www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Emek Programı yenilendi
Emek Platformu Dönem Sözcüsü Süleyman Çelebi, güncelleştirilen programı tüm siyasi partilere göndereceklerini belirterek, taleplerinin takipçisi olacaklarını söyledi.

IMF’ye rahmet okutuyor
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, seçim meydanlarında IMF’ye karşı geliyor, işçi haklarından dem vuruyor, işsizlere iş vaat ediyor, asgari ücreti çok düşük buluyor.

TEKEL işçisi bloğu destekliyor
Seçim tartışmalarının oldukça canlı yaşandığı Cevizli TEKEL’de Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’na destek her geçen gün artıyor. Kararsız olmadıklarını belirten işçiler, bu kez IMF’ci partilere oy vermeyeceklerini söylüyorlar.


Emek Programı yenilendi
Emek Platformu, seçimler öncesinde emekçilerin talep ve beklentilerini dile getirmek üzere Emek Programı’nı güncelleştirdi. EP Dönem Sözcüsü Süleyman Çelebi, Emek Programı’nı dikkate almayan siyasi partilerin yanında olmayacaklarını söyledi. Çelebi, emekten yana politikaları yaşama geçirecek siyasi iradenin iktidara taşınmasının Türkiye’nin en büyük sorunu haline geldiğini ifade etti.
EP Başkanlar Kurulu’nun Yalova’da yaptığı toplantıda alınan karar uyarınca güncelleştirilen Emek Programı, dün yapılan basın toplantısıyla açıklandı.
Süleyman Çelebi, “EP yıllardır uygulanan ve başarısızlığı kanıtlanmış olan IMF ve DB programlarının alternatifinin Emek Platformu Programı olduğunu seçim sürecine girdiğimiz bugünlerde bir kez daha vurgulamakta ve programına sahip çıkmaktadır” diye konuştu.
Yaptıkları ekonomik ve sosyal hayata ilişkin uyarıların siyasi iktidarlar tarafından gözardı edildiğini belirten Çelebi, “Artık bu sese kulak verilmeli, EP’in önerileri dikkate alınmalıdır” dedi. Ülkeyi yönetmeye talip olanların içinde bulunulan kriz ortamından çıkış için IMF ve Dünya Bankası’nı ikna etmekten vazgeçmesi gerektiğini kaydeden Çelebi, Türkiye’nin krizsiz bir kalkınma gerçekleştirebilecek potansiyeli olduğuna dikkat çekti.
Çelebi, “Parlamento ve hükümetlerin yapması gereken, başarısızlığını kanıtlanmış ve toplumsal desteği kalmamış, yolsuzluk ve yoksulluk üretmekten başka işe yaramayan IMF ve DB politikalarından ve bu politikalara zemin oluşturan siyasal sistemden vazgeçmek ve siyasal sistemi demokratikleştirerek halka açmaktır” dedi.
‘Takipçisiyiz’
Süleyman Çelebi, sorunun emekten yana politikaları yaşama geçirecek siyasi iradenin iktidara taşınması olduğunu vurguladı.
Emek Programı’nın yaşama geçirilmesi için diğer emek örgütleri, köylü ve esnaf ile dayanışarak taleplerinin takipçisi olacaklarını belirten Çelebi, “Uluslararası finans kuruluşlarınca bizlere dayatılan kuralsızlaştırma, özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, yoksul ve işsiz bırakma politikalarına karşı önerilerimizi, eylemlerimizi, sendikal ve örgütsel dayanışmamızı artıracağız” diye konuştu.
Güncelleştirilen programı tüm siyasi partilere göndereceklerini bildiren Çelebi, programdaki görüş ve istemlerin, “3 Kasım’daki seçimlerde partiler için sınav niteliği taşıyacağını” ifade etti. Çelebi, programlarında ve ilkelerinde Emek Programı’nı dikkate almayan siyasi partilerin yanında olmayacaklarını kaydetti.
EP emeklilerin yanında
SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin kamu emekçilerine yapılan maaş zammından yararlandırılmadıklarına da dikkan çeken Çelebi, eşitsizliğin giderilmesini istedi.
Emek Platformu’nun emeklilerin yanında olduğunu ve mücadelelerine destek vereceğini belirten Süleyman Çelebi, emeklilerin 2000 yılı Ocak ayında yapılan yanlışlık sonucu 19 günlük alacaklarının bulunduğunu, bunun yargı kararları doğrultusunda yasal faizleriyle birlikte defaten ödenmesini beklediklerini bildirdi.


