bir Irak operasyonuna karşı platform olarak kamuoyu oluşturacaklarını anlatan Sürenkök, “Neresi olursa olsun ve nedeni ne olursa olsun savaşın her türlüsüne karşıyız. Amerika kendi çıkarları için savaşa girecek ama ceremesini biz çekeceğiz. Kabul edilecek bir durum değil” dedi.
DEHAP’ın onaylı oy pusulası çöpte bulundu
Ağrı’da DEHAP’a verilmiş bir oy pusulası çöpte bulundu. Atatürk Üniversitesi’ne bağlı Ağrı Eğitim Fakültesi’nin arkasında bulunan çöplükte DEHAP’a verilmiş bir oy pusulasına rastlandı. 3 Kasım seçimlerinde DEHAP’tan Ağrı 1. sıra milletvekili adayı olan Ferah Diba Ergül, DEHAP’a kullanılan oyların benzer akıbete uğramasından endişe duyduklarını söyledi. Seçime şaibe karıştığı yönünde kuşkularının doğrulandığını ifade eden Ergül, “Geçerli sayılabilecek bir oy, çöplükte bulundu. Seçimin şaibeli geçtiğini biliyorduk” diye konuştu.
Tavla değil iş istiyoruz
İşsizliğin had safhada olduğu Tunceli’de var olan sanayi de can çekişiyor. Fabrikaların kapandığı ilde bulunan sanayi sitesi zor günler yaşıyor. İşleri iyice durmuş olan sanayi esnafı zamanının çoğunu tavla oynayarak geçiriyor. 30 yıldır oto tamirciliği yapan İrfan Aslan, 5 kişiye ekmek götürdüğünü anlatıyor. “Hacizle uğraşarak, faiz ödeyerek günlerimiz geçiyor. Gün geçtikçe geriye gidiyoruz” diyen Aslan seçimlerden sonra oluşan hükümetin ülkeye ve kendilerine sahip çıkmasını beklediklerini ifade ediyor. Kaporta tamirciliğini 35 yıla yakındır yaptığını belirten Ferhat Mak, düzenli olarak vergilerini ve Bağ-Kur primlerini ödediklerini ve karşılığını devletten beklemelerinin en doğal hakları olduğunu belirtiyor. Sanayi sitesinde 6 yıla yakın bir süredir çaycılık yaparak geçimini sağlamaya çalışan Cemal Tokmak, sanayide işlerin durgun olmasının kendilerine de yansıdığını ve geçimini kıt-kanaat yaptığını söylüyor. 4 kişinin geçimini sağlamaya çalıştığını anlatan Tokmak, anne ve babasından aldığı yardımla geçimini ancak sağlayabildiğini belirtiyor. Tokmak, yeni hükümetten bu tabloyu değiştirecek bir tutum beklediklerini kaydediyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net