Başa dön


IMF’ye rahmet okutuyor
Şahin Bayar
Seçim meydanlarında IMF’ye karşı çıkan, işçi haklarından bahseden, asgari ücretin düşüklüğünden şikayetçi olan, işsizlere iş vaat eden Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan’ı, en başta, sahibi olduğu fabrikalardaki uygulamalar yalanlıyor. Uzan’ın, özelleştirme politikasının hayata giçerildiği ilk yıllarda satın aldığı çimento fabrikalarında ne sendika ne de işçi kaldı.
Trabzon Çimento Fabrikası’nda yaşananlar Cem Uzan’ın emekçi haklarına tahammülsüzlüğünün göstergesi. Cem Uzan’a ait Rumeli Holding, 1994 yılında özelleştirilen Trabzon Çimento Fabrikası’nı alarak işletmeye başladı. Önce fabrikada örgütlü Çimse-İş Sendikası’nı bitiren Uzan, ardından fabrikayı bölümlere ayırarak taşeronlaştırdı. Daha önce yüksek olan işçi ücretleri, sendikanın yetkisinin düşürülmesiyle asgari ücret seviyesine çekildi. Aynı işkolunda bulunan diğer işyerlerinde işçiler, ortalama 500-600 milyon lira ücret alırken Cem Uzan işçilere 90-150 milyon lira arasında ücret ödüyordu.
50 günlük direniş
Daha sonra Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (TÜMTİS), Trabzon Çimento Fabrikası’na bağlı taşeron firmalar Kara Nakliyat A.Ş. ile Mavi Yol İnşaat ve Nakliyat Ticaret A.Ş’de çalışan 84 işçinin 70’ini üye yaptı. Sendikaya tahammülsüzlüğü ile ünlü Uzan, önce 2 işçiyi işten attı. Atılan işçiler arkadaşlarının sahip çıkmasıyla işlerine geri döndüler. Ancak bu kez Uzan’ın sendikadan istifa etmeleri yönünde yaptığı baskılarla karşılaştılar. Bu da yetmeyince Uzan, “hammadde yok” diyerek üretimi durdurdu. İşçiler yaklaşık 50 gün direniş yaptı. Seçim meydanlarına işsizlere iş vaat eden Uzan, sendikalı ve daha iyi koşullarda çalışmak isteyen işçileri işe geri almadı. Üstelik Trabzon Sulh Hukuk Mahkemesi’nin atadığı Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan raporda, işten atmaların nedeni işçilerin Anayasal hakkını kullanarak sendikaya üye olmaları olarak gösteriliyordu.
İnanmıyorlar
Aziz Can, Cem Uzan’ın işsiz bıraktığı işçilerden sadece birisi. Bundan yaklaşık iki yıl önce Trabzon Çimento Fabrikası’nda çalışıyordu. “Bir sabah geldik 80 kişiyi atmışlar” diyor Aziz Can. Çünkü Uzan işçilerin sendikaya üye olduklarını öğrenmişti. Halbuki yasalara göre işten çıkarmadan 15 gün önce işçiye haber verilmesi gerekiyordu. “Bunu bile yapmadılar” diyen Aziz Can hâlâ öfkeli: “Şimdi işçi haklarından bahsediyor. Ona asla oy vermem.”
‘Soyguncunun biri’
Trabzon Çimento Fabrikası’nda çalışırken TÜMTİS’e üye olduğu için işten atılan Cevat Korkmaz da, Cem Uzan mağdurlarından. “Orada işçiydim. Şimdi boşta gezen biri haline geldim” diyerek konuşmasına başlayan Korkmaz, ekmeğini elinden alana oy vermeyeceğini söylüyor; “O soyguncunun biri. Fuzuli bir adam, kesinlikle oy vermeyeceğim. Benim ekmeğimi elimden alana ben nasıl oy veririm!”


Başa dön


TEKEL işçisi bloğu destekliyor
Serpil İlgün
Cevizli TEKEL seçim gündeminin yakından takip edildiği, hararetli tartışmaların yaşandığı işyerlerinin başında geliyor. Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’na desteğin her gün biraz daha büyüdüğü TEKEL’de işçiler, alternatifsiz olmadıklarını belirtiyorlar ve bloğun baraj sorunu olmayacağına inanıyorlar.
Kapatılmak istenen kamu kuruluşlarının başında gelen TEKEL’in yaprak-tütün bölümünün çay salonunda bir araya geldiğimiz işçiler, en rahat ve tereddütsüz cümlelerini, seçim konusunda kurdular. Tek Gıda-İş 3 No’lu Şube Başkanı Mustafa Akyürek’in de katıldığı seçim sohbetinde TEKEL işçileri, bugüne kadar oy verdikleri partileri gözden geçirerek, 3 Kasım’da neden DEHAP’ı tercih edeceklerini açıkladılar.
‘Aklımız başımıza geldi’
TEKEL’e 1975’te giren Tevfik Sürekli, “Aklımız başımıza geldi” diyor. “Biz bugüne kadar ‘oy verin size şunu yaparız, bunu yaparız’ diyen partilere hep verdik. Aldandık, yanıldık. Belki cahilce belki acemice verdik ama herhalde bundan sonra uyandık. Biraz aklımız başımıza geldi” diyen Sürekli, tercihini bloktan yana kullanacağını belirterek, beklentilerini şöyle anlatıyor: “Bizim destekleyeceğimiz parti birlik beraberliğimizi bozmayacak, bu Kürt’tür, bu Laz’dır ayırımı yapmayacak, fakiri fukarayı herkesi eşit tutacak, hemşehricilik yapmayacak, millete boş yere eziyet çektirmeyecek. Biraz da bugüne kadar bizi bu hale getirenlere ders vermeyi düşünüyoruz hatta biz vereceğimiz gibi, başkalarına da tavsiye ediyoruz. Sözümüzün, nazımızın geçtiklerine de söylüyoruz.”
25 yıldır TEKEL’de çalışan Ahmet Tanrıverdi, “Halkın kafası karışık. Kime oy vereceğini bilmiyor” gibi söylemlerin doğru olmadığını söylüyor. Bloğa oy vereceğini belirten Tanrıverdi, fabrikalarının kapatılacağını anımsatarak “Bizim iş sorunumuz var. İşyerimiz kapanacak, işten atılacağız. İşçinin hakkını kim savunuyorsa, oylarımızı ona vereceğiz” diyor.
Tercihleri blok
Bayram Akgün, oy kullanmamayı düşündüğünü ifade ediyor. Meclis’teki partileri Amerika’nın sözünden çıkmamakla suçlayan, ama Meclis dışındakilerden de bir şey beklemeyen 20 yıllık TEKEL işçisi Akgün, umutsuz.
Salonda öfkeli ses çok ama kararsız olan başka işçi yok. 23 yıldır TEKEL’de çalışan Polat Küçükokur, “Bu seçimlerde emekten, barıştan yana olan partiye oy verilmesini istiyorum” diye başladığı heyecanlı ve kararlı konuşmasına şöyle devam ediyor: “İşyerlerinde emeğin ne olduğunu 40 yaşından sonra öğrenmeye başladım. Yemekhanemizin özelleştirilmesine karşı mücedele ettik ve orada özelleştirmenin ne demek olduğunu öğrendik. Bir işçinin özelleştirmeci partilere oy vermesi düşünülemez. Kahrolsun IMF diyen partiye, bloğa oyumu vereceğim. Bütün emekçilerin de bloğa oy vermesini istiyoruz.”
TEKEL’e 24 yıldır emek veren Bahri Bağcık da kısa ama net konuşuyor: “Yeni bloğa oy vereceğim, onu destekliyorum, o kadar.”
Sadece söylem yetmez
Solcu söylemler ve “sol parti biziz” iddiaları... Şişirilen CHP “sol” olabilir mi ya da solcu parti nasıl olmalıdır sorusuna Fahrettin Kahraman, “IMF’ye karşı gelmeyen, yoksulluğu ortadan kaldırmayan, özgürlükleri savunmayan bir anlayış sol olamaz” yanıtını veriyor. Derviş’in ve Bayram Meral’in CHP’ye katılmasıyla, işyerlerinde “sol” kavramını tartıştıklarını söyleyen Kahraman, “hangisine vereyim” kararsızlığının bugün geçmişten daha az yaşandığını belirtiyor. TEKEL’de Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’na ilginin arttığını söyleyen Kahraman, “IMF’ye, savaşa karşı gelen, yoksulluğu ve işsizliği ortadan kaldırma vaadini sadece söylemde değil, programda da ortaya koyan bloğu destekleyeceğim” diyor.
Çay salonuna daha sonra giren 20 yıllık işçi Hüseyin Aykaç, “Oyumu bu sefer CHP’ye vermek istiyorum” diyor. Atatürk’ün partisi olması ve yeni insanların yer alması gerekçeleriyle bu tercihi yapacağını söyleyen Aykaç, “Derviş’i nereye koyacaksınız?” sorusuna ise iyi niyetli bir yanıt veriyor: “Bir kişi için şey yapamayız. Belki o da değişir.”
‘Meral bizi çok sattı’
27 yıldır TEKEL’de çalışan Ali Koloş, seçimlerin IMF’ye karşı çıkan partiler ile IMF güdümünde olan partiler arasında yaşanacağını belirterek, sandık başına gidecek emekçilerin de tercihlerini bunu gözeterek yapmalarını istiyor. “Bazı IMF’ci partiler birinci ya da ikinci parti olabilirler. Ama ben işçi olarak şunu çok rahat görüyorum. O partilere çok isteyerek oy verilmediğini görüyorum. Çevrenin etkisi, barajı aşar aşmaz tereddütleri, bilinç seviyesi gibi nedenlerle oy veriyorlar. Ama insanların artık IMF’yi istemedikleri bir gerçeklik” diyen Koloş, bir işçi olarak Bayram Meral’in, Derviş’le yan yana olmasından utanç duyduğunu ifade ediyor.
Abdullah Ballı ise 23 yıldır TEKEL işçisi. Meral’in CHP’den aday olmasına çok şaşırmamış. “Bayram Meral bizi çok sattı. Zaten gelen giden hep işçileri satıyor. Demokratik bir memlekette yaşamıyoruz. Dört parti birlik oldu ben onu destekliyorum” diyen Ballı, bloğun seçimlerden başarıyla çıkacağına inanıyor.


Başa dön


TEKSİF, seçim bülteni dağıttı
TEKSİF Sendikası Bakırköy Şubesi, üyelerini 3 Kasım seçimlerinde işçilerin ekmeği ve emeğine sahip çıkan partilere oy vermeye çağırdı. Seçimlerle ilgili olarak bülten hazırlayan ve işyerlerinde dağıtan TEKSİF Sendikası, emekçilerden, partileri sorgulamayı ve vaatlerini tutmayanlardan hesap sormasını istedi. “Bizi yıllardır fakirleştiren, ekmeğimizi küçülten, emeğimizi ucuzlatanlar yine arz-ı endam eyleyip bizlerden oy isteyecek, karşılığı olmayan vaatlerle kandırıp iktidara geldikten sonra dış güçlere, zengine ve kendine çalışacak” ifadelerinin yer aldığı seçim bülteninde bilinçli seçmen olmanın önemine dikkat çekildi.
Kampana Deri’de direniş
Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesi’nde bulunan Kampana Deri Fabrikası’nda sendika üyesi olan 13 işçi işten atıldı. İşçiler bir haftadır direnişte. İşten atmalar, önceki gün fabrika önünde sendika tarafından düzenlenen basın açıklamasıyla protesto edildi. 1000’in üzerinde işçinin katıldığı basın açıklamasında konuşan Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Hasan Sonkaya, işyerlerindeki taşeronlaştırmaya değinerek, “İşverenlerin sanayiye yönelik saldırıları gittikçe hızlandı. Bunun karşısında durmamız gerekiyor” dedi. Basın açıklaması, Deri-İş Genel Başkan Vekili Musa Selvi’nin konuşmasının ardından atılan “Birlik mücadele zafer”, “Sendika yoksa üretim de yok”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla sona erdi.
Petrol-İş özelleştirmeye tepki gösterdi
Petrol-İş Genel Merkezi, özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu ve Özelleştirme İdaresi Başkanı Turgut Bozkurt’un özelleştirilecek kuruluşlara ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Petrol-İş adına yazılı bir açıklama yapan Genel Başkan Mustafa Öztaşkın, Petkim’in gelecek ay, yıl sonuna kadar TÜPRAŞ’ın, 2003 yılında doğalgaz santrallarının ihaleye çıkarılmasına ve Milli Piyango İdaresi, Spor Toto ile Sayısal Loto’nun da özelleştirme kapsamına alınmasına karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. “Yeter mi yetmez, daha ‘çağdaş’ ve ‘demokratik’ bir devlet için bunca özelleştirmeler yetmez, ‘hantal devleti’ daha da hafifletmek için Darphane de satılsın” ifadeleriye tepki gösteren Öztaşkın, seçimlere bağlı olarak yürüyen tartışmaların binlerce işçinin ve halkın üzerine bir sis gibi çöktüğünü söyledi. Seçimler fırsat görülerek, Petkim’in yüzde 52’lik bölümünün, Tüpraş’ın yüzde 20-25’inin ve Eskişehir, Bursa doğalgaz santrallarının ihaleye çıkarıldığını belirten Öztaşkın, standartlarında üretim yapan verimli ve stratejik petrol ve petro-kimya tesislerinin özelleştirilmesinin açıklanır yanının olmadığını ifade etti. Çimento, Teletaş, Et Balık Kurumu, Petlas, POAŞ gibi özelleştirmelerin olumsuz sonucunun ortada olduğunu söyleyen Öztaşkın, “Özelleştirme yoluyla sermayenin tabana yayılacağı, üretim, verimlilik, istihdam artışı sağlanacağı argümanlarını ileri süren özelleştirme savunucuları, MPİ, Spor Toto ve Sayısal Loto gibi hiçbir işletme külfeti olamayan, ekonominin çöküşü esnasında da işleyen, doğrudan kâr getiren bu sistemin özelleştirilmesini halka nasıl açıklayacaklardır” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